Sayfayı Yazdır | Close Window

Bir Eser: Geçmişten Geleceğe Çankırı Yâran Kültürü

Nereden Yazdırıldığı: Çankırı Araştırmaları Sitesi
Kategori: Gündem/Köşe Yazarları
Forum Adı: Ahmet GÜLŞEN
Forum Tanımlaması: [Köşe yazıları] Tuz Yürüyüşü
URL: http://www.cansaati.org/topluluk/forum_posts.asp?TID=2974
Tarih: 20.11.2019 Saat 20:49
Program Versiyonu: Web Wiz Forums 10.16 - http://www.webwizforums.com


Konu: Bir Eser: Geçmişten Geleceğe Çankırı Yâran Kültürü
Mesajı Yazan: ahmetgulsen
Konu: Bir Eser: Geçmişten Geleceğe Çankırı Yâran Kültürü
Mesaj Tarihi: 25.09.2009 Saat 10:20

Kitap Tanıtımları

Kitabın Adı      : Geçmişten Geleceğe Çankırı Yâran Kültürü El Kitabı

Kitabın Yazarı : Necati ÜLKER

Basım Yeri Yılı: Ankara 2009 ISBN 978-605-60863-0-4

Yayıncı             : Karatekin Yâran Kültürü Yaşatma ve Tanıtma Derneği

 

Her kitapçıda “Çankırı kitaplığı satış reyonu” kurulmalıdır

               2000 Yılından bu yana Çankırı Araştırmaları Sitesi’nin hizmetlerini yürütmem vesilesiyle adresime bolca kitap gelmiştir. Gelen kitapların en güzel tarafı ise bizzat yazarları tarafından gönderilmesidir.  Biz de üzerimize düşen görevi yerine getirerek kitap tenkitlerini sitemizde yayınladık.  Her geçen gün artan Çankırı Kitaplığı artık ticari bir hüviyet kazanmalı ve Çankırı içinde veya dışındaki kitapçılarda “Çankırı Kitaplığı satış reyonu” haline gelmelidir. Bu gelişme yeni yazarlara/yayıncılara cesaret verecek, ticari sirkülasyon ile kendi başına ayakta durabilen ve kendini finanse eden bütçelerle bağımsız ve özgür yayınlar ortaya çıkabilecektir. 

 

                Bugün yine kendi yağı ile kavrulmuş ve kendi imkanları ile yayın hayatına çıkmış bir eseri tanıtacağım; “Geçmişten Geleceğe Çankırı Yâran Kültürü El Kitabı”. Eser, sayın Necati Ülker’in kurup geliştirdiği ve hatta bu yıl TBMM Üstün hizmet Ödülüne layık görülen “Karatekin Yâran Kültürü Yaşatma ve Tanıtma Derneği”nin bir hizmeti olarak çıkmıştır. Müellifin önsözde de bahsettiği gibi Dernek Çankırı Yaran Kültürünün tanıtılması konusunda görsel medyada ve etkinliklerde gösteri olarak bir çok faaliyete imza atmıştır. Tabii ki tüm bu faaliyetlerin odağında yine müellif sayın Necati ÜLKER bulunmaktadır.

                Eser yayın hayatına çıkmadan önce akademik çevreye sunulmuş olup, ilk kısımda önsözleri bulunan sayın Prof. Dr. Öcal OĞUZ (UNESCO Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Komitesi Temsilcisi), Prof. Dr. Tülay UĞUZMAN (Başkent Ünv.), Solmaz KARABAŞA (Kültür Bakanlığı Somut Olmayan Kültürel Mirasın Yönetimi Şube Müdürü) yine yâran kültürü hakkında açıklamalarda bulunmuşlardır.

Yazım birliği sağlanmalıdır

                Yazar eserin önsözünde önemli bir noktaya dikkat çekiyor ve Yâran kelimesinin yazılı materyallerde çok farklı yazıldığını örneğin; yâran, yaran, yâren, yârân gibi karmaşaya yol açtığı belirterek kendi kitabında ‘Yâran’  şeklinde bir yazımı seçtiğini ifade etmiştir. Gerçekten de dil bilimcilerin ve/veya tarihçilerin bu kelimenin olması gereken yazımı konusunda bir kanat oluşturmaları zamanı gelmiştir.

 

                Çankırı tarihi hakkında özet bilgilerle başlayan ilk bölümde Sayın Ülker, Çankırı araştırmaları sitemizin (Cansaati.Org) başlattığı “Bin Yılın şükranı Karatekin Anıt Mezar Kampanyası”na da değiniyor ve halen Çankırı Fatihi Karatekin’in kendine layık bir mezara sahip olmamasının Çankırı insanın bir ayıbı olduğu yineliyor.

                Meclis Oluşumu bölümünde yazar 24 adamın niteliklerini tanımlayarak Yâran Meclisinin vasıflarını ortaya koyuyor. Hatta birçok yerde gayri nizami uygulama örneklerinden bahisle 30-40 kişilik topluluklarla yâran yakılmasının hatalı olduğu belirtiliyor. Sayın Ülker’in Yâran Meclisi tanımı eserinde şu şekilde yer almaktadır:  “Gençlerimize sevgiyi, kardeşliği, yardımlaşmayı, dayanışmayı, Türklük gururunu benimsetmeyi, güvenilirliği, İslam ahlak ve faziletleri ile yetişmelerini sağlamayı, dostlukları pekiştirmeyi, köklü kültürümüzü, Anadolunun örf ve adetlerine, gelenek ve göreneklerine bağlılıklarını 24 Oğuzboyu’nu, yaşayan ve yaşatan insanların meydana getirdiği gruplara Yâran Meclisi denir.”

                Yâranda yer alan Başağa, küçük başağa, çavuş vs kişilerin görevleri, giyim tarzları ortamın tefrişindeki unsurlar bir bir anlatılmış olup, yaren evi ölçümleri ile grafik şeklinde şekillendirilmiştir. Kitabın önemli bölümlerinden biri de Mecliste söylenen türkü ve havaların notalar ve sözleri ile birlikte yeraldığı sayfalardır. Çoğu TRT repertuarı kayıtlarından alınan notalar umarız ki yeni yetişen yâranlara biraz daha kitabi bilgilerle müzik yapma yolunu açar.

Yâran Musikisi gayri ahlaki sözlerden temizlenmelidir.

                Yâran ve müzik konusu açıldığında her zaman bir tezat dikkatimiz çekmiştir. Mecliste çalınan türkülerin sözleri yâran kültürü ile bağdaşmamaktadır. Bir çoğu “Derleme Çankırı Yöresi - Anonim” şeklinde ifade edilen türkülerdeki sözlerin, yukarıda tanımlanan Yâran’ın yaşam tarzında olmaması gereken bilgilere yer verdiğini görmekteyiz. Örneğin Nurettin SARISÖZEN’in yöremizden derlediği ve Yâranda çalınan “Ayva Dibi Serin Olur” başlıklı türkünün aşağıda yer alan sözlerinin Yâran kültürü ile ne derece bağdaşabileceğini varın siz düşünün.

“Ayva dibi serin olur yatmaya/ Kızlar gelir seyrimize bakmaya / Bey aman aman hadi yavrum oh oh / Ne istersin bir gecelik yatmaya/ Sarı lira ister ak gerdana takmaya ….”

Zannımca bu türküler halkın avam kesimi tarafından düğün vs etkinliklerinde kullanılmakta iken bir zaman sonra Yârana şuanda olduğu gibi başı boşluğun bulunduğu, otoritenin kaybolduğu dönemlerde girmiş zamanla da çok eskiden varmış gibi bir kanıyla kimse bunları ayıklama cesaretini kendinde bulamamış, kabul etmiştir.  Ancak bugün Yâran, içeriğindeki gayri İslami ve gayri ahlaki ifadelerden arındırılmalıdır. Bu iş Meclisin içinden kişiler tarafından yapılacak ve doğruluk ekseninde yaşatılacaktır. Yine bir türkü ile örneklendirelim (sahife 32) “Kalk gidelim Karataşa yokuşa/ top memeler birbirine tokuşa/ ne istersin bir gecelik cümbüşe…”  Bu sözler/türküler yeniden gözden geçirilmeli ve üzerinde düşünülmelidir. Yada en kısa yoldan Yâranın tanımı yeniden yapılmalıdır!

                Sofra düzeni, misafir ağırlama en ince ayrıntısına kadar kitapda yer almaktadır. Zilli Maşa ve Arap hikayesi ise Sayın Sadık SOFTA’dan iktibasla anlatılmış olup, okumanızı tavsiye ederiz.

                Kitabın son bölümünde Derneğin TBMM de aldığı ödüle ilişkin görüntüler, yazarın kendisine ait yâran resimleri ve reklamlar yer almaktadır.



-------------
Ahmet GÜLŞEN

http://smmmahmetgulsen.wordpress.com/



Sayfayı Yazdır | Close Window

Forum Software by Web Wiz Forums® version 10.16 - http://www.webwizforums.com
Copyright ©2001-2013 Web Wiz Ltd. - http://www.webwiz.co.uk