Çankırı Araştırmaları Sitesi | Forumlar  
Çankırı Araştırmaları Sitesi  
Çankırı Araştırmaları Sitesinin 2002-2005 dönemi arşiv kayıtlarıdır.
 Arama Forumlar  Yazılar  Resimler  İletişim  
          www.cansaati.org
   
 

 

 
 Tüm Forumlar
 Tahsin MELAN [Köşe Yazıları]
 
DİLE SAYGI, KENDİNE SAYGI
  Yazıcı Çıktısı /Yazıyı Bilgisayarına kaydet  

Yazan Önceki Konu Konu Sonraki Konu  
TahsinMelan
Yetkili Üye


Frankfurt
54 Cevap
Gönderim - 19/02/2005 :  15:16:39      
Dostlar izninizle kültürümüzün mihenk taşlarından olmazsa olmazı olan, bizi biz yapan hasletlerin ilklerinden olan dilimizin sağlıklı şekilde devamını, gelecek nesillerin öz diliyle konuşma zevkinden uzaklaşmamalarını, dil kurallarını yerle bir etmemelerini sağlama amacıyla yazışmalık (forum) içerisinde, burada, bir “yazım kuralları köşesi” açmak istiyorum. Bildiklerimizi paylaşalım, bilmediklerimizi ve merak ettiklerimizi sorup öğrenelim. Bilginin paylaşımıyla çoğalacağı gerçeğini de unutmadan bu önemli uygulamalara sahip çıkalım ve başkalarına da yansıtalım.

“Çan Saati” ve benzeri yazışma ortamlarında iletişimin değişmeyen kuralı ve tek şansının yazışmak olduğunu bilmekteyiz. Bu demektir ki hiç tanımadığımız (genellikle) kişilere, ilk karşılaşmamızda sesimizi sözcükler aracılığıyla duyuruyor ve merhabalaşıyoruz. Duygularımızı, düşüncelerimi, bilgilerimizi kısaca özümüzü, kendimizi yansıtmaya çalışırken; tanıtmada, yansıtmada tek yol yazışma olduğuna göre okuyucuların bizim hakkımızdaki yargılarının yazdıklarımızla eş değer taşıyacağı kesindir. Bu da kaçınılmaz olarak karşımızdaki kişinin; bizim hakkımızda, yazdıklarımıza göre bir ön yargıya sahip olma gerçeğine neden olacaktır. Bilindiği gibi dil insanın aynasıdır. Bu ister konuşma, ister yazı dili olsun değişmez. Bunun aksini söylemek mümkün değildir. Dolayısıyla bu çıkarım göz önüne alındığında, kişilik yansıtmalarında yazışmaların ne kadar önemli olduğu bir kez daha kendini göstermektedir.

Sonuç olarak yazışmalarda yanlış anlaşılmamak ve olumsuz yorumlara hedef olmamak için dikkat etmemiz gereken pek çok şeyin olduğu ortadadır. Sözcüklerin seçimi ve yazım kuralları bunların en önemlisidir. Bu iki husus hem kendi açımızdan hem de millî değerlerimiz açısından çok büyük önem taşımaktadır.

Günlük konuşmalarımızda kullanmadığımız ama yazarken -belki de havalı olsun dercesine- kullandığımız yabancı sözcüklerin cirit attığı, yazım kurallarının hiçe sayıldığı masum gibi görünen bir bildirinin dilimize nasıl zarar vereceğini düşündünüz mü? Yazan kişice çok masum olarak değerlendirilen üç beş satırlık bu bildiriyi onlarca hatta yüzlerce kişinin okuduğunu, belki de etkileneceğini hatta bunu bilinçsizce başkalarına da yansıtacağını düşünebiliyor musunuz? Bunun sonu nereye varacaktır? Bu tıpkı “Bir fırt çekmeyle bir şey olmaz.” diye başlanılan sigara tiryakiliğinin sonunu andırmaktadır. “Bir defa kullanmaktan bir şey olmaz, tek sözcükten ne çıkar ki?” gibi savunular arkasına sığınarak kullandığımız her sözcük, dilimizi sinsice kemiren ve onulmaz dertler açan dil canavarından başka bir şey değildir.

Özenli bir dil kullanımıyla hitap ettiğimiz okuyuculara göstereceğimiz saygının katmerlicesinin bize geri döneceği kesindir. “Ne ekersen onu biçersin.” diyen atalarımızın bu güzel kıssası da bunu çok güzel yansıtmaktadır.

Sanırım fazla uzattım. Eğer sıkıcı, ders niteliğinde olduysa affınıza sığınırım. Ayrıca şunu da önemle vurgulamak isterim. “İnsan beşer bazen şaşar” gerçeğini unutmamak gerekir. Yazım sırasındaki ruh halimiz, bir an evvel sonuca varma kaygısı, telaş, konuya yoğunlaşma vb. nedenler sonucu yazım kuralları ikinci plana atılabilir. Bu hepimizin yaşadığı bir gerçektir. Önemli olan daha sonra bunu kontrol etmek ve en az hata ile yayına vermek olmalıdır. Hani ne der atalarımız: “İki yutkun sonra söyle.” İşte yazımda da bunu uygular, iki kere kontrol edip sonra yayınlarsak eminim daha güzele doğru yol almış oluruz.

“En büyük erdem, kişi kendin bilende.” Hatalatımızı bilir, kabul edersek çaresi çok kolay olacaktır. Bu da bizi yüceltecektir. Geleceğe temiz, duru anlaşılır bir Türkçe bırakma adına saygılarımı sunuyorum.

Bu kadar sözden sonra esas konuya girmek istiyorum.

Bu bölümde en çok yapılan yanlış kullanımlarından birini açıklamaya çalışacağım.

“bey” ve “hanım” sözcüklerinin yazımı:

Dikkat edersek yazışmalarda, yorumlarda genellikle kişiye hitap söz konusudur.
Ömer Bey, Turgut bey, Fatma hanım, Ayşe Hanım … gibi. Ne hikmetse genellikle hep tutarsızdır. Bir bakarsınız “bey, hanım” sözcüklerinin ilk harfi büyük, bir bakarsınız küçük yazılmıştır. İşte size çelişki.

Peki hangisi doğru ve kural nedir?

Bu sözcükler (bey ve hanım) eğer özel bir ismin arkasında yer alıyorsa kesinlikle büyük harfle başlar. Normal şartlarda ise sıradan bir sözcük olup küçük harfle yazılır. Tüm kural budur.

Örneğin: Ahmet Bey ve Leyla Hanım çarşıya giderlerken yanlarında başka hanım ve beyler de vardı.

Şimdilik hoşça kalın diyorum.

NOT: Konuya ilişkin olarak daha ayrıntılı bilgi için aşağıdaki adrese uğramanızı öneririm.

http://www.dilimiz.com/forum/viewtopic.php?t=74


www.dilimiz.com
www.imla.tr.cx (İmlâ Kilavuzu)
www.trvar.tr.cx (Türkçe Karşılıklar)

hasan
Çankırı Gönüllüsü


çankırı-ankara
299 Cevap
Gönderim - 24/02/2005 :  18:39:47       
  Tahsin Bey , size 2 sorum var.
birincisi : Osmanlıca'nın Türkçeye olumlu katkısı olmuşmudur?
ikincisi: Osmanlıca Türkçeyi dil anlamında asimile etmişmidir ?

Hasan BAKIR  sayfa başına git

TahsinMelan
Yetkili Üye


Frankfurt
54 Cevap
Gönderim - 26/02/2005 :  22:56:31       
  Hasan Bey sorularınız çok güzel ve aynı oranda da çok önemli. Ama cevabı 3-5 satıra sığmayacak kadar kapsamlı. Düşünebiliyor musunuz yaklaşık 700 yıllık bir tarihi sorguluyoruz.

Önce kısaca adını ettiğimiz Osmanlıca sözünü açmak istiyorum. Osmanlı İmparatorluğu’nun hüküm sürdüğü dönemlerde (13-20 yy) kullanılan ve özellikle 15. yy.’dan sonra Arapça ve Farsçanın, daha sonraki dönemlerde Fransızcanın da karışımıyla istilaya uğramış yeni bir kültür dili ortaya çıkmıştır. Üstelik Arap harfleri kullanılmaktadır. Bu dil, yani Osmanlı Türkçesi en çok yazı dilinde varlığını sürdürmüştür. Osmanlıca yazılmış bir metni sıradan bir vatandaşın anlayamadığı gibi ne Arap anlıyor, ne İranlı anlıyor ne de Fransız anlıyordu. Bu dönem içinde kendi dilimiz, yani halkın konuştuğu Türkçe "lisan-ı avam" (halk dili) denilerek ne yazık ki yüzyıllar boyu aşağılandı; ne yazı dili olarak benimsendi ne bilim ne de yazın (edebiyat) dili olarak. Halk diliyle resmi dil arasında inanılmaz bir uçurum vardı.

Bu dilin tuhaflığını Şemsettin Sami, “Arap'a söylesen anlamaz, Acem'e söylesen anlamaz, Türk'e söylesen anlamaz.” diye özetler. Şinasi’nin, yer yer Türkçeye yöneldiği “Müntahabat-ı Eşar' (1862) adlı betiğindeki (kitabındaki) dilin yadırganmaması için “Lisan-ı avam ile yazdım.” diye açıklama yaptığı görülmektedir.

Sonuç olarak diyebiliriz ki, yüzyıllar boyu görmemezlikten gelinen ve kullanımından kaçınılan, geri plana atılan Türkçe, Osmanlıca sayesinde ölümle pençeleşen, diri diri mezara gömülmeye kalkışılan acınacak bir duruma düşmüştür.

Bütün bu olumsuzluklara rağmen, yani belli bir kesim Osmanlıca düşünüp Osmanlıca yazarken, halk öz dilini korumuş; Yunus gibi, Dede Korkut gibi, Pir Sultan Abdal gibi ozanlar yetiştirmiştir.

Türk ulusunun ve kültürünün yeniden doğuşu olan cumhuriyetle birlikte, Atatürk'ün önderliğindeki Türk Dil Kurumu'nun (1932-1983) yoğun çalışmalarıyla Türkçe ile ilgili millî mücadeleyi, dil seferberliğini görüyoruz. Atatürk “Ben bu seferberliğe katılıyorum ve dilimdeki yabancı sözleri temizlemeye bugünden başlıyorum..." diyerek işin önemine dikkat çekmiştir.

Kimi yazarlar ve ileri gelenlerce bu olay yadırganmış olsa da çoğunluk özlemini çektiği dil kimliğine kavuşmanın mutluluğunu yaşamıştır.

Örneğin H. Z. Uşaklıgil bu duygularını şöyle dile getirmiştir: " Şu son günlerde elime kırk yıl önce yazdığım eserim geçti. Bunu gözden geçirmek istedim. Sabrın ve azmin son bütün gücünü kullandığım halde, ancak beş on sayfa okuyabildim. Yazdıklarımın dilinden utanç duydum. Süs merakı, Acemce ve Arapça hayranlığı neler yaptırmış..."

Hasan Bey sanırım satırlar arasında yer alan sorularınızın cevabı sizi hayal kırıklığına uğratmamıştır. Bütün bunlara rağmen kendi adıma şunu da eklemeden geçemeyeceğim: Büyük bir imparatorluk ve o oranda büyük bir medeniyet ve kültür. Dil konusundaki olumsuzluklara rağmen Osmanlı bizim gurur kaynağımızdır. Üstelik ilginç olan nedir biliyor musunuz? Arapça ve Farsçadan sözcükleri almış öylesine işlemiş, geliştirmiş ki bu sözcüklerden türetmeler yaparak yeni sözcükleri geri vermiştir. Yani Araplar ve Farslar Osmanlıcadan sözcük almıştır. Buradaki kullanım gücünü ve sanat yeteneğini düşünebiliyor musunuz?

Eğer Fuzuli, Nedim, Baki gibi şairlerin şiirlerini okuduysanız orada, gerek sözcüklerle gerekse anlam açısından yapılan sanatı doruk noktalarında göreceksiniz. Bundan zevk almasını bilirseniz size çok şey ifade edecekir.

Ne mutlu bize ki böyle bir kültürün ve ulusun mirasçılarız. Dilde tutuculuğa ve abartıya karşıyım. Sözcük kullanımlarındaki seçimde ise yeri gelince Osmanlıca kullanmaktan çekinmem. Örneğin “tebessüm” ile “gülümseme” her ne kadar eş anlamlı denilse de benim için aynı şeyi ifade etmiyor. “Tebessüm”deki içtenlik, samimiyet ve sevgi yansımasını “gülümseme” sözcüğünde bulamıyorum. Bu da benim ilginçliğim olsa gerek.

Her şeyi “tü kaka” diyerek dışlamanın mantığını ve dile katkısını anlayamıyorum. Osmanlıca artık devrini, hükmünü ve varlığını yitirmiştir. Bize kalan sadece sözcüklerdir. Bunlar dilimizde yer etmiş, kullanımı yadırganmayan, halkın benimsediği sözcükler olduğu sürece varlığını sürdürecektir. Zorlamalarla karşılıklar uydurarak bunları dışlamaya, yok etmeye çalışmak dil için kazanç değil yıkım olur. Halka ters düşersiniz. Oysa sinsice yeni yeni girmeye çalışan yabancı sözcüklerin (özellikle İngilizce) varlığını bilmek çok daha acı ve düşündürücüdür. Esas sorun bunların, günümüzdeki istilacı sözcüklerin önüne geçebilmek, engellemektir. Aksi halde Osmanlıcayı bile arar hâle geleceğimiz son yakındır.

Sonsuz saygılar.


www.dilimiz.com
www.imla.tr.cx (İmlâ Kilavuzu)
www.trvar.tr.cx (Türkçe Karşılıklar)  sayfa başına git

hasan
Çankırı Gönüllüsü


çankırı-ankara
299 Cevap
Gönderim - 27/02/2005 :  11:22:16       
  Ben bu sitede tamamen içimden geldiği gibi bazı yorum yapıyorum bazende soru soruyorum.Sorularımı sizede içtenlikle sordum ve aynı içtenlikle cevap aldım.Çok memnun oldum.Alakanıza teşekkür ederim Tahsin Bey.

Hasan BAKIR  sayfa başına git

TahsinMelan
Yetkili Üye


Frankfurt
54 Cevap
Gönderim - 27/02/2005 :  13:04:26       
  Sevgili dostum biraz gecikmeli de olsa beklentilerine cevap verebildiysem ne mutlu.

Elbette içimizden geldiğince yazışacak, dertleşeceğiz. Aksi halde bu birliktelik yüzeysellikten öte geçemez.

Bir de ne demişler "Bilgi paylaşıldıkça artar ve değer kazanır."

Sevgi ve saygılarımla

NOT: Türkçe bir metni Arap harfleri ile yazılmış olması nedeniyle Arapça sananlar için bir örnek vermek istiyorum. Görüleceği gibi sadece harf farklılığı vardır. Sözcükler Türkçedir.

------------------------

2. Hoca merkebini zayi etmiş, hem arar hem şükür eder imiş. Sebeb-i teşekkürü sormuşlar. Üzerinde bulunmadığıma şükür ediyorum. Eğer bulunaydım, ben de beraber kayıp olurdum, demiş.


Düzenleyen - TahsinMelan on 27/02/2005 13:25:14  sayfa başına git

Sefer Toruk
Çankırı Gönüllüsü


ankara
154 Cevap
Gönderim - 27/02/2005 :  18:43:02       
  Yazılarınız çok aydınlatıcı.Biribirimizi çok iyi anlamak ve meselelerimizi gelecek nesillere anlatmak için Türkçeyi doğru ve düzgün kullanmalıyız.Her konuda olduğu gibi Kültür emperyalizmi dilimizide kuşatmış vaziyette.

(daco)Sefer TORUK  sayfa başına git

milan
Yorumcu


ankara
85 Cevap
Gönderim - 27/02/2005 :  19:54:35       
  Tahsin Abi yazılarınız çok faydalı.Zamanla güzel bir kaynak birikimi oluşturacak.Nihat Sami Banarlı'nın Türkçe'nin Sırları kitabı beni çok etkilemiştir.Türkçe'ye emek veren Türkler'i de işlerseniz sevinirim.

 sayfa başına git

TahsinMelan
Yetkili Üye


Frankfurt
54 Cevap
Gönderim - 02/03/2005 :  01:24:16       
  İzninizle yazışmalarımızda çok sık rastlanan 3-5 yanlışı düzeltmek, hatırlatmak istiyorum.

ilgilenen arkadaşların dikkatine: Bu örneklerin derli toplu olması açısından daha sonra vereceğim örnekleri de buraya eklemeyi düşünüyorum.

Yanlış .......... Doğru
------ .......... ------
bir çok .......... birçok
yalnış .......... yanlış
herkez .......... herkes
Ahmet Abi .......... Ahmet abi
Ali bey .......... Ali Bey
Ali Bey'in .......... Ali Beyin
benimkisi .......... benimki

NOT: Sevgili Burak, www.dilimiz.com sitesinde aradıklarını bulacaksın. Hepsini ikinci kez buraya taşımanın gereği yok diye düşünüyorum. O site de sizindir.

Saygılarımla

Düzenleyen - TahsinMelan on 03/03/2005 08:09:40  sayfa başına git

ademiroz
Yetkili Üye


istanbul
121 Cevap
Gönderim - 02/03/2005 :  21:17:49       
  Tahsin Bey,

Yanlış ve doğru örneklerinizin sonuncusunda bir yer değişikliği mi olması gerekiyor? Tereddütte kaldım.
Saygılarımla...

 sayfa başına git

TahsinMelan
Yetkili Üye


Frankfurt
54 Cevap
Gönderim - 02/03/2005 :  23:23:39       
  Sayın Demiröz, genellikle bu konuda tereddüt yaşanıyor. Ama böyle olması gerekiyor. Yani sıralama doğru. Daha fazla ayrıntı için aşağıdaki bağlantıyı tıklamanızı rica edeceğim.

Saygılarımla

http://www.dilimiz.com/forum/viewtopic.php?t=74


www.dilimiz.com
www.imla.tr.cx (İmlâ Kilavuzu)
www.trvar.tr.cx (Türkçe Karşılıklar)  sayfa başına git

ademiroz
Yetkili Üye


istanbul
121 Cevap
Gönderim - 06/03/2005 :  17:58:50       
  Sayın Melan, özellikle yönlendirdiğiniz sitedeki açıklamanız tereddüdümü giderdi. Teşekkür ederim.

Düzenleyen - ademiroz on 06/03/2005 17:59:40

 sayfa başına git

hasan
Çankırı Gönüllüsü


çankırı-ankara
299 Cevap
Gönderim - 06/03/2005 :  18:43:09       
  Ben bilgisayarın başına oturunca aklıma geleni yazıveriyorum.Gördümki bir çok hata yapıyorum.Örnekler vermeniz çok güzel , bizlerin Türkçe'yi doğru kullanması lazım.Hocam sağolun.

Hasan BAKIR  sayfa başına git

TahsinMelan
Yetkili Üye


Frankfurt
54 Cevap
Gönderim - 06/03/2005 :  22:37:29       
  Hasan kardeş, elimden geldiğince açıklamalar yapmaya calışacağım. Şimdi izninizle size bir soru soracağım. Söyler misiniz, bir şey aynı anda hem "bir" hem de "çok" olabilir mi? Olamaz değil mi? O halde bu iki sözcük birlikte yazıldığında gerçek anlamına kavuşuyor. Demek ki onları ayrı yazamayız. Bu açıklamamı unutmayın. Zaten bundan sonra bu sözcüğü her yazışınızda bu hemen aklınıza gelecek hemen birleştireceksiniz. Bundan eminim.

Saygılarımla


www.dilimiz.com
www.imla.tr.cx (İmlâ Kilavuzu)
www.trvar.tr.cx (Türkçe Karşılıklar)  sayfa başına git

Ali Karaabali
Yetkili Üye


Istanbul
209 Cevap
Gönderim - 06/03/2005 :  23:28:30       
  En çok bu sitede yanlış türkçe kullanan benim galiba...Ben öyle hissediyorum.

İst.Kültür Üni.
akaraabali@hotmail.com
Ali Karaabali
ÇANKIRI-KORGUN/DİKENLİ KOYU
www.dikenlikoyu.com  sayfa başına git

TahsinMelan
Yetkili Üye


Frankfurt
54 Cevap
Gönderim - 06/03/2005 :  23:40:53       
  "En büyük erdem kişi kendin bilende" derken boşa dememişler. Hangimiz hata yapmıyoruz ki. Önemli olan hatayı tekrarlamamaya gayret etmek.

Ali kardeş, gel seninle Türkçe yazarken özel ad olması nedeniyle ilk harfinin büyük yazılması gerektiğini belirterek ilk önce bunda anlaşalım. Özel ad durumunda olduğu halde dil adlarına gelen eklerin birleşik yazılması gerektiğini de (her ne kadar tartışma konusu olsa da) unutmayalım. Bak işte Türkçenin yazımında yanlış kullanımları çözmeye başladık. Birazcık dikkat edince zamanla sorun kalmayacağından emin olabilirsin.

Kusura bakmazsan bir de öneride bulunacağım. (Özür dileyerek bu önerimin herkes için geçerli olduğunu vurgulamak isterim.) Eğer elinin altında hâlâ İmlâ Kılavuzu yoksa tez elden mutlaka edinmeye çalış. Dilde, yazımda birlik adına buna mutlaka uymamız gerekiyor.

Hadi hayırlısı.

Yanlış.......... Doğru
türkçe .......... Türkçe, Almanca, İngilizce vb.
Türkçe'yi ....... Türkçeyi, Almancadan, İngilizcenin

Ayrıca dikkat edilmeyen çok önemli bir konu da noktalama işaretleri ile ilgili. Noktalama işaretlerinden sonra mutlaka bir boşluk bırakmaz zorundayız. Bu hem yazım kuralı gereği hem de teknik açıdan gereklidir. Aksi halde bilgisayar diziliş sırasındaki iki sözcüğü arasındaki işaretle birlikte tek dizin olarak değerlendirecek bu da gerek sözcük arama, düzeltme çalışmalarımızda gerekse sayfa düzenlemelerinde çok büyük düzensizliklere neden olacaktır.

Örneğin: "Nerede?Burada." derken bu iki sözcüğü bilgisayarımız tek dizin olarak algılayacaktır. Oysa "Nerede? Burada." şeklinde yazdığımızda sorun çıkmayacaktır. Dizinler kendi karakterini muhafaza edecektir. Böylece arama yaparken, düzeltmelerde sorunlarla karşılaşmamış olacağız. Satır sonuna gelen böyle bitişik iki sözcüğün hep birlikte aşağı satıra atladığını mutlaka görmüşsünüzdür. Aslında tek sözcüğün sığacağı alan varken hepsi aşağıya atlayıverir. İşte bunun nedeni aradaki olması gereken boşluğun yokluğudur.

Saygılarımla

Düzenleyen - TahsinMelan on 07/03/2005 01:36:16  sayfa başına git


Forumda görüş beyan etmek ve yorum yapmak için üye olmanız gerekmektedir.
Yer alan ifadeler kişisel olup, hiçbir kurum ve/veya kuruluş adına görüş bildirilmez, bildirilse dahi kişisel kabul edilir ve yer alan her görüş yazarını bağlar. Site grup, cemaat, klik  vs bir sınıflama olmaksızın herkese açık olduğu için LÜTFEN POLEMİKLERE GİRMEYİNİZ, sadece kamuya sunacağınız bilgi ve görüşleri bizlerle paylaşınız. Yazılara yapılacak tenkitler edebi ve bilimsel formlar ve bilimsel etik açısından uygun olmalıdır. Kişilik haklarını ihlal halinde, hukuka, ahlaka aykırı görüş beyan edildiği ve ticari reklam yapıldığı durumlarda yazının yayınına izin verilmez. Kitap,dergi tanıtımları ticari sayılmaz. Yazılarınızda yaptığınız alıntılar (iktibaslar) için açıkça kaynak gösteriniz.

Çankırı Araştırmaları sitesi'
nde yayınlanmakta olan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının yada telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin —kısa alıntı ve tanıtımlar dışında— herhangi bir biçimde basılmaması, yayınlanmaması, editörlerimizin ve üyelerimizin kaynak belirtmeden herhangi bir alıntıyı sitemizde yayınlamaması önemle rica olunur. Kaynak belirtilmeksizin sitemizde yayınlanan alıntılar ve görüşler yazarlarını bağlar.

Kalite Anlayışımız:
Lütfen bildirilerinizi yayınlamadan önce yazım kuralları ve içerik açısından kontrol ediniz. Mümkünse önce word belgesi olarak yazıp denetleyiniz. Sonra kopyala-yapıştır yöntemiyle buraya taşıyınız. Dilimize gereken özeni göstermeyen ve kurallara uymayan bildiriler silinecektir.

   



Ana Sayfam Yap Favorilerime Ekle       © Çankırı Araştırmaları Sitesi hatsanat site yönetim sayfa başına git