Çankırı Araştırmaları Sitesi | Forumlar  
Çankırı Araştırmaları Sitesi  
Çankırı Araştırmaları Sitesinin 2002-2005 dönemi arşiv kayıtlarıdır.
 Arama Forumlar  Yazılar  Resimler  İletişim  
          www.cansaati.org
   
 

 

 
 Tüm Forumlar
 Sadık SOFTA [Köşe Yazıları]
 
Aşık Muhittin Tekmen
  Yazıcı Çıktısı /Yazıyı Bilgisayarına kaydet  

Yazan Önceki Konu Konu Önceki Konu  
Sadık Softa
Yetkili Üye


Çankırı
59 Cevap
Gönderim - 29/11/2005 :  17:50:32      
Aşık Muhittin Tekmen

Sadık Softa
Şair-Araştırmacı-Yazar

Başıma boz duman çöktü
Dağlar gibi kış bendedir
Fidanlarım gazel döktü
Bütün hayal düş bendedir

Anadolu gibi, Anadolu insanının da çileli başından sisi ve dumanı eksik olmaz. Fırtınalı bir hayat, alır götürür bir bilinmezlik içinde. Ne zaman nereye savuracağı da pek bilinmez. Anadolu insanının kaderidir bu. Elleri nasır tutar, ama yüreği hep incedir. Hep duygusal, acıma hisleriyle doludur. Buna rağmen çoğu zaman kendini, kendi derdini unutur ve illa da birilerinin yardımına koşar. İlla da kendine bir dert bulacaktır. Bundan kendini alamaz. İşte ben bunlardan biri olarak görüyorum Aşık Muhittin Tekmen'i. O da Anadolu gibi başı karlı, boralı, yüreği sıcak ve yanar dağlar gibi korlu ateş dolu. O'nun da derdi, elemi, ke-deri bitmez, tükenmez. Onun da cıvıl cıvıl bakışlarını hep bir sis perdesi kaplar. O'nun da ahı yürekleri yakar. Kah kuzey rüzgarları gibi sert eser, kah alizeler gibi ılık ılık sarar in-sanı. Kah güneş doğar bakışlarından, kah fırtınalar, boralar savrulur öfkesinden ve hın-cından. Ama o hep gönül adamı olarak kalmasını bilir. Zaman zaman sivri dilli olsa da, gönül yapmasını da bilir. Çünkü O, bir gönül adamıdır.
Aşık Muhittin Tekmen, Yapraklı'nın Davutlar Köyü-Saraycık'tan Merhum Mustafa beyin, iç güveysi olarak gelip yerleştiği İnaç Köyü'nde Mahi hanımla evlenmesinden dünyaya gelen ilk çocuklarıdır. 1950 yılında, Çankırı'nın İnaç Köyü'nde, yedi kardeşin en büyüğü olarak dünyaya açar gözlerini. Doğumuyla birlikte çileli hayatı da başlar. O, kardeşlerin en bü-yüğü olduğu için büyük sıkıntılara da katlanmak zorunda kalmıştır. Kalabalık bir aile için-de, küçük omuzlarına ağır yükler düşmüş. Yedi sekiz yaşlarına geldiğinde dayısı ile birlik-te tarlalara gider, çeşitli işlerde dayısına yardımcı olurmuş. İşten kaçan babasının boşlu-ğunu doldurmaya çalışırmış hep.
Sekiz yaşında iken bir gün yine dayısı ile tarlaya gider. Nadasa bırakılan tarlada çalışa-caklardır. Fakat terslik bu ya, atları kaçar. Küçük Muhittin, kaçan atların peşine düşer. Öyle ya, iş güç zamanı. Haylaz hayvanları yakasın ki, iş başı yapabilsinler. Atlar önden, Muhittin arkasından Çankırı'ya kadar sürmüş bu kovalamaca. Atlar şehre iyice yaklaşınca yetişmiş peşlerinden ve orada yakalamış. Hemen köyün yolunu tutmuş. Ama bu arada bu olayla ilgili bir türkü dökülmeye başlamış dudaklarından. Bir yandan söylüyor, bir yandan da söylediklerini aklında tutmaya çalışıyormuş. Türkü söyleye söyleye dayısının yanına kadar gelmiş. Sonra aklında kalanları utana sıkıla dayısına da okumuş. Aşık Muhittin Tekmen: '-Aşıklığım böyle başladı.' diyor ve ilave ediyor: '-Tabi bunun farkına sonradan vardım.'

Başıma boz duman çöktü
Dağlar gibi kış bendedir
Fidanlarım gazel döktü
Bütün hayal düş bendedir

Açmaz oldu alım morum
Susuz kaldım yanıyorum
Herhalde aklımdan zorum
Ağlamam gülüş bendedir

Dere tepe düzlüyorsam
Irak yolu gözlüyorsam
Eğer candan özlüyorsam
Pervane dönüş bendedir

Muhittin'im sevmek zormuş
Yıllar hep boşuna yormuş
Kilometre sana vurmuş
Miadı dolmuş bendedir

Aşık Muhittin Tekmen, günlük hayatta karşılaştıklarından başlayarak hayatının her safha-sıyla ilgili eserlere imza atıyor. Yazdıkları -kendi deyimi ile türkü / destan-, kendi hayatı-nın yaşanmışlıklarından demlenerek hayat buluyor. Sevdaları, sevinçleri, kederleri, ısdırapları hep kendi menbaı olan hayatından alıyor hayat suyunu. Hep kendi gönül pına-rından beslenerek akıyor hayat pınarına.
Ben Mühittin Teken'le ÇAYASAD (Çankırı Yazarlar ve Sanatçılar Derneği) sohbet toplantı-larında tanıştım. Utangaç ve ince bir yüreği var. Diğer aşıklarda görülen cevvalliği Tekmen'de de görmek mümkün. Kendine has yazdıklarını, kendine has bir okuyuş tarzı benimsemiş. Okurken kendini vererek okuyor ve dinleyenin çoğu zaman dudaklarında tatlı bir gülümseme bırakıyor. İnce esprileri bu gülümsemelere neden oluyor. Hayatıyla ilgili söylemlerde ise inceden inceye hayatının akış seyrini, karşılaştığı güçlükleri ustalıkla dile getiriyor. Bakınız, 'Ölümden Öte Gider' isimli eserinde ne diyor?

Boşa gönül koyma dostum
El yaranı kaşır da gör
Düzde tıkanan yolunu
Karlı dağdan aşır da gör

Kolay olur akıl vermek
Dost bağından güller dermek
Eğer istiyorsan görmek
Bir yolunu düşür de gör

Dost dostuna sitem eder
Gönül yasta matem eder
Ölümden de öte gider
Hele sabrı taşır da gör

Sen de dersin çok dardayım
Ne kışta ne bahardayım
Ölmezsem yarın ordayım
Bir yolunu düşür de gör

Gözüm ıraklarda daldı
Beynimde alarım çaldı
Eni benden alan aldı
Bir yolunu düşür de gör

Muhittin'im gün batıyor
Nabzım yüksekten atıyor
Gönlümde neler yatıyor
Yar yolunu şaşır da gör

Aşık Muhittin'in şiirleri -türküleri mi demeliydim?-, aşıklık geleneğinin ölmediğini, hala yaşadığını bizlere müjdeliyor. Yalınız saz çalmayı bilmediğini söylerken: '-Ah bir de saz çalmayı öğrenseydim!' diyor. Ama saz öğrenmeye hiç vakti olmamış. Feleğin çemberin-den geçmiş durmuş. Hayat gailesi hep onu oradan oraya sürüklemiş. O da sürüklenip durmuş bu kader rüzgârı nereye savurdu ise oraya. Hep 'kendini aramış durmuş.' Ama bir türlü de 'kendine gelememiş.'

Görünce kaçıyorum görmeden durulmuyor
Öyle zalim dert imiş ilacı sorulmuyor
Yıllar hayli yoruldu gönülse yorulmuyor
Sevgi mi, sitem mi, sevda mı bilmedim
Beni benden götürdü kendime gelemedim

Kendimi arıyorum akıl mantık dışında
Temmuzun sıcağında zemherinin kışında
Sonbaharın sonunda ilkbaharın başında
Sevgi mi, sitem mi, sevda mı bilmedim
Beni benden götürdü kendime gelemedim

Delirmiş de değilim akıl mantık firarda
Bir gönülüm peşinde gece gündüz zararda
Rahatlık fazla gelir bir macera arar da
Sevgi mi, sitem mi, sevda mı bilmedim
Beni benden götürdü kendime gelemedim

Muhittin'im sevenler paylaşıyor derdimi
Sorarsanız sevdanız hiç karşılık verdi mi?
Vermesine verdi de derdim sona erdi mi?
Sevgi mi, sitem mi, sevda mı bilmedim
Beni benden götürdü kendime gelemedim

Aşk olur da hiç derdi olmaz mı? Olur elbet. Aşık Muhittin Tekmenin de bir derdi değil, pek çok derdi var elbet. O da canıyla, kanıyla, etiyle ve kemiğiyle insan. Özentileri olmuş, istekleri olmuş, ulaşmaya çalışıp da ulaşamadıkları olmuş. Bütün bunların hepsine ulaş-mak ne mümkün? O da bilse sarılacak saza ama, sazı olmadığı için sarılmış kaleme:

Benden ne istiyorsun,
Muradın almadın mı?
Ben de sevdim diyorsun,
Biraz geç kalmadın mı?

Yolumu gözlesen de,
Çok sevip özlesen de,
Seviyorum desen de,
Biraz geç kalmadın mı?

Gülerdin ben yandıkça,
El açıp yalvardıkça,
Kızardın aradıkça,
Biraz geç kalmadın mı?

Hani hiç aramazdın,
Bir şeye yaramazdın,
Sevdaya inanmazdın,
Biraz geç kalmadın mı?

Yolumu gözlesen de,
Çok sevip özlesen de,
Bak seninim desen de,
Biraz geç kaldın mı?

Aşık Muhittin, kah kendi kendine geç kaldım diye hayıflanıyor, kah karşısındakine geç kaldın diye. Sonuç hep aynı kapıya çıkıyor. Sonucunda olan hep ona oluyor. Bütün geç kalmaların yükünü omuzluyor ve yoluna devam ediyor. Bu yolda zaten ta yolun başında ağır yükü omuzlamayı bilmiş. Yol gittikçe o da gidiyor. Kendi yorulsa da 'gönlü' bir türlü yorulmak nedir bilmemiş. Zenginliklerle dolu bu gönül adamı, nasıl başladıysa hayat çiz-gisinde yürümeye, yine öyle yürüyüp gidiyor. Bu yol güzel bir yol aşık, yürü yürüyebildi-ğince. Yolunun budan sonrası açık olsun. Allah gönlüne göre versin.

Sadık Softa

Recep Cirik
Yetkili Üye


Gent
373 Cevap
Gönderim - 01/12/2005 :  21:32:54       
  Değerli Dost Sadık Bey
Yazınıza teşekkür ediyorum. Yalnız Çankırı'da yapılan Aşıklar Gecesine katılan aşıklarımızın deyişlerini bu syafalara aktarabilmeniz mümkün mü ?
Kimsenin yarın için hayatta kalma garantisi yok ama köşeye çekilen aşıklarımızın şiir defterlerine ulaşmak için bir gayretiniz var mı merak ediyorum.
Araştırmacı kişiliğinizle sitemize yeni aratırmalarınızı aktarmanızı dört gözle bekliyoruz

Çalışmalarınızda başarı dileklerimizle..

 sayfa başına git


Forumda görüş beyan etmek ve yorum yapmak için üye olmanız gerekmektedir.
Yer alan ifadeler kişisel olup, hiçbir kurum ve/veya kuruluş adına görüş bildirilmez, bildirilse dahi kişisel kabul edilir ve yer alan her görüş yazarını bağlar. Site grup, cemaat, klik  vs bir sınıflama olmaksızın herkese açık olduğu için LÜTFEN POLEMİKLERE GİRMEYİNİZ, sadece kamuya sunacağınız bilgi ve görüşleri bizlerle paylaşınız. Yazılara yapılacak tenkitler edebi ve bilimsel formlar ve bilimsel etik açısından uygun olmalıdır. Kişilik haklarını ihlal halinde, hukuka, ahlaka aykırı görüş beyan edildiği ve ticari reklam yapıldığı durumlarda yazının yayınına izin verilmez. Kitap,dergi tanıtımları ticari sayılmaz. Yazılarınızda yaptığınız alıntılar (iktibaslar) için açıkça kaynak gösteriniz.

Çankırı Araştırmaları sitesi'
nde yayınlanmakta olan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının yada telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin —kısa alıntı ve tanıtımlar dışında— herhangi bir biçimde basılmaması, yayınlanmaması, editörlerimizin ve üyelerimizin kaynak belirtmeden herhangi bir alıntıyı sitemizde yayınlamaması önemle rica olunur. Kaynak belirtilmeksizin sitemizde yayınlanan alıntılar ve görüşler yazarlarını bağlar.

Kalite Anlayışımız:
Lütfen bildirilerinizi yayınlamadan önce yazım kuralları ve içerik açısından kontrol ediniz. Mümkünse önce word belgesi olarak yazıp denetleyiniz. Sonra kopyala-yapıştır yöntemiyle buraya taşıyınız. Dilimize gereken özeni göstermeyen ve kurallara uymayan bildiriler silinecektir.

   



Ana Sayfam Yap Favorilerime Ekle       © Çankırı Araştırmaları Sitesi hatsanat site yönetim sayfa başına git