Çankırı Araştırmaları Sitesi | Forumlar  
Çankırı Araştırmaları Sitesi  
Çankırı Araştırmaları Sitesinin 2002-2005 dönemi arşiv kayıtlarıdır.
 Arama Forumlar  Yazılar  Resimler  İletişim  
          www.cansaati.org
   
 

 

 
 Tüm Forumlar
 Ahmet GÜLŞEN [Köşe Yazıları]
 
Sadaka Taşı mı?
  Yazıcı Çıktısı /Yazıyı Bilgisayarına kaydet  

Yazan Önceki Konu Konu Sonraki Konu  
Ahmet GÜLŞEN
Yönetici


Kayseri
642 Cevap
Gönderim - 22/10/2005 :  13:12:01        
Kucaklama Taşı Mı Sadaka Taşı Mı?

Türk-İslam kültürünün en güzel uygulamalarından biri de sosyal dayanışmadır. Allah’ın kanun olarak buyurduğu emirlerin ise toplum içersinde en zarif kullanımı ecdadımız tarafından icra edilmiştir. Özellikle kuvvetli bir sosyal bünyenin teşkili açısından hem iktisadi dayanışma hem de komşuluk ilişkileri, bir toplum olarak yaşama sanatı en güzel onların hayatında sergilenmiştir.

Bu zarif yaşam sanatının ve dayanışmanın bir örneği ve eseri de Sadaka Taşlarıdır. Osmanlı’da sadaka taşları özel bir görev üstlenmiştir. Tarihçi Murat BARDAKÇI’nın ifadesiyle; “Eski İstanbul'da yardımların en göze batmayanı ‘‘sadaka taşları’’ kullanarak yapıldı. Bu taşlar bir buçuk-iki metre yüksekliğinde mermerden olurdu. Üst kısımlarının ortasına çanağa benzer bir oyuk açılır, sadaka verenler parayı buraya bırakırlardı. İki metrelik taşların yanında, tepesine rahatça ulaşılabilmesi için birkaç basamak konurdu.” Kısacası şehrin, mahallenin, caminin hemen yanı başında, gösterişsiz, hemen iliştirileverilmiş gibi duran, sanki önünde hiç kimse durmayacakmış gibi tasarlanmış, bir gizli el.

Sadaka taşları öyle bir medeniyetin eseri ki alan da veren de kanaatkârmış, Süheyl Ünver bu durumu söyle vurguluyor, “Derdini kimseye açamayan hakiki bir fakir ihtiyacı olunca oradaki parayı alır. O günkü ihtiyacı bir kuruş mu? Yüz para mı? Onu ayırır, kalanını, kendisi gibi ihtiyacı olanları düşünme terbiyesi icabı çukuruna kor ve meçhul sadakacıya içinin memnunluğunu kalbinden ulaştırır ve dönermiş.“ Hatta öyleki 17. yüzyıl İstanbul'unu anlatan bir Fransız gezgin, üzerinde para bulunan bir taşa tam bir hafta boyunca kimsenin gelmediğini yazmış. (bardakçı). Peki şimdi, bir çoğu cahil insanlarımızca evinin bahçe duvarına taş diye iliştirilmiş yada mezarlara hazır bir kaide olarak eklenivermiştir. Şanslı olan bir kaç tanesi ise bu sadaka taşları en azından bir kaç tanesi İstanbul sokaklarında dimdik durmaktadır. Bunların bir vefa beklediğini unutmamak gerek.

Bu girişten sonra bir sorgulama yapmak açısından konuyu Çankırı’mızdaki “kucaklama taşına” getirmek istiyorum. Kucaklama taşı mevki diye bilen yerde hemen yolun ortasında duran bu taş için şehirde çok şey söylene gelmiştir. Yıllardır duyarız, kucaklamakla dileklerin kabul olacağı gibi bir nevi olağan üstülük, türbe gibi manevi beklentilere cevap vereceğine inancın yayıldığı bu taş nitelikleri itibariyle tipik bir sadaka taşı olduğu kanaatindeyim.

Bugün tarihçilerimizden, sanat tarihçilerimizden, ilimizin kültür alanında yetkili kişilerinden konu hakkında bir araştırma yapılmasını ve öngörülerimiz doğruysa bu Sadaka Taşı hakkında özet bilgilerin taşın üzerine eklenmesini bekliyoruz. Çünkü tarih biliminin ışığında düzelecek bu konu "kucaklama taşı, dilek taşı" gibi bir batıl inancın bertaraf edilmesine imkan verecektir. Çünkü bir taştan dilek dilemek ne İslam’ın ne de çağdaş dünyanın bir icabıdır.



Örnekler:
İstanbul eski semtlerinden Üsküdar’da, Kaymakamlıktan aşağı Doğancılar Caddesi kaynak: http://www.mavilink.com/editor/04.htm



kaynak: http://arsiv.hurriyetim.com.tr/hur/turk/00/11/27/dizi/02diz.htm



kaynak:
Süheyl Ünver (Hayat Tarih, yıl: 1967, sayı: 11’den alınmıştır)
Murat BARDAKÇI 27.11.2000 hürriyet gazetesi

Ahmet GÜLŞEN

korgun
Çankırı Gönüllüsü



231 Cevap
Gönderim - 22/10/2005 :  14:19:12       
  Çankırı'daki "kucaklama taşı" bir mevki olarak anılıyor artık daha çok.
Hakkında farklı şeyler duymuş olsamda bugün dilek taşı olarak pekte rağbet gördüğü söylenemez.
Yine de Çankırı'da elde kalan bir yadigar olarak muhafaza edilmesi ve şehrin izini süren araştırmacılarca tam olarak misyonunun açıklığa kavuşturularak taş etrafında düzenleme yapılarak Ahmet beyin teklif ettiği gibi münasip bir şekilde yazılması doğru olacaktır.

 sayfa başına git

AB Dereli
Yetkili Üye


ÇANKIRI
95 Cevap
Gönderim - 22/10/2005 :  21:13:13       
  DEĞERLİ AHMET BEY,
ŞU AN ÇANKIRI MIZIN NEREDEYSE GÖBEĞİNDE DURAN KUCAKLAMA TAŞI İLE İLGİLİ DAHA AYRINTILI BİLGİLERE ULAŞABİLİRSEK ÇOK SEVİNECEĞİM.
BİZLERE İLK ÖNCE GÖZÜMÜZÜN ÖNÜNDEKİLERİN KIYMETİNİ BİLMEDİĞİMİZİ HATIRLATTIĞINIZ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM.

SAYGI VE SEVGİLERİMLE,

ALİ BÜLENT DERELİ FOTO ÇAĞRI ILGAZ...

Düzenleyen - AB Dereli on 22/10/2005 21:34:10

Düzenleyen - AB Dereli on 22/10/2005 21:37:19

 sayfa başına git

Erhan Metin
Yetkili Üye


Çankırı
30 Cevap
Gönderim - 23/10/2005 :  13:17:40       
  KÜÇÜK BİR HATIRA (KUCAKLAMA TAŞINA DAİR)

Ahmet Bey kucaklama taşı konusunda değindiğiniz nokta gerçekten çok önemli, hem osmanlının sosyal devlet yapısını hem de gösterdiğiniz vizyondan Çankırının da bu bilgiler paralelinde fakir ve gariban insanını kollamış olabileceği gerçeğini ortaya koyabilecek tarihi bir veridir.
Fakat artık kucaklama taşının bahsettiğiniz misyondan çok uzaklarda olduğu kesin. Ve bence günümüzde Tarihi misyonundan daha ziyade taşıdığı nev-i şahsına münhasır mizahıyla ortadadır. Bundan iki sene önce bu fikrimi doğrular nitelikte bizzat yaşadığım bir hatıramı anlatmadan geçemeyeceğim.
Tam net gününü hatırlayamasamda bir temmuz akşamı olduğunu çok iyi hatırlıyorum. Aileler bildiğiniz gibi yaz akşamları Çankırıda ya çay boyu yaparlar; yada karatekin parkında oturarak hem serinlemeye hemde havaların güzelliğinden istifade ederek ailesiyle ufak bir romantizimde yapmak isterler. Fakat anlatacağım nokta bu romantizmin bitiş saatlerinde yaşanmıştır.
Kucaklama Taşının Karşısında bulunan ve kucaklama taşını çok net gören bir dairede ikamet eden çok yakın bir dostumuzun evinde gecenin ilerleyen saatlerine kadar balkonda hem çayımızı yudumluyor, hem de tarih ve kültür ağırlıklı muhabbetlerimizden bir tanesini yapıyorduk. Tam bu esnada akşamı değerlendirmiş ve Evlerine gitmekte olan bir aile gözlerime ilişti. 40-45 yaşlarında bir bey; yanında yine aynı yaşlarda eşi, bir kızı ve oğluyla mutlu bir tabloyu görünce izlemeden edemedim. Adam kucaklama taşınının önünden geçer gibi oldu. Fakat geri döndü, markete geçer gibi yaptı. Taşın olduğu kısımda durakladı. Etrafı kolaçan etti. Genelde balkon ışığını yakmadığımızdan bizi farkedememişti. Adamın sağı solu kolaçan etmesi biraz daha merakımı arttırdı.Adamcağız Elindeki dondorma külahı eşine vererek Kucaklama taşına yöneldi ve taşı kucaklayıverdi. O ana kadar adını duyduğum bu taşa böylesine aşkla sarılan bir adamı görmemiş olmamın verdiği bir heycanla şaşırmadım desem yalan olur.Adamdan sonra çocukları da dayanamadı ve karısı hariç aile boyu taşa sarıldılar. Belki doğal gibi gelebilir.Ama bu taş hala efsanesini koruyorsa bu bence kültürel bir zenginliktir. Ve bence gerçekten de korunması gereklidir. Bunu tüm vatandaşlarımız sarılsınlar diye söylemiyorum sadece o farklı duyguyu yaşamanın verdiği mutluluk hala hatıralarımda yaşar.
Ama asıl ilgimi çeken nokta;
Adamcağızın taşa karısının yanında sarılmasıydı.

 sayfa başına git

Recep Gülşen
Yönetici


Konya
76 Cevap
Gönderim - 24/10/2005 :  13:04:30       
  Tarihçi arkadaşlar daha iyi bilirler, Osmanlı toplumu tepeden tırnağa gerçek bir medeniyettir. Sosyal ve kişisel ilişkilerde son derece zarif ve kibar davranışlar hakimdir. Mesela bu "sadaka taşı" olayı son derece zarif, insani ve dahiyane bir buluştur. Veren el gösteriş yapmadığı gibi, alan el de eziklik hissetmeden ve ihtiyacı karşılığını almaktadır. Bu günün gösteriş ve riya dolu yardımlarının zıttına, olabildiğince gizli, olabildiğince sade ve olabildiğince Allah rızası gözeten bir dayanışma...

Konuyla ilgili olarak tarihçi Dursun Gürlek'ten dinlediğim bir başka örneği aktarmak isterim:

Dursun Gürlek, özellikle Osmanlı Tarihi üzerine araştırmaları olan ve ilginç detayları kendisinden öğrendiğimiz bir tarihçi. Bir radyo konuşmasında dinlemiştim. Osmanlı toplumunun gizli sadaka ve hayır yöntemlerinden biri de "hesap kapatma" ya da "hesap ödeme" yöntemi. Yani sadaka verecek veya hayır yapacak ama gizli yapmak isteyen biri başka bir mahallede herhangi bir bakkala gidip hiç tanımadığı birine ait hesabı kapatmak ya da bir kısmını ödemek suretiyle sadakasını gizlice gerçekleştirmiş oluyor. Böylece ne veren kişi hesabını ödediği kişiyi biliyor ne de hesabı ödenen kişi ödeyeni biliyor. Ne kadar mütavazı, ne müthiş ve de ne soylu bir davranış.

Osmanlı kültürüyle birlikte terk ettiğimiz o kadar asil davranışlar var ki. Bir kaçını bile ihya etsek toplum yapımızı süratle değiştirecek güçte...

Mesela bu davranışı günümüze uyarlamak mümkün olmaz mı? Tamam, bu gün bir çok kişi nakit ya da gıda paketleri dağıtımı şeklinde sadakalarını veriyor ama, bir de "hesap kapatma" yöntemini canlandırsak. Nasıl olur acaba?

Recep Gülşen  sayfa başına git

turgut_reis
Yetkili Üye


ÇANKIRI
223 Cevap
Gönderim - 24/10/2005 :  14:33:27       
  Çankırımızdaki kucaklama taşı benim bildiğim yada büyüklerimden duyduğum kadarıyla bir dilek taşı olarak bilinmektedir.
Ama geçmişte Ahmet beyin dediği gibi bir misyona sahipti ise araştırmacılarımızdan bu konu hakkında bilgi istiyoruz ve kucaklama taşının yanına yazılı olarak konulmasını diliyorum.
Bu arada Erhan hocanın gördüğü olaya ben birçok defa şahit oldum. Çünkü günde en az 4 defa kucaklama taşının yanında geçiyorum.
Ayrıca bir çok insanın buluşma yeri olarakta kullanılmaktadır kucaklama taşı mevkii çünkü Çankırı'da kucaklama taşını bilmeyen hiç yoktur sanırım.
Hayırlı Günler Dileklerimle

Çayırpınar''lı  sayfa başına git

ertugrulyesildal
Yetkili Üye


Antalya
75 Cevap
Gönderim - 25/10/2005 :  10:39:36     
  KUCAKLAMA TAŞI İLE İLGİLİ BİR ANI

Böylesine önemli ve anlamlı bir konuda yerinde midir ? bilemiyorum ama lütfen hemşehrilerim beni bağışlasınlar Kucaklama taşı ile ilgili bir anımı paylaşmak istedim.
2002 seçimlerinde hem mensubu bulunduğum parti içerisinde hem de diğer partilerde uzun süre Çankırı dışında oluşum eleştiri konusu yapılıyordu...
Sanki memleketimden ayrılmayı ben istemişim gibi...
Gurbetin ne demek olduğunu, 20 sene bir yerde yaşasan bile orada hala yabancı olduğunu yaşayan bilir.
Ama; en acısı; insanın kendi doğduğu topraklarda ;atasının toprağında yabancı yerine konulması herhalde...
Düşünün ki Orda doğmuşsunuz,ilkokulu ,ortaokulu,liseyi orada bitirmişsiniz,Yüksekokulu orada bitirmişsiniz Çocukluğunuzu Gençliğinizi orada yaşamışsınız İlk aşkınızı orada yaşamışsınız ve yerlisi olduğunuz şehirde siz yabancısınız?????
Oysaki her sene en az bir defa memleketime gelirim.
Bu durum çok ağrıma gitmişti.
Ama ne hikmetse Çankırı’da hiç bulunmamış insanlar Milletvekili seçilebiliyordu,hatta Çankırılı olmamalarına rağmen...
“KIRKEVLERDEN BIRAKSANIZ KUCAKLAMA TAŞINI BULAMAYACAK İNSANLARI MİLLETVEKİLİ DİYE SEÇMEYİNİZ”. Sözleri işte böyle duyguları yoğun olarak yaşadığım sırada dudaklarımdan dökülüverdi.Bu sözler Çankırı’nın yerlileri arasında çok tuttu.
Kamil TABAK ve Barlas’tan sonra hiçbir siyasal parti Çankırı Merkez ilçesinden Milletvekili gönderememişti...
Bu anımı paylaştıktan sonra; kişisel düşüncem ”Kucaklama taşının Tarihsel değerini anlatan bir levha yanı başına dikilmeli ve kültür turizmine açılmalıdır.(her ne kadar yolun ortasında kalmış olsa bile)”
Ertuğrul Yeşildal


Düzenleyen - ertugrulyesildal on 25/10/2005 10:42:19

 sayfa başına git

AB Dereli
Yetkili Üye


ÇANKIRI
95 Cevap
Gönderim - 27/10/2005 :  11:34:41       
  DEĞERLİ AHMET BEY,
KUCAKLAMA TAŞI İLE ANLATILANLARI DERLEYİP TOPARLAYIP, ÜZERİNDE AYRINTILI BİR İNCELEME VE ARAŞTIRMA YAPABİLİRİZ DİYE DÜŞÜNÜYORUM.


SAYGI VE SEVGİLERİMLE,

ALİ BÜLENT DERELİ ILGAZ....

 sayfa başına git

captanblack
Çankırı Gönüllüsü


ankara
108 Cevap
Gönderim - 27/10/2005 :  21:46:42     
  Bir zamanlar Gülden Karaböcek tarafından okunan ve çok popüler olan Dilek Taşı şarkısının dillerde olduğunda Gazetelerde bizim dilek taşı ile ilgili haberler çıkmış. Bana Ulaşırsa burda paylaşırız.

Cengizhan Savul  sayfa başına git

asasas
Üye



2 Cevap
Gönderim - 09/11/2005 :  13:17:57     
  Sadaka taşı değil.
Dilek taşı olabilir.

Düzenleyen - asasas on 09/11/2005 13:18:42

 sayfa başına git

Recep Cirik
Yetkili Üye


Gent
373 Cevap
Gönderim - 11/11/2005 :  01:46:40       
  Değerli yarenler
Bu taşın ismini öncelikle belirlememiz gerekiyor.
Öncelikle taş mı kaya mı ?. Bence adı kaya olmalı. Taş küçük ve taşınabilir olur.
Acaba başka ülke dillerinde de var mı böyle bir deyim diye google'den aradım. Hem de o kadar çok ki bir doğu öyküsü bu taşlarla ilgili ve zümrüdüanka kuşunun bu taşı getirdiğini ve dileklerini bu taşa söylediklerini belirten öykü var.
Çinde, Hindistan kültüründe de bu taş veya kayalara rastlıyoruz.
Bizde ortaasya kültürnden geldiğini tahmin ediyorum.
Bence bir adıda dert kayasıdır.
Kayalar ketumdur. Dertleri dinler.Anlatan ferahlar. Dinleyen kaya taş gibidir.
Bu nedenle bizim kültürümüzde ser veren,sır vermeyen tek nesne dilek kayalarıdır.

 sayfa başına git


Forumda görüş beyan etmek ve yorum yapmak için üye olmanız gerekmektedir.
Yer alan ifadeler kişisel olup, hiçbir kurum ve/veya kuruluş adına görüş bildirilmez, bildirilse dahi kişisel kabul edilir ve yer alan her görüş yazarını bağlar. Site grup, cemaat, klik  vs bir sınıflama olmaksızın herkese açık olduğu için LÜTFEN POLEMİKLERE GİRMEYİNİZ, sadece kamuya sunacağınız bilgi ve görüşleri bizlerle paylaşınız. Yazılara yapılacak tenkitler edebi ve bilimsel formlar ve bilimsel etik açısından uygun olmalıdır. Kişilik haklarını ihlal halinde, hukuka, ahlaka aykırı görüş beyan edildiği ve ticari reklam yapıldığı durumlarda yazının yayınına izin verilmez. Kitap,dergi tanıtımları ticari sayılmaz. Yazılarınızda yaptığınız alıntılar (iktibaslar) için açıkça kaynak gösteriniz.

Çankırı Araştırmaları sitesi'
nde yayınlanmakta olan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının yada telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin —kısa alıntı ve tanıtımlar dışında— herhangi bir biçimde basılmaması, yayınlanmaması, editörlerimizin ve üyelerimizin kaynak belirtmeden herhangi bir alıntıyı sitemizde yayınlamaması önemle rica olunur. Kaynak belirtilmeksizin sitemizde yayınlanan alıntılar ve görüşler yazarlarını bağlar.

Kalite Anlayışımız:
Lütfen bildirilerinizi yayınlamadan önce yazım kuralları ve içerik açısından kontrol ediniz. Mümkünse önce word belgesi olarak yazıp denetleyiniz. Sonra kopyala-yapıştır yöntemiyle buraya taşıyınız. Dilimize gereken özeni göstermeyen ve kurallara uymayan bildiriler silinecektir.

   



Ana Sayfam Yap Favorilerime Ekle       © Çankırı Araştırmaları Sitesi hatsanat site yönetim sayfa başına git