Çankırı Araştırmaları Sitesi | Yazılar  
Çankırı Araştırmaları Sitesi  
Çankırı Araştırmaları Sitesinin 2002-2005 dönemi arşiv kayıtlarıdır.
 Arama Forumlar  Yazılar  Resimler  İletişim  
 

www.cansaati.org

   
 
 Ana Sayfa >> Yazılar >> .Şehir Yazıları >> Politika Yazıları >> SAYIN HİKMET ÖZDEMİR'E AÇIK MEKTUP

 
Başlık: SAYIN HİKMET ÖZDEMİR'E AÇIK MEKTUP

ÇANKIRI MİLLETVEKİLİ
SAYIN HİKMET ÖZDEMİR'E AÇIK MEKTUP


Sayın Prof. Dr. Hikmet ÖZDEMİR
Muhterem Milletvekilim,

İzin verirseniz sizi saygı ile selamlayarak mektubuma başlamak istiyorum. Ve aslında bu mektup, “Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla” cinsinden bir mektup olup, başta görev yaptığınız komisyon üyeleri ve Çankırı Milletvekilleri olmak üzere bütün mebuslarımızadır. Mektubumun böyle algılanarak okunmasını ve değerlendirilmesini istirham ediyorum.

Sayın Milletvekilim,

Bir Çankırılı olarak bugüne kadar sizin TBMM Milli Eğitim,Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkan Vekili olarak görev yaptığınızı bilmiyordum. Bu durum benim adıma elbette üzücüdür.Ancak geç de olsa mesajınızdan böyle bir komisyonda Başkan Vekili olarak çalıştığınızı öğrenmem bana ayrıca mutluluk ve gurur verdi. Çünkü ben, görevli olduğunuz komisyonun çalışmalarının milletimizin istikbali açısından en önemli çalışmalar olduğuna, dolayısıyla görev yaptığınız komisyonun da TBMM'deki en önemli ve stratejik komisyon olduğuna inanan birisiyim. Bu yüzden böyle bir komisyonda sizin gibi milli hassasiyetleri yüksek kişilerin görev yapması bizlere ancak ve ancak güven verir. Sözkonusu komisyonun Başkanının da Sayın Tayyar ALTIKULAÇ gibi saygıdeğer bir insanın olması bu güven ve gururumuzu iki katına çıkarmış bulunmaktadır. Hülâsa, Ilgaz Dağı'nın iki yakasında doğup yetişen sizler gibi iki komisyon üyesinden beklenen de en az Ilgaz Dağı gibi yüksek şeylerdir. Çünkü Milli Eğitimimizin proplemleri en az Ilgaz Dağı kadar büyüktür ve herhalde sizler de bunun farkındasınızdır. Tabirimi lütfen mazur görün; bizim Millî Eğitim sistemimiz, yıllardır (belki de asırlardır) izlenen yanlış politikalar yüzünden, Millî Eğitim (Ulusal Eğitim) Sistemi olmaktan çıkmış, Milli Eğitim (Çamurlu ve Kirli Eğitim) Sistemi'ne dönüşmüştür. Bu sistemi temizleyip paklamaya, Milî bünyemize ve beklentilerimize cevap verir hale getirmeye sizin ve komisyonunuzun gücü ve görev süresi yeter mi bilmiyorum. İnşallah küçük de olsa bazı gelişmeler sağlanabilir.

Sayın Milletvekilim,

TBMM'de sizin gibi millî hassasiyetleri yüksek kişilerin görev yapıyor olması, en azından bizim gibi millî hassasiyetleri yüksek kişilerin beklentilerinin de büyük olmasına sebep olmaktadır. Ayrıca üyesi bulunduğunuz partinin, TBMM'de tek başına kanun çıkartacak çoğunluğa sahip olması, iktidarda bulunması, toplumun beklentilerine ve hislerine tercüman olacak biçimde söylemlere sahip olması da Türk Toplumu'nun sizlerden olan beklentilerinin artmasına sebep olmaktadır. Dolayısıyla sizler, şöyle veya böyle bu beklentilere cevap vermek mecburiyetindesiniz. Aksi takdirde 3 Kasım 2002 seçimlerinde sergilenen seçmen tavrından ders çıkarmamış olursunuz. ?unu açıkça itiraf ediyorum ki; yaklaşık 1.5 yıllık iktidarınız döneminde özellikle Milli Eğitim ve Milli Kültür Politikaları konularında fazla bir icraat yapamadınız. Dolayısıyla toplumun bu konudaki beklentilerine fazla cevap veremediniz. Gerçi AB, Kıbrıs ve Irak konularının aynı zaman dilimine denk gelmesinin karşınıza bir handikap olarak çıktığını ve hükümetinizin bu konularla boğuşmaktan eğitim ve kültür politikaları ile uğraşmaya pek fırsat bulamadığını biliyorum. Ancak ne olursa olsun bu konularda da bazı somut adımların şimdiye kadar atılması gerekirdi diye düşünüyorum. Hükümetinizin, komisyonunuzun ve hatta partinizin ne kadar süre daha gücünü koruyabileceğini kestiremiyorum ama, geçmişteki örneklere bakınca bunların tamamen sizin ve parti yöneticilerinizin tavrına ve gayretine bağlı bulunduğuna inanıyorum. Yani milletin beklentilerine cevap verebildiğiniz ölçüde ve sürece milletin vekili olacaksınız.


Değerli Milletvekilim,

Madem Millî hassasiyetlere önem veren bir iktidarsınız ve madem çoğunluğu millî hassasiyetleri yüksek kişilerden oluşan bir Komisyonsunuz (ki; öyle olduğunuza yürekten inanıyorum), o zaman millî hassasiyetleri yüksek bir Çankırılı olarak benim de sizlere bazı sorularım olacak. Problem olarak gördüğüm bu konularda ne gibi çözümler düşünüyorsunuz, eğer bu sitede cevap verme nezaketinde bulunursanız sevinirim:

SORU-1: Üniversiteye girişte uygulanan alan sınırlaması ve alan dışında yapılacak tercihlerde puan kaybı konusunu ne zaman halledeceksiniz? Dolayısıyla YÖK ve ÖSS ile ilgili düzenlemeleri ne zaman hayata geçireceksiniz?

SORU-2: Ülkemizde bir Dershane çılgınlığı yaşanmakta olduğunu ve bu dershanelerin tamamen bir hortum vazifesi görerek halkı hortumladığını herhalde biliyorsunuzdur. Bunun en açık delili, şehirlerin en lüks ve gözde binalarının dershane olmasıdır. Ankara'da Bakanlıklar ve Kızılay Bölgesi'ne şöyle bir bakınız, en gözde mekanlar ve en lüks binalar vıcık vıcık dershane kaynıyor. Demekki bu işletmeler çok fazla rağbet görüyor ve çok fazla kazanıyorlar. Aksi takdirde bunların ayakta kalmaları mümkün olmazdı. Diğer şehirlerin de Ankara'dan farklı olmadığı kesindir. Dershane olayında büyük paralar döndüğünü ve bu paraların çoğunun devletten gizlendiğini yakından biliyorum. Çünkü bu müesseseler kayıtlarının büyük kısmını gizli tutmaktadırlar. Öğrencilerin büyük bölümü resmi kayıtlarda görülmez. Dolayısıyla bunlara fatura kesilmez ve vergisi de ödenmez. Öğretmenler düşük ücret üzerinden bordrolanır ve sigorta edilir, kendilerine kayıtsız olarak yüksek ücretler ödenir. Ayrıca bu konuda bazı istisna ve teşviklerden de istifade ettiklerini sanıyorum. Vergisiz ve sigortasız da olsalar yüksek ücret ödedikleri için Milli Eğitime bağlı okullarda çalışan başarılı, bilgili ve yetenekli öğretmenler özel okullara ve dershanelere yönelmiş durumdarırlar. Her sene çocuğu ortaokul ve lise ikinci sınıflara gelen aileler başlarlar kara kara düşünmeye. Çünkü gelecek sene Anadolu ve Fen Liseleri ile Parasız Devlet Okullarına ve Üniversiteye giriş sınavları vardır ve çocuklar mutlaka dershaneye gönderilmelidir. Bu da aile bütçesine ilave yük demektir. Dolayısıyla halkımızın okullarımıza olan güveni ve rağbeti azalmış bulunmaktadır. Bu durum Milli Eğitim Sistemimiz adına üzüntü, kaygı ve hatta utanç verici bir durumdur. Ben yakasını dershanelere kaptırmış ve bu kurumlar tarafından sürekli söğüşlenen bir veli olarak (ayrıca dürüst çalıştığını iddia edenler varsa onları tenzih ederek) buradan size soruyorum;

a) Bu dershane çılgınlığına ne zaman ve nasıl son vereceksiniz?
b) Eğer ayakta kalacaklarsa, bunları denetim altına almayı düşünüyor musunuz?
c) Bu kurumların kayıtsız iş ve işlem yaparak velileri ve devleti hortumlamalarını ne zaman ve nasıl önleyeceksiniz?
d) Bu kurumlara karşı tamamen kapitalist ve liberalist bir yaklaşım sergileyerek sadece istihdam sahası olarak mı bakılıyor?
e) Halkın devlet okullarına karşı azalmış bulunan güven duygusunu nasıl ve ne zaman arttıracaksınız?
f) Devlet okullarındaki başarılı öğretmenlerin bu okullardan kaçışını nasıl ve ne zaman engelleyeceksiniz?
g) Sıradan bir meslek için bile ciddi ciddi sınavlar yaparken, öğretmen seçiminde sadece kura yöntemiyle yetinilmesine ne zaman son vereceksiniz?
h) İlköğretim okullarında başlatılan her sene kitap değiştirilmemesi uygulamasına liselerde de geçmeyi düşünüyor musunuz?

Size bu kadar soru yöneltmekle kalmıyorum ve bir de teklif ve çözüm önerisinde bulunuyorum: Ülkedeki dershane çılgınlığına son vererek devlet okullarının kalitesini yükseltiğiniz takdirde bu okulları paralı hale getiriniz. Ben inanıyorum ki; veliler dershanelere ödedikleri paranın yarısını bile devlete ödeseler bu düzenleme devlete ilave yük getirmez. Ve ben yine inanıyorum ki; siz halkın devlet okullarına güvenini sağladığınız takdirde dershanelere akıtılan para devletin bütçesine akmaya başlayacaktır. Hele bir dershane sektörünü karşınıza alma cesareti gösetererek işe girişin bakalım, o zaman görün bu ülkede neler olacak!?

SORU-3: ?ahsen benim türban gibi bir takıntım yok ama, bu ülkede yanında ve karşısında olmak üzere bir türban takıntısı olduğu kesindir. “Böyle bir şey gündemimizde yok” demek de bir çözüm yolu değildir. Hele hele Kıbrıs'a gelince “Çözümsüzlük çözüm değildir!” diyerek işi kestirip atmak, türbana gelince “Böyle bir şey gündemimizde yok” diyerek çözümsüzlüğü çözüm olarak benimsemek, kelimenin tam anlamıyla takiyyedir. Dolayısıyla bu, toplumda (lehinde ve aleyhinde olmak üzere) var olan ve yıllarca da var ola gelen türban takıntısını nasıl ve ne zaman halledeceksiniz?

SORU-4: İmam-Hatip Lisesi mezunu bir kişi olarak soruyorum; isminden dolayı sadece belli bir meslek grubu yetiştirmek üzere kurulmuş izlenimi veren İmam-Hatip Liselerinin adını en azından İlahıyat Meslek Lisesi veya Teoloji Meslek Lisesi gibi isimlerle değiştirmeyi düşünüyor musunuz? Bu okulların ve bu okullardan mezun olanların üstündeki önyargılara dayanan baskı ve manevi cebr,
ne zaman ve nasıl kalkacaktır? Bu konuda bir çalışmanız ve planlamanız bulunmakta mıdır?

SORU-5: Üniversite hocalarımdan birisi anlatmıştı: “ABD'de bir bilimsel kongreye katılmıştım. Kongre başlamadan önce herkes meslekleriyle birlikte tanıtıldı. Toplantı arasında bir adam geldi yanıma ve sordu:-Azizim bu Türkiye, dünyanın neresindedir?-Ben, aaa, dedim. Sayın profesör, biraz önce sizi coğrafya profesörü olarak tanıtmışlardı,yanlış mı hatırlıyorum yoksa? Adam nasıl cevap verse beğenirsiniz?-Hayır dostum, doğru hatırlıyorsunuz. Ben coğrafya profesörüyüm ama, ben sadece Güney Afrika'nın profesörüyüm-!”. Dolayısıyla Sayın Milletvekilim, bizim eğitim sistemimiz de böyle bir uzmanlaşmayı içeren sistem haline ne zaman gelecek? Biz her şeyi bildiğimizi zannederiz ama gerçekte hiçbir şeyi hakkıyla bilmeyiz.”Yarım doktor candan, yarım hoca dinden eder”hesabı, biz her şeyi ancak biraz biliriz.

SORU-6: Geçen 1.5 yıllık sürede kültürel alanda neler yaptınız ve neler yapmayı planlıyorsunuz? Türk ve İslam Kültürü'nü halkımıza ve dünyaya tanıtma adına komisyon ve hükümet olarak eskilerden farklı olarak neler yaptınız ve neler yapmayı planlayorsunuz?

SORU-7: 1980 öncesinde öğrenim görmüş bir kişi olarak söylüyorum: O devirde okullarda çeşitli çatışmalar ve boykotlar oluyordu ama, yanlış veya doğru gençlikte bir ideal ve bir hedef vardı. Gençler bu hedeflere varmak için uğraşır, çalışır, didinir ve hatta bu hedefe varmak için ölümü ve yaralanmayı bile göze alırdı (O günlere özlem duyduğum filan anlaşılmasın). Ancak günümüz gençliğinin bu tür bir kaygısı genelde yoktur, günü birlik yaşıyorlar,keyif verici ortamlarda vakit geçiriyorlar, adeta hayhuyla vakit öldürüyorlar, satanizm benzeri sapık inanç ve ilişkilerde tatmin arıyorlar ve böyle oldukları için genelde “OT” ya da “SEVGENǔ olarak adlandırılıyorlar. Bu gençlerin sorunlarının çözümü konusunda hangi politikaları ürettiniz ya da üretmeyi planlıyorsunuz?

SORU-8: 2002'de futbolda (bana göre tesadüfen kazanılan) dünya üçüncülüğünden sonra spordaki nispi gerilemenin durdurulması için neler planlıyorsunuz? Süreyya Ayhan, Futbol, Basketbol ve Kız Voleybol Milli Takımları örneğinde olduğu gibi Türk sporcularının uyduruk gerekçe ve sebeplerle sonuca gidemeyişini nasıl açıklıyorsunuz? Bu konuyu nasıl çözeceksiniz?

Sayın Millevekilim,

Ülkemizin genel meseleleri ile ilgili olarak yönetmiş olduğum bu sorulara ilave olarak zat-ı alinize ilimize yönelik olarak da bazı sorular yöneltmeyi uygun buluyorum. Öncelikle böyle bir sitede ve ortamda Çankırılılarla yüzyüze gelme ve sorgulanmaya açık olma medeni cesaret ve nezaketi göstermenizden dolayı size teşekkür ediyorum. Çünkü bu tavrınızla siz, Türkiye'deki “Milletvekilleri ancak seçimden seçime seçmenin ayağına gider, seçimden sonra seçmeni yüze benize almaz, ililenmez, seçildiği seçim çevresini unutur” şeklindeki imajı yıkmış oluyorsunuz. Bu nezaketinizi sizin hocalığınızla ve bilim adamı olmanın getirmiş olduğu tevazu ile açıklıyor ve asıl konuya geliyorum. Malum, Çankırılılar olarak partinize hem üç milletvekili verdik hem de belediye başkanlığını teslim ettik. Tabiri caizse, Çankırıyı ve Çankırılıyı en azından şimdilik sizin hünerli ellerinize bıraktık. Bu emaneti uzun süre elinizde tutmak size kalmış. Emanete sahip çıkmadığınızı gördüğümüzde geri almasını da biliriz vesselam. ?imdi:

SORU-1: Mesajınızda Çankırı'ya üniversite kurulması konusunda çalışmalar yaptığınızı söylüyorsunuz. Bu konuda komisyon olarak büyük yetkilere sahip olduğunuzu biliyoruz. Bu konu sizin komisyon üyesi olduğunuz dönemde mutlaka çözümlenmelidir. Konunun takipçisiyiz. Ancak burada önümüze bir handikap çıkıyor; malum Komisyon Başkanınız Sayın Tayyar ALTIKULAÇ Kastamonulu ve Kastamonu'da da üniversite olmayıp,aynı Çankırı gibi bazı fakülte ve yüksek okullar bulunmaktadır. Kastamonulular da bu konuda çaba sarfediyorlar. Yarın birisi çıkıp da Çankırı ile Kastamonu birbirlerine çok yakın, iki şehirde de üniversite kurulması devlet bütçesi bakımından israfa yol açar. Bir üniversite kuralım ve adı da Yeşil Ilgaz olsun. Ilgaz hem Çankırı'yı hem de Kastamonu'yu çağrıştırıyor, iki şehrin ortak mirasıdır.Üniversitenin rektörlüğü ise Kastamonu'da bulunsun, çünkü Kastamonu çok daha eski ve tarihi bir şehirdir. Çankırı'daki fakülteleri de Kastamonu'da Yeşil Ilgaz Üniversitesi'ne bağlayalım derse Çankırılılar ne yapacaktır? Bu konuda ne gibi bir çalışmanız bulunmaktadır? Buna engel olabilecek misiniz?İş, vaktiyle Çankırı ile Çorum arasında paylaşılamayan sonra da Çorum'a kaptırılan ?eker Fabrikasının akıbetine sakın benzemesin!

SORU-2: Çorum'a kaptırılan şeker fabrikasının bir benzerinin Çankırı'ya da yapılması için bir girişiminiz var mıdır? Böyle bir yatırımın, tarım ve hayvancılığın gelişmesi için çok önemli olduğunun herhalde farkındasınızdır. Çankırılı ise en küçük bir yatırıma ve istihdam sahasına bile muhtaç durumdadır.

SORU-3: Hemşehrilerimizden üst düzey görev talebi olanlarla ilgilenmeniz güzel bir davranış.Ancak bu konulara çok daha az zaman ayırınız ve Çankırı'daki büyük çoğunluğu düşününüz. Çünkü gelecek seçimlerde sizi kurtaracak olan bu üst düzey görev için kapınızı aşındıranlar değil, Çankırı'daki halk olacaktır. Dolayısıyla zamanınızın çoğunu onlara ayırmanızda ve oralara götürülecek yatırımlar için zaman geçirmekte büyük faydalar vardır. Size gelip şu veya bu şekilde şirin görünmek isteyenlere ve yağ çekenlere aldanmayarak halkın içine giriniz. Çünkü halkın gerçek nabzı Ankara'da falanca bakanlıktaki veya filanca kurumdaki bürokratların arasında değil, Çnkırı'da Buğdaypazarı meydanındaki (yerel tabirle Müflis tepesindeki) kahvelerde atmaktadır. Bunu yakalamaya çalışınız lütfen.

SORU-4: Çankırı'ya yatırım götürme konusunda panel, seminer ve konferanslar düzenlemek güzel bir şey. Çünkü panel aralarında ve sonlarında yemekler ve pastalar yenilir, sigara, puro ve pipolar tüttürülür, çaylar ve türlü meşrubatlar içilir, nutuk atma imkanları doğar vs. Ancak konuşulanlar ve yapay alkış tufanları bir hoş sada olarak salonlarda kalır ve unutulur. 1990'dan beri şahsen ben de Çankırılıların düzenlemiş olduğu o tür etkinliklere katılırım. Ancak tek aklımda kalan yakışıklı ve göbekli beylerle bakımlı hanım silüetleri olmuştur. Eşantiyon olarak da beleşine yediğim pasta ve yemeklerle duyduğum espri ve şakalar olmuştur. Dolayısıyla bu gibi faaliyetlere katılmak gerekli ve şart ise de küçük de olsa bölgemize yönelik yatırımlara ve somut adımlara ihtiyaç vardır. Zaman aha geldi aha geçiyor; geçen 1.5 yılda Çankırı'ya yönelik olarak hangi yatırımın gerçekleşmesine ön ayak oldunuz? 1.5 yılda eskiye göre ne değişti de gelecek (tabiki gelebilirse) 3.5 yılda ne değişecek? Çankırılı bunları bilmek ve bildiğine inanmak istiyor. İnandırabiliyor musunuz?

SORU-5: Çankırı Holding ve İstanbul'da kurulu Çankırılılar Vakfı ile yakın ilişkide olduğunuzu söylüyorsunuz? Bu kurumların Çankırı'ya yönelik olarak dikkate değer faydalı bir iş yaptığını duyan var mı bilmiyorum. Bir zamanlar Çankırılı bazı iş adamları Çankırı'da “YÜNSA” diye bir fabrika kurduklarını söyleyerek halkın elindeki küçük tasarrufları topladılar sonra da iç ettiler. Yani deve yaptılar. Benim ailem de bunların mağdur ettikleri ailelerdendir. Abim Libya çöllerinde kazandığı alınterini, Kayınbederim ise 27 senede biriktirdiği emeklilik parasını kaptırdı bu hırsızlara. Çankırılı böyle sahtekar yatırımcı istemiyor artık. Bize gelecek yatırımcı dürüst olsun isterse gavurdan olsun. Sahi sizler, Çankırı'ya yatırım yapmaları konusunda ülkemizdeki büyük yatırımcılarla örneğin KOÇ, SABANCI, KARAMEHMET, ULUSOY, YA?AR, ÖZİLHAN, KONUKO?LU, BOYNER gibi aile ve şirket mensuplarıyla hiç ilişki kurmayı denediniz mi? Ya da Başbakanın yurtdışı gezilerine katılarak yabancı yatırımcılarla ilişkiye geçebildiniz mi?Kamunun yatırımlar için ayırdığı tahsisatlardan Çankırımıza ne kadar pay ayırabildiniz? Bize böyle yatırımcı lazım sayın Milletvekilim. Çankırılı da olsa, hemşehri de olsa ne idüğü belirsiz bazı adamların yatırım yapıyoruz diye ilimize gelip zaten fakir olan halkımızı soymalarına lütfen vesile olmayınız.

SORU-6: Orta Termik Santralı örneğinde olduğu gibi, geçmişte şaşalı törenlerle temeli atılan yatırımların hayata geçirilmesi ve canlandırılması için herhangi bir çaba veriyor musunuz?

SORU-7: Çerkeş'te şöyle veya böyle bir entegre tesisi kuran, bunun karşılığında da Çankırı halkı tarafından bir dönem Milletvekilliği ile taltif edilen kişi şimdilerde nerededir bilen var mı? YİMPA? holdinge satılan bu tesiste Çankırılı'dan çok Yozgatlıların istihdam edildiği söyleniyor bu doğru mudur? Doğru olsa bile bu tesislerin şu anda verimsiz ve randımansız çalıştığı söyleniyor, bu tesisin tüm canlılığı ile çalıştırılması için neler yapılıyor ve neler yapılabilir? Herhangi bir araştırmanız ve girişiminiz var mıdır?

SORU-8: Madem partiniz belediye başkanlığını da kazandı. Belediye yatırım ve hizmetleri için İller Bankası'ndaki payımızın arttırılması mevcut payların ise bir an önce gönderilmesi hususunda neler yapıyorsunuz?

Sorularıma cevap verme nezaketi gösterirseniz hem ben, hem de bu siteyi takip edenler başta olmak üzere bütün Çankırılılar mutlu olacaklardır. Bundan hiç şüpheniz olmasın. Başta da dediğim gibi bu sorularımı ve düşüncelerimi sizin şahsınızda bütün komisyon arkadaşlarınıza ve diğer milletvekillerimize iletmiş oldum.

En derin saygılarımla.08.04.2004

Ömer Sağlam


Hit: 393
Oylama: Oy Puanı: 0 Oy Sayısı: 0 (Puan aralığı: 1 = çok kötü, 10 = çok iyi)
Eklenme Tarihi: 08/04/2004
Yazan/Kaynak: Ömer Sağlam
Yazanın Emaili/websitesi: n/a
Gönderen: Ömer Sağlam
Yorumlar: 0 Yorumlar |


Geri Dön
İlgili Diğer Makaleler
“ÇANKIRI’YA ÜNİVERSİTE KURULMASINI İSTİYORUZ” İMZA KAMPANYASINDA SON DURUM

APOLLON ve DİONYSOS

BAŞBAKAN'DAN ÇANKIRILILARA FAKÜLTE SÖZÜ

Çankırı’nın Faydalanabileceği Teşvikler

Hastalıklı Şehir

iki konuda...

Kim Söyliyecek

Milletvekillerine Genel Sorular

SAVAŞIN GELECEĞİ

SAYIN HİKMET ÖZDEMİR'E AÇIK MEKTUP

SAYIN ÖMER SAĞLAM'A CEVAP

TEBRİK-TEŞVİK-TEKLİF

-2147467259|Operation must use an updateable query.
Ana Sayfam Yap Favorilerime Ekle       © Çankırı Araştırmaları Sitesi hatsanat site yönetim sayfa başına git