Çankırı Araştırmaları Sitesi | Forumlar  
Çankırı Araştırmaları Sitesi  
Çankırı Araştırmaları Sitesinin 2002-2005 dönemi arşiv kayıtlarıdır.
 Arama Forumlar  Yazılar  Resimler  İletişim  
          www.cansaati.org
   
 

 

 
 Tüm Forumlar
 Ahmet GÜLŞEN [Köşe Yazıları]
 
Çankırı’da Mevlevilik
  Yazıcı Çıktısı /Yazıyı Bilgisayarına kaydet  

Yazan Önceki Konu Konu Sonraki Konu  
Ahmet GÜLŞEN
Yönetici


Kayseri
642 Cevap
Gönderim - 13/04/2004 :  16:55:51        
Çankırı’da Mevlevilik Geleneği
Çankırı’da tasavvufi hayatın izlerini takip ediyoruz.


Çankırı araştırmacılarının önemli kalemlerinden biri Ahmet Talat Onay eserinde Çankırı’nın neredeyse bin yıllık yerleşim alanı olma vasfından ziyade Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde belirginleşen bir yaşam biçimi ve anlayışının bu Şehrin insanının üzerindeki tezahürlerinin incelenmesinin önemine dikkat çekmiştir.

Selçuklu ve Osmanlı toplumunda hayatı biçimleyen müesseselerden biri de tasavvufi gelenektir. Bir sivil toplum teşekkülü gibi devletten bağımsız ama onu tamamlayıcı, halkın içinde ama onu yönlendirici bir vasıf taşıyan bu müesseseler Osmanlı coğrafyasının hemen hemen her yerleşim alanında tekke, dergah, hanikah vs. isimlerle yer almıştır, görev icra etmiştir.

1800’lü yılların Çankırı Salnamelerinde şehrin genel tanımlaması yapılırken şu ifade yer alır: “….Dârü’l hadis nam-ı diğer Taşmescid ve derûnunda Tarikat-ı Aliye-i Mevleviyeden Şeyh Cemalettin Hazretleri medfun olduğu gibi ittisalinde Mevlevi dergahı şerifi ile hüceratı müteaddideyi hâvi daire-i mahsusa bulunur…” 1896 (1314) Salnamesi” Buradan anlaşılması gereken şehirde bir dönem ikamet etmiş ve eserler bırakmış Cemalettin Ferruh’un Mevlevi geleneğin temsilcisi olmasıdır. 1242 yılında Çankırı’ya Darul Hadisi inşa eden Cemalettin Ferruh Mevlana Hazretlerinin sıcak dokunuşlarını Şehrimize ilk ulaştıran kişi olma özelliği ile tarihimizde önem arz eder.

Şeyh Cemalettin bugünkü Taşmescidin bulunduğu yere bir Darul Hadis ve Şifaiye inşa ettirmiştir. Dini ilimler, tıp ve tasavvufi eğitimlerin tümünün bir arada verildiği bu kompleks bugün için mevcut değildir. Şeyh Cemalettin’in vefatını müteakip ise şuan ayakta kalan tek bina; Taşmescid (binası) kendisine türbe olarak inşa edilmiştir. Yukarıda resimde görülen bina tekke ve zaviyelerin kapatılmasına kadar faaliyet göstermiş Mevlevi Semahanesidir.

Çankırı’nın 1930’larının fotoğrafını kitabına yansıtan Ahmet Talat’ın ifadelerine göre Şehrin insanı mütedeyyin ama bağnaz olmayan bir halktır. Ahmet Talat Çankırı Şairleri adlı kitabında yer verdiği şairlerin sosyal hayattaki konumlarına da dikkat çekmiştir. Sözkonusu eserden öğrendiğimize göre Çankırı şairlerinin bir kısmı, özellikle eğitimli ve sanatlı şiir yazanlar Mevlevi meşreptir. Ümmi olup, ozan niteliğinde şiir yazanlar ise genelde Bektaşiliğe tevessül etmişlerdir.

Çankırı Şairlerinden iki önemli isim var Mevlevilik geleneği içinde yer alan ve bu alanda eserler kazandıran: Kemal Ahmet ve Ahmet Mecbur Efendi.

Mevlevilik, tesirini hazreti Mevlana ve dolayısıyla Mesnevi’den aldığı için genelde şairler arasında revaç bulmuş yada başka bir bakışla, müntesipleri hep şiire meyletmişlerdir. Ahmet Mecbur Efendi kuvvetli bir şairdir. 1853-1919 yılları arasında yaşan Mecbur Efendi Çankırı’da döneminin en güzel aruz vezninde şiirlerini yazan ve divanı olan şairidir. Derin ilmi, kuvvetli şiiri ve zarif yapısı ile Mecbur Efendi Konya Mevlevihane’si tarafından Çankırı Mevlevihanlığına getirilmiştir. Çankırı Ertuğrul Mektebinde muallimlik yapan ve il maarif vekaletinde de yer alan Ahmet Mecburun şiirleri günümüze kadar gelebilmiştir.

Kemal Ahmet de Çankırı Mevlevi geleneğinde yetişmiş ve Çankırı Araştırmalarında ilk kaynak sayılacak eserlere imza atmış bir kişidir. Ahmet Talat’ın ifadesi ile “musikiye aşina ve tam manası ile fünûni şetta alimidir. Kuvvetli bir alim ve Hazreti Mevlana’ya muhabbeti hasabiyle Mevlana muhibbidir.” Ahmet Talat’ın asıl dikkatini çeken noktayı şöyle yazıyor; “yeni bir fikir, yeni bir mevzu kendisini oyuncak bulmuş gibi sevindirir. Bu hal sohbetlerinde, yazılarında da müşahede edilir. Çok haluk ve mahviyet peretstir. Bu hususta irsin, Mevlana’ya intisabın tesiri şüphesizdir.” Aslen hukukçu, devlet adamı ve tüm bunlar üzerinde şair, edip, Mevlevi bir kişi: Kemal Ahmet

Çankırı Şairlerinden Ali Dehri ise Mevlevi Şeyhi Hasip Dede Efendi’den ders almış bir değerli kalemdir.

Son olarak önemli bir isim daha zikretmenin gerekliliğine inanıyorum. Mevlevi Şeyhi Nuri Dede Efendi. Nuri Dede Efendi'nin 1899 tarihli ve 1903 tarihli Salnamelerde Maarif ve Evkaf Komisyonlarında görev aldığı tespit edimektedir. Aynen Mecbur Efendi gibi.

Sonuç olarak diyebiliriz ki imparatorluğun dağılma, Cumhuriyetin kurulma yıllarında küçük bir Anadolu sancağı olan Çankırı’da Şehrin ilim ve irfan olarak gelişmesinde Mevlevilik önemli bir rol üstlenmiştir. Yukarıda da belirttiğimiz gibi şehirlerde ve eğitimli insanlar arasında revaç bulan Mevlevilik Çankırı’da edip, bilge, zarif, diğergam, güçlü kalemler, yetenekli eğitimciler yetiştirmiş, devlet erkanı içinde müntesipleri ile yer almış velhasıl şehir hayatının ayrılmaz bir parçası olmuştur.

Burada verilen bilgiler ve sunuş tarzı bilimsel bir araştırma kaygısı güdülmeden hazırlanmış olup, amacımız sadece 1850-1925 arası dönemde Çankırı’da Mevlevilik geleneğinin ne boyutlarda olduğunun konu hakkında mütehassıs olanlarca araştırılmasının elzem olduğunun vurgulanmasıdır.

Konu hakkında kısa anekdotlar şeklinde de olsa bilgi paylaşımı yaparak dönem hakkında veri ve kanıt toplamak istiyoruz. Sizler de bilgi ve izlenimlerinizi bizimle paylaşınız.

Konya Belediyesi Tarafından hazırlanan Mevlevihaneleri gösterir harita Tıklayınız

Ahmet GÜLŞEN

Ahmet GÜLŞEN
Yönetici


Kayseri
642 Cevap
Gönderim - 21/07/2004 :  12:34:13         
  Çankırı’da tasavvufi hayatın izlerini takip ediyoruz.

İlk baskısı 1949 yılında ikincisi 2002 yılında yapılan, 1880 doğumlu Ahmet Kemal Üçok’un “Çankırı Coğrafyası” kitabını ilk kez dün gördüm. Kitap, Çankırı kültürü alanında faaliyetleri ile tanıdığımız Çankırı Eski Milletvekillerinden sayın Hakkı Duran’nın gayretleri ile yeniden gün yüzüne çıkan bir eserdir. Sağolsunlar kendileri bir adet kitabı bize de gönderme nezaketinde bulundular.

Kitabın yeni baskısı alanında uzman Prof. Dr. Ali BİRİNCİ’nin editörlüğünde hazırlanmıştır. Sayın Duran ve Prof Birinci’nin takdimleri ile başlayan kitapta yine Prof. Ali Birinci’nin “Ahmet Kemal Üçok: Çankırı’lı meçhul bir şahsiyetin hikayesi” başlıklı uzunca bir giriş yazısı yer almaktadır. Bu yazıda Osmanlının yetiştirdiği, Cumhuriyet döneminin bir aydını olan kitabın yazarı Ahmet Kemal’in hayatına dair notlar ve değerlendirmeler bulunmaktadır.

Konumuz Çankırı’da tasavvufi gelenek. Kitapta Prof. Ali Birinci’nin “Ahmet Kemal Üçok: Çankırı’lı meçhul bir şahsiyetin hikayesi” başlıklı yazsında yaptığı bazı tespitler dikkatimi çekti, buradan dönemin tasavvufi hayatı hakkında bazı ip uçları yakaladım.

Prof. Birinci’nin “Mevlevi dervişi, mütevazi fikir ve kanatlarında sebatkâr ve neşeli veya neşve dolu meçhul bir şahsiyet” olarak tasvir ettiği Ahmet Kemal Üçok aynı zamanda keskin bir zeka ve hafızaya da sahip aydın bir insandı. Kitapta Ahmet Kemal’ın hiç unutmadığı bir olay anlatılmaktadır. Bu olay kurtuluş savaşında tasavvuf erbabının ve özellikle Mevlevilerin ülke kurtuluşuna ne denli destek verdiğinin, asker- millet – derviş nasıl iç içe yaşadıklarını göstermektedir.

alıntı:
O Tarihte Çankırı’da mevcut tekkelerde ne kadar sancak varsa çıkartılmış, dervişler kudüm çalarak ahalisinin önünde gidiyordu. Nihayet askerle kavuşuldu. En önde tabur sancağı sancağı, iki tarafında sancak muhafızları vardı. Sancak muhafızları şimdiki gibi süngülü olmayıp, askerin en uzun boylularından seçilmiş siyah, çember sakallı, önlerinde siyah meşin önlük, ellerinde birer balta bulunan iki baltacı nefer idi, pek heybetli görünüyorlardı.

Merhum Mecbur Efendi uzun bir dua okudu. Sonradan öğrendiğime göre bu hadise 1885 senesinde Yunanistan hududunda tahşit olunan ve sonra harp edilmeksizin terhis edilen rediflerin avdetinden ibaretmiş”


Buradan anlaşıldığına göre Çankırı’da Mevleviler başta olmak üzere tüm tasavvuf erbabı, muhibbi halkın önünde, askerin yanında yer almaktadır.

İkinci husus da Ahmet Kemal’in “Mevlevi Kütüğü” adını taşıyan basılmamış bir eserinin mevcudiyetidir. Bu eser Süleymaniye Kütüphanesinde Süheyl Ünver’in Defteri (Nu 221) içinde yer almaktadır. Eser İstanbul Mevlevihaneleri hakkında bilgi ihtiva etmektedir.

Ahmet Kemal, genç yaşta İstanbul’da Yenikapı Mevlevihanesinde tarikata intisap etmiş ve burada Semâzen başı olarak hizmet etmiştir. Ankara’da bulunduğu esnada ise Ankara Mevlevihanesine devam etmiştir. Döneminde Çankırı Mevlevihanesinin de önemli isimlerindendir.

Okuyan Adam yayınları arasında çıkan “Çankırı Coğrafyası” kitabının içinde ayrıca Mevlevihanenin resmi de mevcuttur.

Çankırı’lılık kültürü gerçekten araştırılması ve hayata dair değerli ip uçlarının ortaya konması gerekmektedir.

Ahmet GÜLŞEN  sayfa başına git

ferruhtoruk
Okur


Ankara
12 Cevap
Gönderim - 16/02/2005 :  12:39:24       
  Sayın Ahmet Bey, Çankırı da Tasavvuf hayatının izlerini takip ettiren Mevlevilik ve Mevlevihane hakkında verdiğiniz bilgilerin bir kısmının yanlış olduğunu düşünüyorum. Taş mescit olarak ifadelendirilen yapı Giyasettin Keyhüsrevin lalalarından ve atabeylerinden Abdullah oğlu Cemaleddin Ferruh' un türbesi değildir. Bu bina 1242 de portal üzerindeki kitabesinde de anlaşılacağı üzere inşa edilmiş bir darül hadis dir. yapının alt kat kripta bölümünde yer alan açık katidler arasında ortada olan sandukanın Ferruh bin Abdullah a ait olabileceğini düşünebiliriz. Ayrıca bugün namaz kılınan bir mescit konumuna getirilen üst kat sol eyvan içerisinde üzeri yeşil örtülü sanduka da Cemalettin Ferruh u sembolik olarak ifade eden bir sandukadır. Bu sembolik ifade o birimin altında kripta (esas mezar odası) olduğuna işaret etmektedir. Yapıya bağlı darüşşifa ise 1235 yılında yine aynı şahsiyet tarafından inşa edilmiştir. Bu kişi aynı zamanda Amasya Burmalı Minare Caminin ve Sivas da yer alan İzzettin Keykavus Darüşşisının da mütevellisidir. Ayrıca Atabey Cemalettin Ferruh hakkında en geniş bilgi İbn Bibi nin Seyahatnamesinde yer alan Alaeddin Keykubad Dönemi olaylarını içeren bölüm ile Eflaki' nin Ariflerin Menkibeleri (günümüz Türkçesine Tahsin Yazıcı tarafından çevrilmiş ve MEB tarafından yayaınlanmıştır) Bugün yeri boş arazi konumundadır. Bahsettiğiniz mevlevihanenin ilk kullanımının Candarlı beylerinden Kasım bey (Çankırı da ve Kalecikte vakıfları vardır) dönemine raslayabileceğini şimdilik söyleyebilirim. Bu varsayımı bilimsel disiplin altına sokmak için çalışmalarım devam etmektedir.Bu nedenle kesin ifade kullanamıyorum. Kasım Bey ile ilgili elde edeceğim sonuçların bu konuya açıklık kazandıracağını düşünüyorum. Mevlevihane hakkında Yüksek Öğrenim Kurumu Dokumantasyon Dairesin Başk lığında yer alan Konya Mevlevihane Müzesinde yer alan Çankırı Mevlevihanesi hk belgeler başlığı altında hazırlanmış olabileceğini düşündüğüm master tezi mevcuttur. Bu teze bakarsanız sevinirim. Bu tip yazılarınızı devam ettirmek dileğiyle. elinize sağlık.

 sayfa başına git

Ahmet GÜLŞEN
Yönetici


Kayseri
642 Cevap
Gönderim - 16/02/2005 :  12:47:06         
  Bir kaynak:

TC Selçuk Ünv.
Sosyal Bilimler Ens.
Tarih Ana bilim Dalı
Yakınçağ Tarihi Bilimi Dalı

Çankırı Mevlevihanesi
(Konya Mevlana Müzesi Arşivi'nde 69, 70 nolu Zarflardaki Belgelere Göre)

Yüksek lisans tezi

Danışman Yrd. Doç. Yusuf KÜÇÜKDAĞ

Hazırlayan: Feridun ATA

Konya 1995


Sayın Recep Gülşen'in değerlendirmeleri
ÇANKIRI MEVLEVİHANESİ

Kültürümüzde İslam Tasavvufunun, bu bağlamda da tarikatların çok önemli yeri vardır. İslam Tasavvufunun değişik zaman ve zeminlerde ortaya çıkardığı kurumlardan biri de Mevlevilik’tir. Tarikatlar ve özellikle de Mevlevilik, Türk Kültür ve Medeniyetinin kökleşmesinde, gelişmesinde ve yayılmasında zaman ve mekanlar ötesi vazifeler yüklenmiştir. Yüzyıllar boyunca Anadolu’da olduğu gibi Uzakdoğu’dan Balkanlara kadar hizmetlerini ve İslam’ın çağrısını ulaştıran Mevlevi dergahlarından biri de 20.yy. başlarına kadar Çankırı’da hizmet vermiştir.

Elimizde “Çankırı Mevlevihanesi” adıyla yüksek lisans tezi olarak bulunan bir çalışma hem kültür ve medeniyetimizin orijinal kurumları olan Mevlevihaneler, hem de Çankırı ve Taşmescit tarihi hakkında önemli bilgiler sunuyor. Önemli arşiv belgelerinin de yer aldığı çalışma Çankırı Mevlevihanesinin 20.yy. başlarında Mustafa Nuri Dede ve Hasip Dede dönemini ele almıştır. Çalışmadan kısa bir bölüm:

“Çankırı Mevlevihanesi üzerinde çalışırken bir hususu dile getirmeliyiz ki, bugün sadece Taşmescit diye anılan ve Dar-ul’hadis olarak yapıldığı anlaşılan kısım ayaktadır. Bu mevcut yapı, merdivenleri ve kapısı Türk-Selçuklu taş işçiliğinin nefis örnekleri arasındadır. Duvarları Selçuklu mimarisinin karakteristik özelliklerini taşıyan kesme taştandır. Taşmescit adıyla da anılan binanın kuzey cihetinde mukarnas süslü, iki tarafı merdivenle çıkılan kapısında orijinal bir kitabe mevcuttur. Bina altta kül rengi, beyaz rengi, beyaz kesme taşlardan itinalı bir şekilde yanındaki kayalığın yamacına inşa edilmiştir. Selçuk profilleriyle çevrelenmiş, stalaktitli bir niş içinde esas kapı görünür. Bunun altında basamakların teşkil ettiği üçgenin ortasında ve üst kapı aksına gelen basık kemerli küçük kapı, mumyalık kısmının girişidir.”

Çalışmada bugün mevcut olmayan Mevlevihaneye ait 1/200 ölçekli orijinal bir plan vardır.

Şekil: Taşmescid kesit görünümü

Şekil: Taşmescid genel plan

“Plan, Mevlevihaneyi hem bütün hem de teferruat olarak göstermektedir. Bugünkü Taşmescid’in sol tarafından genişçe bir giriş kısmı olan Mevlevihane ortada bir şadırvanı, sağlı sollu karşılıklı ikişer katlı yapılardan oluştuğu görülmektedir. Bunlardan sağ tarafta olanı dervişan hücreleri, altında ahır, sol tarafında ise haremlik ve ziyaretçi odaları olarak yapıldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca Mevlevihanelerin temel birimlerinden birisi olan aşevi de mevcuttur. Planda sekizgen planlı bir semahane de görülmektedir.

Bugün Taşmescid diye anılan binanın aynı zamanda Dar-ul’hadis olduğu yukarıda zikredildi. İşte bu bina Şeyh Cemaleddin Hazretlerinin zaviyesi olmakla beraber medrese fonksiyonunu da icra ettiği anlaşılmaktadır. Çünkü XVIII. yy.’dan itibaren Mevlevihanelerde medreselerin de bulunduğu bilinmektedir. Nitekim bu konuda KÜÇÜKDAĞ da Konya Piri Mehmet Paşa Zaviyesi bünyesinde Mehmet Paşa adlı bir medresenin olduğunu tespit etmiştir. Aynı şekilde Çankırı Mevlevihanesi’nde de mütevellilerine medresede eğitim-öğretim yaptıkları takdirde tevliyet hakkı verilmiştir. Hatta 10 Ramazan 1257’de (M.26 Ekim 1841) tedrisat yapmaları şartıyla tevliyet hakkı es-Seyyid Mehmed Efendi ve es-Seyyid Mustafa ve es-Seyyid el-Hac Mehmed Efendi’ye veriliyor. Buradaki mütevellilerin normal vatandaş olmayıp, ilim erbabı oldukları vakfedenin şartından anlaşılmaktadır. Bu bilgilerden Çankırı Mevlevihanesi’nin tarihi vetire içerisinde muhtelif dallarda topluma hizmet ettiği anlaşılmaktadır.”
Çankırı’da tasavvufi hayat ve 19. yy. Çankırı’sıyla ilgili önemli bilgiler sunan bu çalışma, sayın Ahmet Gülşen’in de ifade ettiği gibi acilen kitapçı raflarında ve şahsi kütüphanelerde yerini almalı. Hatta yukarıda bir kısmının fotografı verilen Mevlevihanenin aslına uygun olarak yeniden inşa edilerek Kültür-Sanat Merkezi haline getirilmesi, geçmişle bugün arasında bir tarih köprüsü olacaktır. Böyle bir kültür-sanat merkezinin (Çankırı’da eksikliğini ziyadesiyle hissettiğim) kültür sanat hayatımıza çok önemli katkısının olacağı muhakkaktır. Mevcut 100. Yıl Kültür Merkezi’ne ilaveten Çankırı Evi (ya da Yaren Evi)’nin yeniden düzenlenerek hizmete sunulması önemli bir katkı olmuştur. Bunlarla birlikte kütüphanesiyle, müzesiyle, klasik sanatlar eğitim merkeziyle komple hizmet verecek bir Kültür-Sanat Merkezi Çankırı’nın hayat damarlarını yeniden ihya edecektir.

Ahmet GÜLŞEN  sayfa başına git

korkmazC
Yorumcu


İstanbul
30 Cevap
Gönderim - 22/11/2005 :  14:54:05     
  Resimi ilk kez görüyorum fakat ben bu söz konusu edilen resimdeki binanın veya medresenin milli şef zamanında yıktırıldığı şeklinde duyumlar almıştım bu doğrumudur ?Yanılıyor olabilirimde bu bina eski olduğundanmı yıkıldı yoksa yıktırıldımı merakımı mucib olan budur.Çünkü taşmescit sapasağlam ayaktada niye o bina yıkıldı?

CaK  sayfa başına git

Ahmet GÜLŞEN
Yönetici


Kayseri
642 Cevap
Gönderim - 06/12/2005 :  13:34:22         
  Her yıl geleneksel olarak 10-17 Aralık tarihleri arasında “Mevlana’yı Anma ve Vuslat Yıldönümü Törenleri” düzenleniyor KOnya'da. Bu anma dönemi içinde "Çankırı'da Mevlevilik Geleneği" başlıklı bir dizi program yapılması memleketimize çok faydalar sağlayacağına inanıyorum.

Kültürümüze, değerlerimize hassasiyet gösteren kurumları acilen çalışmaya davet ediyorum. Yukarıda başlangıç bilgileri bulunmaktadır.

Ahmet GÜLŞEN  sayfa başına git

Recep Gülşen
Yönetici


Konya
76 Cevap
Gönderim - 06/12/2005 :  17:56:13       
  Kültürümüzün temellerini Anadolu topraklarına nakış nakış işleyen önderlerin büyük bir kısmı mutasavvıf kişilerdi. Bunların çoğunluğu Hoca Ahmed Yesevi'nin işaretleri ve teşvikiyle memleketimize gelip bu toprakları ANADOLU haline getirmişlerdir. Yeni yapılan bir camiye Hoca Ahmed Yesevi isminin verilmesi bu bakımdan bir vefa göstergesiydi.

Şimdi bir başka vefa borcumuz da Mevlana Celaleddin'e... Bu gün Taşmescid olarak bildiğimiz yer aslında mevlevi dergahı ve darulhadis kısmını da ihtiva eden bir eğitim ve kültür merkezidir. Anadolu'yu ANADOLU yapan değerlerden, önemli bir değer de mevlevilik olduğuna göre, Çankırı'da mevlevilik konusunda bir çalışma yapmak öncelikle tüzüğünde kültür ve tarih konuları bulunan dernek ve vakıflara düşüyor. Neler yapılabilir? Çok şey yapılabilir tabi ki, ama ilk olarak bir sempozyum ya da en azından bir konferans yapmak uygun olur kanaatindeyim. Böylece geçmişle aramıza güzel bir köprü kurulacaktır.

Bu köprüyü kurmak ve vefa borcunu ifa etmek sivil kuruluş olarak kültür ve sanat derneklerinin olmalıdır. Burada aklıma ilk gelen Çankırı Çevre ve Kültür Derneği oldu. Çankırı Araştırmaları Merkezi de tabii ki bu konuyu direkt ilgi alanı içerisine almalı diye düşünüyorum.

Recep Gülşen  sayfa başına git

Semra ZORLUER
Okur


istanbul
19 Cevap
Gönderim - 06/12/2005 :  20:00:16       
  Sayın Ahmet Bey
Böyle güzel bir konuyu işlediginiz için teşekkür ederim.Ayrıca www.semazen.net teki çalışmaları bilgilerinize sunarım.

semra zorluer  sayfa başına git

Recep Gülşen
Yönetici


Konya
76 Cevap
Gönderim - 10/12/2005 :  12:45:15       
  'Mevlevi Sema Ayini', UNESCO nezdinde dünya kültür mirası olarak kabul edildi. Sıra 2007 yılının Hz. Mevlana yılı ilan edilmesinde...


Merkezi Fransa'nın Başkenti Paris'te bulunan BM Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü UNESCO'nun "Somut Olmayan Sözlü Baş Eserleri Ödülü"nü alan ülkeler arasında Türkiye de var. 'Mevlevi Sema Ayini', UNESCO nezdinde kültür mirası olarak kabul edildi. Paris'teki UNESCO merkezinde düzenlenen törende, UNESCO Genel Direktörü Koichiro Matsuura tarafından ödüle layık görülen eserlerin beratları kazanan ülkelerin yetkililerine teslim edildi.

UNESCO, "Mevlevi Sema Ayini"ni kültürel mirasların korunması amacıyla "İnsanlığın Somut Olmayan Baş Eserleri Listesi"ne dahil etti.

Paris'teki UNESCO merkezinde düzenlenen törende, daha evvel UNESCO'ya kültür mirası olarak korunma altına alınması amacıyla ülkelerin teslim ettikleri eserlerin dosyaları, örgütün yetkili kurulları tarafından incelendi. Kurullar, koruma altına alınmasını uygun gördükleri "Somut Olmayan Sözlü Eserleri" belirleyip tüm ülke temsilcilerinin hazır bulunduğu törende açıkladılar.

Türkiye tarafından UNESCO'ya teslim edilen 2 dosyadan birisi olan "Mevlevi Sema Ayini" koruma altına alınmaya layık bulunurken, diğer dosya olan "Nevruz"un listeye dahil edilmediği öğrenildi. UNESCO Genel Direktörü Koichiro Matsuura, kültürel mirasın korunması amacıyla inceleme altına alınan eserler arasında listeye giren yapıtların beratlarını düzenlenen törenle ülke yetkililerine verdi.

Türkiye'nin UNESCO Daimi Temsilcisi Büyükelçi Numan Hazar'ın bir başka toplantı dolayısıyla Paris dışında bulunmasından dolayı, Türkiye'nin ödülünü, Müsteşar Esra Cankorur teslim aldı. Esra Cankorur, UNESCO tarafından verilen ödülle ilgili olarak İHA'ya yaptığı açıklamada, "Mevlevi Sema Ayini' dosyası Kültür ve Turizm Bakanlığı Projesi Koordinasyon Merkezi yönetiminde Uluslararası Mevlana Vakfı bünyesinde oluşturulan bir çalışma grubu tarafından hazırlandı. Bizim ikinci bir dosyamız daha vardı, bu da 'Nevruz' dosyasıydı. Bunun listeye dahil edilmediğini öğrendik. Aldığımız ödül, ülkemiz adına sevindirici" diye konuştu.

Recep Gülşen  sayfa başına git

husnuekizceli
Yetkili Üye


DENİZLİ
180 Cevap
Gönderim - 10/12/2005 :  20:21:40     
  Geçmişti ilimizdeki Selçuklulardan kalma güzide eser "Taşmescit'in bir parçası olan bu kısımların aslına uygun olarak yeniden buraya kazandırılması ve Taş Mescit çevresinin bir plan dahilinde restore edlerek turizme ve Çankırı'a kazandırılması gerekir. Ahmet Kemal Üçok'un "Çankırı Tarhi" adlı eserinde gördüm. Bu Mevlevi hanenin buraya tekrar kazandırılması gerekir diye düşündüm. İnşallah duyarlı olanlar bunu yerine getirirler.

Hüsnü EKİZCELİ
DENİZLİ

 sayfa başına git


Forumda görüş beyan etmek ve yorum yapmak için üye olmanız gerekmektedir.
Yer alan ifadeler kişisel olup, hiçbir kurum ve/veya kuruluş adına görüş bildirilmez, bildirilse dahi kişisel kabul edilir ve yer alan her görüş yazarını bağlar. Site grup, cemaat, klik  vs bir sınıflama olmaksızın herkese açık olduğu için LÜTFEN POLEMİKLERE GİRMEYİNİZ, sadece kamuya sunacağınız bilgi ve görüşleri bizlerle paylaşınız. Yazılara yapılacak tenkitler edebi ve bilimsel formlar ve bilimsel etik açısından uygun olmalıdır. Kişilik haklarını ihlal halinde, hukuka, ahlaka aykırı görüş beyan edildiği ve ticari reklam yapıldığı durumlarda yazının yayınına izin verilmez. Kitap,dergi tanıtımları ticari sayılmaz. Yazılarınızda yaptığınız alıntılar (iktibaslar) için açıkça kaynak gösteriniz.

Çankırı Araştırmaları sitesi'
nde yayınlanmakta olan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının yada telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin —kısa alıntı ve tanıtımlar dışında— herhangi bir biçimde basılmaması, yayınlanmaması, editörlerimizin ve üyelerimizin kaynak belirtmeden herhangi bir alıntıyı sitemizde yayınlamaması önemle rica olunur. Kaynak belirtilmeksizin sitemizde yayınlanan alıntılar ve görüşler yazarlarını bağlar.

Kalite Anlayışımız:
Lütfen bildirilerinizi yayınlamadan önce yazım kuralları ve içerik açısından kontrol ediniz. Mümkünse önce word belgesi olarak yazıp denetleyiniz. Sonra kopyala-yapıştır yöntemiyle buraya taşıyınız. Dilimize gereken özeni göstermeyen ve kurallara uymayan bildiriler silinecektir.

   



Ana Sayfam Yap Favorilerime Ekle       © Çankırı Araştırmaları Sitesi hatsanat site yönetim sayfa başına git