Çankırı Araştırmaları Sitesi | Forumlar  
Çankırı Araştırmaları Sitesi  
Çankırı Araştırmaları Sitesinin 2002-2005 dönemi arşiv kayıtlarıdır.
 Arama Forumlar  Yazılar  Resimler  İletişim  
          www.cansaati.org
   
 

 

 
 Tüm Forumlar
 Erhan METİN [Köşe Yazıları]
 
Tarih Eğitimi Üzerine Notlar
  Yazıcı Çıktısı /Yazıyı Bilgisayarına kaydet  

Yazan Önceki Konu Konu Önceki Konu  
Erhan Metin
Yetkili Üye


Çankırı
30 Cevap
Gönderim - 12/08/2005 :  19:39:00      
TARİH EĞİTİMİ ÜZERİNE NOTLAR
Erhan METİN

Konu “tarih” olursa herkes söyleyecek bir şeyler bulur nasıl olsa diyerek başlamak isterdim sözlerime. Ama düşününce, bu anlayışın bizi nerelere getirdiğinin farkına vardım. Tarih kimilerine göre monoton bir süreç, kimilerine göre geleceğin anahtarı, kimilerince de bir övünç kaynağıdır. Bu görüşleri savunanlar hiç şüphesiz ki kendilerince haklıdırlar. Bizi ilgilendiren bu görüşlerin sahiplerinin kimler olduğu değil; bu görüşlere nasıl sahip olduklarıdır. Tarih hakkında görüş beyan eden şahısların büyük bir bölümü, bu görüşlerini öğrenim hayatları boyunca almış oldukları tarih eğitiminin sonucunda kesinleştirmişlerdir.

Tarih hakkında olumlu görüşlere sahip kişilere bu görüşlerinin sebeplerini sorduğunuzda; öğretmen faktörü, derste kullanılan öğretim stratejileri veya ders esnasında kullanılan araç ve gereç faktörlerinin etkisini vurgulayan açıklamalar getirdiklerine şahit oluruz. Gönlümüz bu açıklamaları yapan insanlarımızın artmasından yanadır.

Fakat ne üzücüdür ki bu açıklamaların yanında tarih ile yıldızları barışmayan tarihinden bahsedildiği zaman sırt çeviren kimselere rastlamakta mümkündür. Oysa günümüz insanının çağını anlayabilmesi ve çevresinde meydana gelen siyasi, ekonomik ve kültürel gelişmelere entelektüel açıdan yaklaşarak görüşlerini ifade edebilmesinin en büyük yolu sahip olduğu tarih hazinesidir. Tarih; bir kronoloji sıralaması veya kişiler ve olayların yorum yapmaksızın şuursuzca ezberlendiği ve sınavdan sonra tamamının unutulduğu geçici bellek dersi değildir. Tarih eğitimcilerinin yapmaları gereken en büyük mücadele, tarihi bu kalıptan çekip çıkarmak; bu kalıbın yerine bilgi çağının gereksinimi olan düşünen, düşündüğünü yorumlayan ve kendi doğrularına ulaşan örnek insan modelini ortaya çıkaracak tarih eğitimi kalıbını koymasıyla kazanılabilir.

Tarih eğitiminin ifade ettiğimiz düzeyde etkili hale gelebilmesi için tarih müfredatının teknolojik gelişmeler doğrultusunda, bu gelişmelerden faydalanılarak geliştirilmesi gerekir. Hatta bunun için aktif olarak çalışan uzman öğretmen ve akademisyenler yetiştirilmelidir.Tarih öğretiminin ayrı bir uzmanlık istediği gibi bu uzmanlığı ortaya çıkaracak teknolojik gelişmelere paralel oluşturulan tarih müfredatının hazırlanması da ayrı bir uzmanlık gerektirmektedir. Bunun için tarih müfredatını hazırlayan ve güncelleyen eğitim uzmanlarının çağın teknolojik donanım özelliklerine sahip olması bunun yanında tarih bilimi ile ilgili tüm ilmi konulara hakim olması gerekmektedir. Günümüzün tarih eğitimcisini, tarihçisinden ayıran en büyük özellik bu olmalıdır.Tarihçi tarihi bilgiyi araştıran ve bilimsel olarak ispatlayan akademisyendir. Tarih eğitimcisi ise hem bu akademik özelliği bünyesinde taşıyan bunun yanında tarihi bilgiyi çevresindekilere teknoloji ve pedagojinin liderliğinde veren ve verdiği bu bilgilerden yeni sonuç ve yorumların çıkmasına kaynak olan kişidir.
Bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere tarihçi ve tarih eğitimcisi farklı kişilerdir. Tarih eğitimcilerinin taşıdığı misyon ve bu misyon doğrultusunda izleyeceği vizyon farklıdır. Tarih eğitimcisi için asıl gaye; mevcut olan tarih hazinesini çevresindekilere yeni üretimler sağlayacak ve güncel sorunlara çözüm üretebilecek doğrultuda kazandırmaktır. Güncel sorunlara çözüm getiremeyecek, farklı bakış açıları kazandıramayacak bir tarih eğitimi mitolojilerin verdiği haz ve zevkten daha ileri olamaz.
Oysa 21.yy tarih anlayışının ruh okşamak veya insanları duygusal olarak etkilemek gibi bir amacı olduğu da düşünülemez. 21.yy’da Tarih biliminde de diğer bilimlerde olduğu gibi rasyonellik, bunun yanında çağımızın gereği olan bilgi ön planda olmalıdır. Bundan dolayıdır ki duyguların yanında fikirlerin doğuşunu sağlayacak, tarihten kuvvet alarak gelecekteki atılımlarda rol alacak kişilerin yetiştirilmesi 21.yy tarih müfredatının asıl amaç ve gayesi olmalıdır. Bilinçsiz olarak okuduğunu ezberleyen ve belli bir süre sonra ezberlediğinden eser bırakmayan bir tarih eğitimi, insanları sıkacağı gibi biraz önce belirtmeye çalıştığımız hedeflerden de uzaklaştıracaktır.
Gelişmiş ülkelerin eğitim sistemlerine baktığımızda bunu anlamak hiçte zor olmamaktadır. Mevcut olan şeyleri öğretmeyi hedef alan ve bu hedefi eğitim açısından yeterli olarak kabul eden eğitim sistemi, yerinde saymaktan daha öteye gidemez. Her geçen gün yenilikler ortaya koymayan ve yeni üretimler yapamayan bilimler önemini kaybetmeye mahkumdur. Tarihi bu kalıptan çıkaracaklar ancak 21.yy idealizmini taşıyarak donatılan Tarih eğitimcileridir. Unutulmamalıdır ki Tarih bilim olmanın yanında bir ulusun kimliğidir. Bu yüzden tarihi bilim olarak değerlendirirken diğer tabi ilimlerden ayrılan bu özelliğini de düşünmemiz gerekmektedir. Yetiştirdiğimiz nesiller eğer tarihine angaje olamıyorsa bunun sebepleri saptanmalı ve çözüm yolları aranmalıdır. Dünya üzerinde kimliklerini unutan ulusların yaşama şansı yoktur.
Günümüz Tarih dersleri, klasik tarih öğretimi sisteminden kurtarılmalıdır. 21.yüzyıla giren Türkiye’nin hedeflerini içine alan ve globalleşen dünyanın gereksinimlerine cevap veren bir tarih öğretim sistemine ihtiyaç vardır. Ezberleyen değil; öğrendiklerini hayatına aktarabilen nesli inşa edecek bir tarih eğitimi; tarih sevgisini, ulus bilincini ve milli kültürü harekete geçirebilir.

ayyildiz
Çankırı Gönüllüsü


ankara
129 Cevap
Gönderim - 12/08/2005 :  21:19:09       
  Tarihçi Erhan Bey Başbakan Erdoğanın Diyarbakır ziyareti üzerine ne diyeceksiniz acaba. Genel tarih muhabbeti yapmak hem işinize hem kolayınıza geliyor. Halbuki canlı tarih yaşanıyor siz tarihçiyim diyenler sadece seyrediyorsunuz .

Şaban AYDIN  sayfa başına git


Forumda görüş beyan etmek ve yorum yapmak için üye olmanız gerekmektedir.
Yer alan ifadeler kişisel olup, hiçbir kurum ve/veya kuruluş adına görüş bildirilmez, bildirilse dahi kişisel kabul edilir ve yer alan her görüş yazarını bağlar. Site grup, cemaat, klik  vs bir sınıflama olmaksızın herkese açık olduğu için LÜTFEN POLEMİKLERE GİRMEYİNİZ, sadece kamuya sunacağınız bilgi ve görüşleri bizlerle paylaşınız. Yazılara yapılacak tenkitler edebi ve bilimsel formlar ve bilimsel etik açısından uygun olmalıdır. Kişilik haklarını ihlal halinde, hukuka, ahlaka aykırı görüş beyan edildiği ve ticari reklam yapıldığı durumlarda yazının yayınına izin verilmez. Kitap,dergi tanıtımları ticari sayılmaz. Yazılarınızda yaptığınız alıntılar (iktibaslar) için açıkça kaynak gösteriniz.

Çankırı Araştırmaları sitesi'
nde yayınlanmakta olan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının yada telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin —kısa alıntı ve tanıtımlar dışında— herhangi bir biçimde basılmaması, yayınlanmaması, editörlerimizin ve üyelerimizin kaynak belirtmeden herhangi bir alıntıyı sitemizde yayınlamaması önemle rica olunur. Kaynak belirtilmeksizin sitemizde yayınlanan alıntılar ve görüşler yazarlarını bağlar.

Kalite Anlayışımız:
Lütfen bildirilerinizi yayınlamadan önce yazım kuralları ve içerik açısından kontrol ediniz. Mümkünse önce word belgesi olarak yazıp denetleyiniz. Sonra kopyala-yapıştır yöntemiyle buraya taşıyınız. Dilimize gereken özeni göstermeyen ve kurallara uymayan bildiriler silinecektir.

   



Ana Sayfam Yap Favorilerime Ekle       © Çankırı Araştırmaları Sitesi hatsanat site yönetim sayfa başına git