Çankırı Araştırmaları Sitesi | Forumlar  
Çankırı Araştırmaları Sitesi  
Çankırı Araştırmaları Sitesinin 2002-2005 dönemi arşiv kayıtlarıdır.
 Arama Forumlar  Yazılar  Resimler  İletişim  
          www.cansaati.org
   
 

 

 
 Tüm Forumlar
 Yaren Kültürü ve Bugünkü Hali
 
BİR İNSAN YETİŞTİRME MODELİ: YARAN SOHBETLERİ
  Yazıcı Çıktısı /Yazıyı Bilgisayarına kaydet  

Yazan Önceki Konu Konu Sonraki Konu  
Ahmet GÜLŞEN
Yönetici


Kayseri
642 Cevap
Gönderim - 24/10/2005 :  15:22:24        
BİR İNSAN YETİŞTİRME MODELİ:
YARAN SOHBETLERİ

Veysi ERKEN
Gazi Üniversitesi Mesleki Eğitim Fakültesi
Eğitim Bilimleri Bölümü
Eğitim Yönetimi, Teftişi ve Planlaması Anabilim Dalı
Öğretim Üyesi

GİRİŞ

İlk insanın yaratılışından günümüze kadar, insanlar muhtelif şekil ve usullerle birbirlerini etkilemişlerdir. Etkileşme sonucunda fertler alışkanlıklar kazanmış, tutumlar geliştirmiş ve bu özelliklerini kendilerinden sonraki nesillere aktarmaya çalışmışlardır.


Fertlerin oluşturdukları ve birbirlerini etkiledikleri sosyal gruplardan birisi de mazisi çok eskilere dayanan yaran teşkilatlarıdır. Anadolu’da muhtelif adlarla varlığını devam ettiren yaranlık birden fazla fonksiyonu olan bir insan yetiştirme organizasyonu niteliğindedir.


Bu çalışmamızda konunun eğitim boyutu üzerinde durduk. Özellikle ferde nitelik kazandırmayı veya varsa yanlış niteliklerini değiştirmeyi amaçlayan örgün eğitim anlayışının dışında kalan grup anlayışının ferdin davranışları üzerindeki etkilerinin ortaya çıkarılması açısından yarenliğin bilinmesinde fayda bulunmaktadır.


Meseleyi bu boyutu yani eğitim boyutuyla ele aldık ve izah etmeye çalıştık. Özellikle, konunun anlaşılması açısından sohbet, yaran sohbeti ve eğitim kavramlarının izahı yapılmıştır. Temel kavramlarının izahından anlaşılacağı üzere yaran meselesi bir bütün olarak ele alınmış ve bir bölgeye inhisar ettirilmemiştir. Bunun başlıca sebebi sohbetler arasında farklılıklar görülmekle birlikte temel dinamikleri ve yaklaşımlarının aynı oluşudur.


1. Sohbet:


insanlar konuşa konuşa birbirlerine tesir ettiklerine ve şekillenmelerine vesile olduklarına göre “Sohbet” eğitilme vasıtası durumundadır. Sohbet Arapça Sa-Hi-Be fiilinden türemiştir. Sohbet biriyle ülfet edip yar ve hem dem olma (Sarı, 1980, s.856) manasında Türkçe’ye geçmiş ve dilimize yerleşmiş bir kelimedir.


Lügat manasından hareketle “sohbet” meselesinin tahlil ettiğimizde karşımıza çok geniş muhtevalı bir kavram çıkar. Sohbet, terim olarak duygu ve düşüncelerde derinleşmeyi hedef alan fertlerin oluşturdukları ve hemhal oldukları arkadaşlıktır.


Sohbet teriminin ifade ettiği arkadaşlıkta her zaman ortak amaç söz konusudur. Sohbette gaye grubun fertleri arasında heyecan, yardımlaşma, dayanışma ve her konuda hareket birliğini oluşturmaya yöneliktir.


2. Eğitim


insanlık tarihinin başlangıcı kadar geçmişi eskiye dayanan eğitimin muhtelif tanımları yapılmış ve yapılmaya devam edilmektedir. En geniş anlamda eğitim, ferdin bilgi, yetenek, tutum, davranış, kabiliyet vs. özelliklerinde değişiklik yapma veya geliştirme faaliyeti olarak tanımlanabilir. Eğitimi daha çok kültür aktarma boyutuyla ele alan Gökalp’e göre eğitim:


“Bir cemiyette yetişmiş neslin, henüz yeni yetişmeye başlayan nesle fikirlerini ve hislerini vermesi”dir (Gökalp, 1973, s.321)


Eğitimin bu tanımı yaran sohbetlerinin eğiticilik boyutunun, dolayısıyla kültür aktarmadaki ehemmiyetini daha da anlaşılır hale getirmektedir. Yaran sohbetlerinde eğitime dolaylı tesir şeklinde gerçekleşir. Eğitme bilenin bilmeyene, yapanın yarmayana, becerenin beceremeyene yol göstermesi, yardımda bulunması ve elinden tutması şeklinde olmaktadır.


Kısaca, sohbetler marifetiyle eğitim “yetişkin neslin çoğu zaman sosyal hayattaki tabii tavırları, davranışları ve konuşmaları ile canlı örnekler oluşturması ve bu şekilde yetişmekte olan nesillere tesir etmesi (Öcal, 1991, s.25) şeklinde gerçekleştirilir.


3. Yaran Sohbetlerinde Eğitim:


Yaran kelimesi, dilimize Farsça’dan geçen yar kelimesinin çoğuludur. Yar, dost, sevgili, tanıdık (Develioğlu, 1970, s.1930) anlamındadır. Dolayısıyla yaran dostların, sevgilileri, tanıdıkları ifade eden bir kavramdır.


Yaran ve sohbet kelimelerinden oluşan Yaran Sohbeti terim olarak dostların, tanıdıkların bir gaye etrafında ülfet edip hemhal olmaları şeklinde tanımlanabilir.


Yaran sohbetleri tanıdık fertlerin ülfet edip hemhal olması ve belirli kurallar çerçevesinde gerçekleşmesi sebebiyle eğiticilik fonksiyonu bulunmaktadır. Hatta denebilir ki, yaran sohbetlerinin en önemli fonksiyonu benimsenilmiş kuralları mensuplarına kazandırması dolayısıyla eğitmesidir. Soykut:


“Köylerde, kasabalarda ve hatta bazı il merkezlerinde gençlerin uzun kış geceleri bir araya gelip kurdukları bu sohbet toplantısına gençleri başıboş bırakmamak, kötü yollara sapmalarını önlemek, hem eğlendirmek hem eğitmektir. Milli, dini, içtimai konularda bildiklerini geliştirmek gibi hususlarında dikkate alındığı bu tür toplantılar bir çeşit Halk Eğitimi niteliğinin taşımaktadır.” (Soykut, 1980, s.29) diyerek yaran sohbetlerinin eğiticilik fonksiyonunu açıklamaktadır.


Yaran sohbetlerine katılabilmenin ön şartı yaranın kurallarına uyma zorunluluğunun olması, sohbetin eğiticilik boyutunun ne kadar etkili olduğunun bir diğer göstergesidir.


3.1. Yaran Sohbetinin Dayandığı Kaynaklar


Yaran sohbetlerinin düzenli bir şekilde ne zaman ortaya çıktığı kesin olarak bilinmemektedir. Ancak ehl-i suffa sohbetlerine benzediği ve fütüvvet ile ahilik teşkilatlar özelliklerinin etkisinde olduğu kesinlikle söylenebilir.


Esasında bir toplumda gelişen muhtelif sosyal müesseselerin birbirini etkilemesi tabii bir durumdur. Bu gerçeklerden hareket edilerek yaran sohbetleri incelendiğinde, yaranın oluşturulması zamanı ve şekli bakımından ahilikten ilham alındığı görülüyor. Ahilerin toplanma zamanı ve toplanma esasında gerçekleştirdikleri faaliyetler ile yaran sohbetlerinin toplanma zamanı ve faaliyetleri arasında büyük benzerlikler bulunmaktadır. Yaran sohbetlerinin fütüvvet ve ahilikten kaynaklandığı veya en azından etkilendiğini günümüzde intikal eden eserler de teyid etmektedir. Fütüvveti, izah eden eserlerin birinde fütüvvet meclislerinde yemekten sonra sema edilmeye başlandığı (Kuşeyri, 1978, s.327) ifade edilirken ahileri anlatan İbn Batuta:


“... yemek zamanında yine hepsi bir araya gelip topluca yerler, raks ederler, türküler çağırırlar.” (İbn Batuta, 1993, s.8) cümlelerine yer verir. Sadece bu iki kaynak yaran sohbetlerinin fütüvvet ve Ahilik geleneğinin tesirinde olduğunu gösterir.


Yaran teşkilatı ile Ahilik arasında bağ kuranlardan bir tanesi de H. Fehmi Turgal’dır. (Turgal H.F. s.10)


3.2. Yâran’ın Ana İlkeleri


Yaran sohbetlerine katılacak fertlerin sahip olmaları gereken özellikler ana ilkeler durumundadır. Bu ilkeler ferdin günlük hayatını tanzim eder. Her yaran mensubunun:


1.Alnı

2. Kalbi

3.Kapısı

açık ve

Eli
Dili
Beli
kapalı olmalıdır (Tezcan, 1989, s.7). Bu ilkeler Ahilik müessesesinde olduğu gibi yer alır (Şapolyo 1964, s.235).


Yaran Sohbetinin Rolleri

Geniş bir coğrafya üzerinde yayılmış ve etkili olmuş “Yaran sohbetleri” geleneksel teşkilatlanma biçimiyle toplum hayatında önemli roller ifa etmiştir. Yaran sohbetlerinin cemiyet hayatının şekillenmesinde etkili olan rolleri:


Eğitme
Kültürü Koruma
Norm ihlalini önleme (yönetim ve grup denetimi)
Kalkınmaya katkı, sağlama
Dayanışmayı gerçekleştirme
Madde ve hizmet türü yardımları sağlama (Tezcan, 1989, s.49)

Biçiminde tasnif edilmektedir. Konu fertlerini davranışları olduğundan bu çalışmamızda sadece eğitime norm ihlalini önleme ile ilgili roller üzerinde durulmuştur.


Eğitme Rolü

Yaran teşkilatı fonksiyonları itibarıyla sadece bir eğlenme ve hoş vakit geçirme yeri değildir. Yaran teşkilatının en önemli fonksiyonlarının başında eğitim gelir. Eğitme fonksiyonu yaran mensuplarında ortak tutum, tavır ve davranış biçimi geliştirir. Özellikle ferdin hayatının bütün aşamalarının etkileyecek sosyal davranışlarının kazandırılması hedeflenir.


Kişiliğin ayrılmaz parçası haline getirilmek istenen ve yaran sohbetlerin vasıtasıyla ferde kazandırılan nitelikler şu şekilde sıralanabilir (Er. 1988, s. 83):


Oturup kalkma adabı,
Yemek yeme adabı
İltifat etme,
Musiki, (Türkü söyleme),
Oyun (mahalli oyunları becerme),
Atışma (Deyiş)
Dikkatli ve uyanık olma,
Temizlik,
Tutumluluk,
Kötü alışkanlıklardan korunma
Mazbutluk ve ağırbaşlılık.

Yaran sohbetleriyle ferde kazandırılmak istenen özelliklerin tamamı fütüvvetnamelerde Ahilik müessesenin ilkeleri arasında yer alır. (Erkan, 1995, s.64)


Ahi birliklerinde olduğu gibi yaran teşkilatları da kuruldukları bütün mekanlarda eğitme faaliyetlerini benimsemiş oldukları ve yazılı hale getirdikleri ilkeler çerçevesinde gerçekleştirdikleri görülmektedir. (Er, 1998, s.64)


Metot

Yaran teşkilatının ilkeleri gerek sohbet yoluyla gerekse günlük hayatın her safhasında sosyal kontrol kurularak benimsetilir. Eğitme vasıtası olan “sohbetlerdeki eğitim anlayışı didaktik değildir. Yani doğrudan öğretim yerine daha çok uygulayıcıdır ve deneme yanılma yöntemi egemendir” (Tezcan, 1989, 49)


Yaranı oluşturan fertler özellikle genç yarenler görerek, yaşayarak ve dinleyerek öğrenirler. Fert sohbet dışındaki davranışları tabii olarak telkin, tahlil ve psikolojik algılama ile benimser. Bu yollar kazandığı davranışlar yaranın düşünüş, yaşayış ve bağlanışlarının yansıtır.


Sohbet Odası, Sohbet Odasında Uyulması Gereken Kurallar ve Faaliyetler

Yaranın toplandığı mekanlar, yaranın bütün ihtiyacını karşılayabilecek niteliktedir. Ancak konumuz gereği sadece sohbet odası ve sohbet odalarındaki faaliyetler üzerinde durulacaktır.


Sohbet odası eğitim ve eğlenme ortamıdır. Buradaki her faaliyetin ve her hareketin bir eğiticilik değeri söz konusudur.


Sohbetin gerçekleştirildiği od kare veya dikdörtgen şeklindedir. Mekanın kare veya dikdörtgen olarak düşünülmesi oturuş düzeni itibariyle yarenin birbirini rahatlıkla görebilmelerini sağlamaktadır. (Numan 1981, s) Şekil birden anlaşılacağı üzere böyle bir mekan ve oturuş tarzı her türlü iletişimi kolaylaştıracak niteliktedir. Yaran sohbet odası Ahi zaviyelerinin teftişi tarzında tefriş edilir. (Er, 1988, s.133)


Mekanla ilgili bu anlayışın temelinde mekanın ve oturuş tarzının eğitme ve davranış kazandırma üzerindeki etkileriyle ilgilidir. Bu özelliği Numan:


“Yaran sohbetiyle terbiye oturuş düzeninden başlar. Sohbetin gerçekleştirildiği odadaki ocağın sağ tarafındaki minder ahi ve şeyh makamında bulunan yaran başı, baş ağanın, solundaki minder de nakib durumunda bulunan küçük başağaysa ait olurdu. Geriye kalan yerler ise Yaran, yaş ve itibarına göre sıralanırdı.” Numan 1981, s.598)


Sohbet odasında oturuş düzeni en genç yaren kapı tarafında oturacak tarzdadır.


Sohbet odasında uygulanan kurallar ve faaliyetlerin tamamında eğiticilik boyutu bulunmaktadır. Kurallar ve diğer faaliyetler tasnif edilerek incelendiğinde bu özellik daha belirgin bir şekilde ortaya çıkar. Sohbet meclislerinde uygulanan kurallar ve faaliyetler aşağıdaki şekilde tasnif edilebilir:


3.6.1. Kurallar


Sohbet Odasına Giriş ve Oturma Düzeni

Çavuş tarafından ilkönce çalgıcılar içeri alınır ve kendilerine ayrılan yere oturtulur. (Şahnişin varsa çalgıcılar şahnisinde oturur). Sohbet odasına girişi organize eden çavuş daha sonra küçük Baş ağaya haber verir. Küçük Başağa kurallara uygun olarak odaya girer ve yerine oturur. Küçük Başağa yerine oturduktan sonra çavuş yarenleri içeriye almak için kendisinden izin alır. Gerekli izin verildikten sonra yarenler en yaşlıdan başlayarak içeri girer ve usulüne uygun selamlaştıktan sonra yerlerine oturur.


Bütün yaren içeriye girip yerini aldıktan sonra çavuş küçük Baş ağaya büyük Baş ağanın geldiğini söyler ve kendisine haber vermek için izin ister. Küçük Baş ağadan izni alan çavuş odanın hazır olduğunu büyük baş ağaya iletir ve onu içeriye buyur eder. Büyük Başağa odaya girer ve selam verir. Ayağa kalkmış durumda olan yaren selamı alır ve kurallar gereğince küçükbaş ağadan başlamak üzere sırayla oturulur.


Kahve İçme:

Yaran başağa ile birlikte tamam olduktan sonra sıra kahve içmeye gelir. Kahve içme ile ilgili muhtelif kurallar bulunmaktadır. Yaran kurallarına uygun olarak kahvesini içer. Kural ihlalleri ceza sebebidir. Kuralları ihlal eden statüsü ne olursa olsun mutlaka benimsenilen cezaya çarptırılır.


Yaran Misafirleri:

Yaran sohbetlerinin bir kısmına misafir kabul edilir. Ancak misafir, yaran sohbetinin kurallarına uymak mecburiyeti bulunmaktadır.


Kurallar gereğince kahve ve yemek misafiri kabul edilir. Kahve misafiri olanlar kahve içiminden sonra, yemek misafiri olanlar ise yemekten sonra yaranı terk eder. Terk etmeyenler uygun bir tavırla uyarılır. Buna rağmen kalmakta ısrar edenler zorla uzaklaştırılır. Bu durum ders esnasında sınıfta öğrencinin dışında kimsenin bulunmasının istenmemesi tavrına benzetilebilir.


Yemek Yeme:

Yaran sohbetlerinin önemli fazıllarından birisi de yemek yemedir. Yemek yeme usulü yöreler arasında küçük farklılıklar gösterir. Bazı yörelerde yemek yemede yaran küçük gruplara ayrılır. Yaranın gruplara ayrılması yaş ve hiyerarşik yapıya göre şekillenir.


Kahve içme faslında olduğu gibi yemek yemede tamamen kurallar hakimdir ve kural ihlallerinde ceza uygulanır (Tezcan 1989, s.20)


Yeni Ocak Yakma İçin Tören

Kahve, yemek ve oyun fasıllarından sonra bir sonraki töreni düzenleyecek kişiyi, tespit etek amacı ile bir merasim tanzim edilir. Bu merasimle usulüne uygun ocağı yakacak kişi tespit edilir.


Buraya kadar izah edilen bütün merasimler, kurallar çerçevesinde gerçekleştirilir ve merasimlere ait kurallar yarene benimsetilir. Kurallar yaran sohbetlerinde disiplini sağlar. Yaran sohbetlerini de müeyyideler o kadar çoktur ki, kuralların ihlali düşünülmez.


3.6.2. Diğer Faaliyetler (Oyun, eğlence ve deyişler):


Yaran sohbetlerinin eğitme fonksiyonu muhtelif oyun, eğlence ve mani (deyiş)lerle de gerçekleştirilir. Bunlar sohbetin önemli bir parçasını oluşturur. Oyun ve eğlence hoş vakit geçirme vasıtası olduğu kadar, eğiticilik özellikleri de söz konusudur. Oyun ve eğlenceler iki grupta toplanır. Birinci grupta saz eşliğinde oynanan mahalli oyunlar, ikinci grupta ise beceri, çabukluk ve zekaya dayanan oyun ve eğlenceler yer alır.


Oyun ve eğlencelerle fert kabiliyetlerini geliştirdiği gibi iltifat etmeyi ve irticalen mani söylemeyi öğrenir. Maniler ferdin düşünme, karşılık bulma ve hitabet gücünü arttırır.


Yönetim, Denetim ve Cezalar:

Yaran gönüllü bir oluşum olmasına rağmen yönetim ve denetim süreci pek çok formol teşkilattan daha düzenli işlemektedir. Yönetim ve denetim süreçleri tamamen manevi otoriteye dayanır. Çünkü yaran sohbetine katılan kuralların bütününe uymayı taahhüt eder. Yönetim ve denetim süreçlerinin işleyişinin daha iyi anlaşılması için ayrı ayrı ele alınması gerekmektedir.


4.1. Yönetim


Yönetim kavramının, muhtelif tanımları yapılmaktadır. Kayaya göre, “Yönetim, başında bulunduğu örgütün amaçlarını başarıya gerçekleştirmekle yükümlü olan bir araçtır.” (Kaya 1979, s.36) Yönetim teşkilatla ilgili faaliyetlerin amaç doğrultusunda tanzimini ifade eden araçtır.


Yaran sohbetlerini de yönetim tamamen araç durumunda olup, daha çok yönetimin sanat boyutu ağırlıktadır. Zira yönetimin sanat boyutu biçimsel olmayan boyuttur. Buna göre etki, manevi sorumluluk, kişilerin tatmini, teşkilat havası vs. gibi unsurlara dayanır (Tortop 1979, s.33)


Konuya bu zaviyeden bakıldığında yaran teşkilatında manevi otoriteye dayalı yönetim kademelerinin oluşturulduğu görülür. Yaran meclislerinin yönetimindeki kademe sayısı farklılık göstermekle beraber bütün yaran teşkilatlarında:


Büyük Başağa
Küçük başağa
Çavuş

Kademeleri yer alır. Bir başka misal Simav ve çevresindeki yaran teşkilatından verilebilir. Simav ve çevresindeki yaran meclisinin yönetim beş kişiden oluşmakta ve bunlara şu isimler verilmektedir (Er 1988, s.38)


Köşe ihtiyarı
Büyük yaren başı (yiğitbaşı)
Küçük yaren başı
Sözcü
Muhasip

Bütün bölgelerde yaran yönetimi seçimle oluşturulur. Tecrübeli ve kuralları bilenler arasından seçilenler özellikle büyük Başağa (Büyük Yaren başı)nın sözleri kanun kadar önemlidir. Ona itaat her parenin görevidir. Yönetime itaat söz konusu olmakla birlikte yönetenle yönetilen arasında farklılık oluşamaz. Çünkü yaran sohbetlerinde “topluma hizmet eden, toplumun efendisidir” ilkesi hakimdir.


Esasında işlerin tedvirinde yükün büyük bir kısmını çavuş yüklenir. Zira çavuş, sohbet için gerekli olan her şeyin temininden ve düzenlenmesinden sorumludur. Çavuş, büyük baş ağanın gözetim ve denetiminde yaran için bütün ihtiyacı temin eder.


4.2. Denetim


Denetim, gözetme, gözaltında bulundurma anlamlarına gelen murakabe (Develioğlu 1970. 817) kavramışla eşanlamlıdır. Dolayısıyla teşkilatlarda denetim faaliyetlerinin tespit edilmiş hedefler doğrultusunda, verilen emir ve talimatlara ve belirlenmiş ilkelere uygun olarak yürütülüp yürütülmediğini belirtmeye yarar (Tortop 1979, s.130). Yaran teşkilatında da bu anlamda bir denetim süreci söz konusudur. Yaran teşkilatında denetim, daha çok sosyal kontrol şeklinde gerçekleşmektedir.


Yarenden istenilen tutum ve tavrın geliştirilebilmesi için yaran, mensubunu sürekli denetim altında bulundurur. Denetim sosyal kontrol şeklinde gerçekleştiğinde ferdin bütün hayatını kuşatır. Yaran mensubu sohbet meclislerinde olduğu gibi sokakta, çarşıda, pazarda kısaca günlük hayatın her anında murakabe altındadır.


Yaran teşkilatında sosyal kontrol kadar, hatta daha önemli olarak ifade edebileceğimiz bir kontrol çeşidi vardır. Öz denetim olarak ifade edebileceğimiz denetim türünde kişinin kendi kendini murakabe etmesi hedeflenir. Öz denetimin temel ilkesi, “başkalarının yanında yapamadığını veya yapmaktan çekindiği davranışı tek başına iken de yapma” şeklinde formülleştirebilir.


Sosyal kontrol ve öz denetim süreçleriyle yaran mensubunu murakabe ederek ilkeleri doğrultusunda mükemmelleştirir.


4.3. Yaranda Ceza


Yaran teşkilatının bir üyesi olmak, kişiyi çok büyük sosyal itibar kazandırdığı gibi (Tezcan 1989, s 43-45) yaranda ceza almak da kişiye o nispette itibar kaybettirir. Bununla birlikte her sosyal müessesede olduğu gibi yaranda da kurallar zaman zaman ihlal edilebilir. Yaran disiplini kurallarını işleterek sağlar. Yaranda ceza bir araçtır. Gerek sohbet esnasında gerekse sohbet dışında yaran teşkilatının benimsemiş olduğu kurallarla ilgili uyumu bozan ve ilkeleri çiğneyen mensuba ceza verilir. Ceza işlenen suçun niteliğine göre değişir. Ceza, kuralların benimsetilmesinde ve davranış haline dönüştürülmesinde bir araçtır.


Dikkate şayan bir durum da, cezaların suç türüne göre yaptırım gücüne sahip olmasıdır. Cezaların bu özelliği yaran mensupları arasında suç oranının azalmasını sağlamıştır, denilebilir. Gerçekten de yaran mensupları arasında suç oranları yok denecek kadar azdır.


Yaran teşkilatında ceza verilmeden önce kendisine suç isnat edilen ferde savunma hakkı verilir. Fert savunmasını yaptıktan sonra suçu sabit görülürse cezalandırılır. Bu usul Ahilik teşkilatında da karşımıza çıkar. (Erken, 1995, s.72)


Yaran teşkilatlarında ceza türleri bölgelere göre az çok farklılık göstermekle beraber, bütün teşkilatlarda en ağır ceza yarandan kovulmaktır. Yarandan kovulan ferdin üzerine o derecede sosyal baskı uygulanır ki, umumiyetle fert boykot ve tecride dayanamayarak yaranın bulunduğu yeri terk eder. Boykot nesiller boyu devam eder.


Yaran teşkilatından kovulma ile ahilikteki meslekten kovulma arasında büyük benzerlikler bulunmaktadır. Ahilikte meslekten tard edilme “pabucun dama atılması”, yaran teşkilatında ise “ çıranın yakılması” ifadeleri ile ilan edilir. Çırası yakılan fert tam bir ablukaya alınır. Ablukaya sadece yaran mensupları değil, o yörede yaşayanların tamamı katılır. Yaran meclisinden kovulmanın önemini ve etkisini Tezcan şu şekilde aktarır:


“Çankırı merkez mahallelerinden birindeki yaren meclisinden Sabri Baba isimli bir yaren ağası, işlediği suçtan dolayı kovulur. Bu nedenle Çankırı’yı terk eder. Aradan yıllar geçer. Bir gün memleket hasretliği içinde geri döner. Bugün Çankırı’nın güney tarafındaki kente hakim olan ve Hacettepe ismi verilen tepede hayvanlarını otlatan bir çoban görür. Sabri Baba, çocukla sohbet ederken yaşını sorar. Çocuk ise Sabri Babasının sorusunu şöyle cevaplar:


Vallahi yaşımı tam olarak bilmiyorum. Ama, Sabri Babanın yarenden kovulduğu gece doğmuşum. Bu cevap Sabri Baba’yı çok üzer. Yarenden kovulduğunun hala hafızalarda olduğunu anlar. Bu durum karşısında asıl kimliğini söylemeden yaşamaya devam eder.” (Tezcan, 1989, s.31)


Yaran teşkilatının cezalar konusunda önemli bir özelliği de, kuralları bütün mensuplarına aynı ölçüde ve derecede uygulamasıdır. Cezalar suçun türüne göre statü, yaş, meşrep ve mevkii farkı gözetilmeksizin herkese aynı şekilde tatbik edilir. Yani cezalar mevkilere göre değişmez.


SONUÇ


Sosyal hayatımızın şekillenmesinde ve ortak yaşayış tarzı olan kültürümüzün nesiller arası aktarılmasında önemli bir fonksiyon icra eden sohbet geleneğinin yeniden canlandırılması nitelikli insan yetiştirme açısından büyük önem arz etmektedir.


Bu zaviyeden bakıldığında yaran teşkilatlarındaki sohbet geleneği, hem farklı yaş gruplarının birbirleriyle kaynaşabileceği, eğlenebileceği ve kültür aktarabileceği mekanların oluşturulmasında ehemmiyetli bir misal teşkil eder.


Bu tür sohbetler pek çok yeteneğin ve kabiliyetin ortaya çıkmasına ve gelişmesine ortam hazırlamaktadır. Günümüzde hemen hemen bütün toplumlarda yaşanmakta olan ve büyük yaralar açan sosyal çözülme ancak yaran teşkilatları gibi muhtelif fonksiyonlara sahip yaklaşımlarının devreye girmesiyle azaltılabilir.


Özellikle gönüllü kuruluşların, gençleri eğlendiren, sosyalleştiren, eğiten ve ahlaki değerleri kazandıran ve bu yönüyle başlı başına bir insan yetiştirme hedefi olan yaran anlayışını incelemeleri, benimsemeleri ve yaşatmaları topluma büyük faydalar sağlar.


Hulasa yaran sohbetleri, ferdi eğiterek ona dayanışma ve yardımlaşma duygularını kazandıran, mükemmelleştirmeye çalışan, dolayısıyla sosyal çözülmeyi azami derecede azaltan bir insan yetiştirme ocağıdır.


Bu çalışmasının sitemizde yayınlanmasına izin veren sayın Veysi ERKEN'e teşekkür ediyoruz.
izencirci
Yetkili Üye


Izmir
301 Cevap
Gönderim - 24/10/2005 :  16:26:24       
 
alıntı:

Yaran teşkilatından kovulma ile ahilikteki meslekten kovulma arasında büyük benzerlikler bulunmaktadır. Ahilikte meslekten tard edilme “pabucun dama atılması”, yaran teşkilatında ise “ çıranın yakılması” ifadeleri ile ilan edilir. Çırası yakılan fert tam bir ablukaya alınır. Ablukaya sadece yaran mensupları değil, o yörede yaşayanların tamamı katılır. Yaran meclisinden kovulmanın önemini ve etkisini Tezcan şu şekilde aktarır:


“Çankırı merkez mahallelerinden birindeki yaren meclisinden Sabri Baba isimli bir yaren ağası, işlediği suçtan dolayı kovulur. Bu nedenle Çankırı’yı terk eder. Aradan yıllar geçer. Bir gün memleket hasretliği içinde geri döner. Bugün Çankırı’nın güney tarafındaki kente hakim olan ve Hacettepe ismi verilen tepede hayvanlarını otlatan bir çoban görür. Sabri Baba, çocukla sohbet ederken yaşını sorar. Çocuk ise Sabri Babasının sorusunu şöyle cevaplar:


Vallahi yaşımı tam olarak bilmiyorum. Ama, Sabri Babanın yarenden kovulduğu gece doğmuşum. Bu cevap Sabri Baba’yı çok üzer. Yarenden kovulduğunun hala hafızalarda olduğunu anlar. Bu durum karşısında asıl kimliğini söylemeden yaşamaya devam eder.” (Tezcan, 1989, s.31)


Yaran teşkilatının cezalar konusunda önemli bir özelliği de, kuralları bütün mensuplarına aynı ölçüde ve derecede uygulamasıdır. Cezalar suçun türüne göre statü, yaş, meşrep ve mevkii farkı gözetilmeksizin herkese aynı şekilde tatbik edilir. Yani cezalar mevkilere göre değişmez.



Gazi Üniversitesi Mesleki Eğitim Fakültesi
Eğitim Bilimleri Bölümü
Eğitim Yönetimi, Teftişi ve Planlaması Anabilim Dalı
Öğretim Üyesi
Sayın VEYSİ ERKEN'in
"BİR İNSAN YETİŞTİRME MODELİ:YARAN SOHBETLERİ"

Çalışmasının bir bölümünden alıntı yaparak, yaranla ilgili yaşanmış gerçek bir hikayeyi,fotoğraflı belgesi ile nakletmek istiyorum.

Çankırı'mızın sevilen esnaflarından Sayın İLHAN KÖPRÜLÜ'nün 1965-1967 yıllarında ki başağalığında,o yıllarda 10 yaşında olduğum için sebebini bilmediğim bir nedenle küçük başağanın(ismini izin almadığım için yazmıyorum) yarenden atıldığı veya ayrıldığının ilk gecesinde küçük başağanın oturduğu yere büyükçe bir kütük ve hatta üzerine de bir süpürge konulduğunu gözlerimle gördüm.
Aşağıdaki fotoğraf;Bu olayın ertesi akşamın da küçük başağa seçilen Tornacı ZEKİ AKAY ile "sanal küçük başağa" ve yaren ağaları gösteren belgedir. Söz konusu ettiğim "kütük" ilgili resimlerin o dönem yaren ağalarında olduğunu sanıyorum.
Çoğu sağ ve sağlıklı olan(Allah uzun ömürler versin) bu büyüklerimizden yaşanan bu törensel gelenek ile ilgili bildiklerini ileriye kaynak olması için anlatmalarını istirham ederim. Selam ve Saygılarımla.

Düzenleyen - izencirci on 24/10/2005 16:34:25

 sayfa başına git


Forumda görüş beyan etmek ve yorum yapmak için üye olmanız gerekmektedir.
Yer alan ifadeler kişisel olup, hiçbir kurum ve/veya kuruluş adına görüş bildirilmez, bildirilse dahi kişisel kabul edilir ve yer alan her görüş yazarını bağlar. Site grup, cemaat, klik  vs bir sınıflama olmaksızın herkese açık olduğu için LÜTFEN POLEMİKLERE GİRMEYİNİZ, sadece kamuya sunacağınız bilgi ve görüşleri bizlerle paylaşınız. Yazılara yapılacak tenkitler edebi ve bilimsel formlar ve bilimsel etik açısından uygun olmalıdır. Kişilik haklarını ihlal halinde, hukuka, ahlaka aykırı görüş beyan edildiği ve ticari reklam yapıldığı durumlarda yazının yayınına izin verilmez. Kitap,dergi tanıtımları ticari sayılmaz. Yazılarınızda yaptığınız alıntılar (iktibaslar) için açıkça kaynak gösteriniz.

Çankırı Araştırmaları sitesi'
nde yayınlanmakta olan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının yada telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin —kısa alıntı ve tanıtımlar dışında— herhangi bir biçimde basılmaması, yayınlanmaması, editörlerimizin ve üyelerimizin kaynak belirtmeden herhangi bir alıntıyı sitemizde yayınlamaması önemle rica olunur. Kaynak belirtilmeksizin sitemizde yayınlanan alıntılar ve görüşler yazarlarını bağlar.

Kalite Anlayışımız:
Lütfen bildirilerinizi yayınlamadan önce yazım kuralları ve içerik açısından kontrol ediniz. Mümkünse önce word belgesi olarak yazıp denetleyiniz. Sonra kopyala-yapıştır yöntemiyle buraya taşıyınız. Dilimize gereken özeni göstermeyen ve kurallara uymayan bildiriler silinecektir.

   


-2147467259|Operation must use an updateable query.
Ana Sayfam Yap Favorilerime Ekle       © Çankırı Araştırmaları Sitesi hatsanat site yönetim sayfa başına git