2002 yılından buyana kesintisiz hizmet

Üye olun yazmaya başlayın ve Çankırı'nın geleceğine siz yön verin. Çankırı Araştırmaları Sitesi [www.cansaati.org]

Forum Anasayfası Forum Anasayfası » Gündem/Köşe Yazarları » Recep CIRIK
  Yeni Mesajlar Yeni Mesajlar RSS - Baba(sız)lar Günü
  Yardım Yardım  Forumu Ara   Kayıt Ol Kayıt Ol  Giriş Giriş

Yeni Sayfa 1

Güncel Sitemiz için tıklayınız.

Çankırı Araştırmaları Sitesi Ağustos 2013 3 ncü dönem sitesi

2002 yılından bu güne kesintisiz hizmet veren sitemizin binlerce yazı ve görselin bulunduğu arşivleri

2000-2005 I. Arşiv       2006-2013 II. Arşiv

 


Kilitli ForumBaba(sız)lar Günü

 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
Yazar
  Konu Arama Konu Arama  Konu Seçenekleri Konu Seçenekleri
Recep C Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 25.12.2005
Şehir: Gent- Belgium
Status: Aktif Değil
Points: 248
Mesajın Direkt Linki Konu: Baba(sız)lar Günü
    Gönderim Zamanı: 08.06.2006 Saat 00:29

Değerli Yarenler

Annelerin Günü olur da Babaların günü olmaz mı ? tezinden hareketle bize de bir ay sonra da olsa babalar günü olarak haziran ayının ikinci pazarı ( Avrupa'da uygulama böyle) elinize bir hediye paketi tutuşturulur, elinizi öpen, mesaj gönderen ya da sizin için özel gün düzenleyen veya yemeğe çağıran  evlatlarınız olabilir. Yılda bir kez de olsa hatırlanmak iyidir.

Ben babacığımın dizinde hopladığımı hatırlayamıyorum. Belki boynuna bindirp dolaştırdığı da olmuştur. Onu da hatırlamıyorum. Hatırladığım şeyler fazla değil. Çünkü iki- üç yaşındaki bir çocuğun hatırlayabileceği kadarını hatırlıyorum.

Benden önceki kardeşlerimin daha yaşına girmeden vefat etmesi babamı çok üzmüş olsa gerek. Ben de babam elli yaşını aşınca doğduğum için hayata direneceğimi bu kadar yaşayacağımı ve hatta onun vefat edeceği yaşa geleceğimi pek tahmin etmemiş. Yokluk ve yoksulluk yıllarında Çankırı depreminden sonra doğmuşum. Doğduğum ay nisan ayı. Tarihi tam olmasa da ben bir nisan olarak söylüyorum. Nisan şakası yapmışım Babacığıma. Adımın da Recep olması üç ayların başlangıcı olan Recep ayından kaynaklanıyor. Belki de  Çankırı tuz mağarasından tuz yüklediği katırı ile evine ekmek parası getirmek isterken dinlemiş olacağı 'hani benim Recebim' türküsünden mi esinlendi. Onu bilemiyorum. Velhasıl ' adı Recep, ömrü uzun, düğünü yazın olsun, ömrü gurbette geçsin '. Duaları kabul olmuş olsa gerek  hepsi de yerine gelmiş.  Allah gani gani rahmet eylesin, mekanı cennet olsun.

Tabi 'baba sevgisi'ni tam alamadım. Dayılarım bu sevgiyi vermeye çalıştılar. Yalnızlık hissettirmediler. Öğretmen okuluna yazılırken kefillik imzamı Kemal (Yılmaz) Dayım göz kırpmadan imzaladı. Yeğenim, ben sana güveniyorum dedi.

Baba sevgisi daha farklı bir sevgi. Çocuklarıma ne kadar verebildiğimi test edemem. Değerlendirmeyi zaman içinde onlar yapacaklardır. Bunu zamana bırakalım.

Babamın özelliklerini tanıyanlara sordum. Ben de belirgin özellikleri ise mizaha yatkın olmam. Şiir ve edebiyata düşkünlük. Yöneticilik ve düşünce üretmede ve  çözüm bulmada çabukluk gibi özelliklerim olduğu söyleniyor. Ayrıca yöneticilikte uzun süre başta kalma yerine görevi hemen yapabilecek birine devredip başka girişimlerde bulunma özelliğimi babama borçluyum.

Babam ile Çankırı'da geçen hayal meyal hatırlayabildiğim bir anım var.

Babam kalp rahatsızlığı geçrmiş. Bu nedenle Çankırı Devlet Hastahanesine gelmişti. Ben de belki onun benden ayrılacağını hissetmiş olacağım ki , O evden ayrılıp akşam treni ile Çankırı'ya giderken öyle huysuzluk yapıp, peşini bırakmamışım ki sonunda beni de Çankırı'ya getirmek zorunda kalmış. Bir kaç gece Amcamların İmaret'teki evinde kaldığımda  Çarşamba günü 'ara treni/ ara postası'  ile köye göndermek için istasyona getirmişti. Orada buharlı trenin çıkardığı beyaz duman ve ses beni korkutmuştu. Ağlamaya başlayınca simitçilerden alınan taze simitleri görünce ağlamayı kesmişim.

Bu ayrılık aynı zamanda babamdan ayrılış, veda  yolculuğuydu.  Aradan kaç gün geçtiğini bilmiyorum. Bizim evimize gelen insanların gözleri yaşlıydı. Birileri beni evden alıp uzaklaştırdılar. Evimizin önü çok kalabalıktı. Ne olduğunu anlamıyordum. Ölümün ne olduğunu bilecek yaşta değildim zaten. Fakat bana verilen leblebi, halkalı şeker , kuru üzümü geri çeviriyordum. Onlar beni yine evime gitmek için bırakmadılar. Ben evime gitmek istiyordum. Ağlamak istiyorum. Orada neler oluyor görmek istiyordum. Fakat babamı son kez göremedim. elinden tutamadım.

Babalarınızın elini sımsıkı tutun olur mu ?

..............

.........

...

.

 

Babalar günü gönlünüzce geçsin.

Selm. sevgi ve saygı ile ....



Düzenleyen Recep C - 08.06.2006 Saat 13:36
Yukarı Dön
ifranirfan Açılır Kutu Gör
Yazar
Yazar
Simge

Kayıt Tarihi: 16.05.2006
Status: Aktif Değil
Points: 69
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 08.06.2006 Saat 13:05

 

     Zaman su gibi akıp geçiyor. Ne olup bittiğini anlamadan babalar ve oğullar yer değiştiriyor. Dünün oğulları bugünün babaları yerini alıyor.

     Recep bey ' de anılarını o kadar içten yazmış ki duygulanmamak elde değil.

okuduğunuz zaman hemen babanızla olan ilişkileriniz, bir film gibi gözünüzün önünden geçiyor. Sesleri yankılanıyor kulaklarınızda bir hüzün yaşıyorsunuz.

babaları hayatta olanlar, onlarla yaşayanlar, onlarla yaşamanın keyfini çıkartsınlar.Bu dünyadan vefat edenlere de Allah rahmet eylesin. Mekanları cennet olsun         & nbsp;     

                                                                                irfan BÖCEK

                                                                    

Yukarı Dön
i.zencirci Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 25.12.2005
Şehir: İzmir
Status: Aktif Değil
Points: 772
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 08.06.2006 Saat 14:51

 

Sizin Hiç Babanız Öldü Mü?

Sizin hiç babanız öldü mü?
Benim bir kere öldü kör oldum
Yıkadılar aldılar götürdüler
Babamdan ummazdım bunu kör oldum

Siz hiç hamama gittiniz mi?
Ben gittim lambanın biri söndü
Gözümün biri söndü kör oldum
Tepede bir gökyüzü vardı yuvarlak
Soylemesine maviydi kör oldum

Taslara gelince hamam taslarına
Taslar pırıl pırıldı ayna gibiydi
Taslarda yüzümün yarısını gördüm
Bir şey gibiydi bir şey gibi kotu
Yüzümden ummazdım bunu kör oldum
Siz hiç sabunluyken ağladınız mi?

Cemal Süreya

 

"Benim iki kere öldü."

Yukardaki fotoğrafta sağda manevi babam Mustafa Zencirci, yanında kasketli biyolojik babam Mehmet Yoğurtcu İ.Z.



Düzenleyen i.zencirci - 16.06.2006 Saat 11:13
İbrahim ZENCİRCİ
Yukarı Dön
figen Açılır Kutu Gör
Okur
Okur
Simge

Kayıt Tarihi: 10.03.2006
Şehir: istanbul
Status: Aktif Değil
Points: 16
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 10.06.2006 Saat 18:35

hangi ölüm zamanında ki? babalarla hangi yaşta kaybedilirse kaybedilsin, kaç tane fazla anınız birikirse biriksin, acı oluyor onların gidişi. babalar bir gün gidiyor, ama geri kalan günlerin hepsi, onları özlemekle geçiyor.

ben 23 yaşındaydım sen gittiğinde. yetişkin sanıyordum kendimi, üç yıldır İstanbul da okuyor ve çalışıyordum bir de. aniden gittiğin gün, bilmiyordum gittiğini, ama o saatte serviste dinlediğim türkü, anlamadan ağlatmıştı beni. ibrahim tatlıses i sevmezdim, niye bu kadar içlendim, bilemedim. öldüğünü söylemedi iş arkadaşlarım bana. canlı yayın yönetiyordum ve bu yayını engelleyemezdi bir baba... yayın sonrası yanlışlıkla öğrendim gittiğini. o gün nefret ettim yaptığım işten, terk etmeye karar verdim kanal .... yi... o gün bütün hayatım değişti baba. bir daha ben senin figen in gibi olamadım, sen gittikten sonra. ne kadar küçükmüşüm, ne kadar çaresiz, sen gidince anladım. yaşadığını sandıkça nefes aldım, öldüğünü hatırladıkça ağladım. rüyalarımda gelip, dokundun yalnızlığıma. kilidi bozuk kapımı bekledin, "sen korkma" dedin aylarca. defalarca elim telefona gitti, sana akıl danışmak için... bir babalar gününde unutup gömlek seçtim mağazada senin için... evlendim, belki çocuklarım olacak ileride. oysa herşey yarım kalıyor, eksikliğin unutulmuyor yaş ilerledikçe. sen gittiğinde 23 yaşındaydım, büyüyemeden çocuk kaldım. çocukların babalarını başlarından alma Allahım...

Yukarı Dön
ozanyazar Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 26.12.2005
Şehir: ANKARA
Status: Aktif Değil
Points: 412
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 13.06.2006 Saat 16:06

Büyümek  ....Şiir / Ahmet Ünal ÇAM

BÜYÜMEK

Evden ağıtlar yükseliyor,
   ağlıyorlar.
Ben daha çocuğum
   ama ağlamamalıyım.

Artık evin erkeği benim
   büyümeliyim,
Anneme bakacağım.
İlk iş,yarın simit satacağım.

Oysa...oysa yarın...
Balığa gidecektik babacığım...

 

Ahmet Ünal ÇAM

CANIM OĞLUM (Müzik) :

http://fdc-23.download.hemenpaylas.com/23BBCA1829/949292/CAN IM_OGLUM.wma 

 



Düzenleyen ozanyazar - 13.06.2006 Saat 17:11
Çankırı'lı
Şair-Kısa Öykü Yazarı

       Ahmet Ünal ÇAM

Yukarı Dön
i.zencirci Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 25.12.2005
Şehir: İzmir
Status: Aktif Değil
Points: 772
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 16.06.2006 Saat 16:09

"Yeşil kurbağalar öter göllerde,
Gırıldı kanadım kaldım çöllerde,
Anasız babasız gurbet ellerde,
Ya ben ağlamayım kimler ağlasın?"

(Babam Mehmet Yoğurtcu'nun 1947 de 16 yaşında "hizmetkar durduğunda" geceleri korkusunu gidermek için sölediği ve en sevdiği türkü)


Bu adam benim babam
Sekiz köşe kasketiyle
Omuzunda sakosuyla

Cebinde yok parası
Bafradır cıgarası
Yüreğinde bir yarası

Altı çocuk büyütmüş
Bir işçi maaşıyla
Bu adam benim babam

Ağlama benim babam
Ağlama naçar babam
Karagün geçer babam

Bir kapıyı kapayan
Geri açar babam
Allah büyük benim babam

Bu adam benim babam
Derdi dağlardan büyük
Çaresiz beli bükük

Bir gün olsun gülmemiş
Rahat nedir bilmemiş
Gözyaşını silmemiş

Bir lokma ekmek için
Kimseye eğilmemiş
Bu adam benim babam

Ağlama aslan babam
Dert etme naçar babam
Kara gün geçer babam

Bir kapıyı kapayan
Geri açar babam
Allah büyük benim babam

Benim babam mert adamdı
Mangal gibi yüreği
Yufka gibi kalbi vardı
Hayatım boyunca
Ona özendim hep
Fedakardı
Bir dikili ağacı olmadı belki
Ama kendisi onuruyla yaşayan
Koskoca bir çınardı
Üstümde ki kol kanat
Sırtımı yasladığım dağ gibiydi
Ben babamın oğluyum
Tepeden tırnağa Anadolu'yum

Fatih Kısaparmak

İbrahim ZENCİRCİ
Yukarı Dön
i.zencirci Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 25.12.2005
Şehir: İzmir
Status: Aktif Değil
Points: 772
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 18.06.2006 Saat 22:11


HAYATTA BEN EN ÇOK BABAMI SEVDİM

Hayatta ben en çok babamı sevdim.
Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk
Çarpı bacaklarıyla- Ha düştü, ha düşecek…
Nasıl koşarsa ardından bir devin,
O çapkın babamı ben öyle sevdim.

Bilmezdi ki oturduğumuz semti,
Geldi mi de gidici hep, hep acele işi!..
Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi,
Atlastan bakardım nereye gitti,
Öyle öyle ezber ettim gurbeti.

Sevinçten uçardım hasta oldum mu,
40’ı geçerse ateş, çağ’rırlar İstanbul’a.
Bir helallaşmak ister elbet, diğ’mi oğluyla!
Tifoyken başardım bu aşk oy’nunu.
Ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu.

En son teftişine çıkana değin
Koştururken ardından o uçmaktaki devin.
Daha başka tür aşklar; geniş sevdalar için
Açıldı nefesim, fikrim, can evim.
Hayatta ben en çok babamı sevdim.

Can Yücel

İbrahim ZENCİRCİ
Yukarı Dön
ozanyazar Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 26.12.2005
Şehir: ANKARA
Status: Aktif Değil
Points: 412
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 17.06.2007 Saat 01:43
Tüm hemşerilerimizin babalar gününü kutluyorum
Çankırı'lı
Şair-Kısa Öykü Yazarı

       Ahmet Ünal ÇAM

Yukarı Dön
Ali TAŞ Açılır Kutu Gör
Yazar
Yazar
Simge

Kayıt Tarihi: 18.04.2006
Status: Aktif Değil
Points: 197
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 18.06.2007 Saat 23:30
Başta bu anlamlı yazıyı yazan, daha sonra anlamlı ve dokunaklı yorumlar yapan Recep bey,İrfan bey,Figen Hanım Ahmet bey ve İbrahim bey olmak üzere babalarına doyamayan yazarlarımızın ve herkesin babalar gününü kutluyorum. Allah hiç kimseye babasına anasına doymadan hayat nasip etmesin.
Ali TAŞ
Yukarı Dön
 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
  Share Topic   

Forum Atla Forum İzinleri Açılır Kutu Gör

Forum Software by Web Wiz Forums® version 10.15
Copyright ©2001-2013 Web Wiz Ltd.
Yeni Sayfa 1

Güncel Sitemiz için tıklayınız.

Çankırı Araştırmaları Sitesi Ağustos 2013 3 ncü dönem sitesi

2002 yılından bu güne kesintisiz hizmet veren sitemizin binlerce yazı ve görselin bulunduğu arşivleri

2000-2005 I. Arşiv       2006-2013 II. Arşiv

 

Popup Örnek