Çankırı Araştırmaları Sitesi | Forumlar  
Çankırı Araştırmaları Sitesi  
Çankırı Araştırmaları Sitesinin 2002-2005 dönemi arşiv kayıtlarıdır.
 Arama Forumlar  Yazılar  Resimler  İletişim  
          www.cansaati.org
   
 
 
 Tüm Forumlar
 Erhan METİN [Köşe Yazıları]
 
Sözlü Tarih Nedir?
  Yazıcı Çıktısı /Yazıyı Bilgisayarına kaydet  

Yazan Önceki Konu Konu Sonraki Konu  
Erhan Metin
Yetkili Üye


Çankırı
30 Cevap
Gönderim - 25/12/2005 :  12:29:05      
Sözlü Tarih Nedir?

Erhan METİN*

Sözlü tarih geçmişin yaşayan belleğidir. Herkesin kendi yaşamına ilişkin olarak anlatabileceği bir öyküsü vardır. Bu yaşam öyküleri yüzyılımızın tarihi için değerli bilgiler içerir. Bunlar, benzeri görülmemiş değişiklik dönemlerinin, bu değişiklikleri yaşayan erkekler ve kadınlar aracılığıyla doğrudan anlatımıdır. Bu tür yaşayan belleklere şimdi başvurulmazsa sonsuza kadar yok olurlar. Sözlü tarihçiler onları gelecek için kaydederler. Cami avlusunda bekleyen yaşlı bir dedenin yaşadıkları yada evinin önünde zayıflamış gözleriyle kazak örmeye çalışan ninenin anlattıkları; sözlü tarihin en büyük kaynaklarıdır.

Sözlü tarih, tarihin hem en eski, hem de en yeni biçimidir. İlk tarihçiler gelenek anlatıcılarıydı. Yazının yaygınlaşmasından önce, tarih dahil olmak üzere tüm toplumsal bilgi ağızdan ağıza iletilmek zorundaydı. Ünlü sözlüğün yazarı Samuel Johnson'un iki yüzyıl önce işaret ettiği gibi "Tüm tarih başlangıçta sözlüydü". Bugün bile, dünyada, insanların kuşaklar öncesine uzanan savaşların, felaketlerin ya da soy bilgilerinin öykülerini anlattıkları yerler var. Afrika tarihçileri bu tür "sözlü gelenek"ten çok yararlanıyorlar. Fakat Avrupa'da bu çok daha az, orada sözlü tarih doğrudan bellek anlamına geliyor. Artık insanlar savaşlardan, devletler arası yapılmış antlaşmaların tarihlerinden sıyrılarak, yaşadıkları çevreyi, önünden geçtikleri camiyi, su içtikleri çeşmeyi tanımak istiyorlar. Kısacası 21.yy insanı kendini yeniden keşfetmek, kaybettiği değerleri tekrar kazanmak istiyor. Bu ihtiyaç ve özlem; sözlü tarihi ve bunun akabinde doğan yerel tarihi gerekli hale getiriyor.

En yeni tarih
Sözlü tarih, tarihin en yeni biçimi, çünkü kendi zamanımızı belgelemek için günümüzün teknolojisini kullanıyor. Yüzyıl önce haberler ve kamuoyunun düşüncesi basılı gazetelerle, kişisel düşünceler ise mektupla iletiliyordu. Bir başbakanın bile günde elle iki düzine mektup yazması gerekebiliyordu. Ancak günümüz tarihi için yazılı belgeler yeterli olmuyor. Televizyon, radyo ve sözlü iletişimin basılı araçlardan daha güçlü olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Pek azımız günlük tutuyoruz. Gazete okumaktansa televizyon izlemeyi yeğliyoruz. Mektup yazmak yerine telefon ediyoruz ve telefon görüşmeleri arşivlenebilecek hiçbir kayıt bırakmıyor. Ancak tüm bu gelişmelere karşın deneyimlerimizin ve anılarımızın yitirilmesi şart değil, çünkü aynı yeni teknolojiler bant kaydını da beraberinde getirdi.

Bant kaydıyla, sözlü tarihçiler, görüşmeler yaparak ve yaşam öyküsülerindeki anıları bantlardan çözerek yeni bir tür arşiv yaratabiliyorlar. Bu, bireysel deneyimin engin toplumsal çeşitliliğini eşsiz bir kendiliğindenlik ve canlılıkla yakalayan, yazılı olduğu kadar sözlü bir arşivdir. Bu yöntem olmasaydı, yüzyılımızın kayıtları çok yoksul olacaktı. Sözlü tarih, gelecek için, bugünün kolektif belleğidir. Her kuşak geçmişe ilişkin kendi sorunlarını sorar. Sözlü tarih, yaşam deneyimimizi, ona ihtiyacı olanlar için kaydeder.

Farklı bir tarih
Sözlü tarihin heyecan verici yanı, tipik ders kitabı tarihi için bir kaynak olmanın çok ötesine geçmesidir. Getirdiği tüm yeni olanaklar sayesinde, son yıllarda sözlü tarih etkinliğinde dünya çapında çok büyük gelişmeler oldu.

Gizli kalmış eserler
Sözlü tarih, erişilmemesi halinde tarihe yansımayacak olan her kesitten her tür insanın yaşamını ve duygularını belgeleyerek, geçmişin çok daha toparlayıcı, daha doğru bir betimlemesini yaratmamıza izin verir. Kadınların, sıradan çalışan insanların, etnik azınlıkların, hatta orta sınıfların birçok kesiminin doğrudan sesleri pek ender olarak duyulur. Sözlü tarih deneyimlerin, geleneksel tarihte gözden kaçan insanların anılarını toplamanın eşsiz bir yolunu sunar. Bu bağlamda unutulmaması gereken nokta şudur ki, sözlü tarih anlayışı her insana belirli mükellefiyetler getiriyor. Bu görevlerin En önemlisi ait olduğu toplumun değerlerine sahip çıkmak, aile emanetlerini korumak muhafaza etmek, ve gelecek nesillere sapasağlam teslim etmek geliyor. Böylece globalleşme adına eritilip yok edilmeye çalışılan kültürel değerlerin yok olması önlenerek, insanların ait olduğu çevrenin tüm saf ve nev-i şahsına münhasır renkleriyle yaşaması sağlanacaktır.
Yaşı, işi, yeteneği ya da önemi ne olursa olsun, her bireyin kendi yaşam deneyimi hakkında söyleyeceği ve başkalarıyla paylaşacağı ilginç ve önemli şeyleri olması, sözlü tarih çalışmasının temellerinden biridir. Bu, sözlü tarihe özel bir toplumsal potansiyel sağlamaktadır. Köklerini yitiren ya da marjinalleşen toplulukların, geçmişlerine ilişkin anlam ve gurur duygusunu yeniden oluşturabilir. Aynı şekilde bireylere de yeni bir özsaygı kazandırabilir. Yetişkin okuma yazma çalışmalarında, sözlü anılar genellikle yazılı anılara doğru ilk adım olarak kullanılır. Başka bir düzeyde, otobiyografik gruplar, sıradan erkeklere ve kadınlara yazar olma güvenini verir. Ümidi kırılmış, yaşlı, anılarla yaşayan gruplar arasında, geçmiş hakkında konuşma, yaşama ilişkin cesaret ve ilginin yeniden canlandırılmasını sağlar. Öğrencilerin yaptıkları projelerde uyguladıkları sözlü tarih görüşmeleri onlarda özgüven ve iletişim becerisini ve kuşaklar arasındaki anlayış ve karşılıklı saygıyı artıracaktır.


* Tarih Öğretmeni
Dr.Rıfkı Kamil Urga Çankırı Araştırmaları Merkezi Üyesi


Forumda görüş beyan etmek ve yorum yapmak için üye olmanız gerekmektedir.
Yer alan ifadeler kişisel olup, hiçbir kurum ve/veya kuruluş adına görüş bildirilmez, bildirilse dahi kişisel kabul edilir ve yer alan her görüş yazarını bağlar. Site grup, cemaat, klik  vs bir sınıflama olmaksızın herkese açık olduğu için LÜTFEN POLEMİKLERE GİRMEYİNİZ, sadece kamuya sunacağınız bilgi ve görüşleri bizlerle paylaşınız. Yazılara yapılacak tenkitler edebi ve bilimsel formlar ve bilimsel etik açısından uygun olmalıdır. Kişilik haklarını ihlal halinde, hukuka, ahlaka aykırı görüş beyan edildiği ve ticari reklam yapıldığı durumlarda yazının yayınına izin verilmez. Kitap,dergi tanıtımları ticari sayılmaz. Yazılarınızda yaptığınız alıntılar (iktibaslar) için açıkça kaynak gösteriniz.

Çankırı Araştırmaları sitesi'
nde yayınlanmakta olan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının yada telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin —kısa alıntı ve tanıtımlar dışında— herhangi bir biçimde basılmaması, yayınlanmaması, editörlerimizin ve üyelerimizin kaynak belirtmeden herhangi bir alıntıyı sitemizde yayınlamaması önemle rica olunur. Kaynak belirtilmeksizin sitemizde yayınlanan alıntılar ve görüşler yazarlarını bağlar.

Kalite Anlayışımız:
Lütfen bildirilerinizi yayınlamadan önce yazım kuralları ve içerik açısından kontrol ediniz. Mümkünse önce word belgesi olarak yazıp denetleyiniz. Sonra kopyala-yapıştır yöntemiyle buraya taşıyınız. Dilimize gereken özeni göstermeyen ve kurallara uymayan bildiriler silinecektir.

   


-2147467259|Operation must use an updateable query.
Ana Sayfam Yap Favorilerime Ekle       © Çankırı Araştırmaları Sitesi hatsanat site yönetim sayfa başına git