2002 yılından buyana kesintisiz hizmet

Üye olun yazmaya başlayın ve Çankırı'nın geleceğine siz yön verin. Çankırı Araştırmaları Sitesi [www.cansaati.org]

Forum Anasayfası Forum Anasayfası » Gündem/Köşe Yazarları » Recep CIRIK
  Yeni Mesajlar Yeni Mesajlar RSS - Baklava buldum kimin , sahibi yoksa benim
  Yardım Yardım  Forumu Ara   Kayıt Ol Kayıt Ol  Giriş Giriş

Yeni Sayfa 1

Güncel Sitemiz için tıklayınız.

Çankırı Araştırmaları Sitesi Ağustos 2013 3 ncü dönem sitesi

2002 yılından bu güne kesintisiz hizmet veren sitemizin binlerce yazı ve görselin bulunduğu arşivleri

2000-2005 I. Arşiv       2006-2013 II. Arşiv

 


Kilitli ForumBaklava buldum kimin , sahibi yoksa benim

 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
Yazar
  Konu Arama Konu Arama  Konu Seçenekleri Konu Seçenekleri
Recep C Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 25.12.2005
Şehir: Gent- Belgium
Status: Aktif Değil
Points: 248
Mesajın Direkt Linki Konu: Baklava buldum kimin , sahibi yoksa benim
    Gönderim Zamanı: 12.05.2006 Saat 01:42

Değerli Yarenler

Gazete haberlerine bakılırsa baklavamızın patent hakkını da komşumuza kaptırmak üzereyiz. Belki de kaptırdık da feryadına başladık.

Bulunduğum Gent şehrinde bundan 15-20 yıl öncesinde Belçikalı 35- 40 meslekdaşımla yılsonu yemeği için bir lokanta söz konusu olunca Türk lokantasına gitmeyi önerdim. Kabul ettiler. Bir menü istediler. Bütün hazırlıklar tamamlandı. Lokanta sahibine yemekten sonra bir Türk kahvesi için ücret alınmamasını istedim. pek rıza göstermedi. Ben de bu ikramı yapamayan kimsenin lokantasına gitmeyeceğimi söyledim. Başka bir lokanta bulundu. Aynı yemekler aynı fiata ve yanında Yunan kahvesi( Griekse koffie ) Yani bizim bildiğimiz kahve ücretsiz ikram edilecekti. Eyvah ki eyvahhh.

Lokantada yemekten sonra garsonlardan birine onları sinirlendirecek bir soru sordum. Turkse Koffie(Türk kahvesi lütfen)   diye sordum. Sen misin soran. Garson kahvenin kendi buluşları olduğınu anlatmaya başladı. Sarşın olmam nedeniyle benim Türk olduğumu anlayamadığı için olayı ucuz atlattık. Yoksa bu sorumu Türk olarak sorduğumu anlasaydı, yaka-paça kapıya bırakmasa da, bir olay çıkma htimali çok yüksekti.  Menü kartına baktığınızda Mousakka, imambayildi, cjacjiki (cacık) ve baklava aynısının tıpkısı olarak bizim dilimizdeki gibi yazılmıştı.

İyi ki son zamanlarda Türk girişimcilerimiz ile bazı konularda oldukça iyi mesafe kaydettik. Türkiyenin ürünleri artık büyük alış-veriş merkezlerinde yeralmaya başladı. Döner Kebap ve pide çeşitlerimizle Amerikan ayaküstü tıkınma yerlerinin fastfood'ların kapısına kilit vurdurmaya başladılar. Piyasa tamamiyle bizim elimizde. İtalyanlar ikici plana düştüler.

Bu yazımı bu konuları dile getirmek için değil 'sahiplenme' konusunda bizim çocukluğumuzda söylediğimiz bir tekerlemeden yola çıkarak yazdım.

'Şapka buldum kimin, sahibi yoksa benim' der başımıza geçirirdik.

Avrupalı Türkiye tarihini bilmez ama , helen uygarlığının kitabını yazar. Bunda kültürel farklılıklarımızın yanında batı dillerine tercüme edilen yayınlarımızın azlığının da göze çarptığını belirtmek isterim.

Çankırımıza ve yöremize ait olan herşeyi patent hakkını kaptırmayalım. Çankırımızın Fatihi Emir Karatekin'in bir köy ve kolonya adından sonra  edebiyat dergisi olarak da duyduğumuzda çok sevindim.  Çok eski yıllarda bir de Karatyekin gazetesi olduğunu hatırlıyorum.

Belçika'da bir öğrencimin çocuğuna yaren ismini verdiğini duyunca dünyalar benim olmuştu.

Daha önceki yazılarımda belirttiğim gibi 18e sahip çıkmanın gereğine de değinmiştim. Hele Ilgaz İlçesi eski Kaymmakamı Sayın İbrahim Avcı'nın başlattığı işyerlerine Türkçe isim kampanyası şu anda ne durumda merak ediyorum.

Bulunduğum ülkede bazı konularda arkadaşlarımla konuşurken bir sözcüğün etimolojik ve tarihsel gelişimi anlattığımda daha kolay ikna edebiliyorum.

Fakat üzüldüğüm bir konu var. Bizde araştırma ve yenilikler bulmaya  yatkın bir toplum olmadığımız göze batıyor.  Avrupaya kahve keyfine alıştırmışız. Şimdi belki onlarca çeşit şekilde kavrulan ve savrulan kahve ile bizi geride bırakmışlar. Biz telvenin içinde sade bir şekilde üç zamana falımızın çıkmasını bekliyoruz. Oysa Yunanistan'dan yazıngeçerken kahve isterseniz size buzlusunu ikram ederler. ice- tea den sonra ice coffe 'nin de bir buluş olduğunu  belirtmek isterim.

Bundan önceki yıllarda gündeme gelen Kızılırmak kavunlarının ne olacağını düşünürken, yurtdışına satılan (enteresan) kalem mallar arasında kavun kabuğu bulunması satışı yapanlar tarafından araştırıldığında, yemeklerin kolay ve çabuk pişirilmesine yararı olduğu ortaya çıkmıştır. Karaciğer rahatsızlıklarına iyi gelen devedikenleri ve çakır dikenlerininin kilosu yarım kuruştan satın alınıp, ilaç fabrikalarında işlendikten sonra bir tane hap için iki kişinin asgari ücretinin ödendiği ilaçlar yapılmaktadır.

Bu memleket, bu güzel ülke bu Türkiye gibi bir ülke daha var mı ? Belçika Kralı İkinci Albert'in İstanbul ziyaretindeki anılarında dediği gibi: Tanrım bu güzel kenti , bu (beceriksiz)insanlara niçin verdin ?  diye  anılarında kaleme almıştır. Bu söze layık mıyız biz ?

Kısacası bulduğumuz bu büyük nimetlerin değerini bilelim ve sahip çıkalım.

Baklava elden gitti. Sırada ne var bilmiyoruz.

Baklava gitti, kavga bitti' demek yok.

Yarenlere, Karatekin torunlarına selam ve sevgi ve saygılarımla....

 



Düzenleyen Recep C - 12.05.2006 Saat 14:09
Yukarı Dön
r.maltepe Açılır Kutu Gör
Okur
Okur


Kayıt Tarihi: 20.03.2006
Şehir: istanbul
Status: Aktif Değil
Points: 13
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 12.05.2006 Saat 16:36

 

     Bizim millet olarak yaradılışımızda var heralde..Aklımız başımıza iş işten geçince geliyor.Adamlar kahvemize sahip çıktı umursamadık,hamamıza sahip çıktılar "ya ne diyo bunlar" bile demedik şimdi de baklava gitti elden.Bu  Gaziantepliler övünüp dururlardı "baklavamız şöyle,baklavamız böyle" diye..Yahu hiç mi birinin aklına gelmemiş baklavanın patentini almak..Bu sahiplenmeler böyle devam edip gideceğe benziyor.Umarım bu son olur.

Burdan sayın milletvekillerimize sesleniyorum.

İş işten geçmeden iki ülke tarafından bilinen ne varsa yiyecek,içecek,şarkı,türkü bir an evvel kendi patentimize alıp MADE İN TURKEY damgasını vurmalıyız.Bu konuyla ilgili en kısa sürede çalışmalara başlanması dileğiyle..

R.Maltepe
Yukarı Dön
Recep C Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 25.12.2005
Şehir: Gent- Belgium
Status: Aktif Değil
Points: 248
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 13.05.2006 Saat 18:58
Baklava krizi İsveç basınında...


      Kıbrıslı Rumların Türk tatlısı baklavayı Avrupa Birliği’nde kendi tatlılarıymış gibi tescil ettirmeleri karşısında Türk baklacılarının gösterdiği tepki, İsveç gazetelerinde haber oldu.
      İsveç gazetelerindeki haberde, Kıbrıslı Rumlar ile Türkler arasındaki "baklava krizinin" AB kapısına kadar dayandığı bildirildi.
      İsveç’in en büyük günlük gazetelerinden Dagens Nyheter’in internet sayfasında Barış Kayhan imzasıyla bugün "Baklavada kaynak savaşı" başlığıyla verilen haberde baklavanın tarifi verildi.
      Haberde daha sonra, Kıbrıslı Rumların girişimlerine karşılık İstanbul’da bugün düzenlenen basın toplantısına yer verilirken, baklava üreticisi Halil Dinçerler’in "Baklava Türk tatlısıdır.
      Kıbrıslı Rumların ürettiği ürün ise taklittir. Brüksel’e kadar yürüyüp kendi ürünümüz gerçek baklavayı Avrupa Birliği ülkelerinin bakanlarına tattıracağız" yolundaki sözleri aktarıldı.
      Baklavacılar ve Tatlıcılar Derneği Başkanı Mehmet Yıldırım’ın da yine basın toplantısında yaptığı, "Türkiye’nin ulusal zenginliklerine sahip çıkma zamanı geldi. Baklavayı Türkler Orta Asya’dan beri yapmaktadır" sözüne yer verildi.
      Gazete haberinde, Kıbrıslı Rumların baklavayı kendi tatlılarıymış gibi tescil ettirmelerinin, İstanbul’da yarın düzenlenecek gösteriyle protesto edileceği de belirtildi.
     
     -AYGÜN’DEN RUMLARA: "GELİN BAKLAVA NASIL YAPILIR ÖĞRETELİM"

      Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün, Avrupa Günü etkinlikleri çerçevesinde dağıtılan kitapçıkta baklavanın Rum tatlısı olarak tanıtılmasına tepki göstererek, bu durumun bir kültür hırsızlığı olduğunu vurguladı. Aygün, "Onların tarif ettikleri ancak çörek olur, gelsinler baklava nasıl yapılır öğretelim" dedi.
      ATO Başkanı Sinan Aygün, Ankara Tatlıcılar ve Pastacılar Odası Başkanı Mustafa Kahveci, ATO Gıda Maddeleri İmalatçısı Komite Başkanı Mehmet Fatih Karaca ve Hacı Baba baklavacısının sahibi Mehmet Ali Baday’la birlikte bir basın toplantısı düzenledi. Aygün, Rumların bugüne kadar gölge oyunu, Hacivat ve Karagöz, horon, karnıyarık, yoğurt, ayran, dolma, kahve, lokum, Trabzon’a has Keşan bezini sahiplendiğini hatırlatarak, "Şimdi de baklavamızı sahiplenerek kendi bayraklarını bizim milli tatlımızın üzerine koymaları kültür hırsızlığıdır" dedi.
      Baklava kelimesinin Türkçe kökenli olduğunu ve kökeninin de Türklere dayandığını vurgulayan Aygün, baklavanın fatih dönemine ait Topkapı Sarayı mutfak defterinde kaydının yer aldığını ve Gaziantep’te 350 yıldan beri baklava yapan imalataneler olduğuna dikkat çekti.
     
      KİTAPÇIKTAKİ BAKLAVA DEĞİL OLSA OLSA TATLI ÇÖREK

      Aygün, dağıtılan kitapçıktaki baklava tarifine dikkat çekerek, "Biz bunu bişeye benzetemedik. Bundan baklava olmaz olsa olsa tatlı çörek olur" değerlendirmesini yaptı.
      Rum tatlıcılara "Gelsinler baklava nasıl yapılırmış hızlandırılmış kurslarla öğretelim" çağrısında bulunan Aygün, bu yanlışlığın düzeltilmesi için ilk aşamada diyalog kurulacağını ve daha sonra bir uzlaşma sağlanmazsa dava açılacağını belirtti. Aygün, baklavanın tescilinin de alınması için çalışılacağını kaydetti.
     
      DİLBER DUDAĞI VEZİR PARMAĞI

      Ankara Tatlıcılar ve Pastacılar Odası Başkanı Mustafa Kahveci ise konuyla ilgili olarak, vezir parmağı, dilber dudağı isimli baklava çeşitlerini hatırlatarak, "Biz bunlara zaten isimlerini vererek tescil etmişiz. Onlar yaptıkları şeyi baklava sanıyorlar çünkü görmemişler" dedi.
      Hacı Baba’nın sahibi olan Mehmet Ali Babay ise, 50 yıldır baklava ustası olduğunu vurgulayarak, kitapta tarif edilen şeyin baklava olmadığını kayddetti. Babay, Osmanlı Sarayları’nda yapılırken daha sonra evlere kadar yayılan baklavanın Türkiye geneline yayılmasındaki öncülerinin ise Gaziantepli baklavacılar olduğunu hatırlattı. Babay, Yunanistan’da Türk markalarının baklava sattığı şubelerinin olduğunu hatırlatarak, "Baklava eğer onların milli tatlısı olsaydı bu şubeler iş yapmazdı" dedi.

Kaynak:http://www.milliyet.com.tr/2006/05/13/son/sondun12.as p

Yukarı Dön
m.fatihdinc Açılır Kutu Gör
Okur
Okur
Simge

Kayıt Tarihi: 29.04.2006
Status: Aktif Değil
Points: 22
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 13.05.2006 Saat 20:00

evet eğer kendi mallarımıza sahiplenmezsek adamlar hem karşı çıkıtğımızda bizi dövmeye kalkar hemde hayır sizin değil bizim derler.Sadece yunanistan ve rum kesimindekiler değil AMERİKA daki ERMENİLER de bizi taklit ediyorlar.Bu taklit öyle bir boyuta gelmiş ki adamlar yogurt u kendi dillerine çavirmeyi unutmuş.Şu siteyi bir ermeni kurmuş http://www.armeniafest.com/foods/index.html bir girin bakın.. Size Çok tanıdık gelicek ama onlar benimsemiş bikere... 

Yukarı Dön
r.maltepe Açılır Kutu Gör
Okur
Okur


Kayıt Tarihi: 20.03.2006
Şehir: istanbul
Status: Aktif Değil
Points: 13
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 14.05.2006 Saat 14:40

 

 Yahu adamlar aşmış artık kendini..Yüzsüzlüğün bu kadarınada pes doğrusu.Utanmadan birde tarifini vermişler.Bakalım daha nereye kadar gidecek.Baklava oyunu bazı duyarlı insanlar tarafından ciddiye alınırken bazı kesimler ve yayın organları bu işe sadece magazinsel bir bakış sergiliyorlar.Eğer biz onların geleneksel bir yemeğine yada ne bileyim herhangi bir folklorik unsuruna sahip çıkmış olsaydık kıyameti koparırlardı.Hangi ecnebiye sorarsanız sorun Türkiye ve Türkler hakkında söyleyeceği şeyleri az çok tahmin ederiz. "rakı,kebap,kahve, hamam "vb.Bunlar bizim kültür mirasımız.Eğer bir ürün bir yere özgüyse kıymetlidir.Örnek:pizza.Siz hiç duydunuz mu gerçek Alman pizzası diye bir şey.Heryerde pizza yapıyorlar heryede satıyorlar fakat aslı İtalyada.Ve her satan da gerçek İtalyan pizzası diye satıyor.

  Kısacası en kısa zamanda gerçek anlamda bize özgü ne varsa hatta çeşitli kültürler tarafından da  bilinen neyimiz varsa patentini almalıyız.Ama sadece baklava olarak değil.(cevizli,fıstıklı,fındıklı,kaymaklı vs) yoksa içine başka şey koyup yine sahiplenir bunlar.

R.Maltepe
Yukarı Dön
figen Açılır Kutu Gör
Okur
Okur
Simge

Kayıt Tarihi: 10.03.2006
Şehir: istanbul
Status: Aktif Değil
Points: 16
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 14.05.2006 Saat 19:06

amerika da, international market i keşfettiğimde, çok mutlu olmuştum. yiyebileceğim birşeyler bulma hayaliyle içeriye girdim. kocaman bir döner kenarda dönüyordu. ben heyecanla, "vay be!" dedim. "buralara kadar gelmişiz." sonra kenarındaki yazıyı gördüm. bu bizim döner olmuştu yunan fast food u. ben henüz şokumu atlatamamışken, orada hazır baklava yufkalarının satıldığını öğrendim. "oh!" dedim. "ben şimdi, akşama bunu pişirip, bir güzel ziyafet vermez miyim?" paketi elime alır almaz bir kere daha yıkıldım. sevgili baklava yufkaları, geleneksel yunan tatlısı kütüğüne geçmişlerdi. tozlu raflarda, birkaç türk markası salça görebildim. kafam karışmıştı ve canım sıkılmıştı ya, gördüğüm sucuk paketinin üzerindeki "turkey" yazısını "türkiye" olarak algıladım. halbuki her nerelisin diyene "i m from turkey" dedikten sonra, "biz onu yılbaşında yemiştik" dedikleri -hindiydi- sucuğun üzerinde yazan turkey. dönere kırıldım yemedim ama, baklavaya hayır diyemedim. gerçekten de çok güzeldi yufkalar. harika bir baklava oldu. türk yemeklerini özleyen genç arkadaşlara, mantılı, baklavalı bir ziyafet hazırladım. ama içim buruldu. california da yaprak sarması bile yunan yada ermeni yemeği sanılıyordu.

vah,tüh demek çözüm değil galiba. bir an evvel kendi markalarımızla uluslararası pazarda yerimizi almalıyız. mesela şu hazır baklava yufkaları işine el atmalıyız. iç pazarda da tutacak bir yatırım olduğuna eminim. oklağacı, yasalağacı olmayan yeni nesil hanımlar için pek ideal bir ürün. hadi kolay gelsin. 

Yukarı Dön
nilsan Açılır Kutu Gör
Okur
Okur


Kayıt Tarihi: 07.03.2006
Şehir: istanbul
Status: Aktif Değil
Points: 17
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 14.05.2006 Saat 20:06

-Beyaz peynir (Greek Feta) çoktan gitti
-kaşar (Greek Kasseri) da öyle.
-Hatta döner (Gyros) ve şiş dürüm (Souvlaki) de tehlike altında.
-Cacık da olmuş "Tzatziki"..

-Italyanlar ve Fransızlar Türk Kahvesi'ne "Yunan Kahvesi" diyorlar.
-Kayseride yaşayan oğuz boylarına dağ çobanı, yaptıkları bütün eserlere ermeni eseri, hatta tüm dünyaya Türklerin armağan etmiş olduğu halıyı bile ermeni kültürü diye tanıtıyorlar.

-utanmasalar mis gibi kayseri mantısına bile yunan yemeği derler.

-Birde yakında kımız'ı sahiplenirlerse ??? Yok canım o kadarını yapmazlar herhalde
-zeytinyagli dolma avrupa yemek kitaplarinda ermenilerin geleneksel yemeyi olarak yaziliyor vs. vs. vs....

Adamlar gölge oyununu bile sahiplendi. Türk milleti olarak reklamı pek sevmiyoruz. Aslında para ile yapılan işleri (cebimizden çıkıyorsa) sevmiyoruz. Sonra da el oğlu bizim mamulümüzü alıp kendisininmiş gibi reklamını yapınca dövünüyoruz.

 

Yukarı Dön
nilsan Açılır Kutu Gör
Okur
Okur


Kayıt Tarihi: 07.03.2006
Şehir: istanbul
Status: Aktif Değil
Points: 17
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 14.05.2006 Saat 20:08

Adamlar gölge oyununu bile sahiplendi. Türk milleti olarak reklamı pek sevmiyoruz. Aslında para ile yapılan işleri (cebimizden çıkıyorsa) sevmiyoruz. Sonra da el oğlu bizim mamulümüzü alıp kendisininmiş gibi reklamını yapınca dövünüyoruz.

Beyaz peynir (Greek Feta) çoktan gitti
-kaşar (Greek Kasseri) da öyle.
-Hatta döner (Gyros) ve şiş dürüm (Souvlaki) de tehlike altında.
-Cacık da olmuş "Tzatziki"..

-Italyanlar ve Fransızlar Türk Kahvesi'ne "Yunan Kahvesi" diyorlar.
-Kayseride yaşayan oğuz boylarına dağ çobanı, yaptıkları bütün eserlere ermeni eseri, hatta tüm dünyaya Türklerin armağan etmiş olduğu halıyı bile ermeni kültürü diye tanıtıyorlar.

-utanmasalar mis gibi kayseri mantısına bile yunan yemeği derler.

-Birde yakında kımız'ı sahiplenirlerse ??? Yok canım o kadarını yapmazlar herhalde
-zeytinyagli dolma avrupa yemek kitaplarinda ermenilerin geleneksel yemeyi olarak yaziliyor vs. vs. vs....Bizim devletimiz sahip çıkmazsa olacağı budur. (bknz. geçen seneki eurovision)

 

Yukarı Dön
endertarım Açılır Kutu Gör
Yazar
Yazar
Simge

Kayıt Tarihi: 26.12.2005
Status: Aktif Değil
Points: 45
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 14.05.2006 Saat 23:52

Aslında bu duruma pek de şaşmamak gerek. Çünkü,Yunanlılar bunu her zaman yapmaktadır. Antikçağdan günümüze Anadoluda yerleşik düzene geçmiş çeşitli kavimlerin gelenekleri Yunan aracılığı ile taklit edilip Avrupaya taşınmıştır. Tıpkı, Fenike alfabesinin bire bir alınıp Grek alfabesine dönüşmesi gibi. Veya Batı Anadoludaki zeytin ve üzüm gibi temel gıdaların  Pelopenossos ve Mora yarımadasında kutsanması da örnekleri çoğaltmamıza katkıda bulunabilir. Yunan mitolojisinin önemli unsurlarından Dionysos bile Anadolu kökenlidir. Kimbilir, Dionysos şenliklerinin yapıldığı tiyatrolar bile büyük bir ihtimalle Anadolu coğrafyasında şekillenmişti...

Ancak, konuyu tek başına milliyetçi bir yaklaşımla ele alırsak objektif bir değerlendirme yapmış olamayız. Türkler olarak bizim Malazgirt savaşından  bu yana , Anadolu halkları ile kaynaşmamızda göz ardı edilmemeli. Bugün , Anadoluda değilde ; Kırgızistanda ikamet ediyor olsa idik baklava ile bu kadar haşır-neşir olabilecekmiydik?  Ya da Orta Asya'da kabul gören  kımız, Anadolu'da yükselen bir değer olabilecekmiydi? Bunlarda değerlendirilmesi gereken sorular olsa gerek... 



Düzenleyen endertarım - 15.05.2006 Saat 20:36
Yukarı Dön
Recep C Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 25.12.2005
Şehir: Gent- Belgium
Status: Aktif Değil
Points: 248
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 22.02.2008 Saat 00:07

Antep baklavasına patent verilme töreni muhteşem oldu. Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan, TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğulu, TPE Başkan Vekili Yüksel Birinci, Gaziantep Sanayi Odası heyeti, çok sayıda davetli katıldı.Törende önce konuşmalar yapıldı. Yenen baklavaların ardından Bakan Çağlayan tarafından patent belgesi GSO Başkanı'na verildi.Çağlayan, törende yaptığı konuşmada baklava ve baklavacılığın nesilden nesile aktarılan 'en tatlı' meslek olduğunu belirtti.

Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan, hükümet olarak Türkiye'nin ekonomik değerinin yükselmesini sağlamayı hedeflediklerini vurgularken, “Son 5 yılda geldiğimiz nokta göz kamaştırıcıdır ama yeterli değil. Hedefimiz, 2013 yılında kişi başına 10 bin dolarlık milli gelire ulaşmak” dedi.

Bakan Çağlayan, Gaziantep Baklavasına “coğrafi işaret tescil belgesi” verilmesi nedeniyle Türk Patent Enstitüsünde (TPE) düzenlenen törende yaptığı konuşmada, baklava ve baklavacılığın nesilden nesile aktarılan 'en tatlı' meslek olduğunu belirtti.

“Ağzımızın tadı, her zaman Antep Baklava tadı olsun” diyen Bakan Çağlayan, verilen tescil belgesinin, son dönemlerde özellikle komşu ülke Yunanistan menşeli tartışmalara son vereceğini söyledi.

Çağlayan, bu belge sayesinde Gazianteplilerin önemli bir başlangıç yapma imkanına kavuştuğunu ve Avrupa Birliği'nde (AB) koruma elde etmek için başvuruda bulunma hakkı elde ettiğini bildirdi.

Bakan Çağlayan, “Bu belgeyle tüm dünyaya, (baklava Antep Baklavasıdır ve Türkiye'ye aittir) diyoruz” dedi.

Marka şehir Gaziantep'in, bu konumuna paralel sınai mülkiyet haklarında da ön plana çıktığını vurgulayan Çağlayan, Antep'in marka ve endüstriyel tasarım başvurularında en çok müracaat yapan 7'inci, patent başvurularında ise 10'uncu il durumunda bulunduğunu kaydetti. Çağlayan, şöyle devam etti:

“Bu tescil belgesinin, Gaziantep'in ekonomik değerinin daha da yükselmesine büyük katkı sağlayacağına inanıyorum. Bizim hükümet olarak hedefimiz de, Türkiye'nin ekonomik değerinin yükselmesini sağlamaktır. Son 5 yılda geldiğimiz nokta göz kamaştırıcıdır ama yeterli değildir. Hedefimiz, 2013 yılında kişi başına 10 bin dolarlık milli gelire ulaşmaktır.

Sanayi politikamızın uygulanmasında sınai mülkiyet hakları en önemli faktörlerden birisidir. Çünkü küreselleşen rekabet ortamında öne çıkmak, ancak özgün tasarımlarla, güçlü markalarla ve teknolojik değeri yüksek patentlerle olmaktadır.”

Ekonomide yaşanan olumlu gelişmelerin bir sonucu olarak, marka, patent, endüstriyel tasarım ve faydalı model başvurularında çok önemli oranda artışlar olduğuna dikkati çeken Çağlayan, coğrafi işaret tescil ve başvuru sayılarında da artış olduğunu, ancak tescil sayılarının ülkedeki mevcut potansiyeli yansıtmadığını ifade etti.

Bunun başlıca nedeninin tescil maliyetinin yüksek oluşu olduğunu anlatan Çağlayan, bu maliyeti düşürmek amacıyla tek maddelik bir kanun tasarısı hazırladıklarını bildirdi.

Bu tasarının yasalaşmasıyla, tescil sayılarında çok daha hızlı artışlar yaşanacağını belirten Çağlayan, hükümet ve bakanlık olarak üreticilerin coğrafi işaret korumasından en etkin şekilde yararlanmalarını sağlamayı temel öncelik edindiklerini kaydetti.

TPE BAŞKAN VEKİLİ BİRİNCİ

TPE Başkan Vekili Yüksel Birinci de, coğrafi işaretin bölgesel kalkınmayı desteklediğini ve ihracatta güven ile kalitenin ön plana çıkmasını sağlayan bir unsur olduğunu vurguladı.

Coğrafi işaretin, ürünün özelliklerinin bozulmasını engelleyerek ürün güvenliğini sağladığını ve bu yönüyle tüketiciler için de güven ve kalite unsuru olduğunu anlatan Birinci, şöyle konuştu:

“Ülkemizde coğrafi işaret korumasının başladığı 1995 yılından 2004 yılına kadar geçen sürede 59 olan tescilli coğrafi işaret sayısı, günümüzde yüzde 61 artarak 95'e ulaşmıştır. 112 müracaatla ilgili işlemler de devam etmektedir.

Coğrafi İşaret Kanun Tasarısının bu yıl içinde yasalaşmasını bekliyoruz. Bu tasarının yürürlüğe girmesiyle Türkiye genelinde bir ürün ve kalite menşe güvenlik alanı oluşturulacak. Ayrıca koruma kapsamına dahil edilebilecek ürünlerin envanteri çıkarılacaktır.”

Kısa süre önce baklava ve lokumda yaşanan tartışmalara da değinen Birinci, AB mevzuatı içinde söz konusu ülkelerin elde ettikleri tescil haklarıyla “Türk Lokumu”, “Turkish Delight” veya “Lokum” ibarelerinin kullanılmasının AB sınırlarında yasaklanmasının mümkün olmadığını söyledi. Birinci, ülkedeki kamu niteliğindeki ilgili kuruluşlarla gerçek ve tüzel kişilikli üreticilerin Türkiye'ye özgü ürünlerin tescili için AB nezdinde başvuruda bulunabileceklerini hatırlattı.

TOBB BAŞKANI

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da, marka şehir Gaziantep ve GSO'nun çalışmalarının, bütün şehirlere örnek olmasını diledi.

“O zaman Türkiye'de ne ekonomik meselelerimizi ne de sıkıntılarımızı konuşuyor olacağız” diyen Hisarcıklıoğlu, Gaziantep'in bu başarısının altında “birlikte hareket etme”nin olduğunu söyledi.

Türk kültüründe “birlikte rahmet, ayrılıkta azap vardır” ilkesinin olduğunu belirten Hisarcıklıoğlu, “Herkes tek başına çalışıyorsa rahmet yok, azap vardır” diye konuştu.

“TATLI BİR MİRAS”

GSO Başkanı Nejat Koçer de 2003 yılında hayata geçirdikleri “marka şehir” projesiyle, Gaziantep'te var olan potansiyeli marka disiplini içinde ele alıp yönetmek ve Gaziantep'in markalar şehri olmasını sağlamaya çalıştıklarını anlattı.

Marka şehir modelinden sonra şehir logosunu oluşturduklarını ve tescil ettirdiklerini belirten Koçer, bu logonun sanayi ürünlerinde bir prestij unsuru olarak kullanıldığını söyledi.

Projelerinin sonucu olarak, marka ve patent tescil sayılarında önemli ilerlemeler kaydettiklerini, rekorlar kırdıklarını anlatan Koçer, “Baklavanın tescilini de alarak Gaziantep'e ait olduğunu ve Türkiye'nin A Milli tatlısı olduğunu ilan ediyoruz. Gelecek nesillere tatlı bir miras bırakıyoruz” dedi.

Bu tescille baklavanın kalitesini bozmamak ve aslını korumak adına standart belirleyerek kültürlerini koruma altına aldıklarını belirten Koçer, baklavanın uluslararası alanda tescili için de gerekli işlemleri başlatacaklarını bildirdi.

Koçer, sözlerini “Biz (birlikten rahmet doğar) ilkesinden hareketle el ele ortak aklı savunuyoruz” diyerek tamamladı.

Konuşmaların ardından Bakan Çağlayan, GSO Başkanı Koçer'e baklavanın coğrafi işaret olarak tescil edildiğini gösteren belgeyi verdi. Nejat Koçer de Gaziantep şehir logosunu Bakan Çağlayan'a takdim etti.

-BASININ YOĞUN İLGİSİ-

Bu arada salona gelişinde gazetecilerin yoğun ilgisiyle karşılaşan Bakan Çağlayan, GSO Başkanı Nejat Koçer ile birlikte, baklavaların sergilendiği standın önünde basına poz verdi.

Burada baklavanın nasıl yenilmesi gerektiğini anlatan Bakan Çağlayan, bir gazetecinin “komşumuz da baklavaya sahip çıkıyor” şeklindeki sözleri üzerine, “Yok, biz artık o işi bitirdik. Komşunun pek fazla sahip çıkacağı şey kalmadı. Marka şehir Antep'e de bu yakışırdı zaten. Dolayısıyla coğrafi işaret olarak tescil yapılmış durumda. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Gerçekten Türkiye'ye has Antep'e has bu ürünün tashihi yapıldı. İnşallah AB'den de bunun işaretlemesini aldığımız zaman bizi tutabilene aşk olsun” şeklinde konuştu.http://www.hurriyet.com.tr/gundem/8281284.asp

Yukarı Dön
 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
  Share Topic   

Forum Atla Forum İzinleri Açılır Kutu Gör

Forum Software by Web Wiz Forums® version 10.16
Copyright ©2001-2013 Web Wiz Ltd.
Yeni Sayfa 1

Güncel Sitemiz için tıklayınız.

Çankırı Araştırmaları Sitesi Ağustos 2013 3 ncü dönem sitesi

2002 yılından bu güne kesintisiz hizmet veren sitemizin binlerce yazı ve görselin bulunduğu arşivleri

2000-2005 I. Arşiv       2006-2013 II. Arşiv

 

Popup Örnek