Çankırı Araştırmaları Sitesi | Forumlar  
Çankırı Araştırmaları Sitesi  
Çankırı Araştırmaları Sitesinin 2002-2005 dönemi arşiv kayıtlarıdır.
 Arama Forumlar  Yazılar  Resimler  İletişim  
          www.cansaati.org
   
 

 

 
 Tüm Forumlar
 Ahmet DEMİRÖZ [Köşe Yazıları]
 
Altın bilezik (2)
  Yazıcı Çıktısı /Yazıyı Bilgisayarına kaydet  

Yazan Önceki Konu Konu Sonraki Konu  
ademiroz
Yetkili Üye


istanbul
121 Cevap
Gönderim - 22/12/2004 :  20:42:28      
Altın bilezik (2)

Hoca Nasreddin bir gece yatsı namazına gitmek üzere evden çıkarken, karısına seslenir: Hanım, namazı kılıp geleceğim.
Tevekkül sahibi hanımı Hoca'yı, "Hocam inşaallah de" diye uyarınca, inadı tutar Hoca'nın: Ne inşallahı hanım, cami şurası gidip gelecez işte...
Hoca namazı kılar, eve doğru yönelince Timur'un askerleriyle karşılaşır.
"Hey molla, Konya ne tarafta" diye soran askerlere, Hoca eliyle işaret eder ama nafile.
"Yok" der askerler, "Öyle olmaz, düş önümüze götür bizi Konya'ya."
Hoca çaresiz askerlere kılavuzluk eder ve iki günlük yürüyüşle Konya'ya varırlar. İki gün de dönüş dört gün.
Hoca kapıyı çalar. İçeriden hanımı seslenir: Kim o.
Hoca bağırır: Benim inşaallah.
Bu defa hanımı diklenir Hoca'ya: Hoca, sensen sensindir, niye İnşaallah diyorsun?
Hoca'nın verdiği cevap ilginçtir: Hanım, bir inşaallah demedim. Dört günde eve ancak dönebildim. Neme lazım, benimdir inşaallah...
++++
Biz de, yarına çıkacağımız garanti gibi bir halt ettik. Hikayemizin devamını bir hafta sonra yazacağımızı söyledik ama kalbimizden bile inşaallah demeyi geçirmedik. Sitedeki teknik çalışmalar yüzünden de dediğimiz gün yazının devamını giremedik. Bu da bize bir ders olsun.
Hikayemizin ilk bölümünde, baba mesleğini zirveye taşıyan, müteşebbislik ruhuna sahip cesur bir insanı tanıtmıştık. Küçücük bir aşçı dükkanından başlayan iş hayatı, yüzlerce işçiye ekmek kapısı olan bir yemek fabrikası patronluğuna ulaşmıştı.
Birinci bölümü okuyan ve yorum yazan dostlarımıza da teşekkür ederek ikinci bölümü aktarıyorum inşaallah.

++++++

Her şey yolunda gidiyordu, gerek yemeklerin üretildiği fabrikada gerekse servis yapılan yerlerde.
İhaleyi kazandığı fabrikanın işçileri de, yöneticileri de, yemeklerden çok memnundu. Methiyeler yağdırıyorlardı, lezzete ve kaliteye.
Ama çok sürmedi ve o uğursuz gece geldi çattı.
Gece vardiyası nöbeti devralmış servis için hazırlanıyordu. Salata bar özenle hazırlanmış, ekmekler dilimlenmiş, tabak, çatal, kaşık ve bıçaklar yerli yerine konmuştu. Yemekler de sıcak sıcak servise hazır bekliyordu.
Bulaşık işlerine bakan genç, bardakları durulamak üzereydi ki telefonu çaldı. Arayan arkadaşıydı. Başladı sohbete. Uzadıkça uzayan sohbet, gece şefinin öfkesiyle son buldu: Bardaklar nerede? Herkes yemekhaneye geldi. Sen ne yapıyorsun burada?
Alel acele makineden çıkardı bardakları, tabi tam olarak durulanmadan. Tepsilere konan köpüklü bardaklar servise sunuldu. Şef, bulaşıkçı gence, bu ihmalinin hesabını idare tarafından sorulacağını söyledi ama henüz gece bitmemişti.
Aradan yarım saat geçmişti ki, kapıdan ellerinde dosyalarla üç kişi girdi. Şefle görüşmek istediklerini söylediler. Kalite belgesi veren şirketin müfettişleriydi ve denetime gelmişlerdi. Denetim sonunda deterjan köpüklü bardaklarla servis yapıldığı da rapor edildi.
Bulaşıkçı genç ertesi günü işten çıkarıldı ama bu olay müessese için de sonun başlangıcıydı. Birkaç gün içinde kalite belgesini veren şirketten yazı geldi. Denetimde, insan sağlığını ciddi şekilde tehdit eden uygulamanın tesbitinden dolayı, belge iptal olmuştu.
Arkası çorap söküğü gibi geldi. Kalite belgesi olmayınca fabrika da 5 bin kişilik yemek anlaşmasını iptal etti. Ardından tesislerin inşaası sırasında kredi veren bankalar devreye girdi. Vadesinde ödenmeyen kredi taksitleri için haciz işlemleri birbirini izledi. Hesaplar alt üst olmuştu. Artık fabrika da onun değildi. Kısacası sıfırı tüketmişti.
Baba yadigari küçük lokantasının kilidini açıp yeniden kolları sıvadığında, kalite belgesi veren şirketin “Personel profesyonel değil, sorun çıkarabilir” sözleri geldi aklına, Tabii kendi cevabı da...
“Olsun” dedi. Zaten onun kazandıklarının temeli bu küçük lokanta ve kolundaki altın bilezik değil miydi? 'Yine kazanırım' diye düşündü ve kolları sıvadı; daha güzel yarınlar için.

Düzenleyen - ademiroz on 22/12/2004 20:47:26

Düzenleyen - ademiroz on 22/12/2004 22:13:42

imge
Yetkili Üye


ankara
31 Cevap
Gönderim - 27/05/2005 :  13:29:05       
  Sayın Demiröz
Hikayeniz ülkemizde mesleki eğitimin önemini vurgulaması açısından çok mesaj veriyor. Umarım bu mesajı alması gerekenler almıştır.  sayfa başına git
ademiroz
Yetkili Üye


istanbul
121 Cevap
Gönderim - 27/05/2005 :  14:11:26       
  Sayın Şaşmaz
Beş ay önce bu hikayeyi kaleme alıp siteye aktardığımda, sizin de söylediğiniz gibi bazı mesajları okuyanlara vereceğine inanıyordum.
Ancak geride kalan sürede hikaye ile ilgili hiç yorum gelmeyince karamsarlığa kapılmıştım.
Yorumunuz bana moral verdi, teşekkür ederim.

 sayfa başına git

imge
Yetkili Üye


ankara
31 Cevap
Gönderim - 30/05/2005 :  11:28:39       
  Sayın Demiröz,
Lütfen böyle güzel hikayelere devam ediniz.Çünkü hepimizin onlara ihtiyacı var. Özellikle gençlerin.....
Saygılar,  sayfa başına git
ademiroz
Yetkili Üye


istanbul
121 Cevap
Gönderim - 30/05/2005 :  21:38:08       
  Sayın Şaşmaz
Teveccühünüz için tekrar teşekkürler. Zaman buldukça kaleme aldığım öyküleri sizlerle paylaşacağım.

 sayfa başına git

mevlutacaroglu
Yetkili Üye


Diyarbakır
44 Cevap
Gönderim - 30/06/2005 :  18:47:15       
  Sayın DEMİRÖZ,
Hikayenizi okudum ve keyif aldım.Elinize sağlık.
Yeni hikayelerinizi sabırsızlıkla bekliyorum.Çalışmalarınızda başarılar dilerim.


Mevlüt ACAROĞLU

burak  sayfa başına git


Forumda görüş beyan etmek ve yorum yapmak için üye olmanız gerekmektedir.
Yer alan ifadeler kişisel olup, hiçbir kurum ve/veya kuruluş adına görüş bildirilmez, bildirilse dahi kişisel kabul edilir ve yer alan her görüş yazarını bağlar. Site grup, cemaat, klik  vs bir sınıflama olmaksızın herkese açık olduğu için LÜTFEN POLEMİKLERE GİRMEYİNİZ, sadece kamuya sunacağınız bilgi ve görüşleri bizlerle paylaşınız. Yazılara yapılacak tenkitler edebi ve bilimsel formlar ve bilimsel etik açısından uygun olmalıdır. Kişilik haklarını ihlal halinde, hukuka, ahlaka aykırı görüş beyan edildiği ve ticari reklam yapıldığı durumlarda yazının yayınına izin verilmez. Kitap,dergi tanıtımları ticari sayılmaz. Yazılarınızda yaptığınız alıntılar (iktibaslar) için açıkça kaynak gösteriniz.

Çankırı Araştırmaları sitesi'
nde yayınlanmakta olan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının yada telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin —kısa alıntı ve tanıtımlar dışında— herhangi bir biçimde basılmaması, yayınlanmaması, editörlerimizin ve üyelerimizin kaynak belirtmeden herhangi bir alıntıyı sitemizde yayınlamaması önemle rica olunur. Kaynak belirtilmeksizin sitemizde yayınlanan alıntılar ve görüşler yazarlarını bağlar.

Kalite Anlayışımız:
Lütfen bildirilerinizi yayınlamadan önce yazım kuralları ve içerik açısından kontrol ediniz. Mümkünse önce word belgesi olarak yazıp denetleyiniz. Sonra kopyala-yapıştır yöntemiyle buraya taşıyınız. Dilimize gereken özeni göstermeyen ve kurallara uymayan bildiriler silinecektir.

   


-2147467259|Operation must use an updateable query.
Ana Sayfam Yap Favorilerime Ekle       © Çankırı Araştırmaları Sitesi hatsanat site yönetim sayfa başına git