ÇANKIRI’DA AHİLİĞİN SON DÖNEMİ
Ahilik haftası her yıl Ekim ayında kutlanıyor, hazırlıkları ise daha önceden
planlanıyor. Bu yıl yapılacak kutlamalar daha etkili ve Çankırı'nın ahilik
geçmişini sergileyecek şekilde sunulmalıdır.
Konu: Türkçe'ye Davet Gönderim Zamanı: 08.02.2006 Saat 00:02
TÜRKÇE’YE DAVET
Başlık davet olunca yeni bir şeylere davetiye çıkardığımız gibi bir anlam ortaya çıkabilir. Bizim davetimiz sadece özümüze, kendi öz benliğimize sahip çıkmaya bir davettir.
Çarşıya çıkıp etrafımıza baktığımızda, dükkân sahiplerinin bile ne anlamına geldiğini bilmediği bir dizi isimleri hepimiz de görüyoruz. Şahsen ben bunları görüntü kirliliği olarak niteliyor ve üzülüyorum. Hatta zaman zaman bazı yörelerimizde yapılan “Türkçe Dükkân İsimleri” kampanyalarının tüm Türkiye’ye yayılmasını arzuluyorum.
Batılılaşmanın bir parçası olan ve özellikle İngilizce’nin “dünya dili” diye yutturulmaya çalışıldığı bir ortamda özellikle dilimize daha fazla sahip çıkmanın gereği ortaya çıkıyor. Bu satırları okurken yabancı dil öğrenimine karşı olduğumuz da düşünülmesin. “Yabancı dil öğrenimine evet, yabancı dille eğitime hayır” kampanyalarına destek verenlerdeniz. Çankırı’da 1996’da yayın hayatına katılan ve kısa bir süre devam eden aylık Duygu Dergisi’nin Şubat 1997 tarihli 5. sayısında bakın ne demişiz: “Bir lisan daha öğrenmek” fikri şüphesiz meziyettir. Ancak ikinci bir lisan öğrenirken bilerek yapılan söylemlerle Türkçeyi tereddiye (yozlaşma) uğratmak vatan hainliğidir. Avrupa ve Amerika’nın Türkler üzerinde ve özellikle Türkiye üzerinde oynadıkları oyunları kabullenerek hareket etmek zorundayız. Buna göre ilim adamlarımızın, çalışmalarındaki titizlikleri bizler için önemini artırmaktadır. Çünkü batının kendisi için geliştirdiği çok sayıdaki kavrama balıklama atlamak, Türk ve Türkçe yobazları için adeta bulunmaz fırsat. (Bilmeden yapanlar da var elbette.) İşte bu fırsatları değerlendirenler başarı da kaydediyorlar. Aksi halde benliğimizi, kültürümüzü kaybediyor olamazdık.
Bundan 9 yıl önce kaleme aldığımız satırların bugün sorun olarak geçerliliğini koruması üzücü ve bir o kadar da kahredici. Yer olsa yazının tamamını buraya aktarmak ve yıllardır kanayan yaramızla ilgili o günlerde neler yazıldığını bilgilerinize sunmak isterdim…
Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu ve O’nun gibiler tarafından verilen Türkçe mücadelesini ve Türk mallarının tüketilmesi kampanyasını her zaman tekdirle karşıladım. Oktay Hocanın “Türkçe bilim dili olamaz diyenler yalan söylüyor, Türkçe evrensel ve matematiksel bir dildir” sözü karşısında durup düşünmemiz gerekir. Yeryüzünde 2800’e yakın dil konuşulduğu tahmin edilmekle birlikte, Türkçenin en yaygın dil olduğu da bilinmektedir.
Yabancı dil öğrenmek hevesi dün olduğu gibi bugün de amacını aşmaya devam etmektedir. Geçmişte konuyla ilgili bazı milletvekillerince önergeler verildi ve en azından Türkçe işyeri isimleri teşvik edilsin denildi. “Türkçe elden gidiyor, koruma kanunları çıkaralım, yaptırım uygulayalım” denildi. Ama TBMM o kadar yoğun ki bunlara bir türlü sıra gelmedi. Sıra geleceğe de benzemiyor.
1900’lü yılların başında, tamamen Türkçe kelimeler kullanılarak yazıldığı söylenen bir kısım yazıları anlamakta güçlük çekeriz. Hatta Cumhuriyet Kanunlarını anlamak için yanımızda bir tercüman lazım esprisini hangimiz yapmadık bugüne kadar…
“Bilgisayara bilgisayar diyenden Allah razı olsun” sözümüzü hatırlatarak, özellikle teknoloji ürünleri ve bunların ifadelerinin dayatılmasını ne yazık ki önleyemiyoruz. Kişisel gayretler yetmiyor ve bizler de bu kelimeleri kullanmaya mecbur kalıyoruz.
Bütün bu yazıyı sadece çaresizliğimizi ifade etmek amacıyla da yazmadık elbette… Zaman zaman bazı illerimizde düzenlenen Türkçe kampanyalarına imrenmemek elde değil. Öyleyse Çankırı’mızı Türkçe levhalarla donatılmış görmek hangimizi memnun etmez.
Başta Çankırı Valiliği olmak üzere, Kaymakamlıklarımız tüm Belediye Başkanlarımızı sivil toplum kuruluşlarımızı kampanyaya davet ediyorum. Star değil yıldız olalım, mega değil büyük olalım, site değil şehir olalım, Turkey değil Türkiye deyip, Turkish değil Türkçe konuşalım.
Haydi yarenler Türkçe için seferberliğe… Türkiye için, Türkçe için Çankırı için ve en önemlisi geleceğimiz için…
Başta Çankırı Valiliği olmak üzere, Kaymakamlıklarımızı, tüm Belediye Başkanlarımızı sivil toplum kuruluşlarımızı kampanyaya davet ediyorum. Star değil yıldız olalım, mega değil büyük olalım, site değil şehir olalım, Turkey değil Türkiye deyip, Turkish değil Türkçe konuşalım.
Haydi yarenler Türkçe için seferberliğe… Türkiye için, Türkçe için Çankırı için ve en önemlisi geleceğimiz için…
Çankırı’da Tüm İşyerleri Türkçe İsim Kullansın
Kampanyamızda siz halkımızdan, - Sizlerin yorumlarınızla konuya duyarlılığınızı göstermenizi,
- E-posta ilgili makamlara talebinizi iletmenizi,
- Çevrenizdeki işyerlerini uyarmanızı bekliyoruz.
Kampanyamızda Kurumlardan beklentimiz;
-Valilik ve Kaymakamlıklar isim değiştiren işyerlerini (yetkili kurullarınca tespit edecekleri) bir ödülle teşvik etmeli,
-Belediyelerin isim değiştiren işyerlerini teşvik edici kararlar almalarını,
-Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği ve İşadamı Dernekleri isim değiştiren işyerlerinin yeni tabelasını finanse etmeli ve bir törenle plaket-teşekkür belgesi vermeli,
-Yerel Basın kampanyayı sürekli gündemde tutmalı ve köşe yazarları yazılarında kampanyayı birkaç kez konu etmelerini bekliyoruz.
Kampanyamızda Sivil Toplum Teşeküllerinden beklentimiz;
-Sivil toplum teşekküllerimiz Çankırı için bu çalışmada lokomotif rol üstlenmelidir. Söz konusu sivil toplum teşekkülleri üyeleri ticaret odasından alacakları ticarethane isim listeleri üzerinde çalışıp belirlediği işyerlerine ziyaretler yapıp konunun önemini anlatacak yeni isimler önerecek ve isim değiştiren işyerleri için Şehrin idarecilerinin de katılımını sağladıkları küçük açılışlar organize edecek. İsim değiştiren işyerlerini derhal Cansaati.org sitemize bildirilecek ve siteden ilan edilecek.
Kampanyamızda Web Sitelerinden,
-İsim değiştiren işyerlerinin reklamlarını web sitelerinden hiçbir ücret talep etmeksizin yayınlamalarını bekliyoruz.
Hemen şimdi,
1- Valilik, Belediye, Odaları, Milletvekillerini,
2- Alışveriş yaptığın işyerlerini uyar,
3- Görüşlerini yaz, desteğini bildir.
Bu yazıda düzeltmeler yapılmıştır. Düzenleyen ahmetgulsen - 01.04.2007 Saat 22:35
Kayıt Tarihi: 25.12.2005
Bulunduğunuz İl: Newyork
Gönderilenler: 31
Gönderim Zamanı: 12.02.2006 Saat 16:40
Sayın Koray Çam
Elinize, dilinize sağlık. Tam ben bu başlık "Aslımıza Çağrı" olmalı diye düşünürken ilk parağrafta vermişsiniz cevabı. Çünkü sorunumuz dilimizi bilmemek değil, tamamen özenti. Ancak bu özenti bir sonraki nesilde gerçekten dilimizi bilmeme sorununu doğurabilir.
Öğretmen olan kardeşimin öğrencileriyle iletişim için kurmuş olduğu bir internet sitesi var. 12-15 yaş arası öğrenciler buraya üye oluyorlar ve kullandıkları takma isimlerin çoğunluğu yabancı kelimelerden oluşuyor. Sanırım daha havalı olduğunu düşünüyorlar. Üç gün önce dilbilgisi yanlışlarıyla dolu bir yazı yolladım ve düzeltene 100 kontör hediye edeceğimi söyledim. Sonuca sevinsem mi üzülsem mi bilemiyorum. Çünkü eğitim seviyeleri itibariyle onlara ağır gelebilecek yanlışları dahi bulmuşlar. Eksikler vardı ama çoğunluk iyi denebilecek durumdaydı. Peki bu gençler niçin çok iyi bildikleri ve her konu için yeterli kelime haznesine sahip dilimizi kullanmıyorlar? Ve neden her fırsatta konuştukları, yazdıkları şeyler arasına tam anlamını bilemedikleri yabancı kelimeleri sokuyorlar? Sanırım bunu bir kültür seviyesi olarak düşünüyorlar ya da biz büyükler onlara öyle hissettirdik.
Dün yine buraya bir konu üzerine yorum yazarken oğlum ekrana baktı ve şöyle dedi "Yaşasın babam bilgisayarımıza Türkçe harf almış". Henüz 6 yaşında bir çocuk soyadını "Ç" yerine "c" ile yazmak istemiyor ve Türkçe' nin harfine bile özlem duyuyor.
İnsanlarımız ana dillerini zaten biliyorlar. Kimseden kitap gibi konuşmasını istemiyoruz. Yerel şiveler belki yazılı ortamlarda yer bulamasalarda dilin zenginliğini gösterir. Kardeş yerine "gardaş" diyebilirsin ama "kanka" dediğin zaman iş değişir. Herkesi "Milli Değerlerine" sahip çıkmaya davet ediyorum.
Dil, bir milleti millet yapan değerlerin başında gelmektedir. Onun için dil, bir milletin sembolüdür. Onu diğer milletlerden ayıran en önemli unsurdur. Onun için millet olarak güzel Türkçemize sahip çıkmalıyız. Bir milleti bir arada tutan ve onun yok olmasını önleyen tek faktör dildir. Bir milleti parçalayarak sömürge yapmak isteyen emperyalist ülkeler ilk önce o ülkenin dilini yok etmekle işe başlarlar. Türk Milleti olarak uyanık olup bu oyuna gelmeyelim.
Bakın Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ne diyor;
"EFENDİLER! TÜRK MİLLETİNDENİM DİYEN HER İNSAN,HER ŞEYDEN EVVEL VE BEHEMAHAL TÜRKÇE KONUŞMALIDIR."
Sayın Koray Çam'a milli haysiyetlerimize göstermiş olduğu duyarlıktan dolayı teşekkür ederken, Türk Milletini bekasını isteyen herkesi bu kampanyaya destek vermeye ve HAYATI TÜRKÇE OKUMAYA davet ediyorum.
Sayın Çam’ın yazısına bir katkı olur düşüncesiyle, sürekli yazı gönderdiğim bir dergi için yaptığım araştırmadan kısa örnekler vermek istiyorum. Zaman zaman Öztürkçe sözcükler kullandığım için eleştirenlere de yanıt olur kanısındayım.
Şu sözcüklerden size yabancı olan varmı?
Tanıtımın demo, sunucunun spiker, gösteri adamının showman, radyo sunucusunun discjokey, hanımağanınfirst lady, dükkanın store, bakkalın market, torbanın poşet,mağazaların süper-hiper-gros market, ucuzluğun damping, ilan tahtasının bilboard, sayı tahtasının skorboard, bilgi akışının brifing, bildirgenin deklarasyon, merakın ve uğraşının hobby, belde girişlerinde yazılan hoş geldinin Welcome güle gülenin good-bye,korumanın-muhafızın body guard, sanat ve meslek pirlerinin duayen, itibarın-saygınlığın prestij, sekinin-alanın platform,merkezin centre, büyüğün mega, ortanın midi, küçügün mini veya mikro, sonun final, özlemin-hasretin nostalji, iş hanının plaza, sergi yerinin center room-show room, büyük kentlerimizin mega kent, yolüstü lokantasının fast food, yemek çeşitlerinin mönü, hesabın adisyon, iki katlı evin dubleks, üç katlı evin tripleks, köşklerin villa, eşiğin antre, bahçe çiçeklerinin flora, sevimlinin sempatik, vurguncunun spekülatör, eşkiyanın mafya, desteğe bilemediniz koltuk çıkmaya sponsorluk, mesire ve kır gezintisine picnic, bilgisayara computer, hava yastığına air bag, pekala veya olura okey, yaşa varola sevince oley oley, çarpıcı önemli haberlere flash, yıldızlara star, dağdaki kır kahvesinde kahveye neskaaaaave,……..dendiği günümüzde bu sözcüklerin HEPSİNE YABANCI İSENİZ DİLİNİZ BOZULMAMIŞ , aşina olduğunuz oranda da dilimize yani TÜRKÇEMİZEyabancılaşmışsınız demektir.
BUGÜNDEN SONRA, DİVANDA, DERGAHTA, BERGAHTA, MECLİSTE, MEYDANDA TÜRKÇE’DEN BAŞKA DİL KONUŞULMAYACAKTIR. KARAMANOĞLU MEHMET BEY (Günümüzde yaklaşık 750 sene önceki bir ferman buyruğu) . Türk Tarih Kurumunu, Türk Dil Kurumunu katledenlere ithaf olunur.
Kayıt Tarihi: 31.12.2005
Bulunduğunuz İl: Bişkek
Gönderilenler: 33
Gönderim Zamanı: 02.03.2006 Saat 11:41
Çankırı ve Türkçemiz
1994-1995 yılları ararasında görev yaptığım Karaman'da belediye ve valilik iş yerlerine Türkçe ad verilmesi kampanyası düzenlemişler ve yabancı olan iş yeri adını Türkçe olarak değiştirenlere de sembolik hediyeler verilmişlerdi. Takip eden yıllarda ve bugün de birçok şehrimizde, ilçe ve beldelerde de bu kampanyaların devam ettiğini görüyorum ve buna çok seviniyorum. Çankırı'da böyle güzel bir kampanyanın bugüne kadar yapılmasının düşünülmemiş olması üzücü bir durum şühesiz. Türkçemizin yüzlerce yıldır yaşatıldığı Çankırımızın da bu kampanyaya en kısa zamanda canı gönülden destek vermesini ve sitede bırakmamasını istiyorum. Maddi külfeti olmayan manevi hazzı olan böyle bir kampanyanın resmi kurumlarımızın sahip çıkması ve esnafımızla ve bütün yerdeşlerimizle (hemşehrilerimizle) ele ele uygulamaya sokması Çankırımıza ve Çankırılılara Türkçemize karşı olan borcumuzu bir nebze de olsa ödeme mutluluğunu yaşatır, Türkçe bilincimizi geliştirir. Bu konu kanunen belediyelere bırakıldığı için başta Çankırı merkez belediyemiz olmak üzere bütün ilçe ve belde belediyelerimizi Türkçemize sahip çıkma adına bu kutsal görevi en kısa zamanda yerine getirmeye davet ediyorum. Bu siteyi sürekli takip eden Çankırı Belediyesi Kültür Daire Başkanı sayın Yüksel Aslan Beyin bu konuyu belediye başkanımıza iletmesini hasseten rica ediyorum. Belediye başkanımızın bu kampanyayı belediye uhdesine alacağından şüphem yok. Bu kampanyaları başlatan belediyeler Türk Dil Kurumu tarafından ödüllendiriliyor ve o şehirde TDK tarafından halka açık Türkçe toplantıları düzenleniyor.
Türk Dil Kurumu başkanı Profesör Dr. Şükrü Halûk AKALIN Hocanın Türk Dil Kurumu 2005 Yılı Çalışmaları adlı raporundan ilgili bölümleri aşağıya alıntılıyorum.TDK'nun 2005 yılı çalışmalarıyla ilgili ayrıntılı bilgiye sahip olmak isteyenler şu adrese girebilirler. http://www.tdk.gov.tr/calismalar/calismalar2005.htm
"İş yeri adlarında yabancılaşma, Türkçenin karşı karşıya bulunduğu bir başka sorundur. Sorunun yalnızca iş yeri adında yabancılaşmayla sınırlı olmadığı, daha doğrusu iş yeri adında yabancılaşmanın dil sorunundan çok küresel etkilenmenin sonucu olduğu bilinmektedir. Büyük şehirlerimizden en ücra yerleşim birimlerine kadar görülen yabancı adlı iş yerleri, yabancı markalı ürünlerin fiyatlarının yabancı paralarla veya yabancı paralar esas alınarak belirlendiği, iş yerlerinin dövizle kiralandığı veya satıldığı, yabancı müziklerin çalındığı ticarethanelere dönüşmüştür. TDK, bu yabancılaşmanın dil boyutuyla ilgilenmektedir. Aslında şu anda yürürlükte olan yasalarımızdan bazılarında yabancı adlar kullanan, Türk alfabesinde olmayan harflerle iş yerlerine ad veren kuruluşlar hakkında yasal işlem yapılabilir. İş yeri açma belgesi veren belediyelerimiz bu konuda yetkilerini kullanabilir. Nitekim son yıllarda pek çok belediyemiz bölgelerinde yabancı ad kullanılmasını engelleyecek kararlar almıştır. TDK, bu belediyeleri ödüllendirmekte, topluma örnek olarak göstermektedir. Son bir yıl içerisinde bu konuda karar alan Çanakkale, Hisarcık, Fethiye, Pazarlar belediyelerinin ödüllendirilmesine karar verilmiştir. Hisarcık Belediyesine ödülü sunulmuş ve ortak etkinlikler düzenlenmiştir. Çanakkale, Fethiye ve Pazarlar belediyelerine ödülleri ise 2006 yılı içerisinde düzenlenecek ortak etkinliklerle sunulacaktır.
İş yeri adlarındaki yabancılaşmanın önüne geçilmesi amacıyla TBMM’nin gündeminde bulunan Yerel Yönetimler Yasası’na iş yerlerine ad verilmesini bir esasa bağlayacak ve yabancı adların kullanılmamasını sağlayacak bir maddenin eklenmesiyle ilgili olarak önceki yıllardaki tekliflerimiz, Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemindedir. Karaman Milletvekili Mevlüt Akgün ve Eskişehir Milletvekili Fahri Keskin’in Türkçenin kullanımına ilişkin sorunlar karşısında Kurumumuzun katkılarıyla hazırladıkları yasa teklifleri TBMM’nin gündemindedir. "
Bir yıllık çalışma rapounu okuduktan sonra TDK ve TTK'na haksızlık etmememiz gerektiği kanatine vardım.Sonuçta özelleştirilmemiş resmileştirilmişlerdir.Kliklerin  ;tasalutundan korunmuştur. Devlet bizim devletimiz, cumhuriyetimizin kurucusu Atatürkümüzün devletidir sonuçta.
Uzun süredir özel nedenlerden dolayı pek aranıza katılamadm. Geldiğim de ise karşılaştığım bu güzel haberle son derece mutlu oldum. Daha önce nu konuya değinmiş ama yeterli tepkiyi alamamıştık. Umarım bu defa gafilleri uyandırmada başarılı olabiliriz.
Buradan alcağımız ibret doğrultusunda gecikmeden işe koyulmanın gerekli olduğunu duyurmak istiyorum. Şu anda Çankırı’daki tabela kirliliği ne oranda bunu bilemiyorum. En azından iş yeri adlarındaki seçime ne derece özen gösteriliyor? Tabelaları yabancı sözcüklerden koruyacak, caydırıcı tedbirler alınmış mı? Bu konularda bilgisi olanlardan açıklama bekleyelim. Eğer böyle bir uygulama yoksa şehrimiz de maalesef çok geçmeden özenti kalıpları içerisinde içeriksiz ve kişiliksiz; benliğinden, kültüründen kopuk; anlamını hatta okunuşunu bile beceremediğimiz yabancı sözcüklerin istilasına uğramaktan kurtulamayacaktır. Güzel şehrimizi, büyük şehirlerdeki geç kalmışlığın ve vurdum duymazlığın sonucu ortaya çıkan tabela kirliliğinden koruyabilmek için önlem almak üzere gerekli kişi ve kurumları uyaralım. Bu millî davada onların gereken tedbirleri almalarına buradan yükselecek birlikteliğimizle, sesimizle ivme kazandırıp destek olalım.
Amasya'da Türkçe Öğretmenliği Bölümü öğrencileri, işyeri isimlerini Türkçe'ye çevirme seferberliği başlattı. Projeye belediye de dahil oldu
HER TABELADA TÜRKÇE
Amasya'da Türkçe Öğretmenliği Bölümü öğrencileri, işyeri isimlerini Türkçe'ye çevirme seferberliği başlattı. Projeye belediye de dahil oldu.
13 İŞYERİNİN ADI DEĞİŞTİRİLDİ
AMASYA Eğitim Fakültesi Türkçe Öğretmenliği Bölümü'nde okuyan 15 öğrenci, "Ata Türkçeciler" adıyla bir grup kurarak kentteki yabancı işyeri isimlerini değiştirmek için kolları sıvadı. Esnafı tek tek dolaşarak ikna eden grup üyeleri şimdiye kadar 13 tabelayı değiştirtti. Ata Türkçeciler'in başkanlığını yapan Dilber Duran, dilimizdeki yozlaşmanın önüne geçmek istediklerini söyledi.
İSME GÖRE RUHSAT VERİLECEK
DURAN, Türkçe isim kullanan işyerlerine ödül verilerek bu konuda esnafın özendirilebileceğini belirtti. Amasya Belediye Meclisi de kısa bir süre önce yeni açılacak işyerlerinin isimlerinin Türkçe olması kararını aldı. Belediye, bundan sonra ruhsat verilirken Türkçe isim şartı aranacağını belirtti. Belediye Meclisi ayrıca işyerlerinin isimleri yabancı olan esnafa da Türkçe isme dönme çağrısında bulunma kararı aldı.
ALMIŞ OLDUKLARI BU KARARDAN DOLAYI AMASYA BELEDİYE BAŞKANINA VE BELEDİYE MECLİS ÜYELERİNE TEŞEKKÜR EDERKEN,TÜRKÇE KONUSUNDA AMASYA’DA GÖSTERİLEN DUYARLILIĞIN TÜM BELEDİYELERE ÖRNEK OLMASINI DİLİYORUM.
Benim şahsen bu kampanyadan bağımsız olarak kendi yaptığım bir girişim var onu yazmak istiyorum.
Yaklaşık bir yıldır yöneticisi olduğum iki haberleşme grubu adına, Türk Dil Kurumu'nun vermiş olduğu bir hizmet olan "dağarcığınıza hergün iki söz" sistemine abone oldum.
Hergün bir yabancı kelimenin Türkçe karşılığını ve bir kelimenin açıklamasını elk mektupla gönderiyorlar.
Çok faydalı sizlerde bireysel olarak bu hizmetten faydalanabilirsiniz.
Örnek:
TÜRK DİL KURUMU
Türkçe Sözlük'ten Sözler ve Yabancı Kelimelere Karşılıklar
Elektronik Posta Hizmeti
Tarih: 03.11.2006
Gönderim Nu.: 715
Türkçe Sözlük' ten
külkedisi sıfat 1. Çok üşüyen, ateşin yanından ayrılmayan (kimse). 2. Uyuşuk, miskin (kimse). 3. Pasaklı, görgüsüz (kadın): "O kibar adam bu külkedisine tenezzül eder mi hiç."- E. E. Talu.
Yabancı Kelimelere Karşılıklar
remix : İngilizce kökenli bu söz, "karıştırmak" anlamındaki mix fiiliyle re- ön ekinden oluşmakta ve daha çok sinema ve müzik alanlarında kullanılmaktadır. Sinemada, görüntü ve ses söz konusu edildiğinde, ilk çekimin son görüntülerinin (sesin) yavaş yavaş güçsüzleştirilmesi, ikinci çekimin ilk görüntülerinin (sesin) gittikçe güçlendirilmesi ve bu arada belli bir noktada iki çekimin de görüntülerinin (seslerinin) üst üste gelmesi, ardından ikinci çekimin görüntülerinin (seslerinin) belirginleşmesi tekniği; müzikte ise bir parçanın yeniden ele alınması ve ana melodiye bağlı kalınarak değişik ritimlerde çalınması anlamlarındadır. Kurumumuz, bu sözün her iki alandaki kullanımı için de bindirim karşılığını önermektedir.
Türk Dil Kurumu Elektronik Posta Hizmeti
Türkçe Sözlük 'ten anlamını öğrenmek istediğiniz sözleri ve Türkçe karşılığını öğrenmek istediğiniz yabancı sözleri Bilgi Edinme Hakkı bölümündeki etkileşimli belgeyi kullanarak bildirebilirsiniz.
Adı, soyadı, adres ve telefon numarası açık olarak belirtilmeyen ve "İstenilen Bilgiler ve Belgeler" bölümü anlaşılır olmayan başvurular, Bilgi Edinme Hakkı Yasası gereğince değerlendirilemeyecektir.
Bu adı geçen sözcüklerin tamamına aşağıdaki bağlantıdan derli toplu olarak ulaşabilirsiniz. Gerek siteden gerekse bilgisayarınıza indirerek internet bağlantısına gerek duymadan yararlanabilirsiniz.
Türkiyede yabancı kelimelerle yazılmış tabelalar ve tişörtler alımış başını gidiyor manasını bilsede bilmesede yazıyor.Bu yazıları işyerlerine tabela olarak takıyorlar veya giysi olarak teşir yapıyorlar geçen televizyonda bir kişi üzerine "f.... me" v.b gibi birkaç tane daha küfür yazısı vardı.ve bu tişörtüle toplum içine giyip çıkıyor,ingilizce ya küfürde olsa fark etmez çünkü manasını bilmeyen çok insan var,ama bu özenti haline gelipde herkes giyerse o zaman düşünün milletin halini türkçe olarak bile giymeye çalışır.Dışarda bazen soruyorum üzerindeki tişörtte ne yazıyor biliyor musun? Hayır cevabını alıyorum söyleyince şaşırıyorlar yani kısacası milletimiz bir yabancı kelimeler özentisi tuturmuş gidiyor.Türkçemizde hiç bir dilde bu kadar sade kelimeler yokken manasını telafuz edemediğimiz kelimeler neden alıntı yapılıyor anlamadım.Türkçemiz sahip çıkalım diğer milletlerin kültürümüze girmesine izin vermeyelim.
Kayıt Tarihi: 27.01.2006
Bulunduğunuz İl: İZMİR
Gönderilenler: 6
Gönderim Zamanı: 15.11.2006 Saat 02:12
Türk milleti olarak en çok sahip çıkmamız gereken unsur Türk dilidir.Atalarımız milli dillerine sahip çıktığı için binlerce yılsan bu yana en ufak bir asimilasyona uğramamış; hatta Moğollara bile kendi dillerini öğreterek onları kendilerine benzetmişlerdir. Yeryüzünde şimdiye kadar tam 16 tane Türk devleti kurulmuştur.17.si de Yüce Türkiye Cumhuriyeti'dir.Bu vatanı biraz olsun seviyorsak; atalarımızın, şehitlerimizin kemiklerinin sızlamasını istemiyorsak ne olur en başta Türkçemiz olmak üzere Türk milli kültürüne sahip çıkalım.Bu kültürü iyi bir şekilde muhafaza ederek geleceğe taşıyalım.Milli kültürümüzü korumak ve gelecek kuşaklara taşımak için de binlerce yıldan bu yana türlü türlü değişimlere uğrayarak günümüze kadar gelmiş olan Türk diline, yani Türkçe'ye sahip çıkalım. Eğer Türkçemizi korumaz, ona sahip çıkmazsak yarın çocuk ve torunlarımızla bile anlaşmakta çok büyük zorluklarla karşı karşıya kalabiliriz.Eğer dilimize sahip çıkmazsak asimile olma yani milli benliğimizi koruyamayarak Türklüğümüzü kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalabiliriz.Asırlar ve binlerce yıl boyunca milli kimliğimizi koruyarak bugünlere, 21.yy'a kadar gelebilmişsek bunu hiç şüphesiz yüce Türk kültürüne ve onun bir uzantısı olan Türk dilini koruyup, iyi muhafaza edip ona sahip çıkmamıza borçluyuz.Bİz de atalarımızın yaptığı gibi Yüce Türk diline, Türk milli kültürüne, dolayısıyla bu kültürün içinde olan örf-adet, gelenek ve göreneklerimize, törelerimize sahip çıkma görevimizi yerine getirelim ki binlerce yıldır şehitlerimizin kanları ile yoğrulmuş olan Yüce Türk milleti ve bu milletin kurduğu en son milli devlet Yüce Türkiye Cumhuriyeti asırlar boyu tam bağımsız bir devlet olarak, ilelebet yaşamaya devam etsin.
Geçen gün televizyonda kanaları dolaşırken bir haber proramında türk dil kurumunun plaket ve teşekkür yazısı verdiğini gördüm.ve haberi izlemeye başladım ATO'nun başkanlığında firma veya dükkanların adlarını yabancı kelimeden türkeçe olarak değiştirmiş firma yetkilerini ödüllendirmek adına basın karşısında plaketlerini türk dil kurumu başkanı verdi.Bence sanki yeni bir zafer kazanılmış gibi hem plaketi alan sevinçliydi hemde veren,çok güzel bir tabloydu.
Yabancılık özentisinden kurtarılmış bir türkiye diliyorum.
Kayıt Tarihi: 16.01.2006
Bulunduğunuz İl: İstanbul
Gönderilenler: 35
Gönderim Zamanı: 07.01.2007 Saat 15:14
Konuyu özetleyen bir kaç paragraf ...
Yıl: 1965“Karşıma âniden çıkınca ziyâdesiyle şaşakaldım.. Nasıl bir edâ takınacağıma hükûm veremedim, âdetâ vecde geldim. Buna mukâbil az bir müddet sonra kendime gelir gibi oldum, yüzünde beni fevkalâde rahatlatan bir tebessüm vardı.. Üstümü başımı toparladım, kendinden emin bir sesle ‘akşam-ı şerifleriniz hayrolsun’ dedim..”
Yıl: 1975 “Karşıma birdenbire çıkınca çok şaşırdım.. Ne yapacağıma karar veremedim, heyecandan ayaklarım titredi. Ama çok geçmeden kendime gelir gibi oldum, yüzünde beni rahatlatan bir gülümseme vardı.. Üstüme çeki düzen verdim, kendinden emin bir sesle ‘iyi akşamlar’ dedim..”
Yıl: 1985 “Karşıma âniden çıkınca fevkalâde şaşırdım.. Nitekim ne yapacağıma hükûm veremedim, heyecandan ayaklarım titredi. Amma ve lâkin kısa bir süre sonra kendime gelir gibi oldum, nitekim yüzünde beni ferahlatan bir tebessüm vardı.. Üstüme çeki düzen verdim, kendinden emin bir sesle ‘hayırlı akşamlar’ dedim..”
Yıl: 1995 “Karşıma birdenbire çıkınca çok şaşırdım.. Fenâ hâlde kal geldi yâni.. Ama bu iş bizi bozar dedim. Baktım o da bana bakıyor, bu iş tamamdır dedim.. Manitayı tavlamak için doğruldum, artistik bir sesle ‘selâm’ dedim..”
Yıl: 2006“Âbi onu karşımda öyle görünce çüş falan oldum yâni.. Oğlum bu iş bizi kasar dedim, fenâ göçeriz dedim, enjoy durumları yâni.. Ama concon muyum ki ben, baktım ki o da bana kesik.. Sarıl oğlum dedim, bu manita senin.. ‘Hav ar yu yavrum?’”
Yıl: 2026“ Ven ay vaz si hör, ben çok yâni öyle işte birden.. Off, ay dont nov âbi yaa.. Ama o da bana öyle baktı, if so âşık len bu manita.. ‘Hay beybi..’”
ahmetgulsen Site Yöneticisi
Cansaati.Org Yazı İşleri Sorumlusu
Kayıt Tarihi: 01.10.2003
Bulunduğunuz İl: ANKARA
Gönderilenler: 667
Gönderim Zamanı: 01.04.2007 Saat 22:40
Türk Dil Kurumunun sitesinde ilan edilen şu bilgi umarım Çankırı Belediye Meclisine de bir örnek olur.
Güzel Türkçemize sahip çıkılması konusunda Belediye Meclisleri tarafından ticarethaneler ve benzer kuruluşların Türkçe isim kullanmaları, mahalle, meydan, cadde ve sokaklara da Türkçe isim verilmesi hususunda tavsiye kararları alan ve Kurumumuz tarafından onurluk (plaket) verilen Belediyeler
BUGÜNDEN SONRA, DİVANDA, DERGÂHTA, BERGAHTA, MECLİSTE, MEYDANDA TÜRKÇE’DEN BAŞKA DİL KONUŞULMAYACAKTIR. KARAMANOĞLU MEHMET BEY (Günümüzde yaklaşık 750 sene önceki bir ferman buyruğu) .
Türk Tarih Kurumunu, Türk Dil Kurumunu katledenlere ithaf olunur.
Bu kampanyayı başlatan yorum ve yazıları ile katkı sağlayan arkadaşlara teşekkür ediyorum.
Duyması gerekenler duysunlar, görmesi gerekenlerde görsünler artık memleket nereye gidiyor. Diline sahip çıkamayan yönetici ve idarecilerimiz, politikacılarımız neye sahip çıkacaktır.(AB ye gire bilme uğruna neler kaybettik.Nebüyük diyetler ödedik,Bu Millet daha ne diyetler ödeyecek,bu kuru sevda uğruna..?)
Gönül isterdi ki Çankırı Belediyemizde bu yönde karar alsaydı, Bu listede ismimiz olsaydı?
Kayıt Tarihi: 08.04.2007
Bulunduğunuz İl: Kıbrıs
Gönderilenler: 29
Gönderim Zamanı: 08.04.2007 Saat 20:25
Cumhuriyet öncesi, Osmanlı’nın Batı Medeniyeti karşısında gerileyişi ve güçlü olarak doğan bu medeniyete ulaşma gayretleri fikir hayatımızda yeni kavramları getirmiştir. “Garplılaşma, Avrupalılaşma, Muasırlaşma, Asrileşme, Batılılaşma, Modernleşme” ve nihayet “Çağdaşlaşma” Tanzimat’tan buyana Türk toplumunun gündemini işgal eden dinamik sürecin zaman içinde almış olduğu adlardır. Bu kavramlar sadece toplumumuzun önüne çıkan yol ayrımını değil, aynı zamanda nihai hedefin ifadesi olarak da görüldüğünden genellikle aynı manada kullanılmıştır.
Çağdaşlaşma kavramı ile eşdeğerde kullanılan kavramlar arasında bazı temel farklılıklar bulunsa da neticede bu tariflerin hepsinde birtakım ortak yönler, “sosyal, ekonomik ve kültürel yapıların oluşumu ve gelişimi” şeklinde son derece genelleştirilerek ifade edilebilir.
Genel anlamda çağdaşlaşma, her bakımdan içinde bulunduğumuz zamanın gereklerini benimseme, o gereklere uyma, o gerekleri yerine getirme demektir. Bir diğer ifade ile toplum olarak gerek zihniyet, gerekse kurumlar açısından çağın gerektirdiği yaşam tarzına geçme ya da geçebilme demektir. Atatürk’ün ifade ettiğ gibi; “Memleketimizi çağdaşlaştırmak istiyoruz. Bütün mesaimizi Türkiye’de çağdaş, bu nedenle batılı bir hükumet vücuda getirmektir. Medeniyete girmek arzu edip de, batıya yönelmemiş millet hangisidir? Bir istikamette yürümek azminde olan ve hareketinin, ayağında bağlı zincirlerle güçleştirildiğini gören insan ne yapar? Zincirleri kırar, yürür!” demiştir. Geri kalmış toplumlarda çok sık biçimde kullanılan çağdaşlaşma kavramı genişkapsamlı olup düşünce özgürlüğünü öven, skolastikten ve dogmatizmden, ilericiliğin ekseni olan akılcılığa geçiştir. Dolayısıyla çağdaşlaşma hareketi taklitçilik olmadığı gibi, milletlerin manevi değer hükümlerinden de kopmamaktadır. Gerçek anlamdaki çağdaşlaşma; bireyin özgürlüğünde ve yöntemde çağdaşlaşmadır. Daha çok emperyalizm tarafından sömürülen ve geri bıraktırılan ülkelerde ortaya çıkan çağdaşlaşma olgusunun ulusçuluk akımları ile beraber geliştiği bilinmektedir.
Çağdaşlaşma, geniş kapsamlı bir dizi toplumsal değişim olaylarını anlatan bir kavram olarak; tam bağımsızlık, ekonomik ve endüstriyel gelişme, bilimsel verilerin ve düşüncenin toplum yönetimine egemen kılınması, bilim, sanat ve düşünce özgürlüğünün toplumda yaygınlaştırılması, etkin ve dürüst bir kamu yönetiminin gerçekleştirilmesi ve toplumda cumhuriyet düşüncesi ile demokrasi kültürünün en ileri düzeyde kazandırılması gibi anlamlara sahiptir. Bu özelliklerinden dolayı çağdaşlaşma, geniş ve uzun süreli düzenlemeler olmadıkça, başarıya ulaşılamayacak bir hedef olacaktır. Nitekim Atatürk’te bu konuda; “Bugüne kadar elde ettiğimiz başarı, bize ancak ilerleme ve medeniyete doğru bir yol açmıştır; yoksa ilerleme ve medeniyete henüz ulaşılmış değildir. Bize ve torunlarımıza düşen vazife, bu yol üzerinde tereddütsüz yürümektir,” demiştir.
Kayıt Tarihi: 14.10.2006
Bulunduğunuz İl: manisa
Gönderilenler: 8
Gönderim Zamanı: 22.06.2007 Saat 23:00
Koray bey bu konuyu burada tartışmaya açtığınız için size teşekkür ederek başlamak istiyorum. Bence sadece çarşı pazardaki dükkan isimlerinin Türkçe olması, günlük hayatta konuştuğumuz kelimelerin Türkçesini kullanmakta yetmez işe çocuklarımıza verdiğimiz isimlerden başlamalıyız. tahmin ediyorum her 100 Türkten sadece 30 unun ismi Türkçedir. İsimlerimiz ya arapça ya da farsça şimdilerde çocuğuna yunanca ve diğer dillerden de isim verenlerde var. Buradan herkesi doğacak çocuklarına TÜRKÇE isim vermeye davet ediyorum.
Karamanoğlu Mehmet Bey'i arıyorum Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı? Bir ferman yayınlamıştı;
'Bu günden sonra, divanda, dergahta, bargahta, mecliste, meydanda Türkçe'den başka dil konuşulmaya' diye,
Hatırlayanınız var mı? Dolanın yurdun dört bir yanını, Çarşıyı, pazarı, köyü, şehiri, Fermana uyanınız var mı?
Nutkum tutuldu, şaşırdım, merak ettim, Dolandığınız yerlerdeki Türkçe olmayan isimlere, Gördüklerine, duyduklarına üzüleniniz var mı?
Tanıtımın demo, sunucunun spiker, Gösteri adamının showmen, radyo sunucusunun diskjokey, Hanım ağanın first lady olduğuna şaşıranınız var mı?
Dükkanın store, bakkalın market, torbasının poşet, Mağazanın süper, hiper, gros market, Ucuzluğun damping olduğuna kananınız var mı?
İlan tahtasının bilboard, sayı tabelasının skorboard, Bilgi alışının brifing, bildirgenin deklarasyon, Merakın, uğraşın hobby olduğuna güleniniz var mı?
Bırakın eli, özün bile seyrek uğradığı, Beldelerin girişinde welcome, Çıkışında goodbye okuyanınız var mı?
Korumanın, muhafızın body guard, Sanat ve meslek pirlerinin duayen, İtibarın, saygınlığın prestij olduğunu bileniniz var mı?
Sekinin, alanın platform, merkezin center, Büyüğün mega, küçüğün mikro, sonun final, Özlemin, hasretin nostalji olduğunu öğreneniniz var mı?
İş hanımızı plaza, bedestenimizi galeria, Sergi yerlerimizi center room, show room, Büyük şehirlerimizi mega kent diye gezeniniz var mı?
Yol üstü lokantamızın fast food, Yemek çeşitlerimizin menü, Hesabını adisyon diye ödeyeniniz var mı?
İki katlı evinizi dubleks, üç katlı komşu evini tripleks, Köşklerimizi villa, eşiğimizi antre, Bahçe çiçeklerini flora diye koklayanınız var mı?
Karamanoğlu Mehmet Bey'i arıyorum, Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı? Bir ferman yayınlamıştı... Hayal meyal hatırlayıp da, sahip çıkanınız var mı?
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk'u yazmadan önce Orhun Yazıtlarının Necip Asım Yazıksız tarafından yayımlanan metnini en ince ayrıntısına kadar kouyup incelemiştir.
Türk tarihinin sayfalarına göz atıldığında Türk Milleti'nin en zor anlarda bile başsız ve devletsiz kalmadığı, kendi kendini idare etme gücüne ve yeteneğine sahip olduğu görülür. Nitekim Türk Milleti, en zor dönemlerinden birini yaşarken, Büyük Önder Mustafa Kemal, tarih sahnesine çıkar ve Türk Milleti'nin çaresizliğine ve tükenmişliğine son verir. ATATÜRK, bu durumu çeşitli vesilelerle yapmış olduğu konuşmalarında şöyle dile getirir:
"....Ne vakit başladığı bilinmeyen zamanlardan beri bağımsızlığın şerefi ile yaşayan milletimiz, en feci bir çökmeyle nihayet buluyor gibi görünmüşken, esaret kaydına karşı evladını ayaklanmaya davet eden ecdat sesi, kalplerimiz içinde yükseldi ve bizi son kurtuluş mücadelesine davet etti".
"... Ben, 1919 Mayısı içinde Samsun'a çıktığım gün, elimde hiç bir kuvvet yoktu. Yalnız Büyük Türk Milleti'nin asaletinden doğan ve benim vicdanımı dolduran yüksek ve manevî bir kuvvet vardı. İşte ben bu ulusal kuvvete, bu Türk Milleti'ne güvenerek işe başladım. Ben, Türk ufuklarından bir gün mutlaka bir güneş doğacağına, bunun hararet ve kuvvetinin bizi ısıtacağına, bundan bize bir güç çıkacağına o kadar emindim ki, bunu adeta gözlerimle görüyordum".
"... Tarih-i cihanda bir Cengiz, bir Selçuk, bir Osman devleti tesis eden ve bunların hepsini hâdisat ile tecrübe eyleyen Türk Milleti, bu defa doğrudan doğruya kendi nam ve sıfatında bir devlet tesis ederek bütün felaketlerin karşısında meftur olduğu kabiliyet ve kudretle ahz-i mevki etti".
Atalarının tarihte yaptıklarından ve Türk Milleti'nin kahramanca mücadelesinden güç alıp Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Atatürk, daha sonra, temeli Türk yaşayış ve inanışına, Türk kültür ve medeniyetine, Türk tarihine dayanan devrimlere birer birer imza atar ve onları uygulamaya koyar. Yaşananları, çekilen sıkıntıları, emperyalizme karşı verilen mücadeleleri unutturmamak için de bunları belgelendirir ve Nutuk adlı ölümsüz eserini vücuda getirir.
Belgeleriyle birlikte Nutuk, bu anlamda yakın dönemin en ciddî tarihî kaynağıdır. Ancak bunun yanısıra eser, dili ve üslûbu bakımından da son derece ilgi çekici özelliklere sahiptir.
Nutuk'un dil ve üslup özelliklerini bir hususa dikkat çekerek belirtmek faydalı olacaktır: Atatürk, Nutuk'u yazmadan önce Orhun yazıtlarının Necip Asım YAZIKSIZ tarafından yayımlanan metnini en ince ayrıntısına kadar okuyup inceler.
Sonra Nutuk'u Orhun yazıtlarının plânı üzerine inşa eder. Bu sebeple Orhun yazıtlarının üslûbuyla Nutuk'un üslûbu arasında büyük benzerlikler ve paralellikler vardır.
Bu durum, Büyük Dâhî'nin hem köklerine ne kadar bağlı olduğunu, hem de ondaki dil ve tarih şuurunun ana kaynağını göstermesi bakımından son derece önemlidir. Nutuk'un sonuç bölümünü oluşturan "Gençliğe Hitabe" ise, başlı başına Türk dilinin, Türk hitabet sanatının eşsiz eserlerinden biri olma özelliğine sahiptir.
ATATÜRK, çeşitli vesilelerle söylemiş olduğu "... Benim yaradılışımda fevkalâde bir şey varsa, Türk olarak dünyaya gelmemdir...", "... Benim hayatta yegâne fahrım, servetim, Türklük'ten başka bir şey değildir." gibi vecizelerle Türklük gurur ve şuuruna bağlılılığını ifade eder.
Türklük gurur ve şuurundan gücünü alan ATATÜRK, Türk Milleti'nin geçmişte olduğu gibi gelecekte de en vaz geçilmez değerlerinden birinin bütün lehçe ve şiveleriyle birlikte Türk dili olduğunu kaydeder. Onun şu sözleri bu bağlamda son derece kıymetlidir:
"Büyük Türk tarihine, Türk dilinin kaynaklarına, zengin lehçelerine, eski Türk eserlerine önem veriyoruz. Baykal ötesinde, Yakut Türkleri'nin dil ve kültürlerini bile ihmal etmiyoruz".
Yine onun:
"Millî his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin millî ve zengin olması, millî hissin gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki bu dil şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek istiklâlini korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır."
ATATÜRK, 28 Ağustos 1928'de çağdaş dünyaya uyum sağlamak amacıyla harf devrimini gerçekleştirir. Bunu, Türk dilinin dünya dilleri arasındaki yerinin belirlenmesi, köklerinin araştırılması, Türk lehçe, şive ve ağızlarının bilimsel yöntemlerle incelenmesi ile ilgili çalışmalar takip eder. ATATÜRK, bu amaçlarla 12 Temmuz 1932 tarihinde Türk Dili Tetkik Cemiyeti'ni (bugünkü adıyla Türk Dil Kurumu'nu) kurdurur. Sonradan mirasının bir bölümünü bağışladığı bu kurumun tüzüğünün taslağı da bizzat ATATÜRK'ün kendisi tarafından hazırlanır. Türk Dili Tetkik Cemiyeti, 26 Eylül 1932 tarihinde, İstanbul'da, Dolmabahçe Sarayı'nda, ATATÜRK'ün huzurunda Birinci Türk Dili Kurultayı'nı toplar ve Türk diliyle ilgili ciddî kararlar alır.
Güneş-Dil Teorisi, Türk dilinin eskiliğinin, köklülüğünün ve zenginliğinin kanıtlanmasına yönelik bir faaliyetin ürünü olarak o yıllarda ortaya atılır. Yurt içinde ve yurt dışında büyük yankı uyandıran teori, hem Türkçe konuşma yazma bilincinin gelişmesine katkı sağlar; hem de Türkçenin tarihi ve etimolojisi (kökenbilimi) ile ilgili birçok eserin hazırlanmasına vesile olur.
ATATÜRK, Türk diliyle ilgili çalışmaların akademik seviyede yapılabilmesi ve bilim adamlarının yetişmesi için de 1936 yılında Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'ni açtırır.
Onun Türk diliyle ilgili toplantılara başkanlık etmesi, yazmış olduğu eserlerde, Türkçe kelimelere ve terimlere yer vermesi, bazı terimleri bizzat kendisinin türetmesi önemlidir. Nitekim ATATÜRK'ün Geometri kitabında geçen ve bizzat ATATÜRK tarafından türetilen üçgen, dörtgen, açı … gibi terimler bugün hâlâ kullanılmaktadır.
Büyük devlet adamı ve büyük komutan olduğu kadar güçlü bir hatip ve edip de olan ATATÜRK'ün ana sütü gibi saf, ana sütü gibi temiz Türkçemizle yazmış olduğu Hakikat Nerede adlı şiiriyle cümlelerimi tamamlamak istiyorum:
HAKÎKAT NEREDE?
Gafil, hangi üç asır, hangi on asır Tuna ezelden Türk diyarıdır. Bilinen tarihler söylememiş bunu Kalkıyor örtüler, örtülen doğacak. Dinleyin sesini doğan tarihin, Aydınlıkta karartı, karartıda şafak. Yalan tarihi gömüp, doğru tarihe gidin. Asya'nın ortasında Oğuz oğulları, Avrupa'nın Alplerinde Oğuz torunları Doğudan çıkan biz Nerde olsa, ne olsa kendimizi biliriz. Türk sadece bir milletin adı değil, Türk bütün adamların birliğidir. Ey birbirine diş bileyen yığınlar, Ey yığın yığın insan gafletleri Yırtılsın gözlerdeki gafletten perde, Hakikat nerede?
Mustafa Kemal
Türk dilinin yabancı kelimelerden arındırılmasında ,Atatürkün Türk dili üzerine verdiği önemden anlaşılmaktadır Atatürkün bu fikirleri,yetişecek nesillere Türkçemiz ve Türk dili üzerine önemli bir kaynak olacaktır, dilimizin üniter dil,eğitimin yabancı dillerden arındırılması,ve yabancı kelimelerin günlük hayatımızdan kalkması dileği ile değerli cansaati üyelerine, Türk dili ve Türkçe dostu ve gönüllülerine sevgilerimi iletir, ayrıca foruma konu açmış üyemize yazdığı konudan ,ve yazıları ile konuyu destekleyen üyelerimizede ,Türk dili ve Türkçeye vermiş oldukları önem için teşekkür ederim.
Bahadır ÖZKANLI
Kaynak-www.kuvvaimilliye.net
Bu yazıda düzeltmeler yapılmıştır. Düzenleyen Bahadır - 24.06.2007 Saat 15:35
Kayıt Tarihi: 22.06.2007
Bulunduğunuz İl: ANKARA
Gönderilenler: 168
Gönderim Zamanı: 18.10.2007 Saat 22:23
Sn:Koray bey,”Türkçe’ye davet” konulu yazınız hep güncelliğini koruyan ve ülkemizin kanayan yarasıdır. Türk Dil Kurumu bu konu üzerinde çalışmalarını hep sürdürmektedir.Bunun yanı sıra MEB.kampanya düzenleyip,öğrencilere bedava sözlük ve imla kılavuzu dağıtmalıdır.Ayrıca yazılı ve görsel basında da Türkçe’ye büyük önem verilmeli ve sürekli yayınlar yapılmalıdır.Özellikle de sunucuların Türkçe’yi doğru kullanmaları için eğitimden geçirilmesi gerekir.
ÇÜNKÜ; Dilini kaybetmiş bir millet, milli benliğini, değerlerini, özünü, daha doğrusu, her şeyini kaybetmiş demektir.Milli kültürünü kaybeden milletler, daima "güçlü milli duygu"lara sahip olan milletlerin egemenliğine girmişlerdir.Dil, milli kültürün ve milli kültür de bağımsızlığın temelidir. Türkçe'ye gereken önemi vermek; Türkçe konuşmaktan, Türkçe yazmaktan gurur duymaktır. Milli bağımsızlığın, ancak, Türk dili varoldukça, dil bağımsız oldukça mümkün olur.Bugün Türkçe’miz yok olmaya yüz tutmuştur.Gerek içerde, gerek dışarda bu yok oluşa destek verilmektedir. Bu da en açık şekli ile sokaklarımıza ve iş yerlerine yabancı isimler verilmesidir.Bu yerlerin isimlerine bakıldığında, Türkçe bir kelime görmek neredeyse imkansızdır. Ayrıca, kendisini aydın sanan kişiler arasında özellikle de son zamanlarda lise ve üniversite öğrencilerinde her geçen gün, Türkçe'den kopuş söz konusudur. Ne kadar üzücü bir durum! Bunun için mi verildi onca mücadele? Sadece emperyalist güçlerle bağımsızlığımız için değil,dilimiz içinde verilmedi mi bu savaş?Türkçe dışında herhangi bir dili öğrenmeyelim diyemeyiz. Tabi ki birçok dili öğrenip, kendimizi her alanda geliştirmeliyiz. Özenti duymadan, sadece ve sadece öğrenmek düşüncesi içinde olunmalıdır. İleriye gitmek her şeyi taklit etmek olarak algılanmaktadır.Anlaşılmaz kelimelerle konuşmayı marifet ve üstünlük sayan ve kendilerini modern ve çağdaş olarak niteleyen dil ve kültür düşmanları değerlerimizi, kültürümüzü ve dilimizi yok etmek için uğraş vermektedir.Bu da bizi köleleşmeye doğru hızla sürüklemekte ve millet olarak aramızdaki iletişim bağını da zayıflattığından insanlıktan uzak bir toplum haline getirmektedir.Ayrıca yozlaşma aile kavramını ve insanlığı da yok etmektedir. Türkçe’nin korunması ise yukarıdaki durumların gerçekleşmemesinin yanında, Türkçe’nin ve Türk kültürünün sahip olduğu insani duygu ve kavramların yaşatılması açısından önemlidir. Hepimizin istediği tek şey Türkiye’mizin Türkçe'nin konuşulduğu bir Türkiye olarak kalmasıdır.Ülkemizde milli bilinci canlandırmak gerekir. Milli bilinç, her şeyden önce, dilin ayakta durması, gelişmesi, yabancı kelimelerden arındırılması ile mümkün olabilir. Bağımsızlığımız için Türkçe' den asla vazgeçemeyiz.
"Türk milletinin dili Türkçe’dir. Türk dili dünyada en güzel, en zengin ve en kolay alabilecek bir dildir. Türk dili Türk milletinin kalbidir, zihnidir."
"Türk demek dil demektir. Milliyetin çok bariz vasıflarından birisi dildir. Mustafa Kemal ATATÜRK
Türk ulusundanım diyen insanlar her şeyden önce ve mutlaka Türkçe konuşmalıdır. Türkçe konuşmayan bir insan Türk kültürüyle, toplumuyla ilişiğini sav ederse buna inanmak doğru olmaz. Mustafa Kemal ATATÜRK
Girişe “Welcome” , çıkışa “good by”, Muhafız; “body gard” aman ise “vay”, Tamam “okey” oldu, olura “onay”, Hesaba “adisyon” diyen türedi,
“Dubleks villa” oldu, saraylarımız, Gerici bir tutum, oldu arımız, Rakkasın eline, düştü bar’ımız, Dedelere “dedoş” , diyen türedi,
“Start” başlamakmış, nihayet ”finiş”, İtibar, saygınlık; olmuş “prestij”, Manası, mahlası olmayan bir iş, Kadere, rastlantı diyen türedi.
Sevimli; “sempatik”, çok cana yakın, Siz “anti sempatik” olmayın sakın, Aşk “beğenti” olmuş, şu hale bakın, Sevmeye “saplantı” diyen türedi.
Varoluş tesadüf, yokluksa kader, İnsan biraz olsun haya hisseder, Ağabeye “abi”, kardeş “birader”, Ucuzluğa “damping”, diyen türedi.
“Galeryaya” dönmüş, hoş bedestenim, Lirik öykü Dede Korkut destanım, Yardımcı olana, “Bay Asistanım”, “İnsan bir materyal”, diyen türedi..
Sayı tablosunun, adı “skorbord,” Fakir pulsuz kişi, zengin ise lord, Saha stad oldu, alan ise kord, Hanıma First Lady , diyen türedi.
Dükkanım “store”, bakkalım market, Torba “poşet” oldu , biletse “ticket”, Bu böyle giderse, durum felaket, Bey, efendiye, “bay” diyen türedi.
Aşevi “Restoran”, Kahveye “cafe”, Biz bu yolda aldık, epey mesafe En güzel tatlımın, adı künefe, Sevinince “oley”, diyen türedi.
Sergi yerlerine ,”Show room” denildi, Cami avlusunda, “rak” söylenildi, Çağdaş olmak için, her halt yenildi, Erbaba “duayen” , diyen türedi…
Haberci, “spiker”, “enkılmen” oldu, Radyo Televizyon, “disk jokey” doldu, Ninem anlamadı, saçını yoldu, Ataya ” hey moruk” , diyen türedi…
Arsız hırsız olmuş, “spekülatör”, Güç kaynağı olmuş ,”akümülatör”, Usta çırağa ad, koymuş “amatör”, Eşkıyaya “mafya”, diyen türedi…
Temel ne söylesin, bu rezalete Türkçe’mize düşman, olan halete Bir çözüm olmalı, bu cehalete Bilcümle değere kıyan türedi Öz be öz Türkçe’me söven türedi….
Kayıt Tarihi: 07.02.2008
Bulunduğunuz İl: ANKARA
Gönderilenler: 25
Gönderim Zamanı: 10.02.2008 Saat 02:34
KENDİN İÇİN TÜRKÇE KONUŞ "Türkçe senin ana dilin! İlk öğrendiğin dil! Daha iyi ifade edemezsin kendini yabancı sözcüklerle! Boşuna inkar etme, en iyi Türkçeyi biliyorsun! Başka bir dile özenmek yerine; sahip çık kendi diline! Yerini tutar mı okuduğun güzel Şiirlerin, annenin sana söylediği ninnilerin, Ilk aşkından duyduğun “seni seviyorum;un? "Enternasyonal" demeyiver bu seferlik, "uluslararası"nı dene! Kendin için dene! Faydası olacak sana ve senden sonrakilere! İnan buna! Kalpten inan! Yüzyıllar boyunca konuşulagelmiş, çok ayrıntılı ve kusursuz bir dilbilgisine sahip olan bu dile saygı duy!
Yabancılaşma kendine, kendi insanlarına... Konuşamadığında kendi halkınla, farkedeceksin içler acısı durumunu! Öyle bir dil yaratmışsın ki kendine İngilizce - Fransızca - Arapça... Ne sen anlarsın kendi insanını, ne o anlar seni... Ve kimse kimseyi anlamadığında, millet de kalmaz ortada, vatan da... Bu hayatının sonudur, kabul etmek istemesen de...
Son bir şansımız daha var Türkçemiz için, insanlarımız için, Türkiye için Baştan "hoşçakal" diyerek başlayalım "bye bye" yerine..."
Bir KU'RAN,Bir Bayrak ve Bir KILIÇ,üçünün ördüğü koskoca bir dünya...(TURAN)
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma Kapalı Forumda Cevapları Silme Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme Kapalı Forumda Anket Açma Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma