2002 yılından buyana kesintisiz hizmet

Üye olun yazmaya başlayın ve Çankırı'nın geleceğine siz yön verin. Çankırı Araştırmaları Sitesi [www.cansaati.org]

Forum Anasayfası Forum Anasayfası » Gündem/Köşe Yazarları » Ahmet GÜLŞEN
  Yeni Mesajlar Yeni Mesajlar RSS - Tuz Yürüyüşü
  Yardım Yardım  Forumu Ara   Kayıt Ol Kayıt Ol  Giriş Giriş

Yeni Sayfa 1

Güncel Sitemiz için tıklayınız.

Çankırı Araştırmaları Sitesi Ağustos 2013 3 ncü dönem sitesi

2002 yılından bu güne kesintisiz hizmet veren sitemizin binlerce yazı ve görselin bulunduğu arşivleri

2000-2005 I. Arşiv       2006-2013 II. Arşiv

 


Kilitli ForumTuz Yürüyüşü

 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
Yazar
  Konu Arama Konu Arama  Konu Seçenekleri Konu Seçenekleri
Kadir Ayan Açılır Kutu Gör
Okur
Okur
Simge

Kayıt Tarihi: 20.08.2007
Status: Aktif Değil
Points: 34
Mesajın Direkt Linki Konu: Tuz Yürüyüşü
    Gönderim Zamanı: 30.01.2008 Saat 09:51

Sayın Ahmet Gülşen Bey

değerli yazınızı okudum ve Çankırılılar olarak bizler bir mesafe kat etmek zorundayız. Bunu kabul ediyoruz. Bir takım çalışmalarla Çankrı için en iyisini yapmamız gerekiyor bunuda biliyoruz. Ama yazınızda da açik şekilde gözükmeyen bir durum var. O da bahsettiğiniz konular olgulardan bahsediyor. Bize olaylardan söz ederseniz, inanıyorum ki bu konuda daha somut adım atmak isteyenlere ziyadesi ile yardımcı olursunuz. Yani diyorum ki bir takım konuları maddeleştirip şunu şunu yapalım, şunu şu şekilde yapalım  bu yöntemleri uygulayalım, bu şekilde olması için gayret edelim gibi somut önerilerinizle  bizlere yol gösterir ışık tutarsanız, sizi daha çok anlacak ve sizin ve bizim ortak hedefimiz olan Çankırı'ya daha kolay hizmet etmiş olacağızdır.

 
Saygılarımla...
Yukarı Dön
ahmetgulsen Açılır Kutu Gör
Site Yöneticisi
Site Yöneticisi
Simge
Cansaati.Org Yazı İşleri Sorumlusu

Kayıt Tarihi: 01.10.2003
Şehir: ANKARA
Status: Aktif Değil
Points: 877
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 22.12.2005 Saat 23:22

İlk Yayın: 09/09/2005

TUZ YÜRÜYÜŞÜ
Ahmet GÜLŞEN

Tarih kitapları kurtuluş savaşları ile doludur. Bu savaşlar kimi zaman emperyalistlerin tecavüzlerine karşı verilmiştir kimi zaman sömürgecilerin işgaline. Ama öyle bir kurtuluş savaşı vardır ki, o cehalete ve bilinçsizliğe karşı verilen her daim bir kutlu mücadeledir.

Gandi’nin 1930 yılında verdiği mücadele böylesi bir hareketti. O, hem ülkenin sömürge işgaline muhalif olmuş hem de halkın umutsuzluğuna ve her şeyi olduğu gibi kabullenmesine karşı savaş vermiştir. Gandi’nin ülkesinde zenginlikler halkın elinden alınarak baskın güçlerin denetimine geçmiş ve bunun sonucu olarak; yaygın fakirlik, onursuzluk, gelecekten bir beklentisi olmayan gençlik ve nihayetinde millet olma vasıflarını, hayatı sürdürme gayesini kaybetmiş bir insanlar yığını meydana çıkartmıştı. Ancak bu yığın içinde hayattan ümidini kesmeyen, gelecekten bir umut ışığı gören, toplumdan bir adım önde, inançlı, kararlı bir aydın insan vardı. Toplumsal sorunu görmüş, kurtuluşun yine toplumsal bir hareketle gerçekleşeceğine inanmış, insanın içindeki cevherin mutlak bir şekilde faydalı şeyler üreteceğini bildiği için gücü yine kendi içindeki cevherden almaya çalışmış bir azimli insan.

Gandi bir ‘pasif direniş eylemi’ başlattı. İşgal güçlerine ve bunun yerli işbirlikçilerine karşı tanksız, topsuz, silahsız bir eylem. Tuz buna sembol oldu. Binlerce Hintli basit bir savunma eyleminde, denize doğru yürüyüp kendi tuzlarını imal ettiklerinde, tuz vergisi yasalarını da yırtıp atmışlardı. Gandhi'nin tuz yürüyüşü sadece politik bir gösteri değildi. Bu İngiliz emperyalizminin ekonomik denetimine vurulan gerçek bir darbe, hürriyete açılan bir kapı oldu.

* * *

Çankırı’nın makûs talihini yenmesi için bugün yeniden bir Tuz Yürüyüşü gerçekleştirmeliyiz. Herkes Çankırı’nın geleceği için bir adım atmalı ve sorunların çözümü için elbirliği ile çalışmalıdır.

Çankırı şuan için iki büyük düşmanla mücadele etmektedir. Birincisi (çağdaş dünyayı okuma ve anlama bağlamında yeterli insan bulunmaması ve/veya birlikte olmaması) aydın sınıfın eksikliği ve etkinsizliği, ikincisi ise basiretsiz ve niteliksiz siyasetçilik.

Çankırı’nın gelişmemişliğini ifade için istatistiki veriler sıralamak, iller arasında derecelendirmek boşa bir gayrettir. Ancak şu bilinmelidir ki bin yıllık bir yerleşim yerinin iktisadi ve sosyal manada bugünkü durumu bu olmamalıydı. Çankırı’da coğrafya insana düşman olmamıştır, yaşanması kolay, mutedil bir yapı ve iklim mevcuttur. Aşılmaz sarp dağlar, kasırgalar veya sürekli depremlerle hayat yaşanılır olmaktan çıkmış da değildir. Kısacası Çankırı’nın bugünkü gelişmemişliği tamamen politik ve insan faktörüne dayanmaktadır.

Şehrin insanı belki makul nedenlerle görece daha büyük şehirlere istidam ve ticari çalışmalar için göç etmektedir. Ancak bağlarını koparma derecesinde memleket şuurundan uzak kalması Çankırılılık duygusunun oluşamamasına (varsa bile yitirilmesine) neden olmaktadır. Bu haliyle ne iş adamı yatırım için Çankırı’yı tercih ediyor ne de önemli imkanlar kendine bağlanmış bürokrat kaynakları buraya sevk ediyor. Kısacası, Çankırı içinde yaşayan insan da göç eden insan da Çankırılı olmaktan uzak bir hayat sürüyor. Oysaki memleketini sevmek, basit hamasi bir duygu olmayıp, globalleşen dünyada yok olmakla yüz yüze kalmış küçük şehirlerin son umududur.

Cehaleti bertaraf etmek için geniş bir fikri seferberlik yapmalıyız. Çankırı Araştırmaları (sitesi) Merkezinin de misyonu olan bu hareket baştan beri vurguladığımız aydın insanların öncülüğünde tüm hemşerilerimiz arasında Çankırılılık bilincini uyandırmalı ve yeni kültür unsurları ile bunu diri tutmalıdır. Şehrin sosyal ve kültürel zenginlikleri insanımıza gerektiği gibi öğretilmeli, tüm dünyada maddi ve kültürel zenginliklerimizin tanınması için devlet, sivil toplum kuruluşları, sanatçılar ve ticari organizasyonlarla gereken çağdaş usullerde çalışmalar ve teşvikler yapılmalıdır.

Tekrar altını çizerek belirtmek isterim ki Çankırı’nın çağdaş dünyada yerini alabilmesi için yapılacak çalışmalar aydın insanların öncülük etmesiyle mümkündür. Bunun üzerinde bir de iş dünyasını peşinden sürükleyecek, yeni yatırımları, yeni girişimcileri sevk edecek ve onlara gereken ilk sermaye, yani ‘cesareti’ en cömert şekilde verecek bir erdemli lider-işadamı en büyük kurtuluş yoludur.

Çankırı’nın düşmanlarından biri olarak gördüğümüz basiretsiz ve niteliksiz siyasetçilik belki tedavisi en zor hastalıklarımızdandır. Çankırı Cumhuriyet döneminin tüm hükümetlerinde, gerek bakan çıkartılan dönemlerde gerek iktidarlarda temsil edildiği dönemlerde hak ettiğini alamamıştır. Bu yazının kapsamı hiçbir siyasiyi şahıs veya parti olarak yargılamak değildir. Ancak siyaset netice alma sanatıdır. Çankırı il geneli olarak her dönem iktidar şansı en yüksek olan partiye oy vermiş olmakla yatırım, istihdam ve hür teşebbüsün gelişmesi açısından büyük imkanlara kavuşması gerekirdi. Oysaki sonuç alınamamıştır. Neden?.

Çankırı neden siyasette sonuç alamıyor sorunun cevabı aslında biraz da yukarıda anlattığımız aydın insan kavramıyla ilintilidir. Bugün modern dünyanın icaplarını, kültürünü şehre taşıma anlamında aydın insanlarımızın yeterli gayreti gösterememesi siyasetin de nitelik olarak sorunlar yaşamasına neden olmuştur. Halen şehirde ister genel, ister yerel seçimlerde olsun adaylar üç beş esnafın dükkanının önündeki taburelerde belirleniyorsa, (hangi partiden olursa olsun) il başkanlarının masasında Çankırı’nın geleceğine dair raporlardan ziyade ihale talepleri yer alıyorsa, siyaset kulislerde “o bunu dedi şu bunu dedi” gibi kısır döngü ile sürüyorsa netice almak da elbet mümkün olmayacaktır.

Şehrin siyasi hayatına nitelik kazandırmak gerekmektedir. Bunun ilk başlangıç noktası parti il teşkilatlarıdır. Türkiye’de il başkanı ve milletvekili adayı olmanın ilk şartının zenginlik ve servet olduğu gerçeğini akşamdan sabaha ortadan kaldırmamız mümkün görünmüyor ama Çankırı’da il ve ilçe parti teşkilatlarında gerek tam zamanlı istihdam edilerek, gerek danışman vasfıyla, gerek istisna akdiyle çalışacak Çankırı Uzmanları bulundurulmalıdır. Bunlar sürekli ve periyodik araştırmalar, (gerçek) anketler ve istatistikler tutmalı ve yorumlamalıdır. Çankırı’nın bugünü ve geleceği için projeksiyonlar yapmalı ve bunları il yönetimlerine, partisinin vekillerine sunmalıdır. Daha açık bir ifadeyle siyasete nitelik kazandırmak için partilerce “Çankırı Araştırmacıları” istihdam edilmelidir.

Nitelikli siyaset için bir teklifim de şudur. Çankırı bağlamında her parti teşkilatı halen seçilmiş veya adaylar için bir “Çankırılılık Eğitimi” vermelidir. Bu eğitim ayrıca Valilik nezdinde idari memurlara da tatbik edilmelidir. Bağımsız bir organizasyon veya ekip tarafından verilmesi uygun olan bu eğitimler neticesinde ilimizi Ankara’da temsil edecek olanlar da dışardan ilimize gelip idari görev yapanlar da Çankırı’yı gereği gibi kavramış olacak, yaygın kanaatin ötesindeki gerçek şehri göreceklerdir.

Cehalete, niteliksizliğe ve boş vermişliğe açılan savaşta Tuz Yürüyüşüne siz de katılın. Yürüdükçe Çankırı için ilgi artacak, şuur uyanacak, Kurumlar atağa kalkacak, sanat ve politika adamları en güzel yönetim ve insan yetiştirilmesi metotlarını geliştirecek ve nihayetinde Medinetül Fazılaya burada ulaşılacaktır.



Not: Bu yazı

memlekethaber.com sitesinde ve
Bizim Çankırı Gazetesinin 13.09.2005 tarihli nüshasında yayınlanmıştır.

Ahmet GÜLŞEN

http://smmmahmetgulsen.wordpress.com/
Yukarı Dön
 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
  Share Topic   

Forum Atla Forum İzinleri Açılır Kutu Gör

Forum Software by Web Wiz Forums® version 10.16
Copyright ©2001-2013 Web Wiz Ltd.
Yeni Sayfa 1

Güncel Sitemiz için tıklayınız.

Çankırı Araştırmaları Sitesi Ağustos 2013 3 ncü dönem sitesi

2002 yılından bu güne kesintisiz hizmet veren sitemizin binlerce yazı ve görselin bulunduğu arşivleri

2000-2005 I. Arşiv       2006-2013 II. Arşiv

 

Popup Örnek