Çankırı Araştırmaları Sitesi | Forumlar  
Çankırı Araştırmaları Sitesi  
Çankırı Araştırmaları Sitesinin 2002-2005 dönemi arşiv kayıtlarıdır.
 Arama Forumlar  Yazılar  Resimler  İletişim  
          www.cansaati.org
   
 

 

 
 Tüm Forumlar
 Erhan METİN [Köşe Yazıları]
 
Yenileşmenin Getirdikleri
  Yazıcı Çıktısı /Yazıyı Bilgisayarına kaydet  

Yazan Önceki Konu Konu Sonraki Konu  
Erhan Metin
Yetkili Üye


Çankırı
30 Cevap
Gönderim - 18/08/2005 :  06:12:50      
YENİLEŞMENİN GETİRDİKLERİ

Erhan METİN

Birer çocuktu Genç Osmanlılar…yaramaz, serkeş. Mefhumlar ve müesseselerle oynuyorlardı. Mehlika Sultan’a aşık yedi gençtiler. Meçhulü arıyorlardı, meçhulü ve mutlakı. Sonunda hepsi uslandı. Kanatları yorgun, kalpleri yaralı yurda döndüler. Gurbet kocatmıştı genç şahinleri… gurbet ve tecrübeler.
Bir zelzelenin içindeydik. Ne Kanun-u Kadim kalmıştı, ne Deb-i Dirin (eski töreler). Köprüler atılmıştı, geriye dönülemezdi artık. Yaşamak için yenileşmek lazımdı. Nereden ve nasıl başlayacaktık?
Osmanlı ilk olarak eğitim kurumları ile başladı yenileşmeye. Batı tarzı modern okullar ve yükseköğretim kurumları açıldı bir, bir. Hemen arkasından yenilikler önünde bir engel, yükselme dönemindeki haşmetini kaybetmiş ve zaferden çok kazan kaldırmaya alışmış yeniçeri ocağının kaldırılması geldi. Yenilikler bu şekilde olmasına rağmen bir türlü düzeltilemiyordu kötüye gidişat.
Ve yenilikler başka alanlarda da yapılmaya başlandı. Ama bu sefer; Kanunda, devlet yönetiminde, Sosyal hayat içerisinde (azınlıklar üzerinde). Padişah birilerinin can, mal, ırz namusunu garanti etme gereği duyuyordu. Daha önceleri bu insanların hakları sanki garanti altında değilmişçesine. Rusya, İngiltere, Fransa bazı etnik unsurların hamiliğini üstlenmeye başlamıştı. Islahat Fermanı ilan ediliyor, azınlıklara verilen haklar daha da genişletiliyordu.
Islahat fermanı Osmanlı Devletinin bekasını temin etmek maksadı ile ilan edilmiş bir fermandı. Fakat bu fermanın ilan edilmesi, hukuken olmasa bile fiilen devletin sonunu ilan etmekti.Çünkü fermanın özünde yer alan fikirler, temelde milli devlet içinde var olabilecek bir mahiyete sahipti. Fermanın telkin ettiği fikirlere bakıldığında milli devlet yapısına uygunluğu göze çarpmaktadır. Din farkının kaldırılması, karma mahkemelerin kurulması, din farkının olmadığı okulların açılması vb ifadeler buna örnek gösterebilir. Islahat Fermanı Osmanlı Devletinin ilk defa Avrupa devletler topluluğunun bir üyesi olması sonucunu da doğurmuştur. Bundan dolayı Avrupalı Devletler Osmanlı Devletinin toprak garantörlüğünü de üstlenerek; bundan sonra Osmanlı Devletinin toprak bütünlüğünü koruyacaklarına (1856- Paris Antlaşması) söz vermişlerdir. Islahat Fermanında en çok vurgulanan husus “eşitlik” olmuştur.
Meşrutiyet yönetimleri Osmanlı tebaasına seçme ve seçilme hakkını vermiştir. Fakat bütün bu verilen haklara rağmen Osmanlı Devleti; I. Meşrutiyet’in sonunda, 93 harbinden başarı ile çıkan Rusya’nın emelleri doğrultusunda kullandığı Ermenileri, kendisine bağlayamamıştır. Rusya Berlin Antlaşmasının 61.maddesinde Ermenilerin yaşadığı topraklarda ıslahat yapılması şartını koyarak; yapılacak ıslahatları denetleme hakkını da Avrupalı Devletlere bırakmıştır. Bu arada Avrupa, Osmanlının toprak bütünlüğünü koruma sözünü bırakmış; Sırbistan’nın bağımsızlığını tanımaktan da geri kalmamıştır.
Osmanlı yenileşmek ve bütünlüğünü korumak adına yaptığı her masum yeniliğin sonunda düşünemediği hesaplayamadığı ağır sonuçlarla karşılaşmıştır. Sözlerimi o dönemin sadrazamlarından olan ve o dönemi bizzat yaşayan bir devlet adamının (Said Halim Paşa) tarihe geçen ifadeleri ile bitirmek istiyorum;
“Her değişikliğin iyilik işareti olduğu inancını taşımak pek acaip bir vehmin gafletin eseridir. Çünkü gerileme ve çöküşler, ancak örf ve adetlerin değişmesi ile olur. Bundan dolayıdır ki hakiki bir yenileşme, zamanla meydana gelir. Öyleyse bizlerde, şahsi inanç ve arzularımızın tesiriyle, alelacele meydana getireceğimiz yeniliklerden kaçınmalıyız. Zira bu inanç ve arzularımız, çoğu kere sosyoloji ilmi esaslarının bilinmemesinden veya değişmesini arzu ettiğimiz durumu yanlış değerlendirmemizden ileri gelmektedir”.
Unutulmamalıdır ki bir toplumda yapılacak yeniliklerin başarısı; yapılan yeniliklerin toplum tarafından kabul edilip benimsenmesi ile sağlanır. Topluma benimsetilmeyen ve apar topar yapılan tüm yenilikler toplum yapısına ve özüne ters düşeceğinden toplum içerisinde radikal uçların çıkmasına sebep olabileceği gibi bu farklı uçların karşı karşıya gelmesine de sebep olacaktır. Yeniliklerde mühim olan yenilikten önceki toplumun hazır bulunuşluk düzeyi ve hazırlık safhasıdır.


Düzenleyen - Erhan Metin on 18/08/2005 06:26:26

Düzenleyen - Erhan Metin on 18/08/2005 06:28:40

Düzenleyen - Erhan Metin on 18/08/2005 06:30:52

husnuekizceli
Yetkili Üye


DENİZLİ
180 Cevap
Gönderim - 22/08/2005 :  21:52:04     
  Sevgili Erhan,
Yazınızdan bir kısmını buraya alarak bir hemşehriniz olarak yazılarınızı ve mesleğiniz ile ilgili konulardaki bilgilerinizi ve yorumlarınızı bizimle paylaştığınız,(yani, bir bakıma Benim Köşe yazımdaki"Biraz da Kendimizle Söyleşelim" konulu yazımda Sanat UstasıHint Dilinde “Renklerin Ustası” anlamına gelen “Ranga Charya'nın öğrencisine dediği gibi ) görüşlerinizi riske atıyor, bizimle paylaşıyorsunuz. Bu cesaretinizden dolayı kutluyorum.

.....Unutulmamalıdır ki bir toplumda yapılacak yeniliklerin başarısı; yapılan yeniliklerin toplum tarafından kabul edilip benimsenmesi ile sağlanır. Topluma benimsetilmeyen ve apar topar yapılan tüm yenilikler toplum yapısına ve özüne ters düşeceğinden toplum içerisinde radikal uçların çıkmasına sebep olabileceği gibi bu farklı uçların karşı karşıya gelmesine de sebep olacaktır. Yeniliklerde mühim olan yenilikten önceki toplumun hazır bulunuşluk düzeyi ve hazırlık safhasıdır. ....

Bu milleti en iyi bilen yine bu ülkenin kurtarıcısı Gazi Mustafa Kemal Atatürk;"Türk Milleti zekîdir." diye boşuna güvenmemiştir. O Yeni Türk Alfabesinin Türk Halkına benimsetilmesi işinin en az üç yıl sürebileceği tezlerine karşılık, üç yıl değil üç ay diyerek Kara Tahtanın başına kendisi geçerek milletine önderlik etmiştir.

Türk halkı yeniliklere çabuk adepte olan bir millettir. Bu da genlerinde bulunan zekî'lik ten olsa gerektir.

Artık teknolojinin ve haberleşme araçlarının verdiği bilgi ve kültür sayesinde hiç olmaz denilen şeylerin en kısa sürede gerçekleştiğine şahit oluyoruz. Toplumlar artık gerekli olan bilgi ve belgeleri araştırmak yerine internet denilen sonsuz bilgi kaynağı sayesinde istedikleri zaman elde edebiliyorlar. Önemli olan bilgiyi kullanabilecek ve yorumlayabilecek nesillerin yetiştirilmesidir.

İşte İki Örnek: İkisi de hemen hemen ilk defa Türk Milleti tarafından denenecektir.
1 - İZMİR UNİVERSİAD OYUNLARI,
2 - İSTANBUL FORMULA 1 YARIŞLARI,

BU İKİ ORGANİZASYON DAN DA BAŞARIYLA ÇIKMIŞ BİR MİLLETİN EVLADI OLARAK NE KADAR ÖVÜNSEK AZDIR. "ÖNCEKİ YILLAR DA BU GÖREVİ BİZE VERDİLER DE BAŞARAMADIK MI?"

EMEĞİ GEÇEN HERKESİ KUTLUYORUM.

En derin selam ve saygılarımla, Hüsnü EKİZCELİ - DENİZLİ

 sayfa başına git

metamer71
Okur


Çankırı
23 Cevap
Gönderim - 25/08/2005 :  10:07:08     
  Maddeler iki şekilde oluşurlar;Ya hızlı oluşarak bozuk yapıdadırlar ya da yavaş yavaş ugun şartlarda oluşarak kırstalik yapıdadırlar.Toplumların da değişimi bu şekildedir.Şartları oluşturmadan değişime gidilirse çıkacak karmaşa toplumun huzurunu bozacaktır.Şehirlerimize baktığımızda yapılaşmalarında bunu görebiliriz.Mesela İstanbul Dünya milletlerinin aşık olduğu diyar hızlı gelişmenin en güzel örneği,Bursa yeşil Bursa olmuş beton Bursa ,Oysa şartlar oluşturarak gelişen şehirler daha düzgün görünümlü.A.B'ye giriş sürecinde yapılılan değişikliler baktığımızda bozuk yapılanmanın olmasında korkuyorum.Alel acele alt yapısı oluşturulmadan çıkarılan kanunlar vs.Umarım bozuk bir yapılandırma oluşturmaz.
Selam ve dua ile
Kimyacı

Dost
 sayfa başına git

Erhan Metin
Yetkili Üye


Çankırı
30 Cevap
Gönderim - 27/08/2005 :  17:55:34       
  Toplumsal yenileşmenin kriterlerini kimya'ya adapte ederek açıklayan kıtymetli hocama teşekkür ederim. Hüsnü Bey Türk inkılabı; örnek verdiğiniz inkılaplardan biri olan harf devrimi, ve diğerleride dahil olmak üzere belirli safhalar gerçekleştirildikten sonra ilan edilmiştir. Mustafa Kemal Atatürk Milletin her şeyi ile inkılaba hazır olduğunu hissettikten sonra inkılablarını gerçekleştirmiştir.Bunu açık ve seçik "nutuk" ta görmek mümkündür. Dikkat edilecek olursa ,Saltanatla birlikte halifeli kaldırmamış; tam tersine saltanattan sonra halifelik makamının yaşamasına ses çıkarmamıştır. Fakat şartlar olgunlaştığında halifeliğin de kaldırılması gerektiğine inanmıştır. Bir dizi inkılaplar bu süreç içinde aşama aşama gerçekleştirilmiştir. Dikkat edeceğimiz üzere yapılan inkılapların hepsi farklı tarihlerde yapılmıştır. Bunun sebebi ise vurguladığımız üzere halkın hazırbulunuşluk düzeyine getirilmesinden dolayıdır. Mutlaka pürüzler karşı gelenler olmuştur. Ama bu tür yeniliklerde mühim olan çoğunluğun kabul edeceği yenilikleri gerçekleştirebilmektir.Toplumun kabul edemeyeceği yeniliklere vereceği tepkileri o anda beklemek yanlış olabilir. Toplumsal yaşam bir süreçse, bu tepkilerde süreç içersinde kendini gösterebilir.Bunu hesap etmek gerekir. Hesapsız yenilikler sonuçları büyük olabilecek maceralara çıkartılan davetiye niteliğini de taşıyabilir.
saygılarımla

 sayfa başına git


Forumda görüş beyan etmek ve yorum yapmak için üye olmanız gerekmektedir.
Yer alan ifadeler kişisel olup, hiçbir kurum ve/veya kuruluş adına görüş bildirilmez, bildirilse dahi kişisel kabul edilir ve yer alan her görüş yazarını bağlar. Site grup, cemaat, klik  vs bir sınıflama olmaksızın herkese açık olduğu için LÜTFEN POLEMİKLERE GİRMEYİNİZ, sadece kamuya sunacağınız bilgi ve görüşleri bizlerle paylaşınız. Yazılara yapılacak tenkitler edebi ve bilimsel formlar ve bilimsel etik açısından uygun olmalıdır. Kişilik haklarını ihlal halinde, hukuka, ahlaka aykırı görüş beyan edildiği ve ticari reklam yapıldığı durumlarda yazının yayınına izin verilmez. Kitap,dergi tanıtımları ticari sayılmaz. Yazılarınızda yaptığınız alıntılar (iktibaslar) için açıkça kaynak gösteriniz.

Çankırı Araştırmaları sitesi'
nde yayınlanmakta olan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının yada telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin —kısa alıntı ve tanıtımlar dışında— herhangi bir biçimde basılmaması, yayınlanmaması, editörlerimizin ve üyelerimizin kaynak belirtmeden herhangi bir alıntıyı sitemizde yayınlamaması önemle rica olunur. Kaynak belirtilmeksizin sitemizde yayınlanan alıntılar ve görüşler yazarlarını bağlar.

Kalite Anlayışımız:
Lütfen bildirilerinizi yayınlamadan önce yazım kuralları ve içerik açısından kontrol ediniz. Mümkünse önce word belgesi olarak yazıp denetleyiniz. Sonra kopyala-yapıştır yöntemiyle buraya taşıyınız. Dilimize gereken özeni göstermeyen ve kurallara uymayan bildiriler silinecektir.

   


-2147467259|Operation must use an updateable query.
Ana Sayfam Yap Favorilerime Ekle       © Çankırı Araştırmaları Sitesi hatsanat site yönetim sayfa başına git