2002 yılından buyana kesintisiz hizmet

Üye olun yazmaya başlayın ve Çankırı'nın geleceğine siz yön verin. Çankırı Araştırmaları Sitesi [www.cansaati.org]

Forum Anasayfası Forum Anasayfası » Gündem/Köşe Yazarları » Hakkı DURAN
  Yeni Mesajlar Yeni Mesajlar RSS - MUHSİN YAZICIOĞLU (1954-2009)
  Yardım Yardım  Forumu Ara   Kayıt Ol Kayıt Ol  Giriş Giriş

Yeni Sayfa 1

Güncel Sitemiz için tıklayınız.

Çankırı Araştırmaları Sitesi Ağustos 2013 3 ncü dönem sitesi

2002 yılından bu güne kesintisiz hizmet veren sitemizin binlerce yazı ve görselin bulunduğu arşivleri

2000-2005 I. Arşiv       2006-2013 II. Arşiv

 


Kilitli ForumMUHSİN YAZICIOĞLU (1954-2009)

 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
Yazar
  Konu Arama Konu Arama  Konu Seçenekleri Konu Seçenekleri
Hakkı Duran Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 30.12.2005
Status: Aktif Değil
Points: 947
Mesajın Direkt Linki Konu: MUHSİN YAZICIOĞLU (1954-2009)
    Gönderim Zamanı: 28.03.2009 Saat 23:32
 DÂVÂ ARKADAŞIM ve ÜLKÜDAŞIM
 
                    MUHSİN YAZICIOĞLU
 
                                                            Hakkı Duran
 
          Muhsin Yazıcıoğlu’nu Ankara’ya ilk geldiği yıldan itibaren tanıyorum. Ben A.Ü. Ziraat Fakültesinde son sınıfta iken, yanlış hatırlamıyorsam o da Veteriner Fakültesi’nde 1971-72 öğretim yılında tahsil hayatına başlamıştı. Dışkapı’daki Yıldırım Beyazıt Yurdunda kalır ve görüşürdük. Veteriner Fakültesinde ülkü ocakları yönetiminde görev alan çok sayıda faal gençler vardı. Muhsin Bey bu gençler arasında doğuştan sahip olduğu liderlik vasıflarıyla temayüz etti.  Cesaretli, dürüst, namuslu, idealist ve yüksek ahlaklı bir vatan evlâdıydı. Esasen o zamanın gençleri arasında manevî değerler bakımından örnek kişiler çoktu. Teşkilat yöneticisi gençler, hepsi öğrenci oldukları için aldıkları burslar ve aileden gelen harçlıkla idare ederlerdi. Ancak teşkilatın işleriyle ilgili kendi imkanlarını aşan masraflar, teşkilat bütçesinden harcanırdı.
 
      ÇİLE TEZGÂHINDA DOKUNMUŞ BİR NESİL

 

        Bu nesil, bir anlamda gençliğini yaşayamadı. Ülkenin sürüklendiği anarşi ve terör ortamında ne rahat bir öğrenim, ne huzurlu  bir hayat gördüler. Milletin ve ülkenin dertleriyle hemhâl olurken “kendi derdi yâdına” gelmeyen insan topluluğu idiler…Bu zorluklar, onlara bir takım nitelikler de kazandırdı. Nefis terbiyesi, sabır, dayanıklılık, Hakk’a teslimiyet, tevâzu, cesâret, azim…. Manevî değerlere yöneliş…İlâ’i Kelimatullâh ülküsü.. Bunlar hazcı, bol tüketimli, vur patlasın ortamlarda katiyen öğrenilip kazanılamaz. Bu açıdan bakınca o devrin gençleri kendini kazançlı sayar.

 

              Muhsin Yazıcıoğlu, Türkiye’nin o kargaşa dolu, gergin ve belâlı ortamında bir gençlik önderi olarak basamakları süratlice çıkmaya başladı. 1977’de Ülkü Ocakları Birliği Genel başkanı oldu. Aynı dönemde ben tahsilimi bitirmiş, Ülkücü Teknik Elemanlar Derneği Genel Başkanı olmuştum. Muhsin Başkan ile sıkı münasebetlerimiz vardı. Her hafta Alpaslan Türkeş’in riyasetinde ülkücü kuruluş genel başkanları bir araya gelirdik. Ara sıra gece yarısı onun veya benim başkanlık odamda ikili çay sohbetleri de yapmıştık.  Memleketin ve teşkilatların meselelerini konuşurduk. Bu ikili sohbetlerden birinde Muhsin Bey, aşırı sol bir terörist örgüt tarafından kendisine yönelik bir öldürme planını anlatmış, bunu ilâhî bir lütufla nasıl öğrenip savuşturduğunu heyecanla kendisinden dinlemiştim. Sonradan bu örgütlerden haber alabilmesi sayesinde, bazı suikastleri  önleyebildiğini söylemişti.

 

                        MAMAK GÜNLERİ

 

12 Eylül 1980 darbesi ile ülkede geniş tutuklamalar yapıldı. 12 Eylül’ün en başta gelen hedeflerinden biri MHP ve Ülkücü Kuruluşlar idi. Askerî mahkemelerde davalar açıldı. Hukuk devleti rafa kaldırıldı. İşkenceler, tertipler , kanunsuzluklar aldı başını gitti. Muhsin Yazıcıoğlu ve çok sayıda ülkücü teşkilat yöneticisi(şahsım dahil) arananlar listesine konuldu. Hasmâne nitelikte iddianameler hazırlandı. Mamak’da savaş esirleri için hazırlanmış olduğu belirtilen tutukevi, sağ ve sol düşüncedeki insanlara tahsis edildi. Öğrendiğimiz kadarıyla Amerikan standartlarında inşa edilmiş olan cezaevi, yine onlardan tercüme “esir talimatnamesi”ne göre yönetiliyordu.  

 
               Merhum Muhsin Yazıcıoğlu, hem şiddetli işkencelere mâruz kaldı. Her saniyesi işkence olan Mamak cezaevinde 7.5 yılını geçirdi. Bunu 5.5 senesi “tecrit” denen bir hücrede karşıt guruptan bir örgüt üyesi ile geçmiştir.

 

                            C5 İŞKENCELERİ

 

            Ankara’da Ülkücü gençlerin sorgusu ve işkenceler,  Mamak Cezaevi bünyesinde bulunan C blok, 5. koğuşta yapılmakta idi. İşkence demek olan C5 deyiminin kaynağı budur. 12 Eylül’den birkaç ay sonra idi.. Muhsin Bey’in yakalandığını duyduk. İçişleri Bakanı H.Fehmi Güneş döneminde ülkücülere yönelik olarak kurulan emniyetçilerden oluşan bir tim, ihtilal günlerinde Sıkıyönetim savcısı Nurettin Soyer’in emrinde C5 bünyesinde sorgulama yapıyordu. Bu tim mensupları, gözaltına alınanların çoğuna kitaplarda yazan ve yazmayan bütün işkence çeşitlerini uygulamışlardır. C5 denilen işkence mekânını son olarak olarak görenlerdenim.

 
                  SIKIYÖNETİM MAHKEMELERİ

 

İdareye el koyan darbeciler, bir yandan yeni anayasa hazırlıkları yaparken, yakaladıkları ve işkenceye tâbî tuttukları insanları, anayasal düzeni yıkmakla suçlamayı da ihmal etmediler.  MHP ve Ülkücü Kuruluşlar davasında 587 sanıktan 220’sinin o zaman yürürlükte olan ceza kanununun 146/1 maddesi uyarınca idamla cezalandırılmaları istendi.[1] Muhsin Yazıcıoğlu ve bir çok arkadaşımızın Mamak ceza ve tutukevindeki misafir(!)liği, hayli uzun sürdü. Yedi buçuk sene kadar…Sonunda beraat etmişti. Ceza infaz sistemine göre 7.5 yıl, 18-20 yıllık ağır hapis cezasının karşılığıdır ki, suçsuz yere çektirilmiştir. Bu durumda ceza almayışın fiilen mahkum olmakla çok bir farkı da yoktur.  Muhsin Yazıcıoğlu’nun kaybolan yıllarının hesabını kim verecek. (İlâhî adalet bütün zâlimler ve işkencecilere şaşmaz hükmünü elbette uygulayacaktır. Mâsum insanların kanları ve canları üzerinden idareye el koyanlar o hesap gününü unutmasınlar).

  
         1987’de tahliye olduktan sonra ticarete ve siyasete atıldı. Mağdurların elinden tutmak üzere kurulan bir vakfın başkanlığını yürüttü. 12 Eylül 1980 sonrası  siyaset çizgilerimiz farklı gelişmiş olmasına rağmen fikir ve inanç beraberliğimiz aynen devam etmiştir.. Dostluk ve kardeşliğimize hiçbir zaman gölge düşmemiştir. Gerçek bir dâvâ adamı olduğunu, sadece dostları değil, hasımları bile kabul etmektedir…

 

              SON SEFER

 

Yazıcıoğlu, “nasıl bilirsiniz?” sualine bütün kalbimizle “İYİ BİLİRİZ” diyebileceğimiz hakikî bir mü’mindir. Dostumuz Karakoç’un deyişiyle “can özünden Besmele’yi çekmiş”, ocaklarda pişip yanmış; nice vatan evladını da pişirmiştir. Daima "Hak uğruna seferlere" çıkmıştır. Son seferi bir karlı dağ başında noktalanmıştır. Kulluktan yüce bir makam yoktur. Tabii ki, Allah’ın kulu olmak şartıyla…Horasan Erenlerinin, Alperen ve gaazî dervişlerin son halkalarındandı. Şimdi şehitler kervânına katıldı.

 
        Ailesine, yakınlarına, dostlarına, sevenlerine ve bütün ülküdaşlarımıza tâziyelerimi sunuyorum. Allah ganî ganî rahmet eylesin.


[1] TCK’nun 146. maddesinin 1. fıkrası :
"Türkiye Cumhuriyeti Teşkilâtı Esasiye Kanununun tamamını veya bir kısmını tağyir ve tebdil veya ilgaya ve bu kanun ile teşekkül etmiş olan Büyük Millet Meclisini ıskata veya vazifesini yapmaktan men'e cebren teşebbüs edenler,  idam cezasına mahkûm olur". (Günümüzde değişmiş, idam cezası kalkmıştır.)



Düzenleyen Hakkı Duran - 30.03.2009 Saat 12:29
Hakkı DURAN
Yukarı Dön
Necati Ülker Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 25.02.2006
Şehir: Ankara
Status: Aktif Değil
Points: 520
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 29.03.2009 Saat 06:20

         GİDİYORUM

 

Gidiyorum gözyaşlarımı akıtmadan

Gidiyorum hayallerimi göremeden

Gidiyorum emellerime eremeden.

Gidiyorum kabrime geleceğinizi umarak

Gidiyorum umutlarıma haykırarak

Gidiyorum tüm yorgunluklarımı atarak

Gidiyorum yalancı dünyadan alnı ak olarak

Gidiyorum siz dostları unutmayarak

Gidiyorum bir bilinene adım atarak

Gidiyorum ardımda sevgi borçları bırakarak.

Gidiyorum donmuş vücudumla üşüyerek

Gidiyorum bir daha dönmemek üzere

Gidiyorum hak hukuk bilinen yerlere.

Gidiyorum güvenerek alperenlere

Gidiyorum veda ederek tüm sevenlere.

Gidiyorum amelim nedir övünemem

Gidiyorum yolun sonudur dövünemem.

Gidiyorum hatalarımı siz affedin

Gidiyorum alın yazıymış sabredin

Gidiyorum haklarınızı helal edin.

 

Necati ÜLKER AND Sitesi SİNCAN-ANKARA

NOT:

Helikopter kazasında hayatını kaybeden altı kişiye rahmet dileklerimle

28.03.2009 Muhsin yazıcı oğlunun ölüm haberinden sonra duygulu olarak

Gerçekleşen bir eserdir.

Ülkemizde Yarın yerel seçimler var Rast gele

 

 

 

 

 

Necati Ülker
Yukarı Dön
Koray ÇAM Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 22.01.2006
Şehir: Ankara
Status: Aktif Değil
Points: 100
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 29.03.2009 Saat 10:39

Muhsin YAZICIOĞLU ismini duymak ve kendisiyle tanışmak bizim için 80’li yılların son bölümlerine rastlar. İlk kez gazetecilik yaptığım dönemde ismini duyup kendisiyle tanışmıştık. Sonraki dönemde daha yakın ilişkiler içerisinde yer alma ve kendisini yakından tanıma imkânım olmuştu. Hakkı Bey’in kullandığı tabirle “Yazıcıoğlu, “nasıl bilirsiniz?” sualine bütün kalbimizle “İYİ BİLİRİZ” diyebileceğimiz hakikî bir mü’mindir.”

Ben onu her zaman doğru bildiğini savunan ve doğru bildiğini söyleyen edasıyla, her zaman gülen yüzüyle ve Türkiye sevgisiyle hatırlayacağım. Ruhu şad olsun, mekânı cennet olsun.

Elim kazada hayatlarını kaybedenlerin tamamına Cenab-ı Allah’tan rahmet, ailelerine, yakınlarına, tüm sevenlerine ve Türk Halkına başsağlığı dilerim.

 

Sevgi ve saygılarımla…

Koray ÇAM
Yukarı Dön
Melek Varvar Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 19.07.2008
Status: Aktif Değil
Points: 92
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 29.03.2009 Saat 13:35

 

Ne mutlu ona ki bu kadar çok seveni ve dua edeni var. İnşallah bizler de öldükten sonra böyle hayırla anılırız. Kaybımız ve acımız çok büyük; ama biz ölümden sonraki hayata inanıyoruz. Cennette buluşmak dileğiyle Muhsin Yazıcıoğlu.

 

 

Anılarınızı paylaştığınız için teşekkürler. Necati Başkan’a da duygu dolu şiiri için teşekkürler.

 

Eşi bir röportajında Muhsin Yazıcıoğlu’nun siyaseti bıraktıktan sonra mutlaka şair ya da yazar olacağını söylüyordu. Öyle güzel şiirler yazmış ki, etkilenmemek mümkün değil. İşte eşine yazdığı muhteşem şiirlerden biri:

 

 

Ben sevda yolunda aşkı ararken

Karanlık dünyama bir ışık yaktın

Su damlası gibi gönlüme aktın

Bir anlık bakışınla kalbimi yaktın

Kırağı vurmuştu hüzün bahçelerime

Solan sevgilerime bin sevda kattın

Kara saçlarına kaderimi bağladım

Buğulu gözlerinde ben, mutluluktan ağladım.


Muhsin Yazıcıoğlu

 

 



Muhabirimizin sesi de bir türlü aklımdan çıkmıyor. Ruhları şad, mekânları cennet olsun.

 

Melek Varvar
Yukarı Dön
akurudayi Açılır Kutu Gör
Okur
Okur
Simge

Kayıt Tarihi: 17.08.2007
Şehir: Ankara
Status: Aktif Değil
Points: 25
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 29.03.2009 Saat 14:34
Değerli başkanımızı kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyorum. Allah gani gani rahmet eylesin, mekanı cennet olsun. Ailesine yüce mevladan sabrı cemil niyaz ediyorum.




Ahmet KURUDAYIOĞLU

Yukarı Dön
ahmetgulsen Açılır Kutu Gör
Site Yöneticisi
Site Yöneticisi
Simge
Cansaati.Org Yazı İşleri Sorumlusu

Kayıt Tarihi: 01.10.2003
Şehir: ANKARA
Status: Aktif Değil
Points: 877
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 29.03.2009 Saat 16:47
Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu'nun verdiği son kanun teklifi çok manidardır. Eminim ahiretteki yerini de belirleyecek bir tekliftir.
 

 

 

Kanun Teklifi Bilgileri

İmza Sahipleri

Kanun Teklifinin Metni

Dönemi ve Yasama Yılı

23/3

Esas Numarası

2/411

Başkanlığa Geliş Tarihi

18/02/2009

Teklifin Başlığı

633 Sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi

Teklifin Özeti

Teklifle, Kur'an-ı Kerim ve mealini öğrenmek, hafızlık yapmak ve dini bilgiler almak isteyenlerin Diyanet İşleri Başkanlığınca açılacak Kur'an kurslarına devam etmeleri için ilköğretimi bitirmiş olmak şartı ile tatillerde Milli Eğitim Bakanlığının denetim ve gözetiminde açılan yaz Kur'an kurslarına devam etmek için ilköğretim 5 inci sınıfı bitirmiş olmak şartının kaldırılması amaçlanmaktadır.

Teklifin Son Durumu

KOMİSYONDA

 

 

 

Komisyon Tipi

Adı

Giriş Tarihi

Çıkış Tarihi

Yapılan İşlem

Karar TarihiKanun Teklifi Komisyon Bilgileri

Esas Komisyon

Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu

26/02/2009

Komisyonda

 

 

Ahmet GÜLŞEN

http://smmmahmetgulsen.wordpress.com/
Yukarı Dön
Erhan METİN Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge
Tarihçi

Kayıt Tarihi: 25.12.2005
Şehir: ÇANKIRI
Status: Aktif Değil
Points: 118
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 29.03.2009 Saat 22:32

Aldırma REİS.

 

 

Bir dava adamı, bir mefkure insanıydın sen. Hoca Ahmet Yesevi’nin ocağından beslenen ve etrafındakilere bu aştan ikram ederek Türk’ün onurlu davasını yaşam felsefesi yapan reistin sen. Seni yıldıramadı hiçbir güç ve hiçbir kuvvet aşık olduğun bu ulvi yolundan. Ve haykırdın hiç yorulmadan, usanmadan, korkmadan.  Senden ilham aldık, senin dava aşkınla yıkandık. Sarsıldık ama yıkılmadık, biz sende saklıydık. Sen hakka yürüdün, yürürken dahi herkesleri tekrar tekrar düşündürdün. Hep inandığın gibi yaşamayı, yaşarken mert olmayı, hakkı bilip haykırmayı, yanlışa dur deyip doğruya sarılmayı sen gösterdin reis. Soğuk bir gün alsa da seni aramızdan bir gün mutlak kavuşacağımız günün sıcaklığıyla geleceğiz ardından.

 

 

Nur içinde yat REİS

 

 



Düzenleyen Erhan METİN - 29.03.2009 Saat 23:12
"Söz Ola kese savaşı, Söz ola Kestire Başı. Söz Ola ağulu aşı, yağ ile bal ede bir söz." (Yunus Emre)
Yukarı Dön
inceçubuk_24 Açılır Kutu Gör
Okur
Okur
Simge

Kayıt Tarihi: 10.05.2007
Status: Aktif Değil
Points: 12
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 30.03.2009 Saat 00:11
HEY GİDİ KOCA REİS SENDE GİTTİN HA NEDEN HEP İYİLER GİTMEK ZORUNDA AMA GİDİLEN YOL HAK YOLUDUR. EGER SENİN ŞEHİT OLMANDA BİRİLERİN PARMAGI VARSA İNANKİ HESABİNI ÖNCE ALLAH SONRA BU MİLLET SORACAKTIR DUALARIMIZ SENİNLE BETON ÇOK SOGUK ÜŞÜYORUM DEMİŞTİN YA SEN YOKSUN ŞİMDİ HER YER SOGUK BİZ ÜŞÜYORUZ                                  kör mahir in torunu
öz çankırılı
Yukarı Dön
mkktatar Açılır Kutu Gör
Okur
Okur


Kayıt Tarihi: 25.05.2006
Status: Aktif Değil
Points: 21
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 30.03.2009 Saat 10:07

Milletimiz çok değerli bir evladını katbetmiştir.

Bizler O ve yanındakilerin şehitler kervanına katıldığına inanıyor yakınlarına, sevenlerine ve milletimize başşağlığı diliyorum.
Mustafa Kemal KARATATAR
Yukarı Dön
turgut_reis Açılır Kutu Gör
haberci
haberci
Simge

Kayıt Tarihi: 26.12.2005
Şehir: ÇANKIRI
Status: Aktif Değil
Points: 393
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 30.03.2009 Saat 13:49
Ruhun Şat Mekanın Cennet Olsun Koca Reis.
 
 

Muhsin Başkanıma

 

Türk Milletinin yiğit evladı

Türklük gururu ve şuuru vardı

Ülkü birliğinin yılmaz sahibi

Yiğitler yiğidi Muhsin Başkanım

 

Sivasın bağrında çıktı çileli yola

Ankara sokaklarında verdi mola

Eğmedi başını ülküden başka yola

Yiğitler yiğidi Muhsin Başkanım

 

Biter mi yiğidin çilesi hiçbir zaman

İnsan inanmak istemiyor öldüğüne inan

Sensiz ne yapacak Alperlerin yiğit başkan

Yiğitler yiğidi Muhsin Başkanım

 

On iki Eylül silindiri geçti üstünden

Hiçbir zaman küsmedin devletine milletine

Taviz vermedin bildiğin ülkü yolundan

Yiğitler yiğidi Muhsin Başkanım

 

Alperenlerin çıktı dağlara arıyor seni

Biliyorum görüyorsun semadan bu yiğitleri

Gülümsüyorsun buradayım diye ama

Ulaşamıyoruz sana yiğit Muhsin Başkanım

 

Kar yolları kapatmış esiyor tufan

Dayanılmıyor bu acıya başkanım inan

Türk Milleti ediyor dua senin için inan

Yiğitler yiğidi Muhsin Başkanım

 

Türk Milleti ayağa kalkmış arıyor

Geçit vermiyor sarp kayalar, dağlar

Biz gelemiyoruz sen gel ne olur

Yiğitler yiğidi Muhsin Başkanım

 

Turgut Reis kardeşin dayanamıyor

Muhsin Başkan gibi yiğit gelir mi diyor

Alperenlerin sensiz ne yapar diyor

Çık gel artık yiğitler yiğidi Muhsin Başkanım

  

Turgut ÖZKAN

Çankırı

27 Mart 2009-23.50

Ne Mutlu Türk'üm Diyene...
Yukarı Dön
Ali TAŞ Açılır Kutu Gör
Yazar
Yazar
Simge

Kayıt Tarihi: 18.04.2006
Status: Aktif Değil
Points: 197
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 30.03.2009 Saat 18:25
Muhsin Başkanımızın elim kaza sonucu vefatını öğrenince acaba sayın Hakkı Duran bir şeyler yazmışmıdır diye siteye girmiştim. Nitekim yanılmamıştım,Çünkü içimizde Muhsin başkanı en iyi tanıyan Sayın Duran dır.Uzun mücdale ve çileli cezaevi arkadaşlığı tahmin ediyorumki  filim şeridi gibi gözünün önünden geçmiştir.Bizler ise Muhsin başkanı, Genç Arkadaş,Hasret gibi dergilerden takip ediyorduk.Muhsin Başkanın Çankırı ziyaretlerini hiçbir zaman kaçırmazdım, rahmetli kürsüde konuşma yaparken suya ihtiyaç duyduğunda, dizlerini hafif büker sünnete uymaya çalışırdı.Konuşmalarında tasavvufi bir ruh haline sahip olduğunu hemen anlardınız.28 Şubat sürecinde takındığı dik ve cesur duruşu malesef geniş bir şekilde topluma anlatılamadı.Muhsin başkan 28 şubatcıların köklerinin dışarıda olduğunu ve bu hareketin Türk milletinin değerlerine karşı yapılan bir operasyon olduğunu hemen anlamıştı.Zira 28 şubatçılar her Türkün evinde bulunan seccade ve tesbihleri bile irtica tehlikesi olarak kabul etmekte ve bu evsahiplerini tehlkeli olarak addedip fişlemekte idi.Muhsin başkan bu sebeple 28 şubatçılara karşı kale gibi durmuş ve birtakım tehditlere aldırmamıştı bile, oysa onlarca milletvekili ya korkudan yada ufak menfaatler karşılığında partisinden istifa etmiş 28 Şubatçı partilere transfer olmuştu.Muhsin Başkan için duygulu şiirler yazan Necati Ülker beye ve sevgili Turgut kardeşime teşekkür ederim. Elim kazada hayatını kaybeden Muhsin başkana ve kader arkadaşlarına Allahtan Rahmet diliyorum.Mekanları cennet olsun. Ali Taş

Düzenleyen Alitas - 30.03.2009 Saat 23:15
Ali TAŞ
Yukarı Dön
Hakkı Duran Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 30.12.2005
Status: Aktif Değil
Points: 947
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 31.03.2009 Saat 03:07
 
 MUHSİN  YAZICIOĞLU,  TÂCEDDİN DERGÂHI BAHÇESİNE DEFNEDİLECEK !
 
 
  -Ortada Tâceddin Velî Camii, sağ tarafta ağaçların gölgesinde Mehmed Âkif Evi(dergâh) yer almaktadır-
 
 
   KONUYLA İLGİLİ AÇIKLAMA ŞU ŞEKİLDEDİR:
 

Mehmet Akif Evi ile Tacettin Dergáhı bahçesine gömülecek

      Helikopter kazasında hayatını kaybeden BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, Hacettepe Üniversitesi Kampusu içindeki İstiklal Marşı’nın yazarı Mehmet Akif Ersoy’un müze evi ile Tacettin Dergáhı arasındaki bahçeye defnedilecek.

      BBP Genel Merkezi’nden yapılan açıklamaya göre, Yazıcıoğlu’nun cenazesi saat 10.30’da parti yöneticileri, il başkanları ve Alperen Ocakları üyelerince Gazi Hastanesi’nden alınarak TBMM’ye getirilecek. Saat 11.30’da TBMM’de gerçekleştirilecek törenin ardından konvoy eşliğinde Kocatepe Camii’ne ulaştırılacak olan cenaze, burada öğle namazını müteakip kılınacak cenaze namazı sonrasında BBP Genel Merkezi’ne getirilecek. Yazıcıoğlu’nun cenazesi, Mehmet Akif Ersoy’un evi ile Tacettin Dergáhı arasındaki bahçede defnedilecek.
        
 
                 TÂCEDDİN DERGÂHI
 
     Ankara'da Hacı Bayram ve Hüseyin Gâzî'den sonra en çok ziyaret edilen bir mekân olmasına rağmen hakkında fazla bilgi bulunmayan bu dergâh ve Tâceddin Velî hakkında kısaca bilgi sunmak istiyorum.
 
        Dergâh, adını 17. yüzyıl sonlarında yaşamış Celvetî Şeyhi Tâceddin Velî'den almıştır.

            

Tâceddin Sultan’ın tam adı, Tâceddin İbrahim olup, Kayserili Tâceddin Velî (ö.1321)’nin soyundan gelmektedir.  İstanbul ve Bursa’da tahsilini tamamlamış, daha sonra Ankara’ya yerleşmiştir. Dergâh’taki kitabeden anlaşıldığına göre, TâceddinVeli, Ankara’nın Karalar köyüne göç etmiş ve yaklaşık yedi yıl kaldıktan sonra Ankara’ya dönerek Hamamönü’ndeki Dergâh’ına yerleşmiştir. Azîz Mahmud Hüdâî (ö.1628)’nin kurucusu olduğu Celvetî tarikatına süluk ederek şeyh olmuştur. Tâceddin Dergâhı denilen mekân burasıdır. Dergâhın yanındaki Câmi, Tâceddin Velî Camii adını taşımakta, Tâceddin Velî ve oğlu Mustafa’nın kabirleri caminin sağ tarafındaki bölümdedir. Tâceddîn Velî’nin vefât tarihi tam olarak bilinememekte, 17.yüzyılın son yarısı ile 18. yüzyılın başlarında yaşadığı sanılmaktadır. Tâceddin Dergâhı, Hacı Bayram'dan sonra Ankara’daki ikinci önemli tasavvufî merkez olup tekkelerin kapanmasına kadar varlığını devam ettirmiştir.

 

Tâceddin Velî ve Dergâhı, Cumhuriyet döneminde Mehmet Âkif Ersoy (ö.1936)’un burada misafir olmasıyla adını duyurdu. Millî Mücadele döneminde Ankara’da kiralık ev bulmak oldukça zordu. Balıkesir mebusu Hasan Basri Bey(Çantay) iyi tanıdığı Tâceddin Dergâhı şeyhine ricâ ederek dergâhta bir odanın  Mehmet Âkif'e  tahsisini sağlamıştır.

 
           Tâceddîn Dergâh’ı özellikle İstiklâl Marşı’nın yazıldığı  mekân olması hasebiyle özel bir öneme sahiptir.
 
('VAKIFLARIN ANKARA'DA ÖNEMLİ BİR FAALİYETİ' başlıklı yazımızda bu câmi ve dergâhın restorasyonundan bahsetmiştik.
    Yazı, şiir ve duâlarıyla duygularını ifade eden sitemiz mensubu arkadaşlarımıza teşekkürlerimi sunarım. Hakkı Duran)
 


Düzenleyen Hakkı Duran - 31.03.2009 Saat 03:18
Hakkı DURAN
Yukarı Dön
nurullah Açılır Kutu Gör
Üye
Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 22.10.2008
Status: Aktif Değil
Points: 6
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 01.04.2009 Saat 10:44
sitenizi devamlı takip ediyorum yazılanları görünce duygulanmamak elde değil. gerçekten allah sevdiği kulu yanına erken alırmış derler allah rahmet eylesin. siz değerli site uyeleri HAKKI DURAN bey, Ali Taş bey,hocam Erhan Metin bey, turgut reis, Ahmet gülsen beye ve adını sayamadıgım onlarca kişiye katkılarından dolayı tesekkürlerimi iletiyorum
Yukarı Dön
Hakkı Duran Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 30.12.2005
Status: Aktif Değil
Points: 947
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 01.04.2009 Saat 16:49
 
 

            CENAZE MERÂSİMİ TESPİTLERİ

                                   Hakkı Duran

         Defin yeri olarak dergâhın bahçesi denildi, fakat son bir değişiklikle camiin önündeki hazîrede karar kılındı. Karlı dağların soğuğu yerine Ankara’da sıcak bir hava vardı.

       Cenaze kabre konulurken büyük bir Türk bayrağını kafaları hizasında  tutan gençler,  Muhsin Başkan’ın naaşını  bayrağın gölgesine aldılar. Aklıma Arif Nihat Asya’nın ünlü “Bayrak” şiirinden mısralar akın etti.

           “Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün
             Kızıllığında ısındık;
             Dağlardan çöllere düşürdüğü gün
             Gölgene sığındık.”              

     1- Muhsin Yazıcıoğlu’nun Tâceddin Velî Camii hazîresine gömülmesi, isabetli bir karardır. Muhsin Başkan, Aziz Mahmud Hüdâî hazretlerinin açtığı Celvetiyye yolu takipçileri olan Tâceddin Velî ve haleflerine yakın olmuştur.  Ankara’nın ikinci önemli dergâhı olmasına rağmen Ankaralılar tarafından bile yeterli düzeyde tanınmayan bu mekân, inanıyorum ki bundan böyle daha fazla ziyaret edilecektir. Tâceddin Velî Cami, Türbe ve Dergâhı’nın restorasyonunu takip ederken hazîreyi de fotoğraflamıştım.

 

2-Muhsin Yazıcıoğlu,  tek performans ölçüsünün başarı olmadığını bir kez daha ispat etmiştir. Siyasette mevzii başarılar göstermiş olmakla beraber, asıl muvaffakiyeti neredeyse milletin tamamının kalbine girmesidir. Gönüllere girmek, sandığa girmekten çok daha zor bir iş. Milletimiz, fikirlerini paylaşsın-paylaşmasın  onu çok sevdiğini fark etmiş; kardeşinin, evladının kaybına üzülür gibi üzülmüştür. Hak uğruna çıkılan seferin manevî karşılığı olduğu dün açıklıkla görülmüştür.

3-Devlet erkânı, siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları, bürokrasi, eski ve yeni siyasetçiler çok büyük bir mutâbakatla cenazeye katılmışlardır. Özellikle Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un cenazeye katılması anlamlıydı. Hele Kenan Evren ve arkadaşlarının 12 Eylül 1980 sonrası yaptıkları düşünülünce çok takdire şâyan bir jesttir.

4-Ülkücü câmia, (belki de yıllarca çok sayıda cenaze kaldırmanın tecrübesi ile olsa gerek) vefalı ve intizamlı bir şekilde cenazede yer almıştır. Anadolu’nun her yerinden, Türk coğrafyasının her kesiminden insanlar cenaze töreninde temsil edildiler. Anadolu’nun pek şöhretli olmayan ancak 30-40 yıldır bütün yükü omuzlayan, sessiz ve gerçek kahramanlarına selâm olsun.

         Herkes cenazelerdeki bu birliğin siyasette neden gösterilemediğini merak etmektedir. Alpaslan Türkeş ile Muhsin Yazıcıoğlu’nun siyasette yolları ayrılmıştı. Hepimiz gibi Muhsin Başkan da Alpaslan Türkeş’in talebelerindendi. Hayatında ve liderlik tarzında onun güçlü etkileri olduğu muhakkaktır. 4 Nisan Türkeş Bey’in vefat yıldönümü… Bütün dâvâ arkadaşlarımız “ülkemiz ve ülkümüz için” birlik ve kardeşlik içinde olmayı bir daha düşünmeli, aradaki engelleri kaldırmanın yolunu bulmalıdırlar.

      5-Muhsin Yazıcıoğlu’nu sadece medyadan tanıyan çok büyük bir halk ve gençlik kesimi, meydanları doldurmuştur. Bunların önemli bir kısmı ona rey vermiş değillerdir. Ama çok sevdiklerini gösterdiler. Evine, dükkanının camına, dolmuşuna Yazıcıoğlu’nun posterini asmış insanlar; evinde TV’lerden takip edebilen kimseler de bu sevgi selinde yerlerini almışlardı. Halktan bazı kişilere neden sevdiklerini sordum. Kimi “dürüstlüğünü”, kimi “özü, sözü birdi”, kimi “mütevâzıydı”, kimi “îmanlıydı” diye söyledi. Anlaşılan herkesin sevmek için bir sebebi vardı.

       6-Bir de medyada adı söylenmeyen ancak asıl yükü omuzlayan vefalı ülküdaşlarımızdan da bahsedelim. Kazânın duyulmasından itibaren uykusuz günler geçiren Muhsin Yazıcıoğlu ile uzun yıllardır dâvâ, mücadele, mapusane arkadaşı olan sessiz ve asil kahramanları da zikredelim. Mahir Damatlar, Hasan Çağlayan, Lokman Abbasoğlu, Erol Dok, Remzi Çayır, Vecdet Şendil, Mustafa Daryal bunların ilk akla gelenleri. BBP Genel Merkez Yöneticileri, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Başkanı Prof. Dr. Turan Güven, Ökkeş Şendiler zikredilmesi gereken isimler. Bunlar benim tanıyabildiklerim ve hepsi bundan ibaret değil. Yeni nesilden ve benim tanıma imkânı bulamadığım isimler de var şüphesiz, onlara ve bütün idealist gençlere de gayretleri için müteşekkiriz.

         Geçmiş dönemdeki ortak mücadelede yerini almış değerli şahsiyetlerden Namık Kemâl Zeybek, Yılma Durak, Muharrem Şemsek gibi isimleri orada gördüm.

 Kur’an ziyafetleri, Salavât-ı şerifeler, tekbirler, duâlar yoldaşı olsun…Evvel giden ahbâba selâm olsun erenler....

Hakkı DURAN
Yukarı Dön
fatihöz Açılır Kutu Gör
Okur
Okur
Simge

Kayıt Tarihi: 07.02.2008
Şehir: ANKARA
Status: Aktif Değil
Points: 38
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 01.04.2009 Saat 21:17

“O bizim yüreğimiz, bizim duruşumuz, bizim sesimizdi.
Zaman zaman geri dönenler olsada, o bizim hiç geri adım atmayan cesaretimizdi. Bir çoğumuz Dünya telaşı ile yalpalarken,o cetvelle çizilmiş gibi dümdüz yolunda ilerleyen gölgemizdi. Hiç eğilmeyen başımız, hiç zedelenmeyen onurumuzdu”

Türkiye bir “Adam Gibi Adam” ı daha yitirdi… 
O bir liderdi... Daha bıyıkları terlemeden girdiği davadan saçları ağarmadan ayrılmak zorunda kaldı..
Türk-İslam Ülküsü’ ideolojisinin, ‘İlah-i Kelimatullah’ ve ‘Nizam-ı Alem’ davasının tavizsiz bir neferiydi.
Beyefendi duruşu,lider karizması,mütevazi kişiliğiyle bizden biriydi…
İman ehli,İman eri,örnek bir Müslümandı…
“Ey sonsuzluğun sahibi sana ulaşmak istiyorum” diyordu yıllar önce soğuk ceza evi odasında yazdığı şiirinde,
Ki o ceza evinde yatmasının tek nedeni tam bir MÜSLÜMAN – TÜRK olmaktı…
Ve ulaştı sonsuzluğun sahibine Muhsin Başkan…
“İnna Lillahi ve inna ileyhi raciun” Ayetinde buyryuduğu üzere hakka döndü O’da.

Dağ gibi bir adamdı,bir dağda son buldu yaşamı…Onada zirveler yakışırdı zaten,

İzlediğim bir roportajında gazetecinin bir kendisine
“Hiç iktidar olamadınız,bu başarısızlığın sebebi nedir” diye sorduğunda
Bilinen gülümsemesinin ardından şu cevabı verdi.
“Yarın ilahi huzura çıktığımızda bize – neden iktidar olamadınız- diye sorulmayacak,nasip değilmiş,başarısızlık iktidar olamamak değildir,Hak bildiğimiz yolda ilerledik”

Onu sevmeyenler dahil herkes mertliğini yiğitliğini kabullenmişti.
O’nu kaybettik…
“BETON SOĞUK ÜŞÜYORUM” diyordu eylül zindanlarında…
O üşüyordu, herkes üşüyordu üşüyorduk. Bir nesil üşüyordu zindanlarda aslında.
Ülkesine ve ülküsüne sevdalı olmanın bedelini ödüyordu zindanlarda, yinede vazgeçmedi hiçbir inancından.
Ne sevdalarından vazgeçti, ne ülküsünden. İnandığı gibi, dimdik yaşadı hep.
Direnmenin yaşamak olduğunu öğretti geride kalanlara.
Sızlanmadı bile uğradığı haksızlıklara.
Zindan da geçirdiği günlerde;
Avrupa’dan gelen İnsan Hakları Komitesi ceza evini dolaşıyor. İşkence görüp görmediklerini soruyorlar.
Koca Reis ve arkadaşları, “Kendi devletimizi yabancı birisine şikayet etmeyiz” diyorlar. “İşkence oldu mu?” deyince, “Türk devleti işkence yapmaz. Bu bizim iç sorunumuzdur” diye milli bir duyarlılıkla konuşuyorlar.

Yabancılara şikayeti onurumuza yediremiyorlarz. “Bu milli gururumuzu incitiyor.” diyerek şikayet etmemekte direniyorlar.

Oysa öylesine ağır işkencelere maruz bırakılıyorlar ki,
-"Kollarım açık olarak, üzerime omuzumdan bir kalas bağladılar, -T- şeklini aldım. Bir sandalyenin üzerine çıkartıldım. Kalas tavanda bir yere çengellere asıldı, sandalye altımdan çekildi, havada sallanarak boşlukta kaldım. O şekildeyken elektrik verdiler..."-

Bir çok arkadaşı asılarak idam ediliyor,bir devlet kendi evlatlarını hoyratça ziyan ediyor…
Şuçlu bulunmuyor Koca Reis mahkeme sonucunda,tabiî ki mahkeme 7,5 yıl sürdükten sonra ne fayda…

Ömründen yılları çalsa bile bir defa şikayet etmedi kendisi devletinden,milletinden…

Okudu, yazdı, anlattı, bir rehber oldu yüz binlerce gencin ufkuna, reis oldu, ağabey oldu.
Hiçbir zaman erişilmez olmadı sevenlerine, hep yanı başlarındaydı,içimizden biriydi,
“Liderliğin dokunulmazlığı” değil, sıcaklığı vardı hep onda.
Harcanan bir neslin sembolüydü
O sağ-sol kavgaların da öldürülen, sakat kalan, ömürlerini zindanda tüketen, darağacına çekilen bir neslin sembolüydü

O zülüm nerden gelirse gelsin, başkaldıracak kadar cesur, hak nerden gelirse gelsin, kabullenecek kadar erdemliydi.
O… Başkaydı
O çünkü. Sıradan hayatların, bir iz bırakmadan gittiğini biliyordu.
Allah’ ın kendine verdiği kabiliyetlerin sorumluluğunu taşıdı hep, onun için hiç sıradan olmadı. Kendi orijinalliğini korudu.
Hep kendi oldu ve inandığı gibi yaşadı. Şimdi gitti…
Ölümü bile sıradan olmadı…
Yeryüzünü nokta nokta görebilen bir teknolojiye sahip dünyanın aslında ne kadar aciz olduğunu yüzümüze vura vura gitti…

Şimdi gönüldaşların üşüyor Muhsin Başkan,
Mekanın cennet olsun,

Biz ne seni unuturuz,
ne de o kahpe eylülleri…

 

                                                                                  FATİH ÖZ
                                                                              ATKARACALAR


Düzenleyen fatihöz - 01.04.2009 Saat 21:27
Bir KU'RAN,Bir Bayrak ve Bir KILIÇ,üçünün ördüğü koskoca bir dünya...
Yukarı Dön
Ali TAŞ Açılır Kutu Gör
Yazar
Yazar
Simge

Kayıt Tarihi: 18.04.2006
Status: Aktif Değil
Points: 197
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 02.04.2009 Saat 12:41

Muhsin başkan’ın cenazesi sayısı milyonlarla ifade eden bir kalabalıkla kaldırıldı. Oy versin vermesin halkımız Muhsin Yazıcıoğlu’na son görevini yapmak için yarıştı. Kocatepe’deki cenaze törenine Devletin üst düzey yöneticilerinin tamamı iştirak ederken, benim en çok dikkatimi çeken kişi Genelkurmay başkanımız Sayın İlker Başbuğ oldu. Sayın Başbuğ’un cenazeye katılımını iki yönden isabetli buldum. Birincisi, sağlam inançları ve imanı ile milletine kendini sevdiren bir liderin cenazesine iştirak ederek Ordumuzun milletiyle aynı duygular içinde olduğunu göstermiş olması bakımından,  ikincisi ise, 12 Eylül döneminde kendisinin oturduğu koltuğu işgal bir Genelkurmay başkanının sebep olduğu işkencelere maruz kalan bir Anadolu delikanlısının cenazesine iştirak edip yapılanları en azından şimdiki komuta katının tasvip etmediğini göstermiş olması bakımından Sayın Başbuğu cenaze törenine iştirakini önemli bulduğumu belirtmek isterim. Muhsin Başkan’ın arkasından günlerdir televizyonlarımız kendisi hakkında yayınlar yapmaktadır. Bu yayınlarda özellikle cezaevi arkadaşları Muhsin başkanla olan hatıralarını anlatmaktadır. Bu hatıralar dikkatlice analiz edildiğinde Muhsin başkanın milyonların gönlüne nasıl girdiğini rahatlıkla görebiliyoruz. Bu arkadaşlarından bir tanesi olan Lokman Abbasoğlu Muhsin başkanın Cezaevinde bulunduğu 7.5 yıl içinde üçyüzelli nin üzerinde hatim indirdiğini, takıldığı tecvit kurallarını kendisine mahkemelere giderken sorduğunu, bu yüzden görevlilerden fırça yediklerini ama onun bunlara aldırmadan öğrenmek için uğraş verdiğini anlatmıştı. Acaba Sayın Hakkı Duranda cezaevi günlerini ve Muhsin Başkanla olan hatıralarını sitemiz aracılığıyla bizlerle paylaşamaz mı? Kendisine şimdiden teşekkür ediyorum.

Ali TAŞ
Yukarı Dön
İbrahim Akyol Açılır Kutu Gör
Ziyaretçi
Ziyaretçi
Simge

Kayıt Tarihi: 29.12.2005
Şehir: çankırı
Status: Aktif Değil
Points: 100
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 03.04.2009 Saat 00:29

MUHSİN YAZICIOĞLU’NUN VEFATINA TARİH

Bir er idi yetişmişti ocaktan

Ne zulümden yıldı ne de Mamak’tan

Nizâm-ı âlem dediler tarihin

“Âh eyledi gâfil olmadı Hak’dan”

 آه ایلدی غافل اولمه دی  حقدن 1430 Hicri / 2009 Miladi

 

ALLAH -kandım diyene kadar-rahmet eylesin.  İBRAHİM AKYOL

 



Düzenleyen İbrahim Akyol - 14.04.2010 Saat 14:52
İbrahim Akyol
Yukarı Dön
İbrahim Akyol Açılır Kutu Gör
Ziyaretçi
Ziyaretçi
Simge

Kayıt Tarihi: 29.12.2005
Şehir: çankırı
Status: Aktif Değil
Points: 100
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 16.04.2009 Saat 00:33

BBP Genel Başkanı  Muhsin Yazıcıoğlu'nun Ufulüne Tarih

Emir ferman da O'nun, lebbeyk
Cemal de celal de onun, lebbeyk
Geldi üçler söyledi makamın
"ÜŞÜMÜYORUM DOSTLARIM LEBBEYK"
1430

Alperenlerden bir izi var dedi
Hak hakikate sözü var dedi
Vefatı için çıktı üçler ah vah
"Yazıcıoğlu vefat etti dedi"
2009

Prof. Dr. Mustafa Kara

İbrahim Akyol
Yukarı Dön
İbrahim Akyol Açılır Kutu Gör
Ziyaretçi
Ziyaretçi
Simge

Kayıt Tarihi: 29.12.2005
Şehir: çankırı
Status: Aktif Değil
Points: 100
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 16.04.2009 Saat 00:34

Muhsin Yazıcıoğlu'nun Vefatına Tarihtir
25 Mart 2009

Büyük Birlik Partisi'nin Genel Başkanı
Bugün bıraktı bizlerde acı bir anı

Milliyetçiler, ülkücüler, alperenler
Artık yas tutuyor, kendisini sevenler

Eyvâh! Elim bir helikopter kazasında
Yitirdi onu vatan karlı Keş Dağı'nda

Altı kişiydiler, hiç kurtulan olmadı
Bütün imkânıyla devlet nasıl bulmadı?

Üç gün sonra köylüler enkazı buldular
Hepsi vatan evladıydı şehit oldular

Yaralıydılar, çok üşüdüler, dondular
Allah'a hasrettiler O'nda buluştular

Her birinin yeri dilerim cennet olsun
Ecirlerini orda fazlasıyla bulsun

Allah bu Türk milletine sabırlar versin
Böyle acıları bir daha göstermesin

Muhsin Başkan'ı severim, iyi liderdi
İlkeli, dürüst, gözü pek yiğit bir erdi

Yakut duayla yazdı onun tarihini:
"Eş-Şehîd, cennette mukim kılsın Muhsin'i"

Yakut (Prof. Dr. İsmail YAKIT)

İbrahim Akyol
Yukarı Dön
Sevdiyar_1984 Açılır Kutu Gör
Yazar
Yazar
Simge

Kayıt Tarihi: 25.01.2006
Status: Aktif Değil
Points: 51
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 18.04.2009 Saat 00:14
Yav benim anlayamadığım bir şey var: Bu adam sağ iken kimse yüzüne bakmazdı. Öldükten sonra mı değerlendi? Ben bu Türk milletini anlayamıyorum.
I L G A Z L I
Yukarı Dön
ahmetgulsen Açılır Kutu Gör
Site Yöneticisi
Site Yöneticisi
Simge
Cansaati.Org Yazı İşleri Sorumlusu

Kayıt Tarihi: 01.10.2003
Şehir: ANKARA
Status: Aktif Değil
Points: 877
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 18.04.2009 Saat 11:04
Değer vermek oy vermek değildir. Kıstaslarınızı gözden geçirirseniz sağlığında da değer verilip verilmediğini görmeniz mümkün olacaktır.

Düzenleyen ahmetgulsen - 18.04.2009 Saat 12:19
Ahmet GÜLŞEN

http://smmmahmetgulsen.wordpress.com/
Yukarı Dön
 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
  Share Topic   

Forum Atla Forum İzinleri Açılır Kutu Gör

Forum Software by Web Wiz Forums® version 10.16
Copyright ©2001-2013 Web Wiz Ltd.
Yeni Sayfa 1

Güncel Sitemiz için tıklayınız.

Çankırı Araştırmaları Sitesi Ağustos 2013 3 ncü dönem sitesi

2002 yılından bu güne kesintisiz hizmet veren sitemizin binlerce yazı ve görselin bulunduğu arşivleri

2000-2005 I. Arşiv       2006-2013 II. Arşiv

 

Popup Örnek