2002 yılından buyana kesintisiz hizmet

Üye olun yazmaya başlayın ve Çankırı'nın geleceğine siz yön verin. Çankırı Araştırmaları Sitesi [www.cansaati.org]

Forum Anasayfası Forum Anasayfası » Gündem/Köşe Yazarları » Ahmet GÜLŞEN
  Yeni Mesajlar Yeni Mesajlar RSS - Adına Yakışır Bir Gece Oldu
  Yardım Yardım  Forumu Ara   Kayıt Ol Kayıt Ol  Giriş Giriş

Yeni Sayfa 1

Güncel Sitemiz için tıklayınız.

Çankırı Araştırmaları Sitesi Ağustos 2013 3 ncü dönem sitesi

2002 yılından bu güne kesintisiz hizmet veren sitemizin binlerce yazı ve görselin bulunduğu arşivleri

2000-2005 I. Arşiv       2006-2013 II. Arşiv

 


Kilitli ForumAdına Yakışır Bir Gece Oldu

 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
Yazar
  Konu Arama Konu Arama  Konu Seçenekleri Konu Seçenekleri
ahmetgulsen Açılır Kutu Gör
Site Yöneticisi
Site Yöneticisi
Simge
Cansaati.Org Yazı İşleri Sorumlusu

Kayıt Tarihi: 01.10.2003
Şehir: ANKARA
Status: Aktif Değil
Points: 877
Mesajın Direkt Linki Konu: Adına Yakışır Bir Gece Oldu
    Gönderim Zamanı: 19.02.2011 Saat 10:30

 Adına yakışır bir gece oldu

16 Şubat 2011 Ankara Keçiören, Astarlızade Mehmet Hilmi Efendi’yi Anma Proğramı

Çankırı’nın son yüzyılına damgasını vuran, Osmanlı’nın bakiyesi bir toplumun oluşmasında Çankırı ölçeğinde gayretleri ve eserleri bulunan büyük İnsan Astarlızade Mehmet Hilmi Efendi vefatlarının 49 yılında Ankara Keçiören’de Çankırı Gençlik Derneği ve Çankırı Araştırmaları Topluluğunun birlikte hazırladığı bir çalışma ile adına yaraşır bir olgunluk ve manevi zenginlik içinde anıldı.

 

Bir aydan uzun zamandır Metin Yılmaz, İbrahim Seymenoğlu beyler  ve Çankırı Gençlik derneğinden Bayram Polat, Dilaver Doğanay, Fatih Bayram, İsmail Demir, İsmail Sarıkaya arkadaşlarımızla birlikte yaptığımız içerik, materyal ve tanıtım konusundaki çalışmalarımız ve bunun yanında eş zamanlı olarak Konya’dan Recep Gülşen tarafından Hilmi Efendi hakkında ilk defa diyebileceğimiz sinevizyon belgeselinin hazırlanması 16 Şubat 2011 akşamı geniş, seçkin ve nezih bir katılımı, dolu dolu zengin, manevi iklimi teneffüs ettiren bir eser ortaya çıkarttı.

 

Program konsept itibariyle güzel tasarlanmıştı. Konusu şahsiyetin manevi yüceliği, programı hazırlayanların gönülden ve halisane gayretleri ile pekişince gözden gönüle, kulaktan gönüle ve hattan damaktan gönüle dopdolu, bir gece yaşandı.

 

Açılış konuşması, görsel materyaller, mesaj yüklü takdimler, canlı musiki dinletisi, kuran tilaveti, akademisyen katılımı ve canlı tanık ile tam bir sunum ve  tüm bunlar üzerine çıkışta helva, su, şeker, kartpostal ikramıyla unutulmaz bir etkinlik  eksiksiz tamamlanmış oldu.

Açılış Konuşması:

Programı Çankırı Araştırmaları Topluluğu [www.cansaati.org] ve Çankırı Gençlik Derneği adına Dernek Başkanı Bayram Polat sundu. Sunumda insan-ı kamil anlatıldı ve neden buradayız sorusuna bir cevap aralandı: “Bu geceyi, Çankırı Araştırmaları Topluluğu ve Çankırı Gençlik Derneği olarak bizler bir milat olarak belirledik. Artık Çankırı için yapılan her etkinlikte, etkinliğe katılan ve düzenleyen insanların, Çankırı için düşünen ve aksiyoner fertlerin İnsan-ı Kamil olma yolunda da adım atması gerektiğine inanıyoruz. Bunun elimizdeki en mükemmel örneğinin Asatarlızade Hilmi Efendi olduğu biliyor ve O’nun tanıtılmasıyla bismillah diyoruz.” denildi.

Etkinliğin görsel metaryalleri:

İsmail DEMİR’in elinden çıkmış iyi tasarlanmış afiş, davetiye, sahne arkası fonlar birbiri ile ahenk içindeydi. Bunun üstüne yine görsel metaryel olarak Çankırı’nın Tarihi Sürecini anlatan metni tarafımca yazılmış, İsmail SARIKAYA’nın tasarladığı slayt ve bundan sonra senaryosu ve yapımı Recep GÜLŞEN’e ait Hilmi Efendi belgeseli mükemmeliyeti tamamlayan bileşkeler oldu.

Belgesel Hilmi Efendi hakkında elimizde bulunan bilgi ve belgelerin derlenmesi sonucu oluşmuş mevcutta alanının tek çalışması durumundadır. Yakın bir zamanda bu çalışmanın ve programdaki diğer konuşmaların DVD ortamında dağıtımı yapılacaktır.

Etlinliğin Sunucu Takdimleri:

Programda sunucu da en az konuşmacılar kadar içeriğe hakimdi. İsmail SARIKAYA’nın yaptığı sunumda takdimler arasında izleyicilere mesajlar verildi. Bu mesajlar konu başlıkları itibariyle şöyledir; Hilmi Efendinin yaşama üslubunun tasavvuf olduğu vurgulandı, Hilmi Efendinin adına bir vakıf kurulması gereği tavsiye edildi, Efendi’nin hocası Ahmet Mecburi Efendinin vakfettiği kütüphanenin yeniden ihya edilmesi için çağrı yapıldı, Onun dilinden dualar okundu ve Astarlızadenin çağdaş bir müslüman olduğu gerçeği izah edildi. Tarafımca hazırlanan sunucu metinlerini yazım ekinde de ilginize sunacağım.

Etkinliğin Musiki Bölümü:

Bir mutasavvıfın anıldığı gecede Tasavvuf Musikisinden örnekler vermekmek olmazdı. Musiki ekibinin saz sanatçıları Çankırı gençleriydi; Mehmet, Emin, Sefa, Eren Bayram kardeşler. Solist Asım Akkuş ise musikiye kendini adamış bir ilahiyat talebesi idi. Tek kelimeyle muhteşem bir musiki ziyafeti tattık.

 Kur’an- KerimTilaveti:

Allah dostunun anıldığı yerde Allah kelamı da yeralmalıydı. Böyle bir gece de yine Çankırı’nın hala kaliteli insan yetiştirebildiğine şahit olduk. Kuran tilavetini Türkiye Güzel Kuran Okuma yarışmasında birincilik almış, hemşehrimiz Sakarcaören köyünden Ahmet Demir yaptı. Demir ayrıca tasavvuf musikisi bölümünde solist ile birlikte düette yaptı.

Etkiliğin Akademisyen Bölümü:

Biri Çankırılı olan ilahiyat alanında uzman iki Profesör konuşma yaptı. Hasan Onat ve Mustafa Aşkar. Sayın Onat aynı zamanda Çankırı içinden bir insan olarak toplumsal yaşantımız, alime ve okumaya verdiğimiz değer konusunda görüşlerini dile getirdi.  Mustafa Aşkar ise yazdığı kitabın serencamını anlattı ve Hilmi Efendi hakkında bilgiler verdi. Konuşmasında Hilmi Efendinin de bir mevlevi olduğunu ve bunun için Çankırı Mevlevihanesinin yeniden inşa edilmesinin gerekli olduğunu, devletin konuya el atması gerktiğine vurgu yaptı. Çankırı Araştırmaları Topluluğu olarak bizler bu konuya 2004 (yazıyla yazıyorum - ikibindört) yılından bu yana çağrı yapıyoruz, bakınız www.cansaati.org . Yazışmalar var, imza kampanyaları var, Milletvekillerin meclis gündeminde konuşmaları vs.. Artık bizim dışımızdaki insanların da bunu ihtiyaç olarak görmüş olmaları bizi sevindirmiştir. Bu vesileyle Çankırı’yı yönetenlerin yönetmeye taliplerin veya bir icraat bir hizmet yapmak isteyenlerin sitemizin kampanyalarını geriye doğru taramaları iyi bir başlangıç olacaktır kannatindeyim.

 Etkinliğin Canlı tanığı:

Hilmi Efendi hakkında bir program yapıp da aile fertlerinin konuşmasına imkan vermemek büyük bir eksiklik olacaktı. İhmal etmedik. Efendi’nin torunu Hilmi Bey, konuya önem verdiğini hissettiren daha öncesinde hazırladığı uzun bir konuşmayı sundu. O’nun da beklentisi bizim daha öncesinde sunucu notlarında da ifade ettiğimiz gibi adına bir vakıf kurulması ve çalışmaların bu yoldan takip edilmesidir.

Program tüm bu manevi doygunluğun üzerine Çankırı Genlik Derneğinden Dilaver Doğanay ve eşi tarafından hazırlanan helva , öğretmen Abbas Akgün tarafından hazırlanan ve ince bir sanat ve estetikle üzerine Hilmi Efendi hatırasına ibaresi yazılarak dağıtılan şeker ikramı ile zenginleştirildi. Yanında gülsuyu ve Metin Yılmaz tarafından hazırlatılan Hilmi efendinin resminin yer aldığı bir kartpostal günün anısına çıkışta takdim edildi.

 

Bu gece açılış konuşmasında da olduğu üzere bir milat olmuştur, artık Çankırı için düşünen insanların da örneğimiz Astarlızade Hilmi Efendi gibi İnsan-ı Kamil olma yolunda ilermesi gerekiyor. Çankırı’nın yollarını kaldırımlarını çizden mimar da, Korgun OSB’ye fabrika kuran işadamı da, hatta banko ardında su tahsilatını yapan da, özel idarede trilyonları tahsis eden meclis üyeleri de, pazarda peynir satan köylü de içindeki manevi eksikliği öncelikle tamamlamalı ve işini ticaretini bu vasat üstünde yapmalıdır.

Biz bir kıvılcımı ateşledik ve asgari standardı ortaya koyduk. Umarız ki gelecek yıl, Efendinin 50 nci vefat yılında daha kapsamlı anmaları yapanlar çıkacaktır. Bizler yapılmayan, eksik olan yepyeni hizmetler için düşünmek üzere masamızın başına dönüyoruz. 

  

 

 
Etkinlikle ilgili resimler ve videolar http://www.cansaati.org/topluluk/forum_posts.asp?TID=3420 adresinde ve http://www.cankirigenclikdernegi.com/ adresinde mevcuttur.


Düzenleyen ahmetgulsen - 19.02.2011 Saat 10:45
Ahmet GÜLŞEN

http://smmmahmetgulsen.wordpress.com/
Yukarı Dön
ahmetgulsen Açılır Kutu Gör
Site Yöneticisi
Site Yöneticisi
Simge
Cansaati.Org Yazı İşleri Sorumlusu

Kayıt Tarihi: 01.10.2003
Şehir: ANKARA
Status: Aktif Değil
Points: 877
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 19.02.2011 Saat 10:32

Sunucu Notları

“Ölüm âsûde bahar ülkesidir bir rinde”  
Yahya kemal

(1)

Astarlızâde Hilmi Efendi’nin yaşama üslubu tasavvuftu.

Tasavvuf, Menşei Kur’ân-ı Kerîm, hadîs-i şerîfler ve Hz. Peygamber ile ashabının hayat tarzları olan bir yaşam şeklidir.

Tasavvuf, bir ilimdir; insanın Allah tarafından sevilmesi ve buna bağlı olarak insanın Allah’ı sevmesi için yapılması gerekenleri anlatır.

Tasavvuf, “Allah’tan hakkıyla korkun da müslüman olarak ölün.” tavsiyesinin zarurî tecellisidir. (67/Mülk).

Tasavvufi hayatın, kurallara kaidelere bağlanmış şekline tarikat deniliyor. Hz. Yunus da Hz Mevlana da, Hacı Bayram Veli de ve daha bir çok değerlerimiz kendi esaslarını ortaya koymuşlar ve insanı Allah’a yaklaştıracak metotları Resulullah’ın eğitim modeli olan “hoca – talebe sohbeti” şeklinde asırlardır aktara aktara gelmişlerdir.

 

“İçsen bu sudan dostum, bir daha susamazsın,
Bir hal gelir ağlıyamazsın, susamazsın” 
Arif Nihat Asya

Astarlızâde Hilmi Efendi’i Çerkeşli Seyyid Mehmet Hilmi Efendi’ye bağlı Bir Nakşi idi.

Nakşibendilik veya kısaca Nakşilik, adını Buharalı ünlü Türk şeyhi Bahaeddîn-i Nakşibend’den (v. 1318/1389) alan dinî bir ekoldür, bir irfan mektebidir; aynen Meydan Larousse’un ifadesiyle, “Sünnîliğin bütün görüşlerini benimseyen, aşırı ölçüde dine bağlı olanların tercih ettikleri” bir tarikattir. Asırlardan beri vardır. Türk kültür tarihinde yeri büyüktür; İslâm âleminin nice ülkelerine yayılmış, sevilmiş ve tutulmuştur. Çok şerefli bir tarihi olup, nice meşhur alim, fazıl ve mücahid yetiştirmiştir.

(4)

Astarlızâde Hilmi Efendi’nin hocası Ahmet Mecbur Efendidir.

1919 yılında vefat eden Mecbur Efendi ilmi yönünün yanı sıra tasavvufi alanda da iyi yetişmiştir. Dönemin idari ve eğitim birimlerinde çalışmıştır. Birçoğumuz farkında bile değiliz ancak Mecbur Efendi’nin anısına Şehrimizde bir sokak bulunmaktadır. Bu sokağa Mecburi efendinin adının verilme nedeni ise vakfettiği kütüphanedir. Ne var ki bugün ne devlet, ne yerel yönetim ne de sivil toplum kuruluşları yıkılmakta olan bu eseri koruma çabası göstermemektedir.

Çankırı Araştırmaları Sitesinin logosuna bakınız, on yıldır feryat etmekteyiz. Çansaatinin altındaki yığma taş bölüm Mecbur Efendi kütüphanesi bir an önce aslına uygun inşa edilmelidir. Devleti vefaya davet ediyoruz.

 

Dua Müminin Miracıdır.

(3)

 

Astarlızâde Hilmi Efendi’nin Bir Duasını okuyorum.

 

Yâ Rabbi, biz cümle ümmmet-i Muhammedi icabet-i Muhammediye’nin tasdîk-i Zâtından hissesi ola. “Liyağfira leka’llahu ma tekaddeme min zenbike vema teahhara” sırrından dahî behresi buluna, âmin. Ey Allahım ve mahbûb-ı cânım, Seni aşk ile severim yoksa cennet ümidi ve ya cehennem korkusuyla değil. Sen beni kendine hâssu’l-hâs kul ve rasülüne hâssu’l-hâs ümmet kılasın.

(5)

Astarlızâde Hilmi Efendi’nin Bir Duasını daha okuyorum.

 

Ey Allahım ve mahbûb-ı cânım, kemâl-i vucûd ve kereminden biz cümle ümmet-i muhammed’e ilm-i billah ver. Biz de onu nâsa bezl edip onunla bir tama düşmeyelim. Ve onun üzere bedel u ücret almayalım. İşte semanın kuşları denizin balıkları arzın devâbbı ve Kiramel Katibûn dua ve istigfar edeler. Ve biz yevmu’l kıyamette huzûr-ı zü’l- celaline seyyid şerif olarak çıkalım. Ve mürselin hazaratına refakat edelim

bi-cahi vechike’l kerim ve bi – hakkı Muhammed aleyke amin.

 

Sizin dostunuza bir selamınız bile onu ayakta diriltir, moral verir. Hilmi efendi

(2)

Astarlızâde Hilmi Efendi bir Vakıf insandı

Astarlızade’nin anısına bir vakıf kurulmalıdır. Bu vakıf, insan yetişmesinde faal hizmetlerde bulunmalı,  O’nun hedefi olan Allah’ın rızasını kazanacak dünyevi ve uhrevi işleri aynı anda yapabilecek kabiliyette donanımlı bir nesil yetiştirilmesi için çalışmalıdır. Çankırının bügün buna olan ihtiyacı inanın Hilmi efendinin yaşadığı dönemdekinden daha az değildir.

Bu Vakıf ayrıca Hilmi Efendi hakkında daha geniş araştırmalar yapmalı ve yayınlamalıdır, konferanslar tertip etmelidir. Bilmediğimiz noktalar aydınlanmalı, Hilmi Efendi herkesin kendi muhayyilesindeki gibi bir şahsiyet sınırlamasında kalmadan tüm boyutlarıyla anlatılabilmelidir. Keza örnek vermek gerekirse, dönemin çok hareketli siyasi gelişmelerinde de muhakkak Hilmi Efendinin katkısı, tepkisi olmuştur. Bunları gün yüzüne çıkartacak yakın tarih araştırmaları için fonlar ayrılmalı, üniversitemiz, serbest araştırmacılarımız teşvik edilmelidir.

 

Bilmem amma müslümanlık galiba göklerdedir
Kaç hakiki müslüman gördümse hep makberdedir. M Akif

(6)

 

Astarlızâde Hilmi Efendi bir çağdaş bir müslümandı

 

Sinevizyonda ve konuşmacıların hitaplarında da zikredildiği üzere O, dini ilmi yanında, hayatı ince bir uslupla yaşama modeli olan tasavvuf ilmini de öğrendi, ancak geçimini bunlarla temin etmeyip, teamüllere uygun bir ticari hayat, herkese örnek olacak bir ziraat işi ile iştigal etti. Tüm bu halleriyle topluma örnek oldu.

Bugün, bizler yeni bir Hilmi Efendi beklemeden aynı hassasiyetle hayatımızı idame ettirmeliyiz. Özelde Çankırı için bügünden itibaren yaşadımız ortamları yeniden gözden geçirmeli, inancımıza uygun, doğaya dost yeni evler, işyerleri, camiler, alışverişmerkezleri tasarlamaya, projelerini çizmeye bu konuda birbirimizi desteklemeye, yarışmaya davet ediyoruz. Yaşanılır bir şehir, dünya standartlarını inancımıza göre yeniden oluşturacak bir neslin yeşermesi için ilk elden gerekli olan şeydir.  Bugün Çankırı’nın estetikten uzak şehir tasarımındaki karmaşanın nedeni toplum olarak hayatımızdaki maddi hırs ve tasavuftan yoksunluktur.



Düzenleyen ahmetgulsen - 19.02.2011 Saat 10:36
Ahmet GÜLŞEN

http://smmmahmetgulsen.wordpress.com/
Yukarı Dön
Bayram Polat Açılır Kutu Gör
haberci
haberci
Simge
Spor Muhabiri

Kayıt Tarihi: 05.03.2006
Şehir: Ankara
Status: Aktif Değil
Points: 168
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 19.02.2011 Saat 13:09
Çankırı Gençlik Derneği Başkanı Bayram POLAT'ın açılış konuşması metni;
 

Kıymetli misafirler, değerli hemşerilerimiz hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu gece Çankırılı Astarlızade Mehmed Hilmi Efendi’yi Rahmet-i Rahman’a kavuşmasının 49. Yılında hayırla yâd etmek üzere bir araya geldik.

Sözlerime böylesi önemli bir şahsiyeti yâd etmenin biz gençlere nasip olmasından duyduğum hazzı ve onuru belirterek başlamak istiyorum.

Astarlızade Mehmed Hilmi Efendi’yi anlatmak, O’nun maneviyat dolu hayatını sizlere aktarmak hususunda birazdan kıymetli Hocalarımız söz alacaklar.

 Ben kısaca, “biz kimiz, neden buradayız ve neden Astarlızade” konularına değinmek istiyorum.

Bizler Çankırı’nın çeşitli bölgelerinden bir araya gelerek 2008 yılında Ankara’da Çankırı Gençlik Derneği’nin kuruluşuna imza atmış gençleriz.

Bu güne kadar sosyal kültürel, bilimsel ve sportif alanda birçok başarılı faaliyet gerçekleştirdik. Çankırılı gençlerimizin birlik beraberlik ve dayanışma içerisinde olmasının mücadelesini verdik. Çankırı Gençlik Derneği’ni kurumsal bir yapıya kavuşturmak ve gelecek kuşaklara güvenle teslim edebilmek için çeşitli girişimlerde bulunduk. Genç beyinlerin bir araya gelmesi, omuz omuza vermesi için Türkiye’nin 37 üniversitesinde Çankırı Gençlik Derneği temsilcisi belirledik. Üniversitelerdeki bu gençlerimiz birbirlerini tanımaya, toplantılar organize etmeye, yeni projeler üretmeye başladılar. Isparta’da, Konya’da, İzmir’de, Ankara’da bu toplantılar gerçekleşti. Sakarya ve Kırıkkale’de ise kısa bir süre sonra gerçekleşecek ve bu organizasyon tüm Türkiye’ye yayılacaktır.

Bir süre sonra Türkiye’nin her bir tarafındaki birbirinden haberdar, kolektif hareket edebilen bu gençlerimizin büyük başarılara imza attıklarına hep birlikte şahit olacağız.

Çankırı Araştırmaları Sitesi ise 2002 yılında Sayın Ahmet Gülşen tarafından kurulmuş ve hemşerilerimizin fikri destekleri ile zamanla Çankırı’nın bilgi deposu, kütüphanesi, araştırma merkezi haline gelmiştir.

Bu misyonu ile Çankırı’nın geçmişi ile geleceğini buluşturma noktasında önemli bir görev üstlenmiştir. Zaman zaman dilimizden dökülenleri yazıya döktüğümüz Çankırı Araştırmaları Sitesi, bizler için çoğu zamanda bilimsel ve kültürel çalışmalardan payımıza düşeni aldığımız bir okul niteliği taşımıştır.

Bizler şanlı bir tarihin, köklü bir medeniyetin evlatlarıyız. Geçmişimizin bizlere emanet ettiği  milli ve manevi değerlerimize sahip çıkmak ve bu mirasın taşıyıcısı olmak en asli görevlerimizdendir. Bizler biliyoruz ki dejenere olmaya yüz tutmuş, amaçsız, idealsiz, dünya ve ukba kaygısından uzak bir neslin tehlikeleriyle karşı karşıyayız. Bu başıboşluğun en az sorumlusu belki de gençlerimizdir, ancak bu buhrandan kurtulmak ve gelecek kuşaklara güvenle bakabilmek yine biz gençlerin elindedir.

Bizler uyuyan yada uyutulan değil, araştıran, sorgulayan, fikir ve çözüm üreten, bilimle ahlakla donamış bir neslin hakim olmasının mücadelesi içerisindeyiz. Ancak insan hayat merhalelerini ilerledikçe, ilmi manada birkaç söz içine işledikçe görüyor ki, tüm bu mücadelelerde yegane gaye insan-ı kamil mertebesine ulaşmaktan başka bir şey değildir.

Çok iyi bilirsiniz ki; ney, içinde nefes olmadan size seslenemez. Neyin sesi neyzenin nefesiyle kaimdir. İşte insanı kamillerin sözüde, yaşayışı da o sebepten ney gibi Allah teala’nın sözlerinin yansımasından başka bir şey değildir.

Bizler Çankırı’mızın manevi şahsiyeti Astarlızâde Mehmed Hilmi Efendi’yi anmayı, anlamayı ve O’nun geniş ufuklu tasavvuf anlayışını, dini ve dünyevi ilimlerdeki uzmanlığını gelecek kuşaklara aktarmayı kendimize düstur edindik.

Umut ediyorum ki gençler olarak yakmış olduğumuz bu kıvılcım halkımız, sivil toplum kuruluşlarımız, yerel yönetimlerimiz ve devlet erkanımız nazarında karşılık bulacak ve Astarlızâde gibi kıymetlerimiz her daim baki kalacaktır.

Bu programın sizlere ulaşması büyük bir emeğin, karşılıksız bir fedakarlığın neticesidir. Bu anlamda organizasyonun yapı taşları diye tanımladığım başta Sayın Ahmet Gülşen, Sayın Metin Yılmaz ve Sayın İbrahim Seymenoğlu olmak üzere Çankırı Araştırmaları Topluluğu’nun bütün fertlerine, maddi ve manevi anlamda katkı sağlayan tüm hemşerilerimize, kapılarını bizlere açan Keçiören Belediyesi’ne, Çankırı’daki hemşerilerimizin de programa iştirak edebilmesi için katkı sağlayan Çankırı Belediyesi’ne,  değerli Hocalarımız Prof. Dr. Sayın Hasan Onat ve Prof. Dr. Sayın Mustafa Aşkar’a, gecemizi onurlandıran siz kıymetli misafirlerimize ve gecesini gündüzüne katarak bu programın sizlere en iyi şekilde ulaşması için büyük bir emek harcayan Çankırı Gençlik Derneği ekip arkadaşlarıma ayrı ayrı teşekkür ve şükranlarımı sunuyorum.

Ve şunu yürekten inanarak ifade etmek istiyorum ki, Çankırı ortak paydasında samimiyet ekseninde bir araya gelen bu gençler daha büyük işlere imza atacaklardır.

mail@bayrampolat.com
Yukarı Dön
Metin YILMAZ Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 13.09.2009
Şehir: Ankara
Status: Aktif Değil
Points: 1325
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 20.02.2011 Saat 00:10
Gecede dağıtılan Kartpostal (Ön ve arka yüzü)






Düzenleyen Metin YILMAZ - 21.02.2011 Saat 11:25
Yukarı Dön
ONsekiz Açılır Kutu Gör
Yazar
Yazar
Simge

Kayıt Tarihi: 02.01.2011
Şehir: İstanbul
Status: Aktif Değil
Points: 159
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 20.02.2011 Saat 13:01
Uydu kanallardan uygun olanda naklen yayın yapılamazmıydı ?
Yukarı Dön
Recep Gülşen Açılır Kutu Gör
Site Yöneticisi
Site Yöneticisi
Simge

Kayıt Tarihi: 08.12.2005
Şehir: Konya
Status: Aktif Değil
Points: 84
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 21.02.2011 Saat 09:34

Astarlızade%20Mehmed%20Hilmi%20Efendi%20Yad%202011ASTARLIZÂDE *

(1876-1962 ÇANKIRI)

O, bir alim…

O, bir mutasavvıf…

O, bir hekim…

O, bir ziraat mühendisi…

O, bir eğitimci…

O… Zül-ecnaheyn (çok yönlü)…

Çankırılı Astarlızâde Mehmed Hilmi Efendi (k.s.)

Astarlızâde Mehmed Hilmi, manifaturacı esnafından Astarlızâde İsmail Efendi ve Sıddıka Hanım’ın beş çocuğunun ikincisi olarak Çankırı’da dünyaya gelir.

Annesi Sıddıka Hanım, son derece zeki, uyanık ve takva sahibi bir hanımefendidir. Sıddıka Hanım, Mehmed Hilmi’ye hamile olduğunda güzel bir rüya görür; “rüyasında ay, yere inmiştir.” Dönemin âlimlerinden Yozgatlı bir zat rüyayı yorumlayarak; doğacak çocuğun âlim ve zâhid bir kimse olacağını müjdeler. Artık o günden sonra, doğum gerçekleşinceye kadar Sıddıka Hanım, hiçbir namahreme görünmemeye gayret eder.

Babası Astarlızâde İsmail Efendi manifatura ticaretiyle meşgul olup evinin geçimini helalinden alın teri ile karşılamaktadır. Daha sonraları ailenin soyadına kaynak olan Astarlızâde lakabının hikâyesinden anlaşıldığına göre Hilmi Efendi’nin dedeleri de mutasavvıf kişilerdi.

Mehmed Hilmi Efendi’nin dedelerinden Ömer Efendi’yle Kanuni Sultan Süleyman arasında şöyle bir olay cereyan eder: 1552 yılında İran Seferine gitmekte olan Kanuni Sultan Süleyman Çankırı’ya uğrar. Şehrin eşrafı ve önde gelenleri, Sultan’a saygı ve hürmet ziyaretlerinde bulunurlar. Sultan, “bizi ziyarete gelmeyen var mıdır?” diye sorar. “Sultanım! Hacı Ömer isminde bir zat-ı muhterem halvette oldukları için gelemediler” derler. Bunun üzerine Kanuni, “o halde biz O’nu ziyaret ederiz” diyerek Hacı Ömer’i görmeye gider. Bugün dergâhın bulunduğu yerde o zaman için küçük bir kulübe vardır ve Hacı Ömer de başında beyaz bir astar kumaş örtülü vaziyette tefekkür ve tezekkür halindedir. Kanuni bir müddet ayakta bekledikten sonra: “bu Astarlı Şeyh büyük bir zattır, huzurunu bozmayalım” diyerek huzurdan ayrılır. Kanuni, Hacı Ömer’in hatırına bir cami, bir medrese ve bir hamam inşa edilmesini emir buyurur. Sultanın maiyetinde bulunan Mimar Sinan’ın kalfalarından Mimar Mustafa bu işle görevlendirilir. Planı Mimar Sinan tarafından çizilen caminin inşası Kalfası Mimar Mustafa’nın nezaretinde tamamlanır.

“Mehmet Hilmi bin İsmail el-Müştehir bil Astarlızâde el-Kangıri” – “Astarlızâde namıyla meşhur İsmail’in oğlu Çankırılı Mehmed Hilmi”

Medreseden aldığı icazetnamede ismi bu şekilde ifade edilen Astarlızâde Mehmed Hilmi Efendi, ilk öğrenimini Tevfikiye İbtidaisi'nde 1889 yılında tamamlamıştır.

Astarlızâde Mehmed Hilmi Efendi’nin yetişmesinde, annesi Sıddıka Hanım’ın hem maddi, hem manevi anlamda çok üstün gayret ve himmetleri vardır.  Mehmed Hilmi henüz 3 yaşındayken, annesi Sıddıka Hanım O’nu sabah namazlarında Büyük Cami’ye bırakır, namaz bitişinde de alıp eve getirirdi. Astarlızâde Mehmed Hilmi, adeta manevi bir şemsiye altında büyümüştür…

Eğitim hayatında daima başarılı bir öğrenci olmuştur Mehmed Hilmi Efendi… İdadiyi bitirdikten sonra, manifaturacılık yapmakta olan babasına yardım eder ve zaman zaman yolu İstanbul’a düşer. Bu vesile ile bir gidişinde İstanbul’da kalarak 2 yıl kadar Tıp tahsili yapar. Bununla birlikte dil eğitimine de ağırlık vererek Arapça, Farsça, İngilizce ve Fransızca öğrenir. Fransızca seviyesinden dolayı Fransa büyükelçiliğinden takdirname de almıştır.

Kur’an-ı Kerim’i ezberlemiş bir hafız olmakla birlikte, asıl bariz özelliği Kur’an-ı Kerim’i usulünce ve çok güzel bir eda ile okumasıydı. Hatta küçüklüğünde nazar değmesi endişesiyle, ailesi dışarıda Kur’an okumasına pek müsaade etmezdi.

Astarlızâde Mehmed Hilmi Efendi, annesi Sıddıka Hanım’ın teşvik ve destekleriyle Mecbur Efendi Medresesi’ne devam eder ve mezun olur. Dönemin medreselerinde okutulan astronomi, matematik ve hukuk ilimlerini de öğrenir.  Dönemin Çankırılı âlimlerinden Sofuzade Mustafa Hazım Efendi’den icazetli olan Ahmet Mecbur Efendi, tasavvufi yönden, daha sonra Astarlızâde Mehmed Hilmi Efendi’yi de irşad edecek olan Çerkeşli Mehmed Hilmi Efendiye bağlı ve O’nun Çankırı’daki temsilcisi konumundadır. İmaret Camii’nde Nakşîlik yolunun bir zikir çeşidi olan Hatm-i Hacegân yaptırmakla vazifelidir. Aynı zamanda Mevlevilikle de irtibatı vardır. Zamanın Mevlevî şeyhi Veled Çelebi’nin işaretiyle yine İmaret Camii’nde Mesnevî dersleri okutmaktadır. Farsça’ya da son derece vâkıftır.

Astarlızâde Mehmed Hilmi Efendi, daha önce talebe olarak bulunduğu Mecbur Efendi Medresesinde hoca olarak dersler de vermiştir.

Astarlızâde Mehmed Hilmi Efendi, ilmî bakımdan sağlam bir donanıma sahip olmuştur. Ancak ilim, içindeki manevi boşluğu dolduramamaktadır. Bu boşluğun manevi metodlarla ve tasavvuf yoluyla doldurulacağını düşünür. Bu gayeyle bazı zikirler, tesbihler ve dualara devam eder. Fakat, mürşidsiz maksuda ulaşılamayacağını anlar. Çankırı’daki ve yakın çevredeki evliya kabirlerini ziyaret eder. Hatta uzun süre Seydiköy’deki Hacı Murad-ı Velî kabrini her gün yürüyerek ziyarete gider. Onların maneviyatından istifade etmek arzusundadır.

Bu mürşid arayışı esnasında kendisiyle aynı ismi taşıyan Çerkeşli Mehmed Hilmi Efendi’yle tanışır ve O’nun manevi terbiyesi altına girer. Çerkeşli Mehmed Hilmi Efendi, Nakşîlik yolunun Halidiyye koluna mensup Seydişehirli Hacı Abdullah Efendi’nin halifesidir. İlim hayatındaki başarısı gibi, tasavvuf yolunda da başarılı bir seyr-ü sülûk geçirir ve kısa zamanda büyük mesafeler kat eder. Çerkeş’teki dergâhta tasavvufi eğitimini alırken hocasından aynı zamanda Hadis icazeti de alır.

Astarlızâde Mehmed Hilmi Efendi, ilmî altyapısı ve büyük azmi ile kısa zamanda manevi eğitimini tamamlar ve dergâh halifeliğine layık görülür. Şeyhi Çerkeşli Mehmed Hilmi Efendi: “-Benim elim senin elin, benim gözüm senin gözün. Bir posta iki arslan sığmaz. Ben Cidde’ye giderek mekân tutayım, sen burada irşada devam et” der.

Yerleşmek niyetiyle Cidde’ye doğru yola çıkan Çerkeşli Mehmed Hilmi Efendi önce haccını tamamlar ancak daha sonra Cidde’ye ulaşamadan yolda vefat eder.

Şeyhinin vefatından sonra Astarlızâde Mehmed Hilmi Efendi, Çerkeş’teki dergâhı Çankırı’ya Büyük Cami’nin yanındaki evine taşır. Vefatına kadar bu dergâhta irşada devam eder.

Astarlızâde Mehmed Hilmi Efendi kırk beş yaşında iken, kendisinden yaşça hayli küçük olan Adeviye Hanımla evlenmiştir. Adeviye Hanımla evliliğinden Muhittin ve Fatımatüz Zehra isminde iki çocukları olmuştur. Ayrıca, terbiyesi altına aldığı ve yetiştirdiği çok sayıda manevi evladı vardır.

Astarlızâde Mehmed Hilmi Efendi ömründe bir defa Hac yapmıştır. 1949 yılında İstanbul Yeşilköy Havaalanı’ndan uçakla yola çıkmış ve Hac yolculuğu esnasında detaylı sayılabilecek şekilde günlük tutmuştur. Günlükte yer alan notlardan 8 Eylül 1949 günü Çankırı’dan hareketle başlayan Hac yolculuğunun, 26 Ekim 1949 günü tekrar Çankırı’ya ulaşmak suretiyle tamamlandığı anlaşılmaktadır.

Hayatından anladığımıza göre, çok okuyan Hilmi Efendi, eser yazmaktan çok insan yetiştirmeye önem vermiş, çevresine yaşayan bir sünnet olarak örnek olmuştur. Okuduğu kitaplar arasında veya kenarlarında birkaç kitap teşkil edecek kadar kıymetli notlar yer almaktadır. Ne yazık ki bunlar, Hilmi Efendi tarafından sonradan derlenip bir araya getirilememiştir. Hilmi Efendi’nin kendisinin kaleme aldığı üç eserden bahsedebiliriz:

Bunlardan birincisi, MECMUÂ. Bu eser, Mehmed Hilmi Efendi’nin bazı duaları, şiirleri ve esmaül-hüsna duasını tercüme olarak kaydettiği bir eserdir.

İkincisi, İNSAN-I KÂMİL TERCÜMESİ’dir. Eserin asıl müellifi Abdülkerim Cîlî’dir. Şeyhi Çerkeşli Mehmed Hilmi Efendi, eseri iki cilt halinde tercüme etmiş, Mehmed Hilmi Efendi de kaleme almıştır.

Üçüncüsü ise, MECMUÂ-İ YADİGÂR-I YÂRÂN ve TABİRNAME-İ İHVÂN’dır. Mehmed Hilmi Efendinin Muhammed bin Havarizm’den rivayetle yazdığı, rüya yorumlarıyla ilgili tasavvuf literatüründe Tabirname diye bilinen bir risalesidir.

Mehmed Hilmi Efendi hazretlerinin tam bir divanı olmamakla beraber, notları arasında bulunan şiirlerinden, O’nun rahatlıkla bir şair olduğunu söyleyebiliriz. Şiirlerinde “HİLMΔ mahlasını kullanmıştır. “MİLHΔ ve “LAHMΔ mahlaslarını da kullandıkları bilinmektedir. O’nun yazmış olduğu “Münacaat”, edebi anlamda tam bir şair olduğuna yeterli delildir.

Çankırı’da hemen her aile yeni doğan çocuğunu Hilmi Efendi’ye getirir, hem dua alırlar hem de çocuğun ismini koydururlardı. Hilmi Efendi çocuğun kulağına ezan ve kamet okuyarak ismini verir, dua buyururlardı. Halk arasında, bir çocuk yaramazlık yaptığında: “Hilmi Efendi’nin eşiğinden atlamadı bu” denilirdi. Ailelere, çocuğun akikasını kesmelerini söyler, annelere çocuklarını abdestsiz olarak emzirmemelerini tavsiye ederlerdi.

Nüfusun çoğunlukla köylerde yaşadığı zamanın Çankırı’sında halkı hem dini ve sosyal anlamda aydınlatmış, hem de mesleki anlamda geliştirme faaliyetleri yapmıştır. Özellikle dağ köylerinde ormandan kesim yapmak suretiyle odunculukla geçim sağlayan halkı, tüketici konumundan üretici olmaya sev ketmiş, tavsiyelerde bulunmuştur. Tarım ve ziraat yaparak, ürün yetiştirerek kazanmanın önemini vurgulamıştır. Hatta tavsiyeden de öte ilk adımı kendisi atmış ve Paşaköy’de başta elma olmak üzere meyve yetiştiriciliğinin en güzel örneklerini vermiştir. Bu anlamda tarım ve ziraatle ilgili zamanın literatürünü takip ederek yeni ilmî teknikleri bizzat uygulamıştır.

Tabiplik yönü de olduğundan kendisine çok sayıda hasta müracaat ederdi. Hastaların bir kısmını bir tür akupunktur aletiyle tedavi ederdi. Koruyucu hekimliği önemser, hastalara ve dervişlere sağlık ve beslenme konusunda tavsiyelerde bulunurdu. “Az miktar, az çeşit ve yavaş yavaş yeme”yi salık verir ve şöyle derdi:

“Az yiyen İsa gibi göğe çıkar,

Çok yiyen Karun gibi yere batar,

İnsan, kabrini dişi ile kazar.”

Astarlızâde Mehmed Hilmi Efendi, yeni resmi ideolojinin genelde dîne ve dînî olana, özelde tekke ve zaviyelere karşı tutumuna rağmen resmi ideolojiyle, devlet yönetimiyle kavga ortamına girmemiştir. Aslında O, sanki ileride olacakları biliyormuş gibi tedbiri de almıştır. Zira o zamana kadar geleneğe göre, şeyhler tekke ve dergâh olarak inşa edilen yapılarda irşad faaliyetlerini yaparlardı. Fakat Astarlızâde Mehmed Hilmi Efendi, dergâh olarak ayrı bir yer inşa etmek yerine kendi mülkiyeti olan evini kullanmıştır. 1925 yılında tekkelerin kapatılmasıyla ilgili kanun yürürlüğe girdiğinde Astarlızâde Mehmed Hilmi Efendi’ye de tebliğat yapılır ve tekke olarak kullandığı evi mühürlenmek istenir. Ancak kendisi bu evin şahsi mülk olduğunu ifade eden yazışmalar yaparak kararın uygulanmasını engeller.

Son demlerinde, emaneti kime bırakacağı sorulduğunda, emanetin ağır olduğunu ve kendisinin de bu zincirin son halkası olduğunu ifade etmişlerdir. Hayatlarıyla ölümleri arasında bir fark olmadığını, ruhaniyetleriyle diri olacaklarını söylemişlerdir.

 

Hizmetle dolu, rızaya uygun 86 yıllık bereketli bir ömür 17 Şubat 1962 günü nihayete erdi.

Cenazesine Türkiye’nin dört bir yanından sevenleri, Çankırı halkının hemen tamamı, askeri ve sivil erkân katılmıştır. Naaşı, o güne kadar görülmemiş bir kalabalık ile Sarıbaba Mezarlığı’nda, bugünkü Fatih Camii karşısındaki kabrine tevdi edilmiştir.

Doğup büyüdüğü, yetiştiği ve nihayet etrafını aydınlattığı yıllar, ülke ve dünya tarihi için önemli kırılmaların olduğu, çok uzun zaman etkisi devam edecek siyasi, kültürel ve sosyoekonomik olayların cereyan ettiği yıllardı.  

Bakıldığında hiç de hoş olmayan bir fotoğrafımız vardı toplum olarak:

Bilim ve teknikte öncülüğü çoktan batıya kaptırmış, bir millet… Aydın ve münevverlerini çoğunlukla savaşlarda –adeta- yok etmiş bir toplum… Fakirlik ve cehaletle kuşatılmış Anadolu halkı…

Bir yanda geri kalmışlığı bir aşağılık kompleksi haline getirmiş bir kitle; diğer yanda geçmişini unutmayan, sahip olduğu medeniyetin kıymetinin farkında ve yiğidi düştüğü yerden kaldırmak için çalışan bir münevver topluluk…

Nakşî-Halidî tasavvuf geleneğinin öncülerinden biri olarak Astarlızâde Mehmed Hilmi Efendi, şaşkın ve panik halinde olan toplumun uyanık ve ileri görüşlü liderlerindendir.

Hayatın bütün çalkantılarına rağmen, fırtınalı bir denizin ortasında sağlam ve rotası belli olan, yüküne paha biçilmez bir gemi gibidir O. Kökleri kurumaya yüz tutmuş bir medeniyetin kurumayan dalı, yeniden yeşeren filizidir. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e intikal eden hakiki bir değerdir O. Muhteşem bir imparatorluğun çöküşüne şahid olmasına rağmen ümitsizliğe ve ye’se düşmeden vazifesini ifa eden bir manevi mimardır.

….

Tarihi süreçte sosyal hayatımızın önemli bir gerçeği olan Tarikatlar, Kur’an ve sünnet zemininde, müntesipleri başta olmak üzere toplumun çok geniş kesimlerini etkilemiş eğitim yuvalarıdır. Özellikle Astarlızâde Mehmed Hilmi Efendi’nin de temsilcisi olduğu Nakşî-Halidî gelenek, daima ilimle ve peygamberin yolu olan sünnetle birliktedir. Bu bakımdan Hilmi Efendi de kendisinden öncekiler gibi dini ve dünyevi ilimlerle donanmış muhakkik bir âlim, dört başı mamur bir mutasavvıftır. Astarlızâde Mehmed Hilmi Efendi; Şâh-ı Nakşibendi’n, Ahmed-i Yesevî’nin, İmâm-ı Rabbânî’nin, Mevlânâ Celaleddin’in, Yunus Emre’nin, Hâlid-i Bağdâdî’nin Çankırı ölçeğine özetlenmiş bir suretidir.

Mekteb-i miftâh-ı bismillâh ile,

Fetholur her müşkilât Allâh ile.

 

Hamd-ü lillâh ziynetefzâ-yi kelâm,

Ravza-i Pâke salevât ile selâm.

 

Âl-ü ashâbının ola ruhu şâd,

Râzı olsun cümleden Rabb-i ibâd.

 

Kaynak:

1-      Çankırılı Astarlızade Mehmed Hilmi Efendi, Doç. Dr. Mustafa Aşkar, 2005         

2-      Çankırı Araştırmaları Sitesi cansaati.org arşivi

 

 

  

* Cansaati.org ve Çankırı Gençlik Derneği’nin 16 Şubat 2011 günü Ankara’da ortaklaşa düzenlediği “YAD 2011 Astarlızade Mehmed Hilmi Efendi’yi Anma Programı” için dvd formatında hazırlanan belgesel biyografi filminin metnidir. Filmin metni ve yapımı Recep Gülşen’e, seslendirmesi Fatih Güngör’e aittir.



Düzenleyen Recep Gülşen - 21.02.2011 Saat 09:44
Recep Gülşen
Yukarı Dön
fatihöz Açılır Kutu Gör
Okur
Okur
Simge

Kayıt Tarihi: 07.02.2008
Şehir: ANKARA
Status: Aktif Değil
Points: 38
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 21.02.2011 Saat 13:44
Mükemmel bir geceydi,
emek verenleri tek tek kutluyorum.
Allah razı olsun ...
Bir KU'RAN,Bir Bayrak ve Bir KILIÇ,üçünün ördüğü koskoca bir dünya...
Yukarı Dön
ilyasoğlu Açılır Kutu Gör
Üye
Üye


Kayıt Tarihi: 18.02.2011
Status: Aktif Değil
Points: 1
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 22.02.2011 Saat 11:37
Emeği geçenlere teşekkür ediyorum ,organizasyon kusursuz gece muhteşemdi .

Düzenleyen ilyasoğlu - 22.02.2011 Saat 11:42
Yukarı Dön
turgut_reis Açılır Kutu Gör
haberci
haberci
Simge

Kayıt Tarihi: 26.12.2005
Şehir: ÇANKIRI
Status: Aktif Değil
Points: 393
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 22.02.2011 Saat 16:34
Çok güzel bir proğram olmuş Allah hepinizden razı olsun....
Ne Mutlu Türk'üm Diyene...
Yukarı Dön
 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
  Share Topic   

Forum Atla Forum İzinleri Açılır Kutu Gör

Forum Software by Web Wiz Forums® version 10.16
Copyright ©2001-2013 Web Wiz Ltd.
Yeni Sayfa 1

Güncel Sitemiz için tıklayınız.

Çankırı Araştırmaları Sitesi Ağustos 2013 3 ncü dönem sitesi

2002 yılından bu güne kesintisiz hizmet veren sitemizin binlerce yazı ve görselin bulunduğu arşivleri

2000-2005 I. Arşiv       2006-2013 II. Arşiv

 

Popup Örnek