Çankırı Araştırmaları Sitesi | Forumlar  
Çankırı Araştırmaları Sitesi  
Çankırı Araştırmaları Sitesinin 2002-2005 dönemi arşiv kayıtlarıdır.
 Arama Forumlar  Yazılar  Resimler  İletişim  
          www.cansaati.org
   
 

 

 
 Tüm Forumlar
 Tahsin MELAN [Köşe Yazıları]
 
TÜRKÇESİ VARKEN...
  Yazıcı Çıktısı /Yazıyı Bilgisayarına kaydet  

Yazan Önceki Konu Konu Sonraki Konu  
TahsinMelan
Yetkili Üye


Frankfurt
54 Cevap
Gönderim - 30/10/2005 :  17:04:14      
Can hemşehrilerim,

Bildiğiniz gibi dilimize el dillerinden giren -özellikle İngilizceden- sözcükler gün geçtikçe çoğalmakta, dilimizi kirletme yolunda hızla yaygınlaşmaktadır. Uğraşımız bu duruma gücümüzün, bilgimizin yettiğince "dur" diyebilmektir. Kimi zaman özenti, hava atma; kimi zaman da çok bilmişliğini kanıtlama, entelimsi havalara girme kaygısıyla bu sözcükleri kullananların bu tutumu, dilimize bilinçli ve bilinçsizce yapılan en sinsi ve yıpratıcı kötülüktür. "Canım, bir-iki sözcükten ne çıkar yani, siz de abartıyorsunuz..." diyenler çıkabilir. Hayır çıkmamalı. Bir ne ise bin de aynıdır. Bizi biz yapan, kişiliğimizi, ruhumuzu, tüm değer yargılarımızı yansıtan dilimize sahip çıkamamak geleceğe veda davetiyesi çıkarmaktan farksızdır. Gelecek kuşakların onurlu yaşamları için dilimize sahip çıkarak ata mirasımıza gereken özeni gösterelim.

Bildiğiniz gibi dilimiz.com sitesi ve yazışmalığında bilimsel çalışmaların yanı sıra bu konuya da gereğince önem verilmekte, yabancı sözcüklere Türkçe karşılıklar aranmaktadır. Çalışmalar sonucu ortaya çıkan yeni sözcükleri sizlere sunmak amacıyla yeni bir sunum hazırladım. Bunu sizlere haber vermek, bilgilerinize sunmak istedim.

[/url]

Değerli katkılarınızı esirgemeyeceğinizi umuyorum.

Her şey dilimiz, dilimiz geleceğimiz için.

Sonsuz saygılarımla

Tahsin MELAN

www.trvar.tr.cx veya kısaca: trvar.tr.cx


Düzenleyen - TahsinMelan on 14/11/2005 00:59:37


www.dilimiz.com
www.imla.tr.cx (İmlâ Kilavuzu)
www.trvar.tr.cx (Türkçe Karşılıklar)

forvet
Çankırı Gönüllüsü


İSTANBUL
153 Cevap
Gönderim - 30/10/2005 :  20:11:54       
  Tahsin bey sitenizi takip ediyorum . Türkçe konusundaki çabalarınızı çok takdir ediyorum.Görüşlerinizede harfiyen katılıyorum.Kültür emperyalizmi dil konusunda ahtapot gibi kollarının arasına aldı Türkiyeyi.Çok dikkat göstermeliyiz.Dediğiniz gibi bir iki sözcük diye konuyu küçümsemeyelim.

YILMAZ UZUN  sayfa başına git

korgun
Çankırı Gönüllüsü



231 Cevap
Gönderim - 31/10/2005 :  03:15:13       
  Tahsin Bey Türk dili konusundaki titizliğiniz ve çalışmalarınız için size ne kadar teşekkür etsek azdır.
Boğaziçi yayınlarından 1977 yılında çıkan Prof.Dr.Faruk K. TİMURTAŞ'ın TÜRKÇEMİZ VE UYDURMACILIK Kitabı sanki bugünleri önceden haber veriyor...
Kitabın arka kapağında şöyle yazılı :
"Dilimizin ilme , milli kültüre ve akla aykırı zorlamalara maruz bırakılması büyük zararlar doğurmuştur. Yeni nesiller kendi dillerini iyice öğrenememek tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Nesiller arasında uçurumlar açılmıştır.Günümüz gençleri bırakın Fuzuli'yi,Baki'yi,Nedim ve Şeyh Galib'i hatta bırakın Ahmet Haşim , Mehmet Akif ve Yahya Kemal'i , Reşat Nuri'yi,Ömer Seyfettin'i,Faruk Nafiz'i,Cahit Sıtkı'yı,Sait Faik'i anlamamaktadır.Böyle dil dil ve edebiyat öğrenimi , böyle dil devrimi , böyle milli kültür sevgisi olur mu ?
Bu durum dünyanın neresinde vardır , neresinde görülmüştür?

 sayfa başına git

makav
Çankırı Gönüllüsü



202 Cevap
Gönderim - 06/11/2005 :  02:32:10     
  Sayın Ergun GÖZEnin bir yazısından yıllar önce not ettiğim cümleyi yazmak bu siteye nasipmiş.
O cümle ,DİL BİR MİLLETİN HAFIZASIDIR.Demek oluyorki bizi hafıza kaybına uğratmak istiyorlar.

 sayfa başına git

TahsinMelan
Yetkili Üye


Frankfurt
54 Cevap
Gönderim - 06/11/2005 :  02:43:58       
  Hafızasını kaybeden bir kişiden kişilik, saygınlık beklenebilir mi?
Bu kişiliksiz kişilerin oluşturduğu güruha ulus denilebilir mi?

BAYRAMINIZI CANDAN KUTLUYOR; ALLAH'TAN, BİZLERE HAFIZA YOKSUNLUĞUNA GARK OLMUŞ ONURSUZ YARINLAR YAŞATMAMASINI DİLİYORUM.


www.dilimiz.com
www.imla.tr.cx (İmlâ Kilavuzu)
www.trvar.tr.cx (Türkçe Karşılıklar)  sayfa başına git

izencirci
Yetkili Üye


Izmir
301 Cevap
Gönderim - 13/11/2005 :  14:03:30       
 
alıntı:
Dil meselesi Gazi'nin yanlış yaptığı iki işten biridir..( Attila İlhan )

Dil devrimi bir doğudan ve tarihten kopuş adımı değil miydi?

Dil meselesi Gazi'nin yanlış yaptığı iki işten biridir. Ancak o müthiş gerçekçiliğiyle daha sonra yanlıştan dönmüştür. Fakat sonra gelenler sanki o bu işten vazgeçmemiş gibi kaldığı yerden devam ettiler.

Ben ilkokulun üçüncü sınıfındayken ilk önce Osmanlıca-Türkçe kılavuz geldi. Bundan sonra böyle bir dil konuşulacak denildi. Biz ufacık çocuklar bu işi alaya aldık. O zaman Cumhuriyet Halk Partisi diyecek yerde 'Kamul Buyrul Tüz Bölemi' diyorladı. CHP'nin özleştirilmiş hali; böyle bir sululuk çıktı ortaya. Gazeteler dalga geçti. Hele Atatürk'ün o günlerde verdiği bazı demeçleri var böyle laflar kullanmış, birden bire Kamul Buyrul Tüz Bölemi demeye başladı, ona hiç yakışmıyordu. Sonunda halkın konuştuğu dil Türkçe'dir diye karar verildi.Üniversitelerde Fransızca ve diğer dillerde eğitim veriliyordu, kaldırdılar. Böylece Mustafa Kemal bir yanlıştan dönmüş oldu.

İsmet Paşa Cumhurbaşkanı olana kadar oldu. Herkes sanıyor ki İsmet Paşa Atatürk'ün kaldığı yerden devam etti,hayır! Mustafa Kemal Paşa hayatı boyunca bağımsız bir Türkiye savaşı verdi. Hiçbir zaman batıyla ittifak yapmadı. Batılılaşma diye bir kelimeyi ağzına hiç almadı. Oysa İsmet Paşa iktidara gelir gelmez batıyla ittifak anlaşması yaptı. O anlaşmanın gizli olarak neler içerdiği sonradan meydana çıktı. 1940'lı yıllarda ben lisedeydim, o zaman birden bire Yunan Latin temeli üzerinde bir kültür devrimine kalkıştılar. Biz liselerde Yunan Latin eserlerini ders gibi okumaya başladık. Hatta Latince okutan liseler açıldı.

Bir Batı-Hıristiyan kültür dairesi var.Bu dairenin içinde bütün diller Yunan-Latin esası üzerine kurumsallaşmıştır. Bütün Avrupa dilleri Yunan-Latin sözcükleriyle dolu. Doğu'ya baktığımızda ise çok net olarak görüyoruz ki bir Doğu-İslam kültür dairesi var. Bu dairenin içinde Afganistan'dan Boşnaklara kadar bütün diller İslam dininin kökenlerini oluşturan Arapça ve Farsça üzerine kurulu.Bizim Arapça ve Farsça kelimeleri dilden kazımaya çalışmamız çok büyük bir yanlıştı.

Bu yanlış şiddetli bir şekilde 10 yıl sürdü; gençlerde çok hasar yaptı. Çünkü o zaman CHP iktidar partisiydi. Onun sözcülerinden birisi Nurullah Ataç'tı. Nurullah Ataç'ın Vatan Gazetesi'nde 'Biz Yunanca Latince öğrenemediğimiz için geri kaldık' diye yazılar bulursun. Alenen devletin resmi fikri olarak söyleniyordu bu. Batı Hıristiyan kültürünün tamamen adaptasyonu. İsmet Paşa zamanında bir seçkinler oligarşisi oluştu Türkiye'de. Türkiye'de ilericilik kültür bazında konuşulur halbuki ilericilik iktisat bazındadır.

Bu batıcı kültür yozlaşmasına karşı öneriniz var mı?

Batılı çocuklar kendi dillerinden 16.yüzyılda yazılmış bir eseri okuyup anlıyor, ben bile 16.yüzyılda yazılmış Fransızca bir eseri okuyup anlıyorum. Ama kendi dilimden Divan Edebiyatını anlayamıyorum. Milli Eğitim Bakanlığı'ndan gelip 'tedrisatta ne yapmak lazım?' diye sordular. Onlara da söyledim. Osmanlıca bütün liselerde mecburi ders olarak okutulmalı. Arapça ve Farsça'da ihtiyari olarak okutulmalı.Eğer bu yapılmazsa 20 yıl sonra Türkler geçmişlerinden hiçbir şey okuyamayacak hale gelecekler. Ve Türkiye ya Türkiye olacak ya bitecek.

Kaynak: YARIN Dergisi-Kasım 2004


Sayın MELAN yukarıda alıntı yaptığım ATTİLA İLHAN'ın görüşleri ve NURULLAH ATAÇ hakkındaki düşüncelerinizi öğrenmek istiyorum.
Selamlar,Saygılar.

Düzenleyen - izencirci on 13/11/2005 14:25:47

 sayfa başına git

TahsinMelan
Yetkili Üye


Frankfurt
54 Cevap
Gönderim - 14/11/2005 :  00:51:13       
  Sayın Zencirci, şimdi hemen söyleyeceklerim belki bazılarınca yanlış değerlendirilebilir. Ama millî değer yargılarımız konusundaki hassasiyetimi, kendimce gayretlerimi ve çalışmalarımı bilen sizler eminim beni yanlış değerlendirmeyeceksiniz.

Bu kısa açıklamadan sonra hemen sorunuza cevaben, yukarıda bizimle paylaştığınız Attilla İlhan’ın sorusunu aynen size yöneltmek istiyorum.

“Dil devrimi bir doğudan ve tarihten kopuş adımı değil miydi?

Bence evet.. Üstelik Attila İlhan’ın diğer söylediklerini de onaylıyorum. Bu, körü körüne Atatürkçü geçinenlerin kabul edemeyeceği bir durum olsa gerek. Bazı gerçekleri bilimselliği kenara iterek duygusallıkla çözemeyiz. Biz millet olarak gerçekten çok duygusalız. Atatürk konusunda bir eleştiri olunca hemen itiraz yolunu seçiyoruz. Oysa Atatürk de yaptığı hataları açıkça dile getirmeyi ve gerçeğe yönelmeyi bilmiştir. Bu da onun, nadir devlet adamlarının başında yer almasına neden olan en önemli özelliklerinden biridir.

Hak verirsiniz ki bu konu çok derindir. Tarih yargılanmaktadır. Tarih de Atatürk’ü yargılamaya kalkışmaktadır. Oysa geçmişimizi yansıtan, geçmişimizle bağlarımızı pekiştiren, köprü kuran, özellikle Osmanlıca olarak kaleme alınmış bu eserlerin yok edilmeye çalışılması, yok edilişi hiç bir zaman Atatürk’ün emir ve istekleri doğrultusunda olmamıştır. Çanlı bir tanığım var. Bu konularla ilgili olarak tartışırken ilim adamı olan babasına ait sandıklar dolusu kitapların; dil devrimi sonrasında köylerine gelen memurlar tarafından, Arapçanın (ki eminim onlar Arapça ve Osmanlıcayı ayırt edemeyecek düzeyde cahil kişilerdi) yasaklandığı bahane edilerek çınar ağacının altında nasıl yakıldığını anlatıyor. Bunu yapanlar elbette Atatürk’ün adını kullanıyorlardı. Ama hangi çılgın, Atatürk gibi birine bu uygulamayı yakıştırabilir ki? Atatürk bunlarla tek tek nasıl ilgilenebilirdi ki.

Bazen görür, duyarsınız İngiltere’de falanca kütüphanedeki şu eserden alıntı, belge diye açıklamalar yapılır. Ne yazık ki bunlar bizim gerçek hazinelerimizken nerelerden çıkmaktadır. İşte o yasaklı (!), yakmalı, yok etmeli dönemlerde başta İngilizlerin “yakmayın bize verin” diyerek alıp gittikleri, hatta kaçırdıkları Osmanlıca eserlerdir onlar. Ne acı değil mi? Yine aynı şekilde bugün Türkoloji adına en değerli eserlerimizin yabancı devlet (örneğin Macar) kütüphanelerinde olmasının ezikliği de aynı konudur.

Biz bize sahip çıkamazsak, geçmişimize değer vermezsek başkalarından bize saygı duymalarını beklemeye yüzümüz olabilir mi? Geç kalınmış bir şey yoktur. Bu ulusun kökü her türlü sarsıntıya rağmen çökertilemeyecek kadar sağlamdır. Yeter ki değerini bilelim.

Şu ayrıntıyı da vurgulamadan geçemeyeceğim. Geçmişte kimin ne dediğinden ziyade günümüzde nelerin olup bittiği daha önemlidir. Eğer günün gereği yapılmazsa gelecekte tarih bugünlerdeki bizleri de yargılayacaktır. Hem de haklı ve acımasızca.

Saygılarımla

NOT: Bir- iki güne kadar buraya bir yazı ekleyeceğim. Çok ilginizi çekeceğini sanıyorum. İngiliz devlet adamı, araştırmacı yazar Lord KINROSS’a ait “ATATÜRK, Bir Milletin Yeniden Doğuşu” adlı eserinden. Bu ilginç açıklamalarda Atatürk’ün dil ile ilgili dönemini tüm ayrıntılarıyla bulacaksınız.


Düzenleyen - TahsinMelan on 14/11/2005 02:30:09


www.dilimiz.com
www.imla.tr.cx (İmlâ Kilavuzu)
www.trvar.tr.cx (Türkçe Karşılıklar)  sayfa başına git

korkmazC
Yorumcu


İstanbul
30 Cevap
Gönderim - 14/11/2005 :  18:28:00     
  Soruda cevapta yerinde benim tek söyleyeceğim Atila İlhanın her dediği, her söylediği doğru diye bir şey yok.Bana göre Ataç olumsuz bir yöneticiydi ve eğitimde yığınla yanlışlar yaptı.

CaK  sayfa başına git

TahsinMelan
Yetkili Üye


Frankfurt
54 Cevap
Gönderim - 14/11/2005 :  18:57:49       
  Dostlar, "Üstelik Attila İlhan’ın diğer söylediklerini de onaylıyorum." derken bu makalede sözü geçen konu çerçevesinde değerlendirme yapılmasını rica ediyorum. sakın yanlış anlaşılmasın.

Saygılarımla


www.dilimiz.com
www.imla.tr.cx (İmlâ Kilavuzu)
www.trvar.tr.cx (Türkçe Karşılıklar)  sayfa başına git


Forumda görüş beyan etmek ve yorum yapmak için üye olmanız gerekmektedir.
Yer alan ifadeler kişisel olup, hiçbir kurum ve/veya kuruluş adına görüş bildirilmez, bildirilse dahi kişisel kabul edilir ve yer alan her görüş yazarını bağlar. Site grup, cemaat, klik  vs bir sınıflama olmaksızın herkese açık olduğu için LÜTFEN POLEMİKLERE GİRMEYİNİZ, sadece kamuya sunacağınız bilgi ve görüşleri bizlerle paylaşınız. Yazılara yapılacak tenkitler edebi ve bilimsel formlar ve bilimsel etik açısından uygun olmalıdır. Kişilik haklarını ihlal halinde, hukuka, ahlaka aykırı görüş beyan edildiği ve ticari reklam yapıldığı durumlarda yazının yayınına izin verilmez. Kitap,dergi tanıtımları ticari sayılmaz. Yazılarınızda yaptığınız alıntılar (iktibaslar) için açıkça kaynak gösteriniz.

Çankırı Araştırmaları sitesi'
nde yayınlanmakta olan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının yada telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin —kısa alıntı ve tanıtımlar dışında— herhangi bir biçimde basılmaması, yayınlanmaması, editörlerimizin ve üyelerimizin kaynak belirtmeden herhangi bir alıntıyı sitemizde yayınlamaması önemle rica olunur. Kaynak belirtilmeksizin sitemizde yayınlanan alıntılar ve görüşler yazarlarını bağlar.

Kalite Anlayışımız:
Lütfen bildirilerinizi yayınlamadan önce yazım kuralları ve içerik açısından kontrol ediniz. Mümkünse önce word belgesi olarak yazıp denetleyiniz. Sonra kopyala-yapıştır yöntemiyle buraya taşıyınız. Dilimize gereken özeni göstermeyen ve kurallara uymayan bildiriler silinecektir.

   



Ana Sayfam Yap Favorilerime Ekle       © Çankırı Araştırmaları Sitesi hatsanat site yönetim sayfa başına git