Çankırı Araştırmaları Sitesi | Forumlar  
Çankırı Araştırmaları Sitesi  
Çankırı Araştırmaları Sitesinin 2002-2005 dönemi arşiv kayıtlarıdır.
 Arama Forumlar  Yazılar  Resimler  İletişim  
          www.cansaati.org
   
 

 

 
 Tüm Forumlar
 Hakkı DURAN [Köşe Yazıları]
 
SİZE, 1936'dan MEKTUP VAR !
  Yazıcı Çıktısı /Yazıyı Bilgisayarına kaydet  

Yazan Önceki Konu Konu Sonraki Konu  
Hakkı Duran
21. Dönem Çankırı Milletvekili


Ankara
308 Cevap
Gönderim - 13/04/2005 :  06:50:20      

2001 ÇANKIRI'sı, 1936’dan NASIL GÖRÜNÜYOR?

Hakkı Duran

İnsanoğlu hem geçmişini öğrenmeyi ister, hem de gelecekte neler olacağını merak eder. Geçmiş ile ilgili bilgileri, tarih ilmi, yaratılış teorileri ve dinî inançlar ile karşılamaya çalışır. Geleceği bilme isteği ise, daha güçlü ve aktiftir. Geçmiş ders alınmak amacıyla değerlendirilirken, geleceği hala arzu ettiğimiz tarzda biçimlendirme ve inşa etme şansımız olabilir. Geleceği bilmeye çalışmanın tahmin, hayal etme, kehanet, kurgu, yansıtma(projeksiyon), think tank vs. gibi yöntemleri bulunmaktadır. Thomas More’un Ütopya adlı kitabından, Jules Verne romanlarına, kurgubilim romanlarından gelecekbilim (futuroloji)e kadar bir çok şey geleceği tahmin etme, bilme ve inşa etmeye dönük gayretleri ifade etmektedir.

Sanıyorum 2003 yılında, PTT Genel Müdürlüğü, Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. kuruluş yıldönümü 29 Ekim 2023 tarihini hedefleyen, geleceğe mektup kampanyası başlatmıştı. 2003 yılında postaya verdiğiniz mektup, 2023 yılında muhatabına ulaşmış olacaktır.

İşte size geçmişten yazılmış böyle bir mektubu, iyi bir postacı olmadığım için –dört yıl kadar gecikmiş olarak sunacağım. Adını bilmemize rağmen kimliği konusunda yeterli bilgiye sahip olmadığımız bir hemşehrimizden gelmektedir. Mektup(1), 1936 yılında yazılmış ve 2001 Çankırı’sına yollanmıştır. 4 yıllık gecikme benden kaynaklanmıştır. Bunun için hepinizden özür diliyorum. Mektup , S.N.SANAR tarafından, muhtemelen arkadaşı olan KAYACAN adlı birine hitaben yazılmıştır. Babası Çankırılı olan Sanar, ölmüş olan babasının doğduğu yeri merak ettiği için 2001’de uçağa atlayıp Çankırı’ya geliyor. Mektupta bu Çankırı seyahatinin izlenimleri anlatılmaktadır. 1936’dan 2001 Çankırı’sını görmeye çalışan yazarın hayal gücü ne ölçüde başarılı?..Takdir sizin…

“Sevgili Kayacan,

Sana her zaman, babamın Çankırılı olduğunu ve bir fırsat düşünce o kutsal ölünün doğduğu yeri görmeye koşacağımı söylerdim. Bu kez Ankara’ya gelişimde bu içli isteğimi yerine getirmeyi, duyuşlarıma karşı bir söz borcu bildim. Durağa indiğim zaman, on iki dakika sonra Çankırı’ya kalkacak bir yolcu uçağının olduğunu öğrendim, koştum. O yoldaki sevincimi sana anlatmak mümkün değil… Yirmi iki dakika süren bu hava gezintisinden sonra şarın hemen ortasına düşen “Dilek tepesi” denilen bir uçak alanına indik. Buradan şarın her yerini izlemek mümkün olduğu için hiçbir araca binmeden yürüdüm. Elimde küçük valizim, ağır adımlarla alandan uzaklaşırken, zümrüt kolların kucakladığı, kırmızı şapkalı apak evlerle yeşil ağaçların gölgelediği tepeleri sevinçli gözlerle seyrediyordum. Şarın doğusuna düşen ve doğu kuzeyine doğru uzanan sırtlarda birkaç şirin yüzlü köy görünüyor. Çankırı’nın yaslandığı kuzeydeki tepenin eteğini örten yeşillikler, yukarıya doğru tırmanmışlar, fakat pek dik olan yamaca saramadıkları için yarı yolda bırakmışlar. Şarı çevreleyen tepeler gibi, bu dik sırtın düz üstü de ağaçlarla dolu ve fazla olarak birçok yüksek yazılar görünüyor. Çankırı’yı ortadan ikiye gümüş bir zincir gibi ayıran dolgun bir derenin, uzaklarda başka bir dereye tos vurduğu göze çarpıyor ve bu iki derenin kıyak durumu yere bir şey ölçmek için “T” çizgecine ne kadar benziyor…

Ağır ağır aşağı iniyorum. Kafamda birçok sanılar yüzüyor… Bir tren hattı geçiyorum. Geniş ve asfalt bir yol üzerinde hızlı adımlarla yürüyen büyük bir kalabalığa karıştım ve bir kira otomobiline atlayarak iyi bir otele götürmesini söyledim. Saat on altıyı iki geçiyor. Otomobil pembe çiçekli ağaçların içinde, inci bir diş gibi gülümseyen otelin bahçesi önünde durdu. Tertemiz giyimli bir uşak elimdeki valizimi alarak beni erinçliklerle dolu bir odaya götürdü. Kapısı odamdan açılan bir banyodan sonra, karyolamın üzerine uzanmıştım. Biraz dalmışım. Otelin ikindi kahvaltısına çağıran zil ile uyandım. Bin renk ve koku taşıyan ağaçların altında, Ankara radyosundan sunulan tatlı bir müzikle kahvaltımı bitirdim.

Saat on sekize yaklaşıyordu. Otel iyesinden Çankırı’ya ilişikli birçok bilgi alarak gezmeğe çıktım.Dalgın ve şaşkın gözlerle asfalt yollarda dolaşırken eski bir arkadaşla karşılaşmayayım mı? Onu sende tanırsın. Hani biz Konya üniversitesinde okurken yüksek öğretmen okuluna giden ve pazar günleri çok kez beni aramağa gelen bir genç vardı ya, işte o… Göksel Sami Tangün. Tanıdın değil mi? Benim niçin geldiğimi öğrenince koluma girdi… Beraber gezmeye başladık. Göksel’i burada buluşum çok iyi oldu. Şara ilişik şeyleri ondan doğru olarak öğrenebildim.

Çankırı’nın türlü yerlerinde yükselen sivri bacaların çoğu, buraya vergi ipek benzeri Tiftik kumaş fabrikalarının imiş. Sonra alçı, boya, konserve, soba, taş kömürü, un, kiremit, yemek tuzu ve mobilya fabrikaları da varmış… Şarın 1999 da yapılan genel sayımda adam varı 62000(2) imiş. 22 ilkokulu, bir kız, bir erkek lisesiyle bir de orta tecim okulu varmış.

Dostum anlatıyor. Geziyoruz. Biraz da eski anılardan dem vurarak… Dere boyu denilen sık ağaçların çatıldığı uzun ve asfalt bir yolu izleyen, önü gerilmiş bir derenin yanındayız. Kıyıları sayısız gül bahçeleriyle donatılmış bu gezi yerinin akşam durumu, anlatılmayacak kadar güzel… Yüzlerce genç erkek ve kadın kol kola girmişler güzel şarkılarla dere boyunca dolaşıyorlar, akşamın dilsiz sessizliğini ezgiliyorlar ve derenin içinde yüzlerce tek kürekli bez kayıklarla dolaşıyor, içlerinden üzün duymamış kahkahalar, sesten kelebekler gibi gül kıyılara doğru uçuyorlar. Güneş; bu güzel Çankırı akşamının renkten, sesten ve kokudan birleşmiş eşsiz güzelliğinden ayrıldığı için derin bir acı ile kanlı yaşlar döküyor… Gördüğüm bütün dört yol ağızları, bizi bu gönençli ve sosyal günlere kavuşturan milli şefin ve kahraman arkadaşlarının tunçtan, mermerden kurçakları ile bezenmiş…

Arkadaşım geçen boş bir otomobili durdurttu. Bana “ Bu akşam pazar akşamı, seni Çankırı’nın en yüksek yerindeki en güzel gazinosuna götüreyim de bir de Çankırı’yı oradan gör.” dedi. Bindik. Arkadaşım şoföre “Kaleye” dedi.

Arabamız bir kuş hızı ile dolambaçlı yollardan şarın en yüksek yeri olan kaleye bizi on beş dakikada çıkardı.Burası cidden görülmeye değer bir güzellikte Kayacan… Aşağıda yazın biraz ağır basan sıcaklığı duyulduğu halde, burası Uludağ gibi efil efil esiyor. Birçok otel ve gazinolar var burada… Şar buradan ayağımızın altına serilmiş bir Çerkeş kalesi gibi görünüyor. Arkadaşımla en uçtaki cazlı bir gazinoya oturduk. Biraz önce kanlı gözyaşlarını batıya akıtarak yiten güneşin yerine, akşamın esmer gölgeleri örtmeye başlamıştır. Şar bir anda gündüzden ayrısı olmayan bir ışık içine gömülüverdi. Dört yöndeki yüksek tepelerin en sivri yerlerine konan yüz binlerce mumluk dört lambanın güneşle boy ölçtüğünü de gördük. Bu dört tepeden yağan ışıkların altında Çankırı, göksel bir gelin gibiydi ve etrafımızı çevreleyen binlerce genç kadın, bu göksel gelinin düğününe gökten çağırılmış melekler kadar göz alıcıydı. Ben bütün bunları hayran gözlerle süzerken, arkadaşımın, masamıza yaklaşıp buyruk bekleyen garsona “İki şişe Niğde şampanyası getir.” diyen sesiyle kendime geldim.”

8-04-2001
S.N.Sanar
(3)

--------------------------------------------------------------------
(1) Duygu, (278.sayı / 18 Nisan 1936 )
(2) Çankırı’nın 2000 Yılı sayımında merkez ilçe –köyler hariç-nüfus sayısı 62.389 dur..
(3) Yazarın tam adını Saim Nezihi Sanar olarak tespit ettik.
Bazı kelimeler; Şar:şehir, iye:sahip,erinç:huzur,rahat,konfor; kurçak:heykel, tecim:ticaret.

Hakkı DURAN

nuri lafci
Yetkili Üye


Ankara
153 Cevap
Gönderim - 13/04/2005 :  09:03:53     
  Sn Hakkı abi bu mektubu yazan kişi 2001 yılında Çankırı topraklarının ve Türkiye diye bir devletin yok olacağı,başka milletlerce yönetileceği hayaliyle yazmış herhalde,çünkü Çankırı kalesinde dediği gibi gazino, bar, pavyon yok her halde,yoksa benmi yanılıyorum?.

Saygılarımla.

Düzenleyen - nuri lafci on 13/04/2005 12:11:43

lafcigil  sayfa başına git

izencirci
Yetkili Üye


Izmir
301 Cevap
Gönderim - 13/04/2005 :  12:26:53       
  1936 dan gelen mektubu yazan S.N.SANAR(!) büyük bir ihtimalle "BEYAZ TÜRK" Ben Beyaz Türklerin sadece batıda ve İzmir'de yoğun olduklarını sanırdım. Meğer Çankırı da da varlarmış.
Sayın Nuri Lafcı'nın dediği gibi yukardaki mektup bana 1900 başlarında İngiliz sömürgesi olan Hindistanı, Pakistanı hatırlattı.
Tamamen "SÖMÜRGECİ" düşünce ile yazılmış bir mektup. Demek o günlerde niyetleri buymuş.
İspatı:
Otomobil pembe çiçekli ağaçların içinde, inci bir diş gibi gülümseyen otelin bahçesi önünde durdu. Tertemiz giyimli bir uşak elimdeki valizimi alarak beni erinçliklerle dolu bir odaya götürdü.

Tertemiz giyimli "UŞAK" büyük bir ihtimalle benim büyük dedelerimden birisi.
Hayallerinin boşa çıkmasına sevinmedim dersem yalan olur...
Saygılar
"ÇANGIRILI" İbrahim

Düzenleyen - izencirci on 13/04/2005 20:22:47

 sayfa başına git

Hakkı Duran
21. Dönem Çankırı Milletvekili


Ankara
308 Cevap
Gönderim - 14/04/2005 :  17:06:28       
  Değerli Nuri Lafcı,

Mektubu daha dikkatli okumanızı istirham ederim. 1936 yılında son derece geri durumdaki bir memlekette, hatta dünyada, 2000'lerin Türkiye'sini hayal etmek öyle kolay olmasa gerek... Yazarımızın anladığı modernleşme (asrileşme) budur, görüşlerine katılmasak da dönemin anlayışını yansıtmaktadır.

Hayalleri arasında; Tiftik, kumaş, alçı, boya, konserve, soba, taş kömürü, un, kiremit, yemek tuzu ve mobilya fabrikalarını da yazmış. Çankırı'da Tiftik fabrikası,yıllarca konuşulmuş bir konudur.1965 sonrası siyasetçilerinin epey başını ağrıtmıştır.

Yazar,nüfusu doğru tahmin etmiş. Okullar konusunda yazarın hayalini bir hayli aşmışız.Kaleye gazino yapılmakla ülkenin işgal edilmesi arasında nasıl bağ kurduğunuzu anlayamadım. Çankırı'da değilse bile turistik bölgelerde yüzlercesi var...Turistlerin işgal etmesi, ekonomik açıdan herkesi mutlu ediyor...

Değerli İbrahim Zencirci,

Yazarımızı bir guruba mensup saymakta acele ettiğinizi düşünüyorum. Pembe çiçeklerden bahseden herkesi bu şekilde nitelemek mümkün değildir. Pembe Erguvan çiçeklerinin mevsimi geldi. Bundan çok sık söz edilecek.
"Avdetîler" konusuna Soner Yalçın'ın kitabından sonra -özellikle bazı kesimlerde ilgi arttı. Halbuki bu konuyla ilgili ilk ciddi bilgileri, bazı yazarlarımız yıllar önce vermiştir. Soner Yalçın, Yalçın Küçük ve bazı internet siteleri; konuyu süpekülatif hale getirerek-tâbiri caizse- sulandırmışlardır. Avdetî olmadığını kesinlikle bildiğimiz bazı isimler, listelere konmuşlardır.

Bu konuda ciddi kaynaklar;
1-Dönmeler Tarihi.......Prof.Dr.Abdurrahman Küçük
2-Sabatay Sevi......... İbrahim A. Gövsa (1939)
Ertuğrul Düzdağ, Mehmet Ş.Eygi, Dücane Cündioğlu ve Ilgaz Zorlu'nun kitaplarıdır.

"Uşak" İngiliz evlerinin vazgeçilmez kadrosundandır. Otel hizmetlilerine o dönemlerde "uşak" denildiği bilinen bir husustur. Şimdi komi, garson vs.de benzeri anlamdadır.

Bu yazıyı aktarmamın sebebi, kurgubilim, gelecekbilim türünden çağrışımlar yapmış olmasıydı. Okuyucuların yazarın tahminleri ile bugünkü Çankırı'yı karşılaştırmalarını arzu ederdim.

Nuri bey ve İbrahim Bey'e bu yazıya gösterdikleri ilgiden dolayı teşekkürlerimi sunarım. Sevgi ve saygılarımla....


Hakkı DURAN  sayfa başına git

nuri lafci
Yetkili Üye


Ankara
153 Cevap
Gönderim - 15/04/2005 :  09:05:07     
  Sn Hakkı abi,ben mektubun bir yön'de değerlendirdim,dediğiniz gibi Çankırının gelişmesinde önemli sanayi projelerini ele almadım, onu'da bu Ülkeyi İdare edenlerin düşünmesini tercih etdim.
Sayğı ve selamlarımla.

lafcigil  sayfa başına git

Hakkı Duran
21. Dönem Çankırı Milletvekili


Ankara
308 Cevap
Gönderim - 25/04/2005 :  19:49:26       
  SANAR'IN UFKU

Saim Nezihi Sanar adlı hemşehrimizin 1936 yılından 2001 Çankırı'sına yaptığı projeksiyonun hak ettiği ilgiyi görmediğini düşünüyorum. Benzeri bir yazıya da öyle kolay kolay rastlıyamayız. Türkiye'de kurgubilim romanı da yoktur.Futurology(Gelecekbilim)de emekleme safhasına gelmiş denilemez.Bu alanda George Orwell'in "1984" veya "Domuz Çiftliği" adlı romanı bilinmektedir. Ancak,Türkiye'de pek fazla okunmuş değildir.

Üniversiteli Gençler,

Sizler 2025'in, 2050'nin 3000'nin Çankırı'sı, Türkiye'si, Dünyası ve Uzayını hayal edin. Bu sütunlarda bize de anlatın. Gelecek için hayallerimiz, ideallerimiz ve bunları gerçekleştirme irademiz güçlü olursa, hep birlikte güzel hedefleri yakalayabiliriz.
Saygılarımla....

Hakkı DURAN  sayfa başına git

Fatih Bayram
Yetkili Üye


Çankırı / Orta
311 Cevap
Gönderim - 26/04/2005 :  08:53:35     
 
alıntı:

SANAR'IN UFKU

Saim Nezihi Sanar adlı hemşehrimizin 1936 yılından 2001 Çankırı'sına yaptığı projeksiyonun hak ettiği ilgiyi görmediğini düşünüyorum. Benzeri bir yazıya da öyle kolay kolay rastlıyamayız. Türkiye'de kurgubilim romanı da yoktur.Futurology(Gelecekbilim)de emekleme safhasına gelmiş denilemez.Bu alanda George Orwell'in "1984" veya "Domuz Çiftliği" adlı romanı bilinmektedir. Ancak,Türkiye'de pek fazla okunmuş değildir.

Üniversiteli Gençler,

Sizler 2025'in, 2050'nin 3000'nin Çankırı'sı, Türkiye'si, Dünyası ve Uzayını hayal edin. Bu sütunlarda bize de anlatın. Gelecek için hayallerimiz, ideallerimiz ve bunları gerçekleştirme irademiz güçlü olursa, hep birlikte güzel hedefleri yakalayabiliriz.
Saygılarımla....



Sayın Milletvekilim;
Öncelikle,yukarıdaki mektubu okuduğumu ve çok etkilendiğimi belirtmek isterim.Dediğiniz gibi hakettiği ilgiyi görmedi maalesef..

2025'in,2050'nin Çankırı'sını ,Türkiye'sini hayal edin demişsiniz üniversiteli gençlere...
Bizler yavaş yavaş sitede buluşmaya başladık.İnanıyorum ki yakında daha da çoğalacağız ve burasını tam bir beyin fırtınası forumuna dönüştüreceğiz..Gençlerin karar alma mekanizmalarına katılımını sağlayamayan bir Türkiye'de ne düşünürseniz ne ortaya koyarsanız koyun çürümeye,pas tutmaya mahkum oluyor maalesef.Böyle bir genç nüfus potansiyeli Almanya'da Japonya'da olsaydı dünyayı tersine çevireceklerine eminim..Ama biz gençler bu ülkede söz sahibi değiliz..!Gelecekten asla karamsar değilim.Karar alma mekanizmasına katılabilmemiz için yeni belediye kanununda belirtilen ve tüm il belediyeleri için "zorunlu" hale dönüştürülen Yerel Gündem 21 çalışmaları yararlı olacaktır.Çünkü YG21 illerde Gençlik Meclisleri'nin kurulmasını öngörüyor..Gençler kendileriyle ilgili aldıkları kararları ,yine YG21 bünyesinde kurulan Kent Konseyi'ne bildiriyorlar..Kent Konseyine ise bu kararları uygulamak kalıyor...
Umarım Çankırımızda da Yerel Gündem 21 projesinin uygulandığını görürüz...
Dün biz yoktuk,bugün varız ama kale alınmıyoruz,hiç olmazsa yarınlar bizim olsun..
Saygılarımla..

Düzenleyen - fatihbayram on 26/04/2005 08:59:50

_________________________
Herşey Çankırı İçin...  sayfa başına git

sevkice
Çankırı Gönüllüsü


ANKARA
114 Cevap
Gönderim - 26/04/2005 :  10:34:56         
  Selamlar;
Bence mektup çok güzel. 65 sene sonrası için güzel şeyler düşünülmüş. Bu mektubu okuduğumda kaledeki bar,gazinolardan ziyade 65senede o zamanki hayallere ulaşılamadığı izlenimi doğuyor bende. 65 senede yazarın da dediği gibi Çankırı Havaalanına sahip olacak kadar büyümüş, kalesine turist çekecek kadar gelişmiş olması beklenirdi. Bence bu gelişmelerin olmaması üzüntü vermeli bize. Tamam Çankırının bir dokusu var, oturup Niğde şarabı içilecek bir şehir olamaz belki, yada gazinolarla çevrili ama bu mektupta dikkat edilmesi gereken yer, 1936 senesindeki 65 senelik hayal gerçekleşememiştir.
Sayın Hakkı Bey'e katılıyorum. Bir forum açılsın ve insanlar 50 sene sonrası için hayaller kursun. Hem idarecilere fikir verir bu hayaller, hem de hayalde kalıp kalmadığının mukamesi gelecekte yapılır. Ben bu mektubu muhakeme ettiğimde, kendimce 65 senede Çankırya fazla bir şey yapılmadığı kanısına varıyorum. Gerçi 65 sene evvelki durum anlatılmamış ama gelecek tahmini bunlar olduğuna göre Çankırı fazla gelişememiş gerçeği çıkıyor.  sayfa başına git
Hakkı Duran
21. Dönem Çankırı Milletvekili


Ankara
308 Cevap
Gönderim - 12/05/2005 :  21:14:34       
 
Değerli Üniversiteli gençlerimiz, Şevki ve Fatih Bey’e teşekkür ederim.
Eldeki verileri değerlendirip doğru tahlil ederek öngörüde bulunmak, stratejik düşünmenin temel şartıdır.Geleceğimizi inşa ederken bu konuda en gerçekçi metodları kullanmamız gereklidir. Saim Nezihi Sanar, 1936’da bu tip bir beyin faaliyetini ortaya koyduğu için takdire değer bir şahsiyettir.
E-posta yoluyla elimize ulaşan aşağıdaki “ödüllü makale yarışması” geleceği öngörmeyi esas alması hasebiyle vurgu yapmaya çalıştığımız konuyla alakalı sayılabilir.

‘Ödüllü Makale Yarışması’


Türkiye’yi, Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. yıldönümü olan 2023’e hazırlayacak genç

Sence ,
2023’te
Nasıl Bir Türkiye?



Son Başvuru: 22 Mayıs 2005

Makaleler: punto 12, yazı karakteri Arial, sayfa ‘en fazla’ 10 A-4 olacak şekilde hazırlanmalıdır.
Başvurular: E- posta: yarisma@agl.org.tr
Posta: Eskişehir Yolu Ankara Ticaret Odası AGL ofisi M20-Ankara

* www.agl.org.tr


• Dereceye giren makaleler Ekonometri dergisinde yayınlanacak ve yazarları ücretsiz dergi abonesi yapılacaktır.
• Makalelerin tüm yayın ve telif hakları ATO ve AGL’ye aittir.

Hakkı DURAN  sayfa başına git


Forumda görüş beyan etmek ve yorum yapmak için üye olmanız gerekmektedir.
Yer alan ifadeler kişisel olup, hiçbir kurum ve/veya kuruluş adına görüş bildirilmez, bildirilse dahi kişisel kabul edilir ve yer alan her görüş yazarını bağlar. Site grup, cemaat, klik  vs bir sınıflama olmaksızın herkese açık olduğu için LÜTFEN POLEMİKLERE GİRMEYİNİZ, sadece kamuya sunacağınız bilgi ve görüşleri bizlerle paylaşınız. Yazılara yapılacak tenkitler edebi ve bilimsel formlar ve bilimsel etik açısından uygun olmalıdır. Kişilik haklarını ihlal halinde, hukuka, ahlaka aykırı görüş beyan edildiği ve ticari reklam yapıldığı durumlarda yazının yayınına izin verilmez. Kitap,dergi tanıtımları ticari sayılmaz. Yazılarınızda yaptığınız alıntılar (iktibaslar) için açıkça kaynak gösteriniz.

Çankırı Araştırmaları sitesi'
nde yayınlanmakta olan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının yada telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin —kısa alıntı ve tanıtımlar dışında— herhangi bir biçimde basılmaması, yayınlanmaması, editörlerimizin ve üyelerimizin kaynak belirtmeden herhangi bir alıntıyı sitemizde yayınlamaması önemle rica olunur. Kaynak belirtilmeksizin sitemizde yayınlanan alıntılar ve görüşler yazarlarını bağlar.

Kalite Anlayışımız:
Lütfen bildirilerinizi yayınlamadan önce yazım kuralları ve içerik açısından kontrol ediniz. Mümkünse önce word belgesi olarak yazıp denetleyiniz. Sonra kopyala-yapıştır yöntemiyle buraya taşıyınız. Dilimize gereken özeni göstermeyen ve kurallara uymayan bildiriler silinecektir.

   


-2147467259|Operation must use an updateable query.
Ana Sayfam Yap Favorilerime Ekle       © Çankırı Araştırmaları Sitesi hatsanat site yönetim sayfa başına git