Çankırı Araştırmaları Sitesi | Forumlar  
Çankırı Araştırmaları Sitesi  
Çankırı Araştırmaları Sitesinin 2002-2005 dönemi arşiv kayıtlarıdır.
 Arama Forumlar  Yazılar  Resimler  İletişim  
          www.cansaati.org
   
 

 

 
 Tüm Forumlar
 Ömer TÜRKOĞLU [Köşe Yazıları]
 
Çankırı’nın Su Tarihine Genel Bir Bakış*
  Yazıcı Çıktısı /Yazıyı Bilgisayarına kaydet  

Yazan Önceki Konu Konu Sonraki Konu  
kebikec
Araştırmacı-Yazar


Ankara
17 Cevap
Gönderim - 10/09/2005 :  17:12:09      
Çankırı’nın Su Tarihine Genel Bir Bakış*
Ömer TÜRKOĞLU

Osmanlı döneminde içilebilir, kullanılabilir, temiz suyun kaynağından çıkarılarak yerleşim birimlerine ulaştırılması işi, maddi ve teknolojik yetersizlikler yüzünden uzun yıllar yöneticilerin başını ağrıtmıştır. Nitelikli ve yeterli suyun toplu yerleşim birimlerine taşınamaması, sağlıksız beslenmeye ve salgın hastalıklara sebep oluyor, bunun sonucunda da ciddi oranlarda ölümler yaşanıyordu.

Osmanlı klasik döneminde yerleşik bölgelere su getirilmesi ve bunun şehirlerde künk ve kanallarla dağıtılmasındaki teknik işlerle uğraşmak ‘suyolcu’nun sorumluluğundaydı1. Kent ve kasabaların en büyük sorunlarından olan temiz ve nitelikli suyun temininde vakıflar da ağırlıklı olarak görev üstleniyorlar, kimi yerlerde sadece su temini ve ulaştırılması için vakıf kurulduğu oluyordu2. Bazı yerlerde sorunun eşraf tarafından da çözüme kavuşturulduğu oluyordu: Hicrî 1250 (1834-35) yılında bir Balkan şehri olan Siroz’da, kendisi de Sirozlu olan Müftizâde Esad Beyin yazdığına göre her esnafın muvazzaf bir çeşmeci ve karcısı vardı. Bunlar gerektiğinde suyollarını tamir etmek, çeşmeleri temizlemek ve yaz aylarında kar ve soğuk su tevzi etmekle görevliydiler3. Su, kaynağından pöyreh-pöhrenk, künk ve büz adı verilen pişmiş topraktan mamul borularla ulaştırılıyordu4. Ancak suyollarının korunması ve kente gelen suyun bağ, bahçe ve değirmen sahipleri tarafından kesilmesi ciddi sorunlar yaratıyordu. Çankırı’daki Sultan Süleyman Camii’ne gelen suyolu üzerine ve iki tarafına üçer arşın (yaklaşık 2 metre) mesafeye bağ, bahçe ve bina yapımı men edilmiş, aksine bir uygulama üzerine Çankırı kadısına hüküm gönderilmiştir5.

XVIII. yüzyıl, özellikle İstanbul’da, ama diğer taşra kentlerinde de büyük su yapılarının ve çeşme inşaatlarının yüzyılı oldu6. Buna rağmen XIX. yüzyıla gelindiğinde Anadolu’nun birçok kent ve kasabası su ve kanal altyapısından yoksundu7. Tanzimat sonrasında ise suyun kaynağından kente getirilerek, yapılan çeşmeler aracılığıyla dağıtılması, belediyecilik uygulamalarının en başında yer aldı. 1877 tarihli Vilâyât Belediye Kanunu, suyolları ile lağım borularının açılmasını 62. madde ile ruhsata bağlarken bir anlamda mevcut olan altyapı tesislerini koruma amacı güdüyordu. Ancak söz konusu altyapı, çok eski ve neredeyse kullanılamaz duruma geldiğinden birçok kent ve kasabada yükü taşıyamaz durumdaydı.

İmparatorluğun büyük kentlerinde olduğu gibi taşrada da içilebilir su ihtiyacı üç yöntemle temin ediliyordu: Birincisi mahallelerde bulunan çeşmeler, ikincisi evlerin avlularında veya mahalle aralarında açılan kuyular, üçüncüsü ise sakaların, kaynaktan fıçılara ve tenekelere doldurup getirdikleri sularla. Ne var ki kente fıçılar ve tenekelere getirilen suların, gerek bu tür taşıma araçlarının sağlıksızlığı, gerekse parayla satılıyor olması nedeniyle en azından taşrada ilgi görmemiş olması çok muhtemeldir. Yukarıda değinildiği gibi çeşmelere su pişmiş topraktan mamul borularla getirilirdi. Ancak kent içinde gelindiğinde, mahalle aralarında ve sokaklarda temiz su künklerinin kanalizasyon borularıyla yan yana olması sebebiyle, çoğu kez çatlayan ve kırılan künkler yüzünden sular birbirine karışıyordu.8

Yerleşim merkezlerine su getirilmesi işi maddi ve teknolojik olanaksızlıklar ve yetersiz iş gücü yüzünden uzun yıllar sürüyor, yapılan çalışmalar sırasında zaman zaman da can kayıpları yaşanıyordu. 1898 yılında Çankırı’nın Hıdırlık köyü yakınlarından kente su getirme ve çamaşırhane yapma çalışmaları sırasında kazı yapılırken, ahaliden altı kişinin üzerine toprak yıkılmış, sonuçta iki kişi hayatını kaybetmiştir9.

XIX. yüzyıl Anadolu kentlerinde suyollarının yenilenmesi ile çeşmelerin bakım ve onarım işlerinde görev ve yetki karmaşası yaşanması yüzünden çoğu kez hizmet aksıyor, kurumlar bu görevi birbirlerinin üzerine atıyordu. Kentsel altyapı konusunda vakıfların belediyeye bağlanması sağlanamadığından ikili bir yapı ortaya çıkmıştı10. Kimi yerleşim birimlerinde ise mutasarrıf ve kaymakamlar su ve kanalizasyon işleri için gelir kaynakları kısıtlı ve yargı gücünden yoksun belediyeleri zorluyor, belediyeler de işi evkaf idaresine veya su ve çeşme vakfı yöneticilerine yüklüyorlardı11. Maddi zorlukları aşma konusunda kimi valilerin marjinal sayılabilecek girişimleri de istenen sonucu vermiyordu. Örneğin Ankara’da Abidin Paşa’nın valilik yaptığı 1889 yılında, gelirinin suyollarının tamirine harcanması maksadıyla bir piyango tertip edilerek vilayete bağlı sancaklar olan Kayseri, Yozgat ve Kırşehir’de bilet satılmış, ancak satılan biletlerin parası bir türlü zamanında toplanıp ilgili hesaba aktarılamadığı için işe zamanında başlanılamamıştı12.

Anadolu’nun kimi şehirlerinde, XIX. yüzyılın ortalarından itibaren ilkel su kanalları ve künkler demir borularla değiştirilmeye başlanmış, ancak bu süreç, başta ekonomik sıkıntılar olmak üzere çeşitli nedenlerle uzun sürmüştü13.

Çankırı kent merkezinin çevresinde, yeterli miktarda nitelikli ve içilebilir su kaynağı olmaması yüzünden uzun yıllar su sıkıntısı yaşandığı bilinmektedir. Osmanlı döneminde sorunun çözümü için vakıflar kurulmuş, belediye kısıtlı maddi ve teknik ola¬naklarıyla çeşitli çalışmalar yapmış, ancak sorun uzun yıllar devam etmiştir. Kente iki çeşit memba suyu, toprak ve demir borularla getirilerek mahalle ve sokak aralarında bulunan çeşmelere aktarılırmıştır. Sulardan biri kentin batı taraflarından “toplama suretiyle” temin ediliyor14, diğeri ise kentin kuzeyinde bulunan Merzi (Alanpınar) köyünden getiriliyordu15. Ancak bu sular ihtiyacı karşılamaya kâfi gelmiyordu. Meşrutiyet döneminde her iki noktadan getirilen sular şehir dâhilindeki 45 çeşmeye dağıtılıyordu16. Çeşmeler için en büyük sorun, alkonlarının sık sık tıkanarak kullanılmaz duruma gelmesi idi. Bu durumda ise alkon (algun) ve lağımların tamiri işi belediye tarafından bu işin erbabına yaptırılıyordu. 1891 yılında belediye gelirlerinden bir yıl içinde bu işler için harcanan para miktarı ise toplam 1.192 kuruş 10 para olmuştu. İncili Çeşme, Söğütlü Çeşme, Saray Çeşmesi, Taşlı Çeşme ve Kadılar Çeşmesi gibi çeşmelerin yanı sıra 1889 yılında Çankırı’da, altı hamam ile Hatab Pazarı’nda (Odun Pazarı) belediyenin işletmeciye kiraya vererek hem gelir elde ettiği, hem de esnafın genel kullanımına yönelik ihtiyaçlarını karşıladığı bir de havuz vardı.

Çankırı’da da eski su borularının demir borularla değiştirilmesine mutasarrıf Abdülgâni Paşa döneminde başlanmıştır. 1898 yılında Paşa, yıllık 50.000 kuruş geliri ve 1,5 yük alacağı olan suyolu vakfının hesaplarını bizzat tetkik edip alacaklarını tahsil ettirmiş, eşraf ve memurlardan oluşan bir komisyon kurdurarak hem suyolunun eski borularının, hem de sağlıksız mahallerden geçen güzergâhının değiştirilmesi çalışmalarına başlanılmıştır17. Ne var ki bu çalışmaların beklenen sonucu vermediği ve kentin su sorunun daha uzun yıllar devam ettiği anlaşılıyor. Sağlıksız ve eksik malzeme kullanımı sonucunda suyu kaynağından kente getiren borular sık sık hasar görüyor ve kullanılmaz duruma geliyordu. 1912 yılına gelindiğinde yapılan keşif sonucu yine suyollarının tamiri için 1.534.000 kuruşa ihtiyaç duyulduğu anlaşılmış, konu Dâhiliye Nezareti’ne bir mazbata ile bildirilmişti18. Keza 1914 yılına gelindiğinde de Kastamonu valiliğinden suyollarının tamiri için istenen 25.000 kuruş, vilayet meclis-i umumîsi tarafından reddedilmiştir19.

Bu dönemde belediye yalnızca kent merkezinin su sorunuyla ilgilenmekle kalmıyor, olanakların elverdiği ölçüde çevre köylere de hizmet götürüyordu. Örneğin ciddi anlamda su sorunu bulunan Tuzlu ve İnaç köylerinin bu sorunu, Çankırı belediye kalfası İsmail Ağa’nın kontrolünde ve yardımsever vatandaşların yardımlarıyla çözüme kavuşturulmuştu20.


DİPNOTLAR
* Bu makale, yakında Çankırı Belediyesi tarafından basılması muhtemel olan Çankırı Belediyesi’ne Ait 1891 Tarihli Yevmiye Defteri isimli çalışmamızın bir bölümünün genişletilerek yeniden kaleme alınmasıyla hazırlanmış olup daha önce Kebikeç dergisinin 13. sayısında yayınlanmıştır..

1 Orhonlu, Cengiz; “XVI. Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğunda Su-Yolcu Kuruluşu”, Osmanlı İmparatorluğunda Şehircilik ve Ulaşım Üzerine Araştırmalar, Der: Salih Özbaran, Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi yay., İzmir, 1984, s. 78.

2 Kankal, Ahmet; “17. ve 18. Yüzyıllarda Kuzey-Batı Anadolu’da Sosyal Hayat (Şer’iyye Sicillerine Göre)”, Tarih İncelemeleri Dergisi, XV, Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi, İzmir, 2000. s. 47. Kankal makalesinde; Çankırı’daki su yollarını serdar-ı ekrem Hacı İbrahim Paşa’nın tamir ettirerek vakıflarda bulunduğunu Çankırı Şer’iyye Sicillerine dayanarak açıklamaktadır.

3 Ergin, Osman Nuri; Mecelle-i Umûr-ı Belediyye, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Yay., İstanbul, 1995, s. 671.

4 Kankal; a.g.m., s. 45.

5 Kankal; a.g.m., s. 46.

6 Cerasi, Maurice M.; Osmanlı Kenti, Osmanlı İmparatorluğu’nda 18. ve 19. Yüzyıllarda Kent Uygarlığı ve Mimarisi, Yapı Kredi yay., İstanbul, 1999, s. 191.

7 1894 tarihli Diyarbakır Vilâyeti Sâlnâmesi’nde Mardin kasabasında su yollarının yokluğu nedeniyle pis suların sokağa döküldüğü, bunun için bir yıl içinde “on iki bin arşun tulunda mecari [su yolu] inşa olunduğu”ndan bahsedilmektedir. (Bkz. sâlnâmeden aktaran Aydın, Suavi - Kudret Emiroğlu- Oktay Özel – Süha Ünsal; Mardin Aşiret-Cemaat-Devlet, Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı yay., İstanbul, 2000, s. 223).

8 Müderris Nazmi Âsaf; Anadolu’da İçilecek Sular Vefiyât Üzerinde Mühim Bir Âmildir, İstanbul, 1926, s. 5.

9 Kastamonu Vilâyet Gazetesi, 15 Eylül 1898, No: 1257, s. 3.

10 Tekeli, İlhan; Türkiye’de Kentleşme Yazıları, Ankara, 1982, s. 39.

11 Belediyeler ve vakıflar arasındaki bu görev ve yetki karmaşası cumhuriyet döneminde de bir müddet devam etmiş, hatta müderris Nazmi Âsaf gezisi sırasında Kayseri’ye uğradığında izlenim ve düşüncelerini; “... ta eskiden beri belediye üzerine nâfiz olan valiler su meselesiyle meşgul olmak istemişler ise de çok müşkülât görmüşlerdir. Kayseri’de de aynıyla böyle olmuştur. Belediyecilere pek dokunmağa gelmez, hemen adamı fena halde hırpalarlar ve onlar da bu hususta çok defa kabahati evkâfa atfederler” diye kaleme almıştır. Keza Karaman’da da belediye yetkilileri; [kasabaya borularla su getirmek isteyen kaymakamı] “belediye vâridâtını yok yere israf ediyor diye haylice çekiştirmişler”di. (age, s. 14)

12 Ankara Vilâyet Gazetesi, 23 Ekim 1889, No: 796, s. 2.

13 Özellikle taşra kentlerinde yaşanan maddi sıkıntılar ve teknolojik yetersizliklerin yanı sıra bir de, tutucu kesimlerin yeniliklere göstermiş olduğu tepki bu türden çalışmalara engel oluşturuyordu. Müderris Nazmi Âsaf, cumhuriyetin ilk yıllarında Anadolu’da yaptığı bir tetkik gezisinde demir boruların ilk döşenmesi sırasında Konya’da yaşanmış bir olayı ikinci ağızdan şöyle anlatır: “... ilk demir boru ile şehre su îsâl edildiği zaman, ‘demir borular vâsıtasıyla gelen su ile abdest almak câiz değildir’ gibi terakki ve teceddüd düşmanlarının ortalığa attığı dedikoduları dinleyen zavallılar da eksik değilmiş...” (age. 1926, s. 11).

14 Yazarın “Batı tarafından toplama suretiyle” şeklinde tarif ettiği su yolu, mutasarrıf Hacı Ahmet Kadri Bey döneminde Yukarı Pelitözü köyü üzerinden getirilen su yolu olmalıdır. (Bkz. Demircioğlu, Ziya; Kastamonu Valileri (1881-1908), Kastamonu, 1973, s. 17).

15 Dr. Raif; Türkiye’nin Sıhhî İctimâî Coğrafyası Kengırı Vilâyeti, İstanbul, 1926, s. 38.

16 Çankırı’da 10 Senelik Cumhuriyet Eserleri, Çankırı Matbaası, Çankırı, 1933, s. 11.

17 Kastamonu Vilâyet Gazetesi, 13 Nisan 1898, No: 1236, s. 2-3.

18 Kastamonu Vilâyet Gazetesi, 15 Kanunusani 1912, No: 1925, s. 1.

19 Kastamonu Vilâyet Gazetesi, 27 Nisan 1914, No: 2043, s. 9’da yer alan Vilâyet Meclis-i Umumîsi tutanaklarından.

20 Kastamonu Vilâyet Gazetesi, 11 Ağustos 1897, No: 1202, s. 2.

Ömer TÜRKOĞLU

ayyildiz
Çankırı Gönüllüsü


ankara
129 Cevap
Gönderim - 12/09/2005 :  22:00:05       
  Şahane bir araştırma yazısı devamını bekleriz .

Şaban AYDIN  sayfa başına git

korgun
Çankırı Gönüllüsü



231 Cevap
Gönderim - 13/09/2005 :  18:07:53       
  Kendisini Belediyemizin davet ettiği toplantıda tanıma fırsatı bulduğum fakat zaman darlığı nedeniyle görüşemediğimiz Sayın Ömer TÜRKOĞLU belkide Çankırı'nın geçmişi adına en büyük eksikliklerimizden biri olan "araştırma" sahasını harika yazılarıyla dolduruyor.
Zaman tünelinden bakalım daha neler neler yansıyacak cansaati'ne...

 sayfa başına git

Van Basten
Yorumcu


KIRIKKALE
52 Cevap
Gönderim - 14/09/2005 :  11:33:04     
  Okuması keyifli ve aydınlatıcı yazılarınızın devamını dilerim. Aydınlanma deyince acaba o tarihlerde nasıldı diye geçti aklımdan.?

S.G  sayfa başına git

kebikec
Araştırmacı-Yazar


Ankara
17 Cevap
Gönderim - 14/09/2005 :  23:03:13       
  Nazik iltifatlarını ve desteklerini esirgemeyen tüm hemşehrilerime teşekkür ederim. Daha güzel şeyleri sizlerle, hep birlikte memleketimiz için üreteceğiz. Selamlar

Ömer TÜRKOĞLU  sayfa başına git

İbrahim AKYOL
Yetkili Üye


Çankırı
63 Cevap
Gönderim - 20/09/2005 :  11:01:29       
  Ömer Bey;
Derin vukûfiyetle yazdığınız "Çankırı’nın Su Tarihine Genel Bir Bakış" konulu yazınızı zevkle okuduk. Tebrik ve teşekkür ederiz. Su konusu açılmışken elinizdeki kaynaklarda Çankırı'da yapılan çamaşırhanelerle ilgili (ne zaman ve kim tarafından yapıldığı, kaç tane olduğu vs.) bilgi varsa ve bizimle paylaşırsanız çok makbule geçer. Bu vesileyle özgün çalışmalarınızın devamını bekliyoruz. III. Çankırı Kültürü Bilgi Şöleninde -İnşaallah- sizi zevkle dinleyeceğiz. Görüşmek üzere, selamlar.
İbrahim AKYOL / ÇANKIRI

Düzenleyen - İbrahim AKYOL on 20/09/2005 11:03:19

 sayfa başına git


Forumda görüş beyan etmek ve yorum yapmak için üye olmanız gerekmektedir.
Yer alan ifadeler kişisel olup, hiçbir kurum ve/veya kuruluş adına görüş bildirilmez, bildirilse dahi kişisel kabul edilir ve yer alan her görüş yazarını bağlar. Site grup, cemaat, klik  vs bir sınıflama olmaksızın herkese açık olduğu için LÜTFEN POLEMİKLERE GİRMEYİNİZ, sadece kamuya sunacağınız bilgi ve görüşleri bizlerle paylaşınız. Yazılara yapılacak tenkitler edebi ve bilimsel formlar ve bilimsel etik açısından uygun olmalıdır. Kişilik haklarını ihlal halinde, hukuka, ahlaka aykırı görüş beyan edildiği ve ticari reklam yapıldığı durumlarda yazının yayınına izin verilmez. Kitap,dergi tanıtımları ticari sayılmaz. Yazılarınızda yaptığınız alıntılar (iktibaslar) için açıkça kaynak gösteriniz.

Çankırı Araştırmaları sitesi'
nde yayınlanmakta olan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının yada telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin —kısa alıntı ve tanıtımlar dışında— herhangi bir biçimde basılmaması, yayınlanmaması, editörlerimizin ve üyelerimizin kaynak belirtmeden herhangi bir alıntıyı sitemizde yayınlamaması önemle rica olunur. Kaynak belirtilmeksizin sitemizde yayınlanan alıntılar ve görüşler yazarlarını bağlar.

Kalite Anlayışımız:
Lütfen bildirilerinizi yayınlamadan önce yazım kuralları ve içerik açısından kontrol ediniz. Mümkünse önce word belgesi olarak yazıp denetleyiniz. Sonra kopyala-yapıştır yöntemiyle buraya taşıyınız. Dilimize gereken özeni göstermeyen ve kurallara uymayan bildiriler silinecektir.

   



Ana Sayfam Yap Favorilerime Ekle       © Çankırı Araştırmaları Sitesi hatsanat site yönetim sayfa başına git