Çankırı Araştırmaları Sitesi | Forumlar  
Çankırı Araştırmaları Sitesi  
Çankırı Araştırmaları Sitesinin 2002-2005 dönemi arşiv kayıtlarıdır.
 Arama Forumlar  Yazılar  Resimler  İletişim  
          www.cansaati.org
   
 

 

 
 Tüm Forumlar
 Ahmet GÜLŞEN [Köşe Yazıları]
 
Aşkın Şehre Vedası
  Yazıcı Çıktısı /Yazıyı Bilgisayarına kaydet  

Yazan Önceki Konu Konu Sonraki Konu  
Ahmet GÜLŞEN
Yönetici


Kayseri
642 Cevap
Gönderim - 24/12/2004 :  10:53:33        
27 Aralık 1997'de Vefat eden Rahmetli Şefik Aşıkoğlu’nun Anısına
Aşk’ın Şehre Vedası
Ahmet GÜLŞEN

"Suyun Aradığı Adam”
I
“Suyu arayan adam değil
Suyun aradığı adam ol sen de
Sen doğu olursan güneş sana gelecektir
Sen kuşluk olursan kuş sende ötecektir
Sen kuyuda oturacak bir ders taşı bulursan
Bir kabri dışından oyan yontan değil
İçinden insan biçiminde kışkırtan olacaksın”

II
İmam-Hatip’te bir öğretmendi O, kendi fildişi kulesinde münzevi bir aydın, Menzilleri aşk olanlara bir mürşit idi. Ve O gönülden göğe uzanan has bahçede gül eken bir garip dervişti.

III
Her aydın insanın çektiği bir sıkıntı vardır; anlaşılamamak. Onlar okurlar, yazarlar, konuşurlar sürekli aksiyonerdirler. Ancak onca çabaya rağmen insanlar onları oldukları, söylemlerinde ifade ettikleri gibi değil bilakis kabul etmek istedikleri gibi anlarlar. Neden? Neden, aydın bütün mahcubiyetini mezara taşımaktadır, neden gül atan bir insan daha çıkmamaktadır bu meydana ve neden aydın yalnız yaşayıp yalnız ölmektedir bunca kalabalığa rağmen.

IV
Bir ‘aşık’ geçti bu şehrin sokaklarından, yol aradı Aşk’a ve Dost’a ve “Gariplerin Kitabı”ndan bir not düşüldü O’nun mürekkebi ile bu toprağa; “Bu bilgiyi arayarak elde edemezsin, ne var ki onu bulanlar ancak aramış olanlardır”. O yine aramaya koyuldu, bu kez “Şam çarşılarında Şems’i bir yitirip bir bulan” Mevlana’nın oğlu ve halefi Sultan Veled’in “Maarif”inden bir ifade yetişti mürekkebin son damlasında; Hiçbir şey aramadan bulunmaz, Dost bu kaideden müstesna O bulunmayınca aranmaz.” Bu noktada Aşık Dost’u bulmak için dost olmak, Aşkı bulmak için Aşk olmak gerektiğini anladı. Çünkü Suyun Şarkısı da bunu söylüyordu:

“Suyu arayan adam değil
Suyun aradığı adam ol sen de
Sen doğu olursan güneş sana gelecektir
Sen kuşluk olursan kuş sende ötecektir.”

V
Şefik Aşıkoğlu hocamızı 1987 yılında tanıdım, kelimenin tam anlamıyla tanıştım. O’nu tanımam, anlamam henüz mümkün olmadı, O hala bir ufuktur benim gözümde. Şefik hocamızı bir aydın insan olarak kabul ediyorum. Toplumun daima bir adım önünde ama toplumla içice, insanla barışık. Fakat O da diğerleriyle aynı kaderi paylaşmış bir aydındı; anlaşılamadı.

Yukarıda çizdiği aydın prototipinde olduğu gibi Şefik Aşıkoğlu da sürekli okudu, yazdı, konuştu, aksiyoner oldu. İlerlemiş yaşına, sağlığına bakmadan koşturdu, çabaladı. Kendisine öğrencilik nasip olmadı ama ’88 sonrası üniversiteli yıllarımın en güzel rehberi O idi.

Resmi üniversitemden öte bir “Görünmeyen Üniversite” tahsili için Mustafa ÖZKAN Hocamla başlayan sosyal-manevi boyutta ilk mektebim kendisinin İstanbul’a gidişi, Şefik Hocamızın da Çankırı’ya gelişiyle sınıf atlamış, orta öğrenime geçmiştir. Ve şuan O’nun da bizi terk etmesiyle manen , okulsuz, öğretmensiz, rehbersiz, altına sığınacağı köprüyü arayan bir ‘sokak çocuğu’ edasıyla lisemi arıyorum.

Birçok yazar ve fikir adamını O’ndan öğrendim; O döneminin fikir adamı Nuri Pakdil’den etkilenmiş, Necip Fazıl’ı adım adım izlemiş, Sezai Karakoç’u dakika dakika yaşamıştır. Erdem Beyazıt’ın izleri vardır üzerinde, Cemil Meriç de geçti O’nun sohbetlerinde. Klasikleri O’ndan öğrendik, ilk tasavvufi eser Kuşeyri Risalesi Kenbağı’ndaki evinde sunuldu bize. Yine bir sohbetinde Sultan Veled’in -Maarif”ini tavsiye etti ve bununla birlikte MEB’in bütün klasiklerini. Çankırı’da kaydadeğer kitapevinin bulunmadığı ‘80li yılların sonunda kitabı, kütüphaneyi biz Şefik Hocamızın evinde gördük ilk kez. MTTB’nin bültenlerini orada incelemiştik. Doğu ve batı bütün klasiklerini O’nun çatısı altındaydı yada O onların çatısı altında.

Farsça’ya merakını hissetmiştim, bu birazda Mevlana hayranlığından geliyordu zannederim. Mevlana’nın terennümlerine sahipti, aşktan bahsederdi, Mona Roza’nın telaffuzunu il O’ndan işitmiştim….

Sık sık hangi kitabı okuduğumuzu sorardı, dünyayı değiştiren büyük insanların hayat hikayelerini okumayı salık verirdi.

VI
O bir entelektüeldi, bütün sivil toplum kuruluşlarında yer alır, hiçbir sohbet davetini reddetmezdi. Yıllarca İLKSAV İlim Kültürü Sanat Vakfı’nın sohbetlerine iştirak etti, bu camianın insanlarının yetişmesinde önemli katkıları oldu. Vakfın birçok etkinliğinde de yer aldı. Hatta 1996 yılı Mevlid Kandilinde canlı yayınlanan radyo programında konuğumuz olmuştu.

O her şeyden öte kendisiydi. Görülmek istendiği gibi değil istediği gibi görünür, yaşardı. Kalın gözlüklerinin altında kitap yorgunu bir çift göz saklıydı. Daima dağınık, uçuşan saçlarının altında ise gayetle intizamlı bilgi birikimi vardı. Aksayan bacağı ve ağır yürüyüşüne rağmen çıktığı bütün yolların Menzil’i aynıydı.

Ve O bir babaydı. Oğluna ismi Tahanın Kitabı’ndan seçmişti. Ali O’nun efeliğinin, Osmanlı damarının bir ifadesiydi. Ya Şavkı. Şavkı, melankoli nazarıyla Şefik Hocamızın engin iç dünyasındaki sevdakar dalgalanmaların bir sütliman tecellisiydi sadece.

VII
Çankırı O’nunla çok şey kazanmıştı. Bir ifade koydu Şehre ve bir yanık yürek iliştirdi Şehrin son duvarına… Sonra yelelerinden tutuğu beyaz atıyla uçtu uzaklara. Aşk’a, Dost’a, Menzil’e.

Şefik Aşıkoğlu unutulmamalı, Şehirdeki izi yaşatılmalıdır. Bunun için kendisinin her birinin üzerinde ince ince emeği olduğu sivil toplum teşekkülleri çalışma başlatmalıdır. Kanımca ilk elden gerekli olan şey bir “Şefik Aşıkoğlu Araştırmaları Birimi” oluşturmaktır. Bu çatı altında O’nunla ilgili yazılar toplanmalı, yazdıkları, konuştukları derlenmeli, hayatı O’nun en sevdiği şey, kitaba geçirilmelidir, hepimiz üzerindeki hakkı budur bence.

Ve O’nu tekrar aramalıyız
Kimi zaman fildişi kulede
Kimi zaman münzevi tekkede
Ya da Şam çarşılarında
Gırnata saraylarında
Veya Menzil’e varan yolda.
O’nunla ama tek başına

“Bir ölümden sonraki
Öğle sıcağındaki sebil gibi
Gün gelecek su kıyısındaki
O türbe ışıyacaktır.”

Ocak 1998



1-Şiirler Sezai Karakoç, Hızırla Kırk Saat.
2-Bu yazı Diriliş Gülü adlı kitapta yayınlanmıştır. Kitap basım tarihi 05.08.1998
3-Resim Şefik Aşıkoğlu'nun MTTB de çekindiği resim, soldan üçüncü.

Ahmet GÜLŞEN

Recep Gülşen
Yönetici


Konya
76 Cevap
Gönderim - 27/12/2004 :  09:42:15       
  Bu gün özlemimiz bir kez daha tazelendi, depreşti...

7 yıl olmuş...

Bu zaman zarfında aramızdan ayrılan başka kıymetlerimiz de oldu. Önemli olan onların bize sunduğu ışığı kaybetmemek.

Allah (cc)'nün rahmeti, Peygamberimiz (as)'ın şefaati her daim üzerinize olsun Hocam!

Recep Gülşen  sayfa başına git

Recep Gülşen
Yönetici


Konya
76 Cevap
Gönderim - 28/12/2004 :  07:58:18       
  Gel Artık

Sen gittin ve aşk gitti,
Tutların tadı değişti damaklarda
Niçin, bilmiyorum, birden bire
Niçin kaçtın?
Sevgin bize yetmeyecek mi sandın
Sevgimiz sana..


Sen gittin,
Bir hüzün mevsimi geldi bahçelere
Kiraz dalları geç düşüyor
Vişneler boynu bükük
Elmalar kızarmaz oldu
Bülbüller uğramıyor artık
Birkaç şımarık, züppe
Koku züğürdü çiçekler hariç
Güllerin hali perişan
Biz perişan

Niçin bırakıp gittin
Bu gülistan sana yetmez miydi
Bize yetmez miydi

Ses yüklü bantların cezbesinden bana ne
Ses değil, söz değil, hayat kaynağım
Bir tatlı bakışın yeterdi
Bir tebessümün
Gel artık
Gel de bahçemin ölümünü gör.

Şefik Aşıkoğlu

Recep Gülşen  sayfa başına git

İbrahim AKYOL
Yetkili Üye


Çankırı
63 Cevap
Gönderim - 28/12/2004 :  13:00:10       
  Demek Şefik HOCA vefat edeli 7 yıl olmuş. Daha dündü sanki.
1990-1991 yıllarında İstanbul'da gazetecilik yapıyordum. Çalığştığım gazetenin kültür-sanat sayfası editörü idim. Oraya gelen çeşitli kültür-sanat dergilerini değerlendirme yazılarını yazardım. Kahramanmaraş'ın Andırı ilçesinde çıkan bir Andırın Postası vardı. Onun da İkindi Yazıları diye bir kültür-sanat eki vardı. Baktım bir dizi yazısı "100 Türk Büyükleri" diye. Şefik AŞIKOĞLU Hocayı tanıtıyordu. 1978 de tanımıştım kendisini. Uzun hikaye vesselam. Allah gani gani rahmet eylesin, mekanı Cennet-i Firdevs olsun.

 sayfa başına git

Aşıkoğlu Ali
Üye


Çankırı
1 Cevap
Gönderim - 05/01/2005 :  07:46:12     
  Bir evlat olarak, hayatını hizmete adamış bir dava adamının evladı olarak bu güzel kadirşinaslık örneği karşısında duygulandığımı ifade etmek istiyorum. Yalnızca evladı değil aynı zamanda talebesi de olduğum babamın hatırasına dair bir şeyler kaleme almak pek kolay değil benim için.
Gayretle, cefayla, sevgiliye aşkla dolu bir ömrün sonunda sadaka-i cariye olarak geride aynı ruhu, aynı sevdayı taşıyan talebeler, sevenler bırakmış olmak ne güzel bir hal. Miras olarak bize bırakılan meşaleyi layıkıyla taşımak kolay bir görev değil.

Bu noktada bundan 5 ay kadar önce yaşanmış bir anekdotu aktarmak isterim. Ben Nisan-Eylül 2004 tarihleri arasında askerlik görevimi ifa ettim, Edirne ili Uzunköprü ilçesinde. Uzunköprü 1983-1986 yılları arasında babamın İmam-Hatip Lisesinde görev yaptığı güzel bir şehir. Annem o dönem babamın hizmet koşusunda birlikte olduğu öğretmen arkadaşlarından birkaçının ismini vermişti ancak ben kendilerine ulaşacak bir yol bulamamıştım. Bir hafta sonu Sultan 2. Murat Han´ın hatırası Muradiye Camii bahçesinde, üzeri asmalarla gölgelenen havuzun kenarında bundan 18 sene önce babamla birlikte yaptığımız gibi oturmuş, düşüncelere dalmış haldeyken, yan bankta oturan 4 kişinin sohbetlerinden öğretmen oldukları ve İmam-Hatip Lisesinde görev yapanlar olduklarını anladım. Selam verdim, "Rahatsız ediyorum ama ben yabancıyım, acaba Sami Can hocamı tanıyormusunuz" diye sordum. İçlerinden şimdi ismini hatırlayamadığım bir hocam "Tanıyoruz ancak siz kimsiniz" dedi. Kendimi tanıttım ve şimdi bile beni farklı alemlere taşıyan bir tepki aldım. Hocam ismimi duyunca "Siz Şefik Aşıkoğlu Hocamın nesi oluyorsunuz" diye sordu. Rahmetli ile pek teşriki mesailerinin olmadığını, ancak sohbetlerinde hala kendisini, hatırasını andıklarını ifade etti. Vefatından haberdar idiler. Hep hayırla yad ediyorlardı. Seveni çoktu. Bu olay sonrasında o dönem talebelerinden Mehmet Tuna, meslektaşlarından Fikri Özçelikçi ve daha niceleri orada olduğumuzun haberini alanların yoğun ziyareti ile karşılaştım. Gösterdikleri ilgiyi, sevgiyi, rahmetli hocalarını anarken yaşadıklarını gözlemlediğim hissiyatı tarif kabil değil.
Hayatını, varını yoğunu davasına, insanlığa hizmete adamış bir insanın, aşkla ektiği tohumların zayi olmadığına bu vesile ile şahitlik bize nasip oldu.
Evladı olmakla onurlandığım, ancak bıraktığı emanetin hakkını verememek kaygısıyla ezildiğim babam, hocamız Şefik AŞIKOĞLU´nun hatırasına karşı göstermiş olduğunuz kadirşinaslıktan ötürü sizleri haddim olmayarak tebrik ediyorum. İnşallah hocamızın bıraktığı hizmeti daha ilerilere götürmek ve bu dünyayı terk ettiğimizde geride hayrımızı devam ettirecek nesiller bırakmak bizlere de nasip olsun.
Esselam.

Düzenleyen - Aşıkoğlu Ali on 05/01/2005 07:47:53

 sayfa başına git


Forumda görüş beyan etmek ve yorum yapmak için üye olmanız gerekmektedir.
Yer alan ifadeler kişisel olup, hiçbir kurum ve/veya kuruluş adına görüş bildirilmez, bildirilse dahi kişisel kabul edilir ve yer alan her görüş yazarını bağlar. Site grup, cemaat, klik  vs bir sınıflama olmaksızın herkese açık olduğu için LÜTFEN POLEMİKLERE GİRMEYİNİZ, sadece kamuya sunacağınız bilgi ve görüşleri bizlerle paylaşınız. Yazılara yapılacak tenkitler edebi ve bilimsel formlar ve bilimsel etik açısından uygun olmalıdır. Kişilik haklarını ihlal halinde, hukuka, ahlaka aykırı görüş beyan edildiği ve ticari reklam yapıldığı durumlarda yazının yayınına izin verilmez. Kitap,dergi tanıtımları ticari sayılmaz. Yazılarınızda yaptığınız alıntılar (iktibaslar) için açıkça kaynak gösteriniz.

Çankırı Araştırmaları sitesi'
nde yayınlanmakta olan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının yada telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin —kısa alıntı ve tanıtımlar dışında— herhangi bir biçimde basılmaması, yayınlanmaması, editörlerimizin ve üyelerimizin kaynak belirtmeden herhangi bir alıntıyı sitemizde yayınlamaması önemle rica olunur. Kaynak belirtilmeksizin sitemizde yayınlanan alıntılar ve görüşler yazarlarını bağlar.

Kalite Anlayışımız:
Lütfen bildirilerinizi yayınlamadan önce yazım kuralları ve içerik açısından kontrol ediniz. Mümkünse önce word belgesi olarak yazıp denetleyiniz. Sonra kopyala-yapıştır yöntemiyle buraya taşıyınız. Dilimize gereken özeni göstermeyen ve kurallara uymayan bildiriler silinecektir.

   



Ana Sayfam Yap Favorilerime Ekle       © Çankırı Araştırmaları Sitesi hatsanat site yönetim sayfa başına git