Sayfayı Yazdır | Close Window

PROF. DR. KAMİL RIFKI URGA KİMDİR ?

Nereden Yazdırıldığı: Çankırı Araştırmaları Sitesi
Kategori: Haberler/Etkinlikler
Forum Adı: Çankırı Haberleri
Forum Tanımlaması: Haber Duyuru ve yorumları
URL: http://www.cansaati.org/topluluk/forum_posts.asp?TID=2003
Tarih: 18.11.2018 Saat 19:29
Program Versiyonu: Web Wiz Forums 10.16 - http://www.webwizforums.com


Konu: PROF. DR. KAMİL RIFKI URGA KİMDİR ?
Mesajı Yazan: Bayram Polat
Konu: PROF. DR. KAMİL RIFKI URGA KİMDİR ?
Mesaj Tarihi: 19.12.2007 Saat 02:46
Prof. Dr. Kamil Rıfkı Urga (1980 - 1966 )
Profesör Doktor. 1880 yılında Çankırı’nın Çetince Mahallesinde dünyaya geldi. Babası Çankırı Tuzlası Müdürü Bıyık Müftüzade Kamil Efendi, Annesi Zeliha hanımdır. İlk ve orta öğrenimini Çankırı İdadi Mektebinde tamamladıktan sonra liseyi Kastamonu Abdurrahman Paşa Lisesinde bitirdi. Daha sonra İstanbul’a giderek Askeri Tıp Akademisine girdi. 31 Temmuz 1906 tarihinde tıp doktoru ünvanını alarak fakülteden birincilikle mezun oldu.
Üniversite sonrası ilk olarak İstanbul Hamidiye Eftal (bugünkü Şişli Eftal Çocuk Hastanesi) Hastanesi’nde göreve başladı. Mesleğini çok seven ve tıp alanında hızla ilerleyen Dr. Rıfkı Bey, 14 Ekim 1906 tarihinde yüzbaşı rütbesini, 18 Haziran 1908 tarihinde de operatörlük yapma yetkisini aldı. Bu sırada açılan imtihanı kazanarak ihtisasını geliştirmek üzere Paris’e gitti. Burada çalışmalarını bitirmek üzereyken çıkan Trablusgarp harbi üzerine Kızılay tarafından Humus’a gönderilen heyette yeraldı.
Sırasıyla Beyrut merkez hastanesi, Yassı Viran Hastanesi ve Edirne İkinci Menzil Hastanesine tayin edildi. Daha sonra İzmir’de 4. Kolorduda görev aldı. Birinci Dünya Savaşı sırasında Kafkas Cephesi’nde ve Suriye Cephesi’nde görev yaptı. Savaş sonrasında İsviçre’ye giderek orada göğüs cerrahisi üzerine çalışan Dr. Rıfkı Bey, buradan röntgen ihtisasını da almıştır. Ayrıca başta Almanya olmak üzere pek çok ülkede tıp alanında çalışmalar yaptı.
Gülhane Askeri Hastanesinde röntgen öğretmenliği yaparken milli mücadeleye katılmak üzere Ankara’ya gelen Dr. Rıfkı Bey, Ankara’da Cebeci Hastanesi’ni kurarak başhekimliğini yaptı. Aynı zamanda Atatürk’ün özel doktorluğunu da yapan Rıfkı Bey, 1926 yılında Atatürk’ün davetlisi olarak Ankara’ya gelen Afgan Kralı Amanullah Han‘ın talebi üzerine Afganistan’da sağlık alanında çalışmalar yapmak üzere Atatürk tarafından görevlendirildi. Prof. Kamil Rıfkı Urga, ekibinin başında Afganistan’a giderek bu ülkede 17 yıl kaldı.
Afganistan’da kaldığı süre içinde hem kral ve ailesinin doktorluğunu yaptı hem de Afganistan’daki ilk Tıp Fakültesi olan Kabil Tıp Fakültesi’ni kurup ilk dekanı oldu. Afgan kralı ve Afgan halkı Prof. Dr. Kamil Rıfkı Urga’yı öylesine çok sevdi ki Kabil’de Dr. Rıfkı adını verdikleri bir Sanatoryum yaptılar. 17 yıl bu ülkede çok başarılı çalışmalar yaptıktan sonra Ankara’ya döndü. Yaşlılığı nedeniyle 14 Aralık 1944 yılında Ankara’ya dönüş yapan Rıfkı Bey’e Afganistan’ın Sardar-ı Ali, Serdar-ı Ala ve maarif nişanları verildi. Türkiye’ye dönüşünde ise başta Atatürk olmak üzere dönemin Dışişleri Bakanı M.Cevat Açıkalın ve Sağlık Bakanı Dr. Hulusi Alataş tarafından çeşitli ödüller ve takdirname ile ödüllendirildi.
Döneminin dünyadaki en ünlü doktorlarından birisi olan Dr. Rıfkı Bey, 11 Şubat 1966 yılında Kabil adını verdiği apartmanındaki evinde 86 yaşında yaşamını yitirdi. Vasiyeti üzerine de Çankırı’daki aile kabristanında toprağa verildi.
Öldükten sonra evinin salonu kızı Zehra hanım tarafından adeta bir müze haline getirildi ve hayatı boyunca kendisine verilen nişan, takdirname ve ödüller burada sergilendi. Dr. Rıfkı Bey’e verilen nişanlar ve madalyalar arasında İngiltere’nin Vicroria nişanı, Fransızların akademi ve Legiond’honneure madalyası, Almanların Çelik haç madalyası, Belçika madalyası, Şah Rıza Pehlevi tarafından verilen İran madalyası, Mısır Kralı Fuat tarafından verilen Mısır Madalyası, Polonya nın “Polonia Restitva “ Madalyası da bulunuyor.
 
Çankırılılar olarak böylesine dünya devi bir Profesörün bizlerin arasından çıktığından dolayı ne kadar gururlansak azdır. Türkiye'ye hizmetleriyle sınırlı kalmayıp dünyanın dörtbir yanına çare olan bu büyük ustamız yaşantısıyla aslında bizlere büyük bir dersler vermiş. Bir Çankırılının neler yapabileceğini tam o yıllarda göstermiş. Bizlere düşense bu büyük üstadımızın çizdiği yolda gitmek ve onun ebediyete intigaliyle boşta kalan ve geleceğimizi aydınlatacak olan feneri eline alacak yeni bilgeler çıkarmak ve egitim ve öğrenime daha fazla önem vermektir.

Çankırı Dernekler Federasyonu Gençlik Kolları Başkanı Bayram Polat


-------------
mail@bayrampolat.com



Cevaplar:
Mesajı Yazan: İbrahim Akyol
Mesaj Tarihi: 22.12.2007 Saat 18:22
Dr. Rıfkı Kamil Urga'yı tanıttığı için Bayram Polat'a teşekkür ederim. Ancak küçük bir hatırlatmam olacak: Rıfkı kamil Urga hiçbir zaman Profösörlük ünvanı almadı. Sadece Doktor olarak kaldı. Selamlar.

-------------
İbrahim Akyol


Mesajı Yazan: Bayram Polat
Mesaj Tarihi: 24.12.2007 Saat 21:05
İbrahim Bey öncelikle hassasiyetinizden ötürü teşekkür etmek istiyorum. Dr. Kamil Rıfkı Urga'yı  Prof ünvanı ile tanıtmam sadece yaptığım küçük çaplı araştırmalar neticesinde edindiğim bilgileri paylaşmaktı. Sizin bu uyarınızdan sonra web üzerinde çeşitli kaynaklara tekrar göz attım Çankırı Turizm Derneği web sitesi dahil çoğu yerde Prof. ünvanı ile tanıtılıyor. Bu konudaki tereddütlerim hala devam etmekte. Ancak sizde takdir edersinizki böylesine büyük işlere imza atmış birisi resmiyette Prof. ünvanı kazanmasada halkın gözünde bence ünvanların en büyüğünü kazanmış olmalı. Hele ki böyle büyük bir ismin Çankırılı olması ayrı bir mutluluk sebebidir.
Bir de piyasada özellikle ulusal medyada Prof. ünvanıyla dolaşanların yaptıkları olumsuzlukları gördükten sonra bu konuyu ele alacak olursak bu değerli büyüğümüzü saygıyla anacak ünvan bulamıyorum...
Saygılar...
 
Bayram Polat


-------------
mail@bayrampolat.com


Mesajı Yazan: yksl18
Mesaj Tarihi: 25.12.2007 Saat 00:35
Dr.Rıfkı Kamil Urganın hayatı ile ilgili Çankırı Belediyesi Dr.Rıfkı Kamil Urga Çankırı Araştırmaları Dergisi birinci sayısında sizi tatmin edecek bilgilere ulaşabilirsiniz. başarılar.
Yüksel ARSLAN
Çankırı Belediyesi
Dr.Rıfkı Kamil Urga Çankırı Araştırmaları Merkezi
Yön.Kur.Bşk.
 
img212/3858/rfktr3.jpg


-------------
Yüksel ARSLAN


Mesajı Yazan: yksl18
Mesaj Tarihi: 25.12.2007 Saat 00:41

Dr.Rıfkı Kamil Urga, 22 Ekim1880 tarihinde Çankırı ili Merkez Çetince (Bugünkü Yeni mahalle) mahallesinde dünyaya gelmiştir. Babası Çankırı Tuzlası Müdürü Bıyık Müftüzade Kamil Efendi, annesi Zeliha Hanımdır. İlk ve orta öğrenimini Çankırı İdadi Mektebi’nde tamamladıktan sonra kendisindeki okuma aşkı, öğretmenlerinin tavsiyesi, anne ve babasının teşviki ile Kastamonu Abdurrahman Paşa Lisesi’ni bitirmiş, daha sonra İstanbul’a giderek Askeri Tıp Okulu’nda (Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane) öğrenimine devam etmiştir.

 

21 Temmuz 1906 tarihinde tıp doktoru ünvanını alarak Askeri Tıp Fakültesinden birincilikle 1322-3 sicil nosu ile mezun oldu. 14 Ekim 1906 tarihinde yüzbaşı rütbesini aldı.  Üniversiteden sonra İstanbul Hamidiye Etfal (Şişli Çocuk) Hastanesi’nde cerrahi asistan olarak göreve başladı. O dönemde Şişli Etfal Hastanesi’ni ziyarete gelen Berlin Tıp Fakültesi Cerrahi Kürsüsü Başkanı Prof. Dr. Ernst von Bergmann’ın muavini Dr. Richard Bier’den dersler aldı. 18 Haziran 1908 tarihinde cerrah oldu.  Dr. Rıfkı Bey Bu sırada açılan yurtdışı sınavı kazanarak, ihtisasını geliştirmek üzere Paris’e gitmiştir.

 

Trablusgarp savaşının çıkması üzerine, Paris’teki çalışmalarını yarıda bırakarak dönmüş ve Hilal-i Ahmer (Kızılay) tarafından Humus’a gönderilen heyette yer almış ve Trablusgarp Hastanesi’nde cerrahlık yapmıştır. Buradan Beyrut Merkez Hastanesi operatörlüğüne nakledilmiş, bir süre çalıştıktan sonra 21 Nisan 1913’de geçici olarak Yassı Viran Hastanesine tayin edilmiştir. Trablusgarp’taki başarılı çalışmalarından dolayı binbaşı rütbesine yükseltilmiştir. Ekim 1913 tarihinde Edirne İkinci Menzil Hastanesi’ne tayin edilmiştir. Daha sonra İzmir’de 4. Kolordu’da, Birinci Dünya Savaşı sırasında ise Kafkas Cephesi’nde ve Suriye Cephelerinde görev yapmıştır.

 

Savaş sonrasında İsviçre’ye giderek Göğüs Cerrahisi üzerine çalışmalarda bulunurken Röntgen ihtisasını da tamamlamıştır. Daha sonra Almanya’ya giderek cerrahi alanda çalışmalarda bulunmuştur.

 

Türkiye’ye döndükten sonra Gülhane Askeri Hastanesi’nde Röntgen hocalığı yapmış,  daha sonra milli mücadelede görev almak üzere Ankara’ya gelmiştir.

Rıfkı Bey bir görev için gittiği Elazığ çevresinde iken tüberküloza yakalanır. Tedavi için Fransa’ya gider ve burada tedavi gördüğü hastanede, hemşire Aygül hanım kendisi ile yakından ilgilenir. Hemşire hasta ilişkisi daha sonra çifti evliliğe kadar götürür. Aygül hanım Fransa’da yaşayan Türk Ermenilerindendir. Çiftin evlendikten sonra uzun yıllar çocukları olmaz ve Çocuk Esirgeme Kurumuna müracaat ederek 15 yaşlarında genç kız olan Zehra hanımı evlatlık edinirler.  Aygül hanım 1944 yılında Afganistan’da rahim kanserinden vefat etmiştir. (4)

 

1922-1926 yıllarında Ankara Cebeci Merkez Hastanesini kurmuş, bu hastanenin operatörlüğü ve Röntgen Bölümü Şefliği görevlerinde bulunmuştur. Bu dönemde Atatürk’ün özel doktoru olarak da görev yapmıştır. Yeğeni Mehmet Emin Hasipek’in Kastamonu Valiliğinden almış olduğu fotoğraflardan Dr.Rıfkı Beyin, Atatürk’le birlikte 23-31 Ağustos 1925 tarihleri arasında şapka inkılabını başlatmak üzere çıktığı Çankırı-Kastamonu-İnebolu gezisine katıldığı anlaşılmaktadır.


            1925 yılının sonlarında Afganistan Hükümeti Türkiye Cumhuriyeti Kabil Sefaretine müracaat ederek sağlık alanında çalışmalar yapmak, kral ve hanedanı ile halkın tedavisi için özel bir tabib talebinde bulunmuştur. Türkiye Cumhuriyeti Hariciye Vekaleti aracılığı ile kralın bu isteği Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletine bildirilmiştir. Atatürk, Afgan Kralının bu isteğini Sağlık Bakanı Dr. Refik Saydam ile istişare etmiş ve iki millet arasında geçmişten gelen iyi ilişkileri pekiştirip geliştirebileceği düşüncesi ile  Dr. Rıfkı Urga üzerinde mutabık kalmıştır. Sağlık Bakanı Dr. Refik Saydam’ın teşvikiyle, 1927 yılında Albay rütbesinde ve Askeri Şura Sağlık Dairesi Başkanı olan Dr. Rıfkı Urga askerlikten istifa ederek, sağlık alanında reform çalışmaları yapmak üzere Atatürk tarafından görevlendirilen heyetin başkanı olarak Afganistan’a gitmiştir.(3) Heyette Rıfkı Beyin dışında Dr. Rebi Barkın ve Dr. Fuat Togar’da bulunuyordu. Haziran 1927’de İstanbul’dan hareket eden bu heyet, Rusya yoluyla bir aylık bir seyahatten sonra Temmuz ayında Kabil’e varabilmiştir.

 

Heyetin Başkanlığını yapan Dr. Rıfkı Kâmil Urga, Kralın özel tabibi, Krallık Hanedanının doktorluğu, sıhhiye dairesi müşavirliği ve ayrıca Mülkiye Hastanesi’nin cerrahi uzmanlığı görevlerini üstlenmiştir. Dr. Rebi Barkın Mülkiye Hastanesi dahiliye mütehassısı, Dr. Fuat Togar ise hem göz hem de cerrahi ve kulak servisini yönetmiş, büyük cerrahi

­­­­­­­­­­­­

­­­­­­­­­­­­

(3) Reisicumhur Gazi M.Kemal ve Bakanlar Kurulu üyelerinin imzaları bulunan 11 Mayıs 1927 tarih ve 6114 sayılı kararname
(4)    Yeğeni Mehmet Emin Hasipek tarafından Ethem Yenigürbüz’e aktarılan bilgilerden.

 

 

ameliyatlarını Dr. Rıfkı Kamil Bey ile beraber yapmışlardır. Kabil’de öncelikle hastanenin yeniden yapılandırılması üzerinde çalışmış, ameliyathane ve pansuman bölümleri oluşturulmuş ve aynı zamanda hastanede güzel bir laboratuar kurulmuştur.

 

Rıfkı Kamil Urga, Türkiye Cumhuriyeti’nin Başkenti Ankara’ya gelen ilk yabancı hükümdar olan Emanullah Han ile birlikte 20 Mayıs 1928’de Ankara’ya gelmiş ve Afgan Kralı onuruna verilen yemeğe, Kralın Özel Doktoru ünvanıyla katılmıştır.

 

Emanullah Han’ın Afganistan’a dönmesinden kısa bir süre sonra 1928 yılı Kasım ayı ortalarında Afganistan’da gerici bir ayaklanma meydana gelmiş, hastane ve bütün tesisatın tahrip edilmesi sonucu Dr.Rıfkı bey başkanlığındaki Türk heyeti de Rusya yoluyla Türkiye’ye geri dönmek zorunda kalmıştır.

 

Emanullah Han zamanında Afganistan’a gelen sıhhiye heyetinin kısa zamanda gösterdiği özverili çalışmalar ve özellikle de Dr. Rıfkı Kâmil Urga’nın verimli ve başarılı çalışmaları, Saray tabibi olarak hastalarına gösterdiği alaka ve başarılı uygulamalar isyandan sonra başa geçen Nadir Han’ın dikkatini çekmiştir.

 

Türkiye’ye dönen Dr. Rıfkı Urga Ankara’da Samanpazarı civarında bir muayenehane açmıştır. 1930 yılında Ankara’daki Afgan Sefareti, Dr. Rıfkı Urga’yı bularak, kendisine Afgan hükümetinin tekrar Kabil’e saray tabibi olarak gelmesi hususundaki teklifini bildirmiş ve iki yıl kadar Ankara’da çalışan Dr. Rıfkı Kamil 1930 yılı ilkbaharında Rusya yolu ile tekrar Kabil’e hareket etmiştir.

 

Nadir Han zamanında yapılan en önemli değişiklik, başlangıçta küçük sıhhiye memuru yetiştirmek üzere açılmış olan Mektebi Tıbbiye adını taşıyan tıp eğitim okuludur. Afganistan’da sıhhiye elemanı yetiştirmek için bir iki defa Alman ve Hintli doktorlar tarafından girişimlerde bulunulmuş fakat başarı sağlanamayınca, okula devama eden öğrencilerin öğrenimleri yarım kalmıştır. Dr. Rebi Barkın bu okulun ıslahını ve doktor muavini olarak yeni bir sıhhiye elamanı yetiştirilmesini teklif etmiştir. Dr. Rıfkı Kamil Urga, Dr. Fuat Togar ve Dr. Rebi Barkın bu okulu daha geniş bir program dahilinde oluşturmaya karar vermiş ve Tıp Okulu eğitimini başlatmışlardır. Dr. Rıfkı Kamil bu okulda teşrih ye fizyoloji, usulü teşhisi cerrahi ve küçük ameliyatı cerrahi derslerini vermiştir.
Burada Kral Nadir Şah tarafından arazisi ve parası karşılanan Tüberküloz Sanatoryumu yaptırılmış, 100.000 Afganiye malolan Sanatoryuma “Rıfkı Bey” in ismi verilmiştir. Uzun yıllar Afgan halkına hizmet veren bu sanatoryum daha sonra Afganistan’da meydana gelen savaşlarda bombaların hedefi olmuş ve kullanılamaz duruma gelmiştir. Afgan halkı ve kralı Dr. Rıfkı Beyi öylesine sevmiştir ki, yaptırdıkları sanatoryuma onun adını vermekle kalmamış Kabil Üniversitesinin girişindeki yolun ortasında bulunan refüje onun adına Kral Nadir Şah döneminde 1931 yılı Haziran ayında inşaatına başlanıp,1933 yılı Ağustos ayında tamamlanan anıt yaptırmışlardır. Anıtın son yıllarda yıpranması üzerine Kabil Askeri Ateşesi , As.İşb. ve Koor. Krl. Başkanı Topçu Kurmay Albay Şener Tekbaş’ın talimatı ile Kabil’de görev yapan Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından bu anıtın restorasyonu yapılmaktadır.
1935 yılında Afganistan’ın ilk hekim diplomaları doktor muavini olarak burada yetişen öğrencilere verilmiştir. 1938 yılında Afganistan’da baş gösteren kolera salgınına karşı yapılan mücadelede, doktor muavinlerinin büyük hizmetleri olmuştur. Ayrıca, büyük merkezlerde açılan dispanserlerde doktor muavinleri çok verimli çalışmalar göstermişlerdir. Bu durum, tıbbiye okuluna karşı hükümetin güvenini artırmış ve bu okulun ciddi bir bilim müessesesi olduğunu ortaya koymuştur. Sadrazam Mehmet Haşim Han iki defa okulu ziyaret etmiş ve gerek eğitimdeki ciddiyet ve gerekse gördüğü düzen ve disiplinden dolayı Dr. Rıfkı Kâmil Urga’ya takdirlerini sunmuştur.

 

1931 yılında Kral Nadir Han, masraflarını kendisinin karşıladığı Kabil’in batısındaki Ali Abad mevkiinde büyük bir sanatoryum yapılmasını emretmiştir. Özel tabibi Dr. Rıfkı Urga’nın Afganistan’daki büyük hizmetlerini çok taktir eden Kral, Kabil’de başka bir örneği bulunmayan büyük ve modern bir sanatoryum yaptırmış ve buraya “Rıfkı Sanatoryumu” adını vermiştir. Yapılması iki sene süren sanatoryum, 1933 yazında açılmıştır. 60 yataklı olan bu sanatoryumun yarısı ücretsiz, yarısı ücretli hastalara tahsis edilmiştir. 1933-1935 yıllarında Sanatoryum başhekimliğini Türkiye’den gelen Dr. Veliyetten Ferhan Yücer yapmıştır. (5)

 

_____________________________________________________________________

(5) Doç.Dr.Adnan Ataç ve Doç.Dr.Metin Denli’nin Sendrom Dergisi Aralık 2003 sayısı’ndaki “Afganistan Tıp Eğitimi ve Sağlık Hizmetlerinde Türklerin Rolü” başlıklı makaleden alınmıştır.

1933 senesi sonbaharında Kral Mehmet Nadir Han, Kabil Üniversitesi’nin çekirdeğini teşkil edecek olan Tıp Fakültesinin açılmasına karar vermiş ve Dr. Rıfkı Urga’nın
Rektörlüğü’nde Kabil Tıp Fakültesi açılmıştır. Böylece, daha önce tıp tahsili için Avrupa’ya gönderilen öğrenciler kendi ülkelerinde ve kendi dillerinde eğitim yapabilme imkanına kavuşmuşlardır. Tıp Fakültesi Kabil’in 2-2,5 km ilerisinde Aliabad denilen bölgede bulunmaktadır. Bir merkez fakülte binası, 100 yataklı bir sanatoryum, 300 yataklı bir hastane binası, 100 yataklı akliye ve asabiye servisi, bir idare binası ve diğer küçük binalardan oluşmaktadır. Ayrıca Kabil’in merkezinde bir kadın ve çocuk hastanesi, bir poliklinik binası da bu fakülteye aittir. Bunlara ilaveten kadın hastanesinde kurulu bir hemşire okulu ve Kartiyeçar’daki erkek hastabakıcı mektebi de fakülte tarafından idare edilmektedir. İki yıl gibi kısa bir sürede laboratuar, klinik ve poliklinikleriyle küçük fakat örnek bir fakülte yaratılmıştır. Dr. Rıfkı Urga Fakülte Reisliği görevini, bu dönemde Afganistan’a gelen cildiye müderrisi Prof. Dr. Hasan Reşat (Sığındım)’a devretmiştir.

 

28 Nisan 1944 tarihinde Kabil Tıp Fakültesi’nin altıncı yıl mezunlarıyla, muavin doktor yetiştiren Tıp Okulu ve Eczacı Okulu mezunlarının diploma töreni yapılmıştır. Törene katılan Sadrazam, 18 yıldır Afganistan’da görev yapan Dr. Rıfkı Kamil Urga’ya ve Türkiye’nin kültür alanında yaptığı yardımlara teşekkür etmiştir.

 

8 Mayıs 1948 tarihinde ise Kabil Üniversitesi divanınca, yaptıkları hizmetlerden dolayı Dr. Rıfkı Kamil Urga ve Dr. Hasan Reşat Sığındım, Tıp Fakültesi’nin fahri duayenliğine seçilmişlerdir.

 

Afganistan’ın ilk doktorlarının diploma töreni böylece bu öğretim heyeti tarafından 1938 yılında sarayda Kral Mehmet Zahir Han’ın düzenlediği bir davette verilmiş ve kral tarafından Dr. Rıfkı Urga, Dr. Fuat Togar, Dr. Rebi Barkın ve Prof. Dr. Hasan Reşat’a büyük rütbeden Stor nişanı ve diğer hocalara da birinci rütbe maarif nişanı verilmiştir.

 

1944 yılında Kâbil Tıp Fakültesi Reisi, Sıhhiye Vezareti sıhhi müşaviri, Kralın Başhekimi Dr. Rıfkı Urga sıhhi sebeplerle bu görevlerinden ayrılmıştır. 14 Aralık 1944 tarihinde Ankara’ya dönen Rıfkı Bey’e Afganistan’da iken “Serdar-Ali”, “Serdar-ı Ala” ve “Maarif” nişanları verilmiştir. Yerine, sekiz yıldır Afganistan’da profesörlük yapan ve bakteriyoloji müessesesini kuran Dr. Zühtü Berke vekaleten tayin edilmiştir. Sadrazam, Dr. Rıfkı’nın hastalığı esnasında ve daha sonra yerine kimseyi asaleten tayin etmeyeceğini ve iyileşip geleceğine kalben emin olduğunu, on sekiz yıldan beri iki hükümet arasındaki dostluk için durmadan çalışmış ve burada bulunan bütün yabancı uzmanlar arasındaki yerinin kimse tarafından doldurulamayacağını, Dr. Rıfkı Urga’nın  her sınıf Afganlının sevgisini kazandığını ifade etmiştir. (6)

 

Afgan Büyükelçiliği’nin T.C. Hariciye Vekaletine 3 Eylül 1944 tarih ve 7777/142 sayılı yazısında “Kabil Tıp Fakültesi Reisi ve Kralın özel başhekimi Prof. Dr. Rıfkı Urga, geçenlerde ağzından kan gelmek suretiyle birdenbire hastalandı. Doktorlar kanserden şüphe etmektedirler. Seyahate elverişli hale gelince memlekete dönmesini tavsiye ettiler. İlkteşrinin iptidalarında İran tarikile memlekete dönecektir. Yaşı nazara itibara alınırsa, iyileşse dahi artık Kabil’e döneceğini zannetmiyorum. Sadrazam Rıfkı Urga’ya, kendisini izinli addettiğini ve inşallah iyileşince avdetini beklediğini söylemiş. Kendisi ve eşyası için memlekete kadar nakil vasıtaları temil edildiği gibi bugüne kadar kullandığı otomobil de kendisine bahşedilmiştir. Ayrıca sıhhati için Avrupa’ya veya Amerika’ya gitmesi lazım geliyorsa bütün vesaitin Afgan Hükümetince temin edileceği de kendisine bildirilmiştir. Rıfkı Urga’nın Türk-Afgan dostluğunu tersin hususundaki hizmeti cidden büyüktür. Bidayetten bugüne kadar on


(6) Doç.Dr.Adnan Ataç ve Doç.Dr.Metin Denli’nin Sendrom Dergisi Aralık 2003 sayısı’ndaki “Afganistan Tıp Eğitimi ve Sağlık Hizmetlerinde Türklerin Rolü” başlıklı makaleden alınmıştır.

 

yedi sene fedakarane ve feragatle çalışmış, Afganlılara kendisini sevdirmeyi bilmiştir.

Afganistan’da açılan ilk sanatoryuma (Rıfkı Sanatoryumu) adı verilmiştir. Mumaileyhin ismi de buraya vakit vakit gelerek feragetle çalışmış olan vatandaşlarımızın ismi meyanında yer alacaktır. Hükümetimizin de kendisini hal ve vaziyetine muvafık bir şekil ve surette taltif etmesini Reyi devletinize arz ederim.” denmektedir. (7)

 

Prof. Dr. Rıfkı Kamil Urga’ya Türkiye’ye dönüşünde  dönemin Dışişleri Bakanı M. Cevat Açıkalın ve Sağlık Bakanı Dr. Hulusi Alataş tarafından çeşitli ödüller ve takdirname verilmiştir. Dışişleri ve Hariciye Bakanlarının takdirnamelerindeki “Afganistan’da vazifenizden fazlasını da yaparak yüzümüzü ağartmış ve iki memleket arasındaki dostluğu takviye için durmadan çalışmış olmanızdan dolayı tebrik ve teşekkürlerimi takdim etmekten bahtiyarlık duyuyorum” ifadeleri yer almıştır.(8)(9) (Afgan halkı Türk insanını Rıfkı Bey’in şahsında tanımış ve çok sevmiştir. Türk-Afgan dostluğunun temellerini atan Rıfkı Bey, Ankara Çankaya’da yaptırdığı 5 katlı binaya Kabil Apartmanı ismini, Çankırı’daki 4 katlı binasına da Dilaram ismini vermiştir. 1960’lı yıllarda evinin bulunduğu sokağa Dr. Rıfkı Bey’in adı verilmiştir. Rıfkı Bey, 11 Şubat 1966 günü Çankaya’daki evinde 86 yaşında hayatını kaybetmiş ve vasiyeti üzerine Çankırı’daki aile kabristanında toprağa verilmiştir. Çankırı Belediyesi tarafından restorasyonu gerçekleştirilen eski hastane binası Çankırı Araştırmaları Merkezi haline getirilmiş ve bu merkeze 2005 yılında Dr. Rıfkı Kamil Urga’nın ismi verilmiştir.

 

Evinin salonu evlatlığı Zehra hanım tarafından adeta bir müze haline getirilmiş ve hayatı boyunca kendisine verilen nişan, takdirname ve ödüller burada sergilenmiştir. İstiklal Madalyası sahibi Dr. Rıfkı Bey’e verilen nişanlar ve madalyalar arasında, İngiltere’nin “Victoria” nişanı, Fransızların “Akademi” ve “Legiond’honneure” Madalyası, Almanların “Çelik Haç” Madalyası, “Belçika Madalyası”, Şah Rıza Pehlevi tarafından verilen “İran Madalyası”, Mısır Kralı Fuat tarafından verilen “Mısır Madalyası”, Polonya’nın “Polonia Restitva” Madalyası da bulunmaktadır.

 

Dr. Rıfkı Bey’in ölümünden sonra avukatına bıraktığı vasiyeti Asliye Hukuk Mahkemesinde açılıyor ve tüm mal varlığını bıraktığı Zehra Urga’ya kendisinden sonra mal varlığını kara kuvvetlerine bağışlamasını tavsiye ediyor. Zehra Urga’da babasının tavsiyesine de uyarak ölmeden önce kendisine intikal eden tüm gayrimenkul (Sulakyurt’ta 20 bin dönüm arazi, Ankara Çankaya’da Yazanlar Sokaktaki şu an Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfının Genel Merkezi olan binanın arsası, Çankırı’daki 4 katlı Dilaram Apartmanı ile Osmanlı Bankasında bulunan hatırı sayılır miktarda parayı), özel eşya, nişan ve madalyaları Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfına  bağışlamıştır.

1993 yılında gerçekleşen böylesine önemli miktardaki bağış o dönemde TRT-1 Televizyonunda gösterilen Türk Silahlı Kuvvetler Saati programında haftalarca gündeme getirilmiş ve bu örnek davranışı gerçekleştiren Zehra Urga ile röportajlar yapılmıştır.

 

(7) Doç.Dr. Adnan Ataç’ın notlarından

(8) Hariciye Bakanı M.Cevat Açıkalın’ın takdirnamesi suresi

(9) Sıhhat ve İçtimai Muavenet vekili Dr. Hulusi Alataş’ın takdirname sureti

 

 

Evlatlık edindiği kızı rahmetli Zehra Urga “Biricik Babacığım” diye hitabettiği Dr. Rıfkı Urga ile ilgili özel bilgiler verdiği 1992 yılı Mayıs ayındaki son görüşmemizde (1994 yılında vefat etmiş ve Çankırı’daki aile kabristanında babasının yanına defnedilmiştir), Rıfkı Beyin mimarlık eğitimi de aldığını belirterek Yazanlar Sokaktaki Kabil Apartmanı ile Afganistan’da kendi adının verildiği Sanatoryum’un projelerini kendisinin çizdiğini ifade etti.

 

Rıfkı Beyin Atatürk’le olan bir anısını da aktaran Zehra Urga o anı şöyle anlatıyor: “Atatürk kendisine içkiyi bir parmak kalınlığında içmeyi teklif eden Dr. Rıfkı Beye -Parmağı yatay değil dikey olarak doldurup içeyim- demiş. Babamda -Paşam kendiniz için mi, yoksa milletiniz için mi yaşıyorsunuz- deyince -Hocam yenildim- diyor”

Bir başka anısını da şöyle aktarıyor: “Atatürk’ün ölmeden önce Refik Saydam’a babamı kastederek “Doktor bey, doktor bey hocam olsaydı beni yaşatırdı” dediğini daha sonra Refik Saydam babama anlatmış. Atatürk babama sürekli hocam diye hitabederdi.”

Zehra Urga, Rıfkı Beyin Atatürk’ün ölüm haberini Tahran’da Sefarette aldığını ve çok üzüldüğünü belirterek o günü şöyle anlattı:

“Atanın ölümünden iki gün önce  Afganistan’a gitmek üzere annem ve babamla yola çıkmıştık. İran’ın Tahran şehrinde sefaretten Atatürk’ün öldüğünü öğrendik. Vazifeli olduğumuz için dönemedik. Atanın ölümü babamı çok üzmüştü.”

Dr. Rıfkı Urga bölge ülkelerinin kral ve devlet başkanlarından kendi ülkeleri için çalışmaları yönünde teklifler alıyordu. Bunlardan ikisine şahit olan kızı Zehra Urga anlatıyor:

“1938 yılıydı, annem ve babamla birlikte Hindistan’ın Kalküta şehrinden dönerken Pakistan’ın Peşaver kentinde Devlet Başkanı  Muhammed Ali Cinnah arabamızı durdurttu. Yanına çağırdı. “Buyurun bir çay için” dedi ve babama Afganistan’da aldığı maaşın 3 katı maaş teklif eti ve buraya yerleşin teklifinden bulundu. Babam da inceliğinden dolayı teşekkür ederek “Atatürk’ün emri ile buraya geldim ve başkası için çalışamam” karşılığını verdi.

“14 Aralık 1944 tarihinde Afganistan’dan kesin dönüş yaptığımız yolculukta İran sınırında Türkiye’de okumuş bir albay bizi karşıladı. Babamı tanıyormuş. İran Şahına söylemişler. O da bizi yemeğe davet etti. Yemekte babama “Ne olur bizde de kalsanız” dedi. Babam da “Artık vatanımı çok özledim, biraz da rahatsızım, kalamayacağım” diye cevap verdi ve yolumuza devam ettik.”

 

Dr. Rıfkı Bey’le uzun yıllar beraber olan akrabası Ziraat Mühendisi Mehmet Emin Hasipek’de Rıfkı beyin Türk Sanat Musikisi dinlemekten zevk aldığını, yemek ayırt etmeyen bir kişi olduğunu anlatıyor ve ekliyor:

“Rıfkı Bey amca Afganistan’da yıllarca birlikte görev yaptığı Dr. Refi Barkın, Fuat Togar, Zühtü Berke, Süreyya Talay, Faruk İlhan ile 1957 yılından sonra her hafta sonu Kabil Apartmanındaki evinde bir araya gelerek sohbet ederlerdi. Hatıralarınızı yazalım diyenlere “Bugün iyi bilinen şeyler, benim söyleyeceğim şeylerle ters düşebilir, bu yüzden hatıralarını yazalım diye teklifte bulunmayınız” cevabını verirdi. Dış görünüm olarak oldukça sert mizaçlı biri gibi görünen ancak içerisinde yumuşak bir kişiliği bulunan bir yapıya sahipti. Onu tanımak için yakınında olmak gerekiyordu.”

(Çankırı Belediyesi Dr.Rıfkı Kamil Urga Çankırı Araştırmaları Dergisi birinci sayısından özet olarak alınmıştır. makale Ethem Yenigürbüz)



-------------
Yüksel ARSLAN


Mesajı Yazan: Metin YILMAZ
Mesaj Tarihi: 06.02.2011 Saat 21:29


-------------
[Memleketimde konuşan çok, "yazan" YOK!]



Sayfayı Yazdır | Close Window

Forum Software by Web Wiz Forums® version 10.16 - http://www.webwizforums.com
Copyright ©2001-2013 Web Wiz Ltd. - http://www.webwiz.co.uk