Çankırı Araştırmaları Sitesi | Forumlar  
Çankırı Araştırmaları Sitesi  
Çankırı Araştırmaları Sitesinin 2002-2005 dönemi arşiv kayıtlarıdır.
 Arama Forumlar  Yazılar  Resimler  İletişim  
          www.cansaati.org
   
 

 

 
 Tüm Forumlar
 Hüsnü EKİZCELİ [Köşe Yazıları]
 
Köy Öğretmeni Misyonunu Tamamladı mı?
  Yazıcı Çıktısı /Yazıyı Bilgisayarına kaydet  

Yazan Önceki Konu Konu Sonraki Konu  
husnuekizceli
Yetkili Üye


DENİZLİ
180 Cevap
Gönderim - 21/10/2005 :  20:09:03    
Değerli Okuyucularım,

Sizlerle geçmişte kalan bazı iyi hasletleriyle ön planda olan ve son zamanlarda önemini giderek yitiren bir mesleğin “Köy Öğretmenleri”nin çoğu köyde yok oluşuna duyduğumuz üzüntüyü paylaşacağız.
Bu üzüntü sadece senin, benim;sizin, bizim, onların değil; hemen hemen her kesimin dikkatini çekmiş olmalı ki, gazete sütunlarına da girmeyi başarmıştır.
Bu özleme ilişkin gazetelerin birisinde okuduğum bir haber üzerine, eski dertlerimin depreştiğini; en az benim gibi sizlerinde geçmişin özlemini çektiğinizi tahmin edebiliyorum.
Söz konusu yazıyı hiç bir sansürden geçirmeden siz okuyucularımın bilgisine ve dikkatlerine sunuyorum.
Okuyun. Mutlaka herkes kendinden bir parça bulacaktır. Nedeni ne olursa olsun, Köylümüzün kendinden bellediği, kardeşi, kızı, ablası, ağabeyi, babası, annesi gibi sevdiği ve yarınlarının güvencesi olan çocuklarını emanet ettikleri öğretmeninden ayrılmaması gerekirdi.

ALINTI:
…………………………………………………………………………
Öğretmensiz köyler
Abbas Güçlü
HER türlü badireye rağmen Türkiye'yi hala ayakta tutan nedir diye hiç düşündüğünüz oldu mu?

Ya da başka bir deyişle, Türkiye, neden hep sorun üreten bir ülke konumunda?

Bugün, kaş yapalım derken göz çıkartan çok farklı bir konuya dikkatinizi çekmek istiyoruz. Sigarayı da unutmadık!..

8 yıllık kesintisiz eğitim, hepimizin özlemiydi. Kanun çıktığında ulusça sevindik. Çağdaş, demokratik, laik Türkiye için nihayet bir şeyler yaptılar diye Meclis'i alkışladık.

Ama aylar geçtikçe, iyileştirme adına, bazı değerlerin de yok edildiği ortaya çıktı.

Cumhuriyet'i kuranların tek hedefi vardı: Anadolu'nun en ücra köşesine kadar öğretmen göndermek. Köy Enstitüleri'nin de tek amacı vardı:
Yüzyıllardır ihmal edilen köylüye önayak olacak, onları çağdaş dünyaya taşıyacak bilgili, üretken öğretmenler yetiştirmek.

Köylü köylü olalı, jandarma ve vergi memurları dışında ilk kez almak için değil vermek için gelen bir devlet adamıyla kaşılaştı. Bunun adı:
Öğretmendi.

Okuma yazmayı, çağdaş üretim tekniklerini, İstiklal Marşı'nı ilk kez ondan öğrendiler.

Kuş uçmaz, kervan geçmez mezra ve köylerde, Anadolu insanı, resmi bayramların coşkusunu ilk kez onlarla yaşadı.

Öğretmen, yeri geldi veteriner, yeri geldi doktor, yeri geldi devlet baba oldu. Köylü ona alıştı, o köylüye.

Oysa bu yıl, yüzlerce köyde Cumhuriyet Bayramı kutlanmadı. 10 Kasım'da Atatürk anılmadı. 23 Nisan coşkusu da yaşanmayacak. Çünkü artık ne okulları var, ne de öğretmenleri...

Milli Eğitim Bakanlığı, "taşımalı eğitim"le bir yarayı sarayım derken, köyleri aydınlıktan yoksun bıraktı. Artık öğretmen köylere değil, çocuklar, öğretmene gidiyor. Ya yetişkinler? Onlar ne olacak? Başları ağrıdı mı kime gidecek?
Köylerde artık devleti kim temsil edecek? Türkçe’yi, okumayı yazmayı kimden öğrenecek? Her şeyden önemlisi, Türk bayrağı artık nerede dalgalanacak? Törenler, nerede yapılacak?..

Gerekçesi ne olursa olsun, köylüyü öğretmensiz bırakmak, onları irticanın, terörün, bölücünün kucağına atmaktır.

Türkiye Cumhuriyeti, bedeli ne kadar ağır olursa olsun, her köyde "ben buradayım" diyeceği okulunu açık tutmalı, bayrağını dalgalandırmalı, Atatürk sevgisini, çağdaş Türkiye özlemini dipdiri tutmalıdır. Yoksa bu boşluğu birileri doldurur!

(2.12.1997. Milliyet Gazetesi- Abbas Güçlü

…………………………………………………………………

Geri kalanını da biraz ben ilave etmek istiyorum:

Öğretmen, köyde bankaydı. Kış gününde ineğini, koyununu, keçisini; tavuğunu, kazını, hindisini satamadığı için parasız kalan köylünün imdadına yine öğretmen yetişirdi. Aldığı maaş o kadar çok muydu? Yoksa, harcayacak yer bulamadığı için midir, nedir, cebinde hep parası bulunuyordu galiba. Ama ikincisi daha mantıklı geliyor. Çünkü: Köy yerinde pek paranın-pulun hükmü geçmezdi. Allah’ı var, köylüler verdikleri, yoğurdun, yağın, bulgurun veya sebzenin, meyvenin parasını almazlar. Ayıp sayarlardı.

Öğretmen arabulucuydu: Köyde iki genç veya komşu kavgamı ettiler? Veya birbirlerine dargınlar mı?..Hemen Öğretmen devreye girer. Onları barıştırırdı. Öğretmenin genç olması, tecrübesiz olmasının da hiç önemi yoktu. Onun verdiği söz dinlenir, aldığı söz tutulurdu.

Öğretmen dünürcü başıydı: Köyde ikamet edenler, öğretmeni daima içlerinden birisi saymışlardır. Eğlencelerinde kederlerinde her zaman onu yanlarında bulmuşlar ve yanlarında görmeye alışmışlardır. Dünür gitmek gibi bir hayır işi olduğu zaman mutlaka köy imamı ile birlikte öğretmeninde baş köşede yeri olurdu.
Öğretmen, köy delikanlılarının çekim merkeziydi. Hele de bekar ise o zaman hemen hemen her gece onun evinde toplanılır, çeşitli oyunlar oynanır. Kazanılan veya kaybedilen hindi, tavuk, kaz ne olursa gençlerin evlerinde pişirtilerek burada yenilir ve eğlenilirdi.

Öğretmen Saz çalardı. Hemen hemen köy öğretmenlerinin tamamı bir müzik aletini çalmasını bilirdi. Okulda böyle yetiştirilmişlerdi. Veya bize öyle anlatıyorlardı. Yoksa biz ne bilelim okulda hangi derslerin okutulduğunu?

Öğretmen İnek sağmasını bilirdi. Köy öğretmenleri, okulda öyle bir iyi eğitimden geçmiş olmlılarki, neredeyse on parmağında on marifet olurdu. Çorap örmesini bilir. Bununla kalmaz bir çok elbecerisi isteyen işlerde de acemilik çekmezlerdi.

Öğretmen sığır gütmesini de bilirdi. Bu kadar da olmaz demeyin. Bende gözlerimle göresiye kadar inanmamıştım. Bir yaz günü köye gittiğimde, böğrüne azık çantasını takmış, elinde değneği ve önünde birkaç dana(ineğin yavrusu, buzağının büyüğü) onları gütmeye giderken görmesem bende inanmayacaktım.

Taşımalı eğitim başladıktan sonra çoğu köyde öğretmen yok. Öğretmenler bırakınız köylünün halini hatırını sormayı; köye girmeden doğruca okulun önünde kendilerini getirip-götüren servis aracından iniyorlar. Ders bitiminde tekrar o araca binerek geldikleri gibi gidiyorlar.

Bırakınız, köylüyü eğitmeyi ve öğretmeyi, çocukları eğitip öğretme de gereken başarıyı yakalayamıyorlar. Sabahleyin geliyorlar. Akşamüstü tekrar ikamet ettikleri il veya ilçenin yolunu tutuyorlar.
Ne köylüler öğretmenleri tanıyorlar. Ne de, öğretmen köylüleri tanıyorlar. Tanıdıkları ise muhtar ve üç-beş tane ihtiyar heyeti olarak adlandırılan; adı ihtiyar kendisi gençlerden oluşan delikanlılar.

Böyle olunca da ister istemez o eski köy öğretmenlerini arıyor insan. Neden aramasın ki? Siz aramıyor musunuz? Ben arıyorum şahsen. Geçen gün Osmaniye (eskiden Adana’ya bağlı idi)Kadirli ilçesindeki bir öğretmenimi aradım. Vefat etmiş. Allah rahmet eylesin…Saygıdeğer eşinden öğrencilik günlerimizde çekindiğimiz fotoğrafları istedim.

Bir şairin dediği gibi:
…Her gece rüyama giriyor,
Ellerinden öpüyorum…. 21.10.2005 CUMA


Hüsnü EKİZCELİ
DENİZLİ

Düzenleyen - husnuekizceli on 25/10/2005 19:25:40

ayyildiz
Çankırı Gönüllüsü


ankara
129 Cevap
Gönderim - 23/10/2005 :  17:21:04       
  Hayret ediyorum Hüsnü bey Eğitim camiasından hiç kimse çıkıpta tek satır yazmıyor veya yazamıyor.Halbuki çok güzel bir konu getirmişsiniz gündeme. Ne yazıkki bazı konular bu siteyi tıkıyor.Şu araştırma merkezi ile ilgili kaç tane öğretmen hiç üşenmeden bi sürü bi şey yazmış.Kardeşim eğer hakkaten Çankırı için kafa yoruyosan tek tarafa odaklanma bak burayada yaz.Ne kadar geniş bir yelpazede yazıp tartışırsak o kadar verimlki oluruz.Bir binanın içinde kabuğuna çekilerek güdük bir anlayışla olmuyor bu işler.
Bütün öğretmenlere saygılar.

Şaban AYDIN  sayfa başına git

husnuekizceli
Yetkili Üye


DENİZLİ
180 Cevap
Gönderim - 23/10/2005 :  18:16:19     
  1950’li ve 60’lı yıllarda İlköğretmen Okulları

1950’li yılların ortalarında ülke genelinde 42 öğretmen okulu bulunmaktadır. 1950’li yılların sonlarında bu sayı 52’ye yükselmiştir. Bu okulların 21’i Köy Enstitülerinin devamı niteliğinde olup eğitim süresi 6 yıldır Bu okullar, Köy Enstitülerinin kuruluş amaçlarının da bir gereği olarak tüm ülkeye neredeyse eşit aralıklarla serpiştirilmiş bir şekilde kurulmuştur. Bundan amaç, tüm ülkenin köy çocuklarına okumada fırsat eşitliği sağlamak, bu okulların ışığından ülkenin tüm köylerini aydınlatmaktır.

Köy Enstitüleri henüz yeni kapatılmıştır. Bu yüzden onların yerlerinde eğitimi sürdüren altı yıllık ilköğretmen okullarındaki eğitim geleneği Köy Enstitüsü ortamına çok yakındır. Öğrenciler, üretimde doğrudan yer almamakla birlikte, yaz döneminde bir ay süreli yaz kursları uygulamalarında, bölgenin özelliğine göre, duvar örme, arıcılık, meyvecilik, kavakçılık gibi çalışmalar içinde bulunurlar, bu çalışmalar yıl içindeki tarım derslerinde de sürdürülürdü. Ayrıca tüm öğrenciler, kendi sınıflarının temizliğini kendileri yapar, yemekhane ve çamaşırhane gibi birimlerde nöbet tutarak bu hizmetlere katkıda bulunurlardı. Onlar da tıpkı Köy Enstitülü ağabeyleri gibi birer müzik aracı çalar, sık sık yapılan eğlence gecelerinde Enstitüden kalma türkülerle halay çekerlerdi.
(Milli Eğitim Dergisi sAYI 160 Güz: Öğretmen Yetiştirmede 130 Yıllık Bir Sürecin Öyküsü: Yüksek Öğretmen Okulları- İsa EŞME)

Sayın İbrahim Zencirci Beyefendinin tabiriyle: Meraklısına... Yukarıdaki özelliklere sahip kaç tane öğretmen gösterebilirsiniz?

Varsa, onlara de selam ve saygılarımı sunuyorum. Demekki, Mustafa Kemal Atatürk'ün emaneti emin ellerdedir.

Hüsnü EKİZCELİ
DENİZLİ

Düzenleyen - husnuekizceli on 23/10/2005 18:17:55

 sayfa başına git

Recep Cirik
Yetkili Üye


Gent
373 Cevap
Gönderim - 23/10/2005 :  22:34:35       
  Değerli Hüsnü Bey
İnsanların kendilerini anlatması hoş karşılanmaz.
Eğitimcilerimiz ve değerli meslekdaşlarımın bu konuda yazı yazmaları 12 Eylül ööncesi ve sonrası öğretmenleri arasında münakaşaya sebep olur diye çoğu eğitimcilerimiz bu konuya değinmiyorlar.

Bidokuzyüzaltmışdört'te öğretmen okulu sınavlarına öğretmen olmak için girdik. 'Alnımızda bilgilerden bir çelenk' dedik. Öğretmen olduk ve öğretmen öleceğiz.
Biz idealist olarak yetiştirldik. Herşeyden önce vatan dedik. Muallim diye türküler yakılacak kadar gözde bir mesleğimiz vardı. Yel üfürdü, sel götürdü, Kendini yenileyebile, topluma yararı olanlar ayakta kaldı. Geleniktidarlar önce okullarıın içini boşalttılar. Adını lise yaptılar. Hızlı öğretmenler yetiştirdiler. Onlar da virajı alamayıp tosladı. 12 Eylül geldi iktidarlar işini bilen adam yetişsin dediler.
Maaşlarını kestiler. İkinci bir iş bulmak zorunda kaldılar. Kimi çorap sattı, kimi kolonya.
Taksi şoförlüğü de cazip işler arasındaydı. Geçim telaşına kapıldılar. Mesleği unutturdular. En iyi ekonomistler onların arasından çıkmaya başladı.
Okusun da öğretmen olsun ' sözünün yerini 'hiç olmazsa öğretmen olsun sözü aldı.

Öğretmenlerin misyonu bitmez. Öğretmen kendini yetiştiremezse, çağa ayak uyduramazsa biter.

Bitenlerin ruhu şad olsun.

 sayfa başına git

korgun
Çankırı Gönüllüsü



231 Cevap
Gönderim - 24/10/2005 :  05:07:31       
  Şu an fiilen başka görev yapsamda bende öğretmenim.
Milli Eğitim camiasında 6 yıl öğretmen ve idareci olarak görev yaptım.
24 Kasım yaklaşıyor...
Senede bir kere "Öğretmenim canım benim..." dendimi iş bitiyor...

 sayfa başına git

husnuekizceli
Yetkili Üye


DENİZLİ
180 Cevap
Gönderim - 24/10/2005 :  21:43:31     
  Saygıdeğer Recep Ağabey,

Ben öğretmenleri çok severim. Geçen sene ilkokul 4-5'nci sınıfta bizleri okutan Konya Beyşehir nüfusuna kayıtla İsmail EVCİL isimli öğretmenimi buldum. Bizim için zor olmuyor artık, teknolojinin sayesinde.

İnanın onunla konuşurken telefonun bu ucunda 11-12 yaşlarında Hüsnü EKİZCELİ var, diğer tarafta ise insanın sesini duyması karşısında bile duygulandığımız Öğretmenim.

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin sigortalarına bakacak olursak. Atatürk Bu cumhuriyeti; Türk Silahlı Kuvvetleri hariç, iki meslek mensubuna emanet ettiğini görürüz.

1- Genç Cumhuriyeti koruyacak ve daha ileriye taşıyacak nesiller yetiştiren öğretmenler,

2- Bir diğeri ise Cumhuriyet Savcılarına. Bakınız hiç bir mesleğin unvanının başında "Cumhuriyet" kelimesi bulunmamaktadır. Halbuki bu meslekten bahsedilirken ve yazılarkan "Cumhuriyet Savcısı" diye bahsederiz.

Sadece bir şeye anlam veremiyorum. Öğretmenler sürekli olarak verici olduklarından almaya hiç tahammül edemiyorlar. Bu da onların tek zaafiyet yönleri olsa gerek.

Tüm Öğretmenlerin ve köylerde cansiperane görev yaparak aydın nesillerin yetişmesine katkıda bulunan öğretmenlerin RAMAZAN BAYRAMINI kutluyorum.

En derin selam ve saygılarımla.

Hüsnü EKİZCELİ
DENİZLİ

 sayfa başına git

husnuekizceli
Yetkili Üye


DENİZLİ
180 Cevap
Gönderim - 24/10/2005 :  21:50:28     
  Metin Bey kardeşim.
Öğretmenlik güzel bir duygu be...
Öğretmenlik yaptığınız günlerdeki,itibarı ve zevki bulabildiğinizi tahmin etmiyorum.

Kendileri küçük, dünyaları büyük yarının büyüklerine: Bir şeyler öğretmenin zevkini hiç bir şey tutmaz."Sene de bir gün de olsa hatırlanmak" insana bambaşka duygular yaşatıyor değil mi?

En derin selam ve saygılarımı gönderiyorum.

Hüsnü EKİZCELİ
DENİZLİ

 sayfa başına git

irfan18
Üye



1 Cevap
Gönderim - 25/10/2005 :  12:49:25     
  sevgili hüsnü abicimm aradada olsa yazılarını araştırmalarını takip etmeye çalışıyorum.sende bu türlü bir yeteneğin olduğunu biliyordum.bu sitedeki yazılarını özenle okuduğumu bilmeni isterim.yazmış olduğum kullanıcı kimliğinden kim olduğumu umarım anlamışsındır.köy öğretmenliği deyince aklıma 5 yaşlarında iken köyde gördüğüm ve hala unutamadığım idealist öğretmenler aklıma geliyor.bence şimdiki öğretmenlik çok kolay olsa gerek....

 sayfa başına git


Forumda görüş beyan etmek ve yorum yapmak için üye olmanız gerekmektedir.
Yer alan ifadeler kişisel olup, hiçbir kurum ve/veya kuruluş adına görüş bildirilmez, bildirilse dahi kişisel kabul edilir ve yer alan her görüş yazarını bağlar. Site grup, cemaat, klik  vs bir sınıflama olmaksızın herkese açık olduğu için LÜTFEN POLEMİKLERE GİRMEYİNİZ, sadece kamuya sunacağınız bilgi ve görüşleri bizlerle paylaşınız. Yazılara yapılacak tenkitler edebi ve bilimsel formlar ve bilimsel etik açısından uygun olmalıdır. Kişilik haklarını ihlal halinde, hukuka, ahlaka aykırı görüş beyan edildiği ve ticari reklam yapıldığı durumlarda yazının yayınına izin verilmez. Kitap,dergi tanıtımları ticari sayılmaz. Yazılarınızda yaptığınız alıntılar (iktibaslar) için açıkça kaynak gösteriniz.

Çankırı Araştırmaları sitesi'
nde yayınlanmakta olan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının yada telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin —kısa alıntı ve tanıtımlar dışında— herhangi bir biçimde basılmaması, yayınlanmaması, editörlerimizin ve üyelerimizin kaynak belirtmeden herhangi bir alıntıyı sitemizde yayınlamaması önemle rica olunur. Kaynak belirtilmeksizin sitemizde yayınlanan alıntılar ve görüşler yazarlarını bağlar.

Kalite Anlayışımız:
Lütfen bildirilerinizi yayınlamadan önce yazım kuralları ve içerik açısından kontrol ediniz. Mümkünse önce word belgesi olarak yazıp denetleyiniz. Sonra kopyala-yapıştır yöntemiyle buraya taşıyınız. Dilimize gereken özeni göstermeyen ve kurallara uymayan bildiriler silinecektir.

   



Ana Sayfam Yap Favorilerime Ekle       © Çankırı Araştırmaları Sitesi hatsanat site yönetim sayfa başına git