2002 yılından buyana kesintisiz hizmet

Üye olun yazmaya başlayın ve Çankırı'nın geleceğine siz yön verin. Çankırı Araştırmaları Sitesi [www.cansaati.org]

Forum Anasayfası Forum Anasayfası » Gündem/Köşe Yazarları » Recep CIRIK
  Yeni Mesajlar Yeni Mesajlar RSS - Çankırı yıkılıyor, ben de yıkılıyorum....
  Yardım Yardım  Forumu Ara   Kayıt Ol Kayıt Ol  Giriş Giriş

Yeni Sayfa 1

Güncel Sitemiz için tıklayınız.

Çankırı Araştırmaları Sitesi Ağustos 2013 3 ncü dönem sitesi

2002 yılından bu güne kesintisiz hizmet veren sitemizin binlerce yazı ve görselin bulunduğu arşivleri

2000-2005 I. Arşiv       2006-2013 II. Arşiv

 


Kilitli ForumÇankırı yıkılıyor, ben de yıkılıyorum....

 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
Yazar
  Konu Arama Konu Arama  Konu Seçenekleri Konu Seçenekleri
Recep C Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 25.12.2005
Şehir: Gent- Belgium
Status: Aktif Değil
Points: 248
Mesajın Direkt Linki Konu: Çankırı yıkılıyor, ben de yıkılıyorum....
    Gönderim Zamanı: 26.03.2006 Saat 06:57

Değerli Yarenler

Bindokuzyüzaltmışlı yıllardan  itibaren Çankırı'ya gelirken Ildızım'dan saat üçbuçukta kalkan 'gece postası' dediğimiz tren ile  sabahın dört buçuk - beş arası Çankırı istasyonunda olurduk. Elimizde yumurta sepeti , yoğurt depnileri ve heybe ile gideceğimiz adresler belliydi. Ya Ildızım'dan gelen ve Çankırı'ya yerleşen  bir köylümüzün evine davetsiz misafir olacaktık, ya da Kiremitçi'nin kahvenin önünde sabahlayacaktık.

Çoğu hakkın rahmetine kavuşan Ildızımlı akrabalarımız, ekmeklerini bizimle paylaşmaktan mutlu olurlardı. Hastalık nedeniyle Çankırı'ya gelenler mutlaka Pansumancı Ömer Amca'ya misafir olurlardı. Bu parasız özel hastahanede yaralar,  bereler temizlenirdi. ( Ildızımlılar Kabaş Dayı diye tanırlar) ve eşi Emine Hanım Teyze'nin sofrası  Halil İbrahim Sofrası gibiydi. Koca çaydanlık ve üzerindeki demlik sıcak soba ateşi üzerinde kaynar dururdu. Ben düşünürdüm. Bu evin ekmeği hiç bitmez mi diye... Gerçekten de bitmezdi. Havanın soğuk günlerinde ve hastalandığımızda çalacağımız kapımız vardı. Bu kapının salı günü akşamdan itibaren  kilitlenmediğini adım gibi biliyorum.

Çankırı'da TCDD de Makascı Mustafa( Kavas)  Babamın  kardeşi yani öz Amcam'ın vefatına kadar  Foto Görçek'in önünden İmaret Camii'nin  bulunduğu sokağa doğru çıkınca, sol kolda köşedeki eski bir konakta otururdu. Gelen, geçen komşuları ile mutlaka şakalaşırdı. Hepsi de bu güzel şakalara  güzel karşılıklar verirdi. 1965 yılında vefatından sonra Çankırı'da bir kapımız daha kapanmış oldu.

Pansumancı Ömer Amca'yı iki yıl önceki ziyaretimde görememiştim. Emine Teyze'nin elini öpmek ve hatırını sorabilme fırsatını bulmuştum.

Yolu Kiremitçi'nin Kahve'ye düşenler ise, tatlı Çay köprüsünden Çankırı Kalesi yönüne uzanan  ince ve uzun bir yolu adımlamak zorundaydılar.  Eğer elinizde biraz eşya varsa  , kahveye varıncaya kadar duman olursun. Kemal Dayımla geldiğimizde kimseye uğramadan bu kahveye çıkardık. Sabah ezanından sonra, simitçiler de ortaya çıkardı. Taze ve gevrek simitle şimdiki çay bardaklarını iki kez cebinden çıkaran, iri- kıyım çay bardaklarından üç kesme şekerli şerbet gibi çayı yudumlayınca 'ohhh' dememek mümkün değildi.

Kahvenin önünde yaz- kış ayakkabı boyacılığı yapan ve arada bir: Çoraplar dört katlı! diye bağıran Kahraman Abi koca göbekli ve üç günlük traşı ile hala gözlerimin önünde. Yaz- kış üşümeden üşenmeden otururdu. Onun hiç ayağa kalktığını görmedim. Sanki oturduğu tabureye çakılıydı.

Gün ışımaya başlayınca yavaş yavaş sokaklar hareketlenmeye başlar, memurların köy yumurtası ve yoğurt alış-verişten kazandıkları şıngır,mıngır paralar belde taşınan köylü dayılarımın keselerini doldururdu

En çok sevdiğim para sarı yirmibeşliklerdi. İki simit alabilirdik. Beş kuruş da yanımıza kâr kalırdı.

İstasyon Caddesi'nden aşağı ya doğru yürürken Sağlı, sollu iki eczane  dikatimi çekerdi. Sevinç ve Uslu Eczaneleri.Vitrinlerinin  önüne durur ilaç isimlerini okuyup, öğrenmeye çalışırdım. Ne işime yarayacak sa ? Daha aşağılara doğru inerken beyaz eşya satan Güryılmazlar vardı. Bir, iki terzi dükkanı  olduğunu hatırlıyorum. Köşede bir de saatçi vardı. Anacığım öğretmen okulunu kazandığımda  hediye olarak bir kol saati almıştı. O zamanlar bir kol saati en az iki üç koyun parasına maloluyordu. Askere giden gençler ödünç de olsa bir kol saati ve taktıkları onbaşı rütbesi ile sol eli çene altında bir resim gönderirlerdi.

Arkasına da bir not düşerlerdi.

' Kendim uzaktayım, hayalim yakın,

Resmime bakıp da ağlamayın sakın'

 Şimdiki cep telefonu süksesini 60'lı yıllarda böyle yaparlardı. Teknolojiden kim geri kalır ki ?

Atatürk Heykeli'nin önüne geldiğimde, heykelin önüne durur  heykeli bir güzel incelerdim. Atatürk'e elimi değmek isterdim. Tabi çok yüksekte olduğu için dokunamazdım. Ben heykelleri dokunulacak şekilde yapılmasını isterdim. Fakat bütün heykeller boyumdan büyüktü ve erişemiyordum.

Meydanın hemen önündeki Adliye Sarayı ve Hükümet konağı o zamanın en gösterişli yapısıydı. Giriş katını köylerden gelen insanlar doldururlar. Tavuk- kedi - köpek ve bebek kavgası ile mahkemeye düşen vatandaşlarımız mahkeme salonunda mübaşir'in cırlak ve son hecesini anlayabildiğim sesiyle davalı ve davacıları mahkeme salonuna çağırırdı.

Çankırı hapishanesi  ile Adliye binasını bir yol ayırırdı. Sarı ve kasvetli görünüşlü bu binanın  ne zaman yıkıldığını bilmiyorum ama oraya Çankırı!dan uzak kaldığım yıllarda yıkılmış  ve yerine bir bir park yapılmıştı. Sağında solunda yer alan inzibat kulübelrini ve inzibatları aradım , yerlebir edilmişti.

İyi kötü anıları ile cezaevinin giriş kapısı dahi olsa koruma altına alınamazmıydı ? O sarı bina yıkılınca benim çocukluğumun Çankırı!sı da yerle bir olmuştu. Çünkü Kemal Tahir'in Körduman romanı orada yazılmıştı.  Nazım Hikmet'in 'saksı'dan bahçem dediği Çankırı Ceza ve Tevkif  Evi artık yoktu.

Yıkın beyler yıkın. Ayakta tarihimizi bize hatırlatacak ne varsa yıkın. Yerine betonları yığın. Bizi kültürümüzden, evimizden,barkımızdan, yurdumuzdan, yuvamızdan soğutmak için daha da çok yıkmanız gerekiyor. Yerine beton yığınlarını yığın. Çocuklarınıza anlatacağınız fazla bir şey kalmasın. Medeniyet denilen 'tek dişi kalmış canavar' aç, bilaç sizin kararlarınızı bekliyor.

Geçmişini bilmeyenin ve unutturulanın , geleceği hiç olmaz...

Çocukluğumdaki Çankırı'yı daha çok seviyordum.

Yeni Çankırı'ya yabancıyım.

Çankırı'mızın kültürel değerleri kadar eski yapılarını da korumaya varmısınız ?

Selam, sevgi ve saygı ile....

 



Düzenleyen Recep C - 26.03.2006 Saat 15:37
Yukarı Dön
kadiryavuz55 Açılır Kutu Gör
Yazar
Yazar
Simge
Çevreci

Kayıt Tarihi: 25.01.2006
Status: Aktif Değil
Points: 480
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 27.03.2006 Saat 12:43

 

        Rahmetle şürknala andığınız , Ömer amcayı tarımayan bilmeyen yoktur.Bir doktor kadar deneyim ve tecrübe kazanmış,Bir çerrah kadar deneyim ve bilgi kazanmış.Belki okur yazardı tahsili neydi bilmiyorum ama Uzman doktora  dahi taş çıkartaçak deneyim ve tecrübe sahibi idi.

       İnsani yaklaşımı insani duyguları şevkatli yaklaşımları kapısına geldiği hasta sanki iyi olurdu.Diş mi çekmezdi,Kırık cıkıkmı,sarmazdı,Ev ev değil bir polikinlik mübarek ,Bir otel, bir lokanta,bir şifahane idi ?

       Mesai mefumu yoktu sanki günün yimi dört saati acıl müdahale ekibi gibi her zaman hazır beklerdi.?Tanıyanlar bilenler bilir o tarihlerde bir doktorumuz var ikinci doktorumuz yoktur. Rahmet ve şükranla bir kez daha anmaktan başka elimizden bir şey gelmiyor mekanı cennet olsun. Anıtı dikileçek bir Çankırı İnsanlık dostu yardım severi fedakarı vb. tüm övücü ne varsa dilimizde  hepsini hak edmiş Bir büyüğümüz.Ruhu şaat olsun.

      Böylesine önemli şahsiyetimizi gürdemimize taşımanızdan günşelleştirmenizden minnet ve şükranla tekrar anmamıza vesile olduğunuz için sayın Recep beye şükranlarımı sunuyorum

ÇEVRECİ KADİR YAVUZ

   

        

 

Yukarı Dön
ildizim Açılır Kutu Gör
Okur
Okur


Kayıt Tarihi: 05.01.2006
Status: Aktif Değil
Points: 12
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 13.04.2006 Saat 13:06

1-2 yaşımdayken elimde soba maşası yürürken yere düzmüşüm ve çatal maşa hart diye yanagımdan agzıma girmiş sonra apse kapmış.

annem derdi seni kabaşa götürdük yüzünü o iyileştirdi diye, ben ıldızımlı diye biliyordum. :)

benim mereli oldugumu bilmeyenler yüzümdeki izi görünce şark cibanımı diye soruyorlar. bende olayı anlatıyorum bu sever soranlar iyi fazla iz kalmamış derse bende türkiyenin ilk estetiğini kabaş yüzüme yapmış der geçerim.

:)

 

allah rahmet eylesin

Yukarı Dön
hade Açılır Kutu Gör
Üye
Üye


Kayıt Tarihi: 28.02.2006
Şehir: Orta
Status: Aktif Değil
Points: 5
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 21.04.2006 Saat 20:43

       Ben belki sizlerin gördüğü çok şeyi yakalayamadım ama eski Çankırı'dan hatırımda kalan o kadar çok şey var ki. Çankırı'yı Çankırı yapan o kadar güzellikler bir bir yıkılıyor. O kadar güzel mimari ile yapılmış evler birer birer çürümeye bırakılıyor.

     Geçen yolum eski okulumun olduğu yere düştü.Karatekin İlkokulu içinizde bilenleriniz mutlaka çıkacaktır.Yerinde bir okul var ama benim okuduğum tek katlı mütevazı okulu aradı gözlerim.Bahçesinde durmadan koştuğumuz yerler geçti gözümün önünden. Okulun arkasında  bulunan türbeye dileklerimiz kabul olsun diye taş yapıştırırdık . Şimdi o halimize gülüyorum ne kadar heyecanlanırdık, arkadaşlarla kimi taşı yapışacak diye yarış bile yapardık.

        Teknoloji ve gelişmişlik adına değerlerimiz bir bir yok oluyor. eskileri yok etmeden bir şeyleri yapmayı beceremeyeceğiz galiba.

       Yine de Çankırı'ya her gelişimde dilimde "Memleketim" şiirinin dizelerini mırıldanırım.O çocukluğumun en güzel günlerinin özlemiyle Büyük Cami'nin oradan Atatürk Heykeli'ne doğru İstasyon Caddesi'nin  o mistik havasını bir nisan akşamı koklamak ne güzel olurdu.

Yukarı Dön
figen Açılır Kutu Gör
Okur
Okur
Simge

Kayıt Tarihi: 10.03.2006
Şehir: istanbul
Status: Aktif Değil
Points: 16
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 24.04.2006 Saat 22:09

mahallemiz bilge kadınların esprili kahkahalarının yeşerdiği büyük bahçelerden oluşurdu. ben bu bahçelerin en evciliklisinde büyüdüm. meyve ağaçları bebeklerimin beşiğini kollar, ayçiçekleri yoldan gelen geçen çocukların hışmına uğrar, bizimle birlikte bir mahalleliye daha yeten yumurtalarıyla övünen tavuklarımız akşama kadar gıdaklardı. annem konuşurdu onlarla. zümriye teyze konuşurdu susamlarıyla, camdan cama, avludan avluya, bahçeden bahçeye herkes konuşur, haberleşirdi birbiriyle. komşularımızı görmediğimiz bir gün yoktu. o gün kimin evinde ne olduysa, herkes bilir, kimin evinde ne piştiyse herkes nasiplenirdi nerdeyse. en güzeli yaz günleriydi. koşturup yorulduktan sonra bahçelerden birinde demlenmiş bir çay, yanında bazlama, kısır mutlaka bulunurdu. faruk amca, dünyaya kapalı gözlerine inat söylediği türkülerle açardı ruhumuzu. adeviye teyze nin lalelerinde bir çankırılı nın gözü kalırdı. nesrin teyze nin güllerini yüksek duvarı yüzünden yoldan geçenler göremese de, ben ikinci kattan görürdüm. oyunlarımın çoğunu nedense, onun kapısının önünde oynardım. evimizin beyaz badanalı dış duvarına kocaman resimler yapardım. semiha teyze geçerken kendimi ona göstermeye çalışırdım. çünkü onun zerafetine, asaletine hayrandım.

kuşlar,ahşap evimizin tarihi eser balkonuna yuva yapardı. bazen yuvadan düşen yavruları bez mendile sarıp eve alırdık. ısıtır, besler, yuvaya geri koyardık.

3 yaşındayken ilaçlı meyvesinden yediğim şeftali ağacı, zehirlenmemin ardından annemin bedduasıyla kurumuştu. ama evimiz mütahite verildiğinde, o kuru ağaç bile gözyaşlarıma boğulmuştu. ilkokulu bitirmek üzereydim ve o evden taşınmayı hiç istemedim. ben başka tavukların yumurtasını yemezdim. babam söz verdi, bir apartmanda bile otursak, balkonunda benim için tavuk besleyeceğine.

biz taşındık o mahalleden, sonra başkaları... herkes kaloriferli evlerin, kira gelirine tarihi evleri feda etmek zorunda kaldı. ne bahçeler kaldı ortada, ne bahçivanlar. ağaçlar giderken, onlarsız nefes alamayacak güzel insanları da yanına aldı.

balkonda tavuk beslemek şöyle dursun, artık balkona çamaşır asmanın bile bir kuralı vardı. 31 yaşına geldim, başka şehirler, ülkeler gezdim, ama hala o evde geçiriyorum tüm rüyalarımı...

Yukarı Dön
 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
  Share Topic   

Forum Atla Forum İzinleri Açılır Kutu Gör

Forum Software by Web Wiz Forums® version 10.15
Copyright ©2001-2013 Web Wiz Ltd.
Yeni Sayfa 1

Güncel Sitemiz için tıklayınız.

Çankırı Araştırmaları Sitesi Ağustos 2013 3 ncü dönem sitesi

2002 yılından bu güne kesintisiz hizmet veren sitemizin binlerce yazı ve görselin bulunduğu arşivleri

2000-2005 I. Arşiv       2006-2013 II. Arşiv

 

Popup Örnek