Çankırı Araştırmaları Sitesi | Forumlar  
Çankırı Araştırmaları Sitesi  
Çankırı Araştırmaları Sitesinin 2002-2005 dönemi arşiv kayıtlarıdır.
 Arama Forumlar  Yazılar  Resimler  İletişim  
          www.cansaati.org
   
 

 

 
 Tüm Forumlar
 Ömer TÜRKOĞLU [Köşe Yazıları]
 
1902 Çankırı Depremi*
  Yazıcı Çıktısı /Yazıyı Bilgisayarına kaydet  

Yazan Önceki Konu Konu Sonraki Konu  
kebikec
Araştırmacı-Yazar


Ankara
17 Cevap
Gönderim - 20/09/2005 :  22:30:17      
1902 Çankırı Depremi*
Ömer TÜRKOĞLU

Bir deprem kuşağı kenti olan Çankırı ve ilçelerinde tarih boyunca değişken şiddetlerde onlarca deprem yaşanmış, telafisi zor maddi zararlar bir yana, kaybedilen yüzlerce can yöre halkını tarifsiz yas ve kederlere sevk etmiştir.

Son olarak 17 Ağustos ve 12 Kasım 1999 tarihlerinde yaşadığımız büyük depremler ile kamuoyunun gündemine giren bu doğal afet, aslında Anadolu halkı için hiç de yabancı değildir. Hatta ülkemizin büyük bir bölümünün deprem kuşağı içinde yer aldığı düşünülürse, insanımızın bilincinde -folklorik de olsa- bir “deprem kültürü”nün oluştuğu bile söylenebilir.

Ne var ki bu deprem kültürünün “folklorik” anlayıştan ve kaderci bakış açısından kurtarılıp bilinçli bireylerle ve devletin katkısıyla, üstelik sadece depreme değil, her türlü doğal afete karşı bilimsel tedbirlerin alındığı bir kültüre ve anlayışa dönüştürülmesi gerekmektedir.

Böyle bir dönüşümün gereklerinden birisi de geçmişte yaşanan depremleri bilmek, sonrasında alınan tedbirleri öğrenmek ve yaşananları kavramaktan geçmektedir.

Bundan yüz üç yıl önce, 9 Mart 1902 Pazar günü Çankırı’da meydana gelen deprem ve sonrasında yaşananlarla ilgili bildiklerimiz, devletin, bürokrat kesimin, yerel yöneticilerin ve halkın, deprem ve sonrasında ne yaptıkları ve neler yaşadıkları konusunda ipuçları verecek düzeydedir.

İmparatorluğun geneli bir yana, başkent İstanbul ve buradaki merkezi yönetim, depreme ve sonrasında yaşananlara hiç de yabancı değildir. Çankırı depreminden sadece sekiz yıl önce 10 Temmuz 1894’de İstanbul, birbiri ardı sıra gelen üç depremle sarsılmıştır. Bu depremde dikkati çeken en önemli özellik; kentin Esenköy semti ile Yalova’daki bazı arazilerde olduğu gibi çamurlu ve kumlu zeminlere yapılan ev ve çiftlikler yerle bir olurken sağlam ve kayalık zeminlere inşa edilen binaların yıkılmamasıdır. Bu depremde kesin olmamakla birlikte yaklaşık 474 kişi hayatını kaybetmiştir.1 Deprem sonrasında afetzedelere dağıtılmak üzere para yerine geçen özel biletler bastırılmış, belediye muhtaçlara ekmek dağıtmış, kurulan komisyonla imparatorluğun her tarafında yardım kampanyaları başlatılmıştır. Deprem sonrası çalışmalarda dikkati çeken bir nokta, olabilecek suiistimalleri önleyebilmek için hasar tespitinin tek elden ve merkezden yapılmaya çalışılmasıdır.

Merkezi Çankırı olan, ancak başta Bolu, Araç, Çerkeş, Safranbolu ve Daday olmak üzere komşu bir çok yerleşim biriminde hissedilen ve büyüklüğü 5.6 olarak tahmin edilen2 depremin hemen sonrasında mutasarrıf, Kastamonu valisine telgraf çekerek3 depremin oldukça uzun sürdüğünü ve başta hükümet konağı olmak üzere, telgrafhane, resmi daireler, camiler ile evlerin bir çoğunun yıkıldığını, halkın ise büyük bir heyecan ve panik içinde olduğunu yazarak konudan haberdar olmasını sağlamıştır. Sonrasında da kentteki asâkir-i redîfe (ihtiyat askerleri) çadırlarının depolardan çıkarılarak evleri zarar gören halka dağıtımına başlanmıştır. Çadırların yeterli olmadığı mahallerde ise halk evlerinin bahçelerine sığınmıştır.

Depremin sonrasında yapılan işlerden biri de oldukça zarar görmüş olan hapishanedeki mahkumların güvenli bir yere taşınması olmuştur. Çankırı hapishanesindeki mahkûmlar eski askerî depoya nakledilmiş ve bir müddet burada tutulmuşlardır. Diğer taraftan deprem haberini alan Kastamonu valisi, yanına kumandanı da alarak telgrafhaneye gelmiş ve Çankırı mutasarrıfı ile bizzat haberleşmeye başlamıştır.
Deprem haberi başkent İstanbul’a hemen bildirilmiş, sonrasında da padişah tarafından verilen emirle Çankırı’ya civar yerleşim merkezlerinde depolanmış çadırların bulundukları yerler ile miktarları tespit edilerek hasarlı bölgelere ulaştırılması emredilmiştir.

Depremden bir gün sonra kurulan “Tahkîk komisyonları” aracılığıyla araştırma ve incelemelere başlanıldığında maddi hasarın sanıldığından ve tahmin edildiğinden daha vahim olduğu anlaşılmıştır. Kent merkezinin “muhtevî olduğu üç bin küsur haneden az ve çok sakatlanmadık mahal kalmadığı”, şehre su getiren künklerin büyük hasar gördüğü ve sadece bu hasarın “iki milyon beş yüz küsur bin guruş raddesinde olduğu” ortaya çıkmıştır. Diğer taraftan sadece kent merkezi olan “Kengırı Kasabası”ndaki ölü ve yaralı sayısı yerel yöneticileri -can kaybı açısından- iyimserliğe itecek kadar yanıltıcıdır: Eldeki mevcut bilgiler “ikisi İslam ve ikisi Hıristiyan” dört kişinin hayatını kaybettiği ve yüz kişinin de yaralandığı şeklindedir. Belki de bu yüzdendir ki yetkililer tarafından kente başka tabip istenmemiş, ilaç ile tıbbî edevatın da -şimdilik- yeterli olduğu belirtilmiştir. Diğer taraftan çevre köy ve yerleşim birimlerine de “kol memurları” çıkarılarak zarar ve ziyanın kesin olarak tespitine çalışılmıştır. İlerleyen günlerde kol memurlarının keşif dönüşlerinde bilhassa köylerde hasarın ve can kaybının tahmin edilenden daha fazla olduğu ortaya çıkmıştır. Nitekim sadece merkeze bağlı Yerik4 köyünde yetmiş hane tamamen yıkılmış, biri erkek on ikisi kadın olmak üzere toplam on üç kişi hayatını kaybetmiştir.

Bunun üzerine önceleri kent merkezindeki bilançodan iyimserlik havasına kapılan yetkililer, yaşanan depremin tahmin edilenden daha fazla zayiat verdiğini anlamış olmalılar ki, ilk elde vilayet merkezi olan Kastamonu’dan derhal lüzumu kadar ilaçla birlikte askerî Doktor Yüzbaşı Cemal ve eczacı Hacı Ziya Beylerin Çankırı’ya gönderilmelerine karar vermişlerdir.5

Yaşanan doğal afet sürecinde yöneticilerin yeterli ve somut bilgiye sahip olmadan iyimserlik havasına kapılmaları, kimi tedbirlerin zamanında alınmasını engellemiş olmalıdır. Nitekim depremin hemen sonrasında İstanbul’daki “Rasadhâne-i Âmire’ye mahallinden” çekilen telgrafta “telefât ve hasarât olmadığı”,6 kentteki görevli doktor ile ilaç ve tıbbî malzemenin yeterli olduğu bildirilmiş, ne var ki daha sonra gelen haberler üzerine doktor ve tıbbî malzeme istenmesi mecburiyeti doğmuştur.

Yaşanan deprem faciasından sonra Çankırı’da yaraların ne şekilde sarıldığı konusunda -şimdilik- yeterli bilgiye sahip değiliz. Ancak Osmanlı döneminde bu tür doğal afetlerin sonrasında kurulan komisyonlar marifetiyle yardımlar toplandığını biliyoruz. Çankırı için de en azından Kastamonu vilayeti genelinde bir yardım kampanyası açılmış olması çok muhtemeldir. Diğer taraftan aşağı yukarı aynı zaman dilimi içerisinde Pirlepe ve Biga’da yaşanan sel felaketinden dolayı, dönemin İstanbul şehremini Rıdvan Paşa başkanlığında kurulan yardım komisyonunun topladığı paranın bakiyesi olan 52.000 kuruş “Bank- Osmanî” aracılığıyla Çankırı Mutasarrıflığı’na aktarılmıştır.7 Ancak kente su getiren su yollarındaki zararın 2.500.000 kuruş olduğu göz önüne alınacak olursa bu yardımın ne kadar cüzi olduğu anlaşılır.

Kent merkezinde hasar görmüş binaların fazlalığına karşın can kaybının az olması ile köylerdeki can kaybının yüksekliği, konut yapımında kullanılan malzemenin farklılığından ve köylerin kurulum alanlarının seçimindeki yanlışlıktan kaynaklanıyor olsa gerektir.

Bu yanlış ve vahim seçimin bugün de devam ediyor olması gerçekten üzücüdür. Şehirlerde bina yapımı aşamasında verilen ruhsatlarda zemin etüdünün yapılması gerekliliği bir yana, kırsal alanda yapılan inşaatlarda da belli zorunluluklar aranmalı, bilhassa köylerde gelişigüzel yapılanmalara izin verilmemelidir. Bunu sadece doğal afetlere karşı bir tedbir olarak algılamamalı, aynı zamanda geçmişten bize miras kalan ekolojik yapının gelecek kuşaklara, onlara layık bir şekilde aktarılması için bir zorunluluk olarak görmeliyiz.


DİPNOTLAR:
* Bu makale, daha önce Kebikeç dergisinin 14. sayısında yayınlanmıştır..

1 1894 İstanbul depremiyle ilgili olarak, Genç, Mehmet – Mazak Mehmet; İstanbul Depremleri, İGDAŞ Yay., İstanbul, 2001.

2 Atabey, Eşref; Deprem, MTA Yay., Ankara, 2000, s. 33.

3 Dönemin mülkî taksimatına göre Çankırı bir sancak olarak Kastamonu vilayetine bağlıydı. Dolayısıyla mutasarrıf bu tür yazışmaları bürokratik kaideler gereği öncelikle Kastamonu valisiyle yapmak durumundaydı.

4 Korgun ilçesine bağlı Karatekin köyünün eski ismi. Muhtemeldir ki depremden sonra yeniden inşa edilen köyün ismi “Karatekin” olmuştur.

5 Kastamonu Vilâyet Gazetesi, 12 Mart 1902, No: 1433, s.1.

6 Sabah, 11 Mart 1902, s.2.

7 Sabah, 25 Mart 1902, s.2.

Ömer TÜRKOĞLU

forvet
Çankırı Gönüllüsü


İSTANBUL
153 Cevap
Gönderim - 20/09/2005 :  22:40:40       
  Verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederiz. Özgün bilgi edinmek çok keyifli bişey.Bu site ve bu sitede yazanların farkı bu olsa gerek.
3. sü ilan edilen Bilgi Şöleninden burdanda söz etmek isterim. Niye şehrin bugünü yok gündemde ? Ve niye hep ünvanlı insanlar konuşmacı ?
Halk kültürü adına niye bir canlı tarih tanığı yok ?

YILMAZ UZUN  sayfa başına git


Forumda görüş beyan etmek ve yorum yapmak için üye olmanız gerekmektedir.
Yer alan ifadeler kişisel olup, hiçbir kurum ve/veya kuruluş adına görüş bildirilmez, bildirilse dahi kişisel kabul edilir ve yer alan her görüş yazarını bağlar. Site grup, cemaat, klik  vs bir sınıflama olmaksızın herkese açık olduğu için LÜTFEN POLEMİKLERE GİRMEYİNİZ, sadece kamuya sunacağınız bilgi ve görüşleri bizlerle paylaşınız. Yazılara yapılacak tenkitler edebi ve bilimsel formlar ve bilimsel etik açısından uygun olmalıdır. Kişilik haklarını ihlal halinde, hukuka, ahlaka aykırı görüş beyan edildiği ve ticari reklam yapıldığı durumlarda yazının yayınına izin verilmez. Kitap,dergi tanıtımları ticari sayılmaz. Yazılarınızda yaptığınız alıntılar (iktibaslar) için açıkça kaynak gösteriniz.

Çankırı Araştırmaları sitesi'
nde yayınlanmakta olan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının yada telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin —kısa alıntı ve tanıtımlar dışında— herhangi bir biçimde basılmaması, yayınlanmaması, editörlerimizin ve üyelerimizin kaynak belirtmeden herhangi bir alıntıyı sitemizde yayınlamaması önemle rica olunur. Kaynak belirtilmeksizin sitemizde yayınlanan alıntılar ve görüşler yazarlarını bağlar.

Kalite Anlayışımız:
Lütfen bildirilerinizi yayınlamadan önce yazım kuralları ve içerik açısından kontrol ediniz. Mümkünse önce word belgesi olarak yazıp denetleyiniz. Sonra kopyala-yapıştır yöntemiyle buraya taşıyınız. Dilimize gereken özeni göstermeyen ve kurallara uymayan bildiriler silinecektir.

   



Ana Sayfam Yap Favorilerime Ekle       © Çankırı Araştırmaları Sitesi hatsanat site yönetim sayfa başına git